3- Çeşitleri Hakkındadır;
Bazen Kur´an ayetleri hadisin sebeb-i vurudıına sebep olduğu gibi bazen de hadis, ayetin sebeb-i nüzûlu olabilir. Bazen de, hadis´ sahabeden onu işitenleri alakadar eden bir işle ilgili olduğu gibi, ayette aynı şekilde gelebilir.
Birincisine, Buharı, Müslim, Tirmizî ve Ahmed b. Hanbel´in, Ka´b b. Ucre´den -farklı lafızlarla- rivayet ettikleri şu hadis gösterilebilir, -lafız Buharî´ye aittir- Rasulullah (s.a.v.) onun yüzüne aşağı bitlerin düştüğünü gördü ve ona böceklerin seni rahatsız ediyor mu?" buyurdu. O da "evet" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) ona, - Hudeybiye´de bulunurken- başını tıraş etmesini emretti. Bu sırada Rasulullah (s.a.v.) ve sahabileri Mekke´ye girme arzusu üzerinde bulunuyorlar ve Rasulullah (s.a.v.), kendilerinin Hudeybiye´deki ihramdan çıkacaklarını onlara beyan etmemişti.
Akabinde Allah (c.c), tıraş olmanın fidyesini bildiren Bakara Sûresi´nin 196. ayetini indirdi. Rasulullah da, Ka´b b. Ucre´ye bir farak buğdayı altı fakire yedirmesini, yahut bir koyun kurban etmesini veya üç gün oruç tutmasını emir buyurdu. [57]
Allah Teala mezkur ayette şöyle buyurmaktadır: "Allah için haccı ve umreyi tamamlayın. Eğer (düşman veya hastalık gibi bir engelle) çevrilmiş olursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. İçinizden hasta olan ya da başından bir rahatsızlığı bulunan (bundan ötürü tıraş olmak zorunda kalan) kimse, oruçtan, sadakadan veya kurbandan biri ile fidye´ versin. Güvene kavuştuğunuzda, hacc zamanına kadar umre ile faydalanmak, isteyen kimse, kolayına gelen kurbanı keser. Kurbanı bulamayan kimse üç gün hacda, yedi günde döndüğünüz zaman olmak üzere tam on gün oruç tutar. Bu, ailesi Mescid-i Haram civarında oturmayanlar içindir. Allah´tan korkun ve Allah´ın cezasının çetin olduğunu bilin." [58]
İkincisinin misali ise, Vahidî´nin, "Allah´a ortak koşan , onlar inanıncaya kadar evlenmeyin"1 ayetinin sebeb-i nüzulü misal verilebilir.
Mukatil b. Hayyan tarikinden, o şöyle demiştir: "Ayet, Ebi Merfedil-Ganevî hakkında nazil olmuştur. Şöyle ki:
"O Anak adındaki bir kadınla evlenmek için Rasulullah (s a.v.)´tan izin istedi. Anak, Kureyş Kabilesi´nden, güzellikte hatırı sayılan ve fakat müşrike olan fakir bir kadındı. Ebu Merfed ise müslümandı. Dedi ki: "Ey Allah´ın Rasulü! O kadın gerçekten çok hoşuma gidiyor." Bunun üzerine Allah Teala: "Müşrik kadınlarla, iman etmedikleri müddetçe evlenmeyiniz" ayetini indirdi.[59]
4- Sebeb-İ Nüzûl Ve Vurudıın Sekli:
Sebeb-i nüzul, bazen ayetin bir kısmı için gelmiştir.[60] -Biraz önce geçen ayette olduğu gibi- Bazen de hadisin bir kısmı için gelmiştir.
Bunun misali, Ahmed b. Hanbel ve Buharî´nin Ebu Said el-Hudrî´den, rivayet ettikleri şu hadistir: O, Rasulullah (s.a.v.)´ın şöyle dediğini işitmiştir:
"Sizden biriniz sevdiği bir rüya görürse, o Allah´tandır. Dolayısıyla Allah´a hamdetsin ve o rüyayı anlatsın. Fakat hoşlanmadığı bir rüya görürse o şeytandandır. Onun şerrinden Allah´a sığınsın ve rüyasını kimseye anlatmasın. O zaman ona zararı dokunmaz." [61]
Suyutî, yukarıdaki hadisin sebeb-i vurudu hakkında Ahmed b. Hanbel ve Müslim´in, Cabir b. Abdullah´tan rivayet ettikleri şu hadisi zikreder: "Adamım biri, Peygamber´e gelerek şöyle dedi: "Rüyamda başım kesilmiş yerde yuvarlanıyor ve ben de onu arkasından takip ediyordum. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), buyurdu ki: "Bu şeytandandır. Sizden biriniz hoşlanmadığı bir rüya gördüğünde onu hiç kimseye anlatmasın ve şeytandan Allah´a sığınsın." [62]
Dış görünüş her ne kadar iki mevzu (sebeb-i nüzul ve sebeb-i vurud) arasında bir yakınlığın olduğunu teyid etse de aslında nüzul ile vurud arasında sebepler cihetiyle bir ihtilaf vardır. Çünkü, sebeb-i nüzul bazen müfessirin görüşü olmasına rağmen vurud doğrudan hadisin metnine dayanır.
