Hangi Örfi Adetler Din Diye Geçiyor Yazalım

BaiTullaH

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
S.a ark bildiginiz gibi eski türklerde töre vardı ve osmanlıdada töre ve şeri hüküm vardı günümüzdede bazı örfi adetler din olarak geçiyor bildiginiz örfi adetler varsa ve dini olarak geçiyorsa yazalım sapıklıktan uzak duralım . kaynakda belirtiniz
 

kuduri

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
salı akşamları banyo yapmak ve akşamları tırnak kesmek günah diye söylenirdi acaba bunun aslı nedir varmıdır böyle birşey.

islamda uğursuzluk varmıdır, varsa eğer, ALLAH yarattığı objeye neden uğursuzluk yükler.

açıklayıcı olursa sevinirim.
vesselam
 

Askalani

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
As'salamualeykum we rahmetullah we berakatuh

4059 - Büreyde radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm (halkın uğursuzluk çıkardığı) hiç bir şeyden uğursuzluk çıkarmazdı. Bir memur göndereceği zaman ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi ve hatta bunun neşesi yüzünde görülürdü. İsimden hoşlanmazsa bu da yüzünden belli olurdu. Bir köye girecek olsa onun da ismini sorardı, hoşuna giderse sevinirdi, hoşlanmazsa, bu, yüzünden okunurdu."

Ebu Davud, Tıbb 24, (3920).

4060 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm hoşuna giden bir kelime işitince: ("Âmin!"; "Dediğin çıksın!"; "Allah muradını versin!" manasında olmak üzere): "Senin uğurunu kendi ağzından işittik!" buyururlardı."

Ebu Davud, Tıbb 24, (3917).

4061 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm, bir ihtiyacı görmek üzere (yola) çıktığı zaman ya raşid (uğurlar olsun)! ya necih (hayırlı muvaffakiyetler) temennilerini işitmekten hoşlanırdı."

Tirmizi, Siyer 47, (1616).

4062 - Urve İbnu Amir el-Kureşi radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın yanında uğursuzluktan bahsedilmişti. Buyurdular ki:
"Bunun en iyisi fe'l (uğur çıkarma)dır. (Uğursuzluk inancı) bir müslümanı yolundan alıkoymasın. Biriniz, hoşlanmadığı bir şey görecek olursa şu duayı okusun: "Allahümme la ye'ti bi'l-hasenâtı illa ente ve lâ yedfe'u's-Seyyiâti illâ ente velâ havle ve lâ kuvvete illâ bike. (Allahım! Hayrı ancak sen verebilirsin, kötülüğü de ancak sen defedebilirsin. İbadet, çalışma, korunma vs. için muhtaç olduğumuz) güç ve kuvvet de ancak sendendir.)"


Ebu Davud, Tıbb 24, (3919).

4063 - İbnu Mes'ud radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:
"Uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir, uğursuzluk çıkarmak şirktir. (İhtiyarsız kalbine uğursuzluk vehmi gelip içinde bazı şeylere karşı nefret duyan) hâriç bizden kimsede bu yoktur. Lakin Allah onu tevekkülle giderir."


Ebu Davud, tıbb 24, (3910); Tirmizi, Siyer 47, (1614).

4064 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ne sirayet (buluşma), ne de uğursuzluk vardır. Benim fe'l hoşuma gider." Yanındakiler sordu: "Fe'l nedir?"
"Güzel bir sözdür!" buyurdu."
Buhari'nin rivayetinde şu ziyade mevcuttur: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Benim, dedi, fe'l-i salih, güzel bir kelime hoşuma gider."


Buhari, Tıbb 44, 54; Müslim, Selam 113, (2224); Ebu Davud, Tıbb 24, (3916); Tirmizi, Siyer 47, (1615).

4065 - Sehl İbnu Sa'd radıyallahu anh: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "bir şeyde (uğursuzluk) olsaydı, bu atta, kadında, meskende olurdu."
Buhari, Cihad 47, Nikah 17; Müslim, Selam 119, (2226); Muvatta, İsti'zan 21.
4066 - Hz. Cabir radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ne sirâyet, ne safer, ne de gûl vardır."


Müslim, Selam 109, (2222).


4067 - Ebu Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki: "Ne sirayet, ne safer ne de hâme vardır!" Bunu işiten bir bedevi atılıp:
"Ey Allah'ın Resulü! Öyle de, kumda geyik gibi olan develer, uyuzlu bir deve aralarına girince hepsine uyuz bulaşması nasıl oluyor?" diye sordu. Aleyhissalatu vesselam şu cevabı verdi: "Peki birinciye kim sirâyet ettirdi?"


Buhari, Tıbb 54; Müslim, Selam 101, (2220); Ebu Davud, Tıbb 24, (3911, 3912, 3913, 3914, 3915).

4068 - Katan İbnu Kubeysa babası radıyallahu anh'tan naklen anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm'ın şöyle söylediğini işittim: "İyafe, tıyere, tark sihirdendir."
Ebu Davud, Tıbb 23, (3907).


4069 - Hz. Enes radıyallahu anh anlatıyor: "Bir adam dedi ki: "Ey Allah'ın Resûlü! Biz bir evdeydik, oradayken sayımız çok, malımız bol idi. Sonra bir başka eve geçtik. Burada sayımız da azaldı, malımız da."
Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm: "Burayı zemîm (addederek) terkedin!" buyurdular."


Ebu Davud, Tıbb 24, (3924).
 

BaiTullaH

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
birde bazen 7 sayısı 3 sayısı ugursuz kara kedi geçse ugursuz gelirmiş kara kedi karı kocanın arasına girdi vb şeylerde var.

bunlar da şirkmidir.

mesela hristiyanların ugursuz sayısı var hastanede sıra beklerden atlanıyor o sayı ne sacma degilm i?
 

Ummu Aişe

حسبي الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Bu forumda başka bir konuya daha yazmıştım ama özetle:

1. Yeni gelin
2. Gebelik
3. Loğusalık
4. Ve yeni doğan bebeklerle ilgili "dinden sanılan" hurafeleri bir araya getirsek,

uyduruk açıklamalarıyla birlikte bir kaç cilt kitap çıkar. Koruduğuna inanılan ve bilhassa çocuğun başucuna koyulan şeylerden:

Kırmızı ve sarı yazma, nazar boncuğu, iğde çekirdeği, iğde dalı, sarımsak (vampir kovuyorlar sanki), çengelli iğne, toplu iğne, bıçak, içinde ne yazdığı belli olmayan ama güya Kur'an olan minicik kitaplar, çeşitli muskalar (kim yazdı, ne yazdı Allah bilir), süpürