Eşin Olduğu Yer Vatan Gibidir

Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Mâlikîlerin, kişinin evinden uzaklaştığında yolculukta namazı kısaltma konusunda güzel bir görüşleri vardır.


Şöyle demişlerdir:

‘Bir yolcu, eşinin yaşadığı bir kasabadan geçtiğinde namazı tam kılar ve kısaltmaz; çünkü eş, kişinin vatanı (memleketi) gibi kabul edilir.’”

Mâlikî mezhebinin bu yaklaşımı, fıkhın yalnızca mesafe ve şekil üzerinden değil, insanın hayat gerçekleri ve bağları üzerinden de hüküm koyduğunu gösteren zarif bir örnektir. Yolculuk ruhsatı, meşakkat sebebiyle tanınmış bir kolaylıktır. Ancak bu meşakkat, insanın kendini yabancı, güvencesiz ve geçici hissettiği hâllerde söz konusudur. Eşin bulunduğu yer ise, fiziki olarak başka bir şehir dahi olsa, yolcunun kalben sükûn bulduğu, aidiyet hissettiği bir mekândır.

Mâlikîler, “vatan” kavramını sadece doğulan veya sürekli yaşanan yerle sınırlı görmemiş; insanın hayatını paylaştığı, ailesini kurduğu bağları da bu kavrama dâhil etmiştir. Bu sebeple eşin yaşadığı şehir, hükmen bir ikamet yeri gibi değerlendirilmiş ve yolculuğun getirdiği ruhsat burada sona ermiş kabul edilmiştir. Bu bakış açısı, evliliğin İslam hukukundaki merkezi konumunu da yansıtır. Eş, yalnızca bireysel bir ilişki değil; düzen, istikrar ve yerleşikliğin sembolüdür.
Ayrıca bu görüş, fıkhın katı bir matematik değil, hikmet merkezli bir ilim olduğunu hatırlatır. Aynı mesafeyi kat eden iki kişiden biri için sefer hali devam ederken, diğeri için sona erebilir; çünkü hükmün dayandığı şey sadece yol değil, yolcunun hâlidir. Mâlikîlerin bu yaklaşımı, hukukun insanı merkeze alan yönünü ve İslam’ın aile bağlarına verdiği derin değeri sessiz ama güçlü bir şekilde ortaya koyar.
 

Ekli dosyalar

  • G9Rw-MFWsAAFOSj.jpg
    G9Rw-MFWsAAFOSj.jpg
    56.2 KB · Görüntüleme: 118
Geri
Üst Ana Sayfa Alt