Sebeb-i Nüzul hakkında müfessirin görüşüne misal olarak Vahidî´nin Al-i İmran Sûresi hakkında zikrettiği şu hususu ele alabiliriz;
Vahidî şöyle demiştir:
"Tefsirciler dediler ki: "Altmış kişilik bir Necran süvari kafilesi Rasulullah (s.a.v.)´a geldiler. İçlerinden ileri gelenlerinden on dört kişi vardı. On dört kişinin içinde de bu kafilenin, işi kendilerine tevdi olan üç fert vardı. Bunların birincisine; el-Akıb (son sözü konuşan) denirdi. Bu şahsın ismi Abduîmesih´ti. Kavmin emiri ve meşveret yetkilisiydi. Onun görüşü alınmadan hiçbir şey yapmaya yetkileri yoktu.
İkincisine es-Seyyid denirdi. O, onların imamı idi ve seyr-u sefer yetkilisi idi. İsmi ´Eyhem idi.................(Bu heyet Hz.Peygamber (s.a.v.) ile İsa (a.s.) hakkında karşılıklı konuştular. Sonra Hz. Peygamber, onlara "İsa´yı annesinin, bir kadının taşıdığı gibi taşıdığını, sonra kadının kendi çocuğunu doğurduğu gibi onu doğurduğunu, sonra da çocuğun beslendiği gibi, İsan´nın da beslendiğini ve daha sonra yiyip içtiğini ve abdest bozduğunu bilmiyor muydunuz?" buyurdu. Onlar da "evet" dediler. Rasulullah (s.a.v.)´ın: "Öyleyse İsa sizin iddia ettiğiniz gibi nasıl Allah´ın oğlu olabilir?" buyurması üzerine sükût ettiler. Allah Teala onlar hakkında Al-i îmran Sûresi´nin evvelinden itibaren ****en ayeti indirdi." [63]
ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
Hadîsin Sebeb-İ Vurudunun Tarihi Ve Bu Konuda Vazilnıiş Olan Meşhur Kitaplar:
Sahabe asrından günümüze kadar Seleften varid oîan eserlere bakıldığında bu ilmin epeyce eski olduğu anlaşılır. Galip olan fikre göre bu ilmin tohumlan Sahabe ve Tabiîn döneminde atılmıştır. Zerkeşî´nin el-Burhan isimli "eserinde "inanıp iyi işler yapanlara.....önceden tattıkları şeylerde üzerlerine bir günah yoktur" [64] ayeti hakkında anlattığı şu hikaye durumu açık olarak ortaya koyar.
O şöyle demiştir: Kudame b. Mahzun ve Amr b. Madi Kerb, yukarıdaki ayeti delil getirerek ayetin sebeb-i nüzulünü bilmediklerinden içkinin mubah olduğunu söylemişlerdir. Zira Hasan
O ve diğerlerinin bildirdiğine göre sebeb-i nüzul içkiden menetmektedir. İçkinin haram oluşunu beyan eden ayet indiğinde, Sahabe-i Kiram şöyle dedi: "İçki karınlarında olduğu halde ölen kardeşlerimizin durumu ne olacak? Zira AÎlah Teala içkinin pis olduğunu haber vermiştir." Onların bu telaşı üzerine Allah (cc), "İman edip salih amel işleyenler üzerine önceden tattıkları şeylerde günah yoktur" ayetini inzal buyurdu. [65]
İşte bu benim kendisini işaret ettiğim şeyin doğruluğunu ortaya koyar. Yani sebeb-i vurud mevzusu, ulemanın erken devirlerde ilgilendiği hadis ilimlerinin bir dalıdır.
Ancak bu konuda ne zaman eser verilmeye başlanmıştır? Konuyla alakalı olarak kaynakların verdiği bilgi oldukça azdır. Gerçi Miftahü´s-Saade isimli eserin sahibi Taş Köprü Zade konuyla alakalı bazı tasnifata işaret etmektedir. Fakat kendisi onları görme-rıiştir.[66]
Şu kadar var ki Suyutî, Zehebî ve İbn Hacer´den naklen bu mevzudaki bazı tasnifatları zikretmiştir. Bu konuda eser verenler şunlardır:
1- Ebu Hafs el-Ukberî (ö. H.399). Ancak bugüfl isminden başka birşey bilinmemektedir.
2-Ebu Hamid Abdulcelil el-Cubarî[67]
Ben de şu anda onun isminden başka birşey bilmiyorum.
Suyutî´nin konuyla alakalı söylediği şöyledir: "****en dokuzuncu nevi, hadisin sebeplerinin bilinmesi: el-Bulkunî, "Mehasinu´l-Tstılah"ında ve Şeyhu´l-Tslam (İbn Hacer) "Nuhbe"sinde şöyle demişlerdir: Bu mesele hakkında Ebu´l-Hafs el-Ukberî ve Ebu Hamid b. Kutan el-Cubarî kitap yazdılar. Bu tasnifat günümüze ulaşmamıştır." [68]
3- Suyutî´nin, el-Lem´u fi Esbab-ı Vurudu´l-Hadis´i. Bu kitap şu anda incelenmesini ve tahkikini yaptığımız kitaptır.
4- İbn Hamza ed-Dimeşkî´nin [69], el-Beyan ve´t-Ta´rif fi Esbab-ı Vurudi´l-Hadisi´ş-Şerif adlı eseri. Mezkur eser bu ilim konusunda görüp vakıf olduğum sayılı tasnifattandır.[70]
Görüldüğü özere konu ile ilgili eserler oldukça küçük çapta olup | susuzluğu giderecek, verim sağlayacak seviyede değildir. Bu sebeple anlattıklarımız, oldukça dünde kalmış olup, bugün, konuyu enine boyuna genişçe incelemeye ihtiyaç vardır. Yardım Allah´tandır.
--------------------------------------------------------------------------------
[1] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 7-8.
[2] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 9-13.
[3] Et-Tehanevî, Keşşaf-u Istılahati´l-Fünun, 3/127, Hey´etüT-Amme li´1-Kitab.
[4] İbn Manzur, Lisanu´1-Arab, 1/440, Bulak.
[5] Keşşaf-u Istılahati´l-Fünun, 3/127.
[6] a. g. y.
Menahil, su kaynağı, konaklama yeri, su içilecek yer manasına gelmektedir. (Mütercim notu)
Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 14.
[7] İbn Manzur, Lisanu´1-Arab IV, 471.
[8]Bu tarif, Suyutî´nin, Lübabü´n-Nükul fi Esbabi´n-Nüzul adlı eserinde yaptığı tanımla mukayese edilerek yapılmıştır. Sebeb-i Nüzûli´l-Kur´an´ı, "ayetin inmesine sebep olan günlük hediseler" olarak açıklamıştır. Lübabu´n-Nükul ala hasiyeti Tefsir-i Celaleyn, s. 5.
Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 14-15.
[9] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 15.
[10] Usulcüler tahsisi şu şekilde tanımlamışlardır: Ammı, şanail olduğu efradından birine hasretmektir. (Usul-u Fıkıh Dersleri, Büyük Haydar Efendi s. 152´ye bak) (Mütercim)
Buna misal olarak Kur´an´ı Kerim´den (Tevbe-5) ayetini gösterirler. Tahsis için şart ve istisna gibi bir takım edatlar daha vardır.
İbnü´s-Subkî, Cemu´l-Cevarm", 1/429. (Tahkik Dr. Mahmud Ferec Süleyman, Doktora tezi)
[11] Hadis daha ileride tekrar görülecektir. Yani oturarak namaz kılmanın sevabı ayakta namaz kılmanın yansı kadardır. Mütercim
[12] Hz. Aişe´nin rivayet ettiği, "Rasulullah (s.a.v.) ihtiyarlayıp ayakta kılmak ağır geldiğinde namazının çoğunu oturarak kılardı" hadisine bakılabilir. Nevevî, 2/385,
Müslim III Müsafirîn 2, 385.
[13] Buharı, Kitabu´1-Hars, 3/141, Müslim, Büyü1 4/49.
[14] Ahmed b. Hanbel, Müsned, 1/178.
Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 15-16.
[15] Usulcüler mutlakı şöyle tanımlamışlardır: Yani herhangi arızî bir şeye itibar etmeksizin kayıtsız olarak asla delalet eden şeydir. İbnüs´s-Subkî´nin, el-Cevami´ adlı eserinin 1. cilt 458. sayfasına bakılabilir.
[16] Bu hadisin kaynağı ikinci kısımda zikredilecektir.
[17] Kaynağı daha sonra verilecektir.
Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 16-18.
[18] Usulcüler mücmeli şu şekilde tanımlamışlardır. Mücmel: Delaleti açık olmayan şeydir. Cemu´l-Cevami´, 1/500.
[19] Buharı, Kitabu´1-Ezan, 1, 157-158, Müslim,.Kitabu´s-Salat, 2/5, Tirmizi, Sünen, Kitabu´s-Salat, 1/369, Nesaî, Sünen, Kitabu´1-Ezan, 2/4, îbn Mace, Sünen, Kitabu´1-Ezan, 1/241, Ahmed, Müsned, 3/13, 189, Ebu Davud, Sünen Kitabu´s-Salat, 1/121.
[20] Ebu Davud, Kitabu´s-Salat, 1/316, Ahmed, Müsned, 4/42.
[21] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 18-21.
[22] Nesh, serî bir hükmün bir hitapla kaldırılması yahut, serî bir hükmün başka bir serî delille kaldırılmasıdır. (el-Gaysü´1-Hami´, I, 520)
[23] Ahmed b. Hanbel Müsned´inde ve Ebu Davud Sünen, Kitabıı´s-Siyam´da bu hadisi tahric etmişlerdir.
[24] Ahmed, Müsned, Kitabu´s-Siyam, Babu´l-Hicame 3/42-43.
[25] Ebu Davud, Kitabu´s-Siyam, 1/554.
[26] İbn Kudame, el-Muğnî, 3/103.
[27] İmam Şafiî, el-Ümm, 2/83, İbn Hazm, Ahkamu´l-Ahkam, 3/224..
[28] Fatır-18.
[29] İkinci kısım tahkik bölümünde hadisin kaynağı gelecektir.
[30] Cumhur ulema, orucun kaçmadığı, ancak sevabının azaldığı kan aa tindedirler.
[31] Müslim, Kitabu´s-Salat, 2/56.
[32] İmam Şafiî, el-Ümm, 1/151, Müslim, 12/58.
[33] Müslim, Kitabu´s-Salat, 2/53
[34] Şevkanî, Neylü´I-Evtar, 3/195.
[35] Aynı kaynak.
Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 21-24.
[36] Kaynağı ileride verilecektir.
[37] Hadisin kaynağı ileride verilecektir.
Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 24.
[38] Buharı, Kitabu´1-îlm, 1, 37, Kitabu´t-Tefsir, tnşikak Sûresi, Müslim, Kitabu´l-Cennet, 5, 726,
Ebu Davud, Kitabu´l-Cenaiz, 3, 163-164, ´
Tirmizi, Kitab-u Stfati´l-Kıyame ve Kitabu´t-Tefsir´de hadisin şahın olduğunu söylemiştir.
[39] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 24.
[40] En´am-82.
[41] Buharî-Kitabu´t-Tefsir. 6/144.
[42] Hakim, Müstedrek, 1/377.
[43] aynı yer.
[44] Şerid b. Süveyd es-Sekaff´dir, Sahabe´dendir.
[45] ibn Hacer, el-İsabe, 3/340-341.
[46] Mehasinü´l-Tstılah, s. 648.
[47] Aynı yer, hadisin kaynağı tahkik kısmında belirtilecektir
Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 24-27.
[48] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 28.
[49] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 28.
[50] ´Bakara-195.
[51] Ben diyorum ki bu söz, ayetin siyakına en uygun olan sözlerden biridir.
[52] Bakınız, Vahidî, Esbabu´n-Nüzûl, s. 38-39.
[53] Hadisin son cümlesi Taha Sîiresi´nin 14. ayetidir (Müterc). Hadis ve sebeb-i vurudu hakkında hadisler ileride tahkik bahsinde gelecektir.
[54] Talebenin hocasından işittiklerini yazdıkları kitaplar.
[55] İkinci bölümde tahkik konusunda hadisin kaynağı belirtilecektir.
[56] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 28-31.
[57] Buhari, Megazi, Bab-u Gazveti´l-Hudeybiye, 5/158, Müslim, Hacc, 2/288, Tirmizi, Tefsir, 2/181, Ahmed, Müsned, 4/242,
[58] Bakara-196.
[59] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 31-33.
[60] Bakara-221
[61] Ahmed Müsned, 3/8, Buharî Kitabu´r-Rü´ya, 9/39, 55, 4/152.
[62] Ahmed, Müsned, 3/383
[63] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 33-34.
[64] Maide-93
[65] Zerkeşî, el-Burhan fi Ulumi´l-Kur´an, 1/28. Not: Zerkeşî Osman b. Ma´zun hakkında yanılmıştır. Çünkü o, Bedir´den sonra vefat etmiştir. el-İstiab, 3/1053, el-îsabe, 5/423.
[66] Ahmed b. Mustafa, (Taş Köprü Zade), Miftahu´s-Saade ve Misbahü´s-Siyade fi Mevduati´1-Ulum, 2/378.
[67] İbnu´I-Esir, Tehzibu´l-Ensab, 1/302.
[68] Tedbiru´r-Ravi, 2/394, Mehasinu´l-Istılah, 632-633, İbn Hacer, en-Nuhbe, 268-269.
[69] el-Bağdadî, Zeyl-u Keşfi´z-Zıınun, 1/68.
[70] Ahkamu´l-Ahkam, 1/10
[71] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi?l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 35-36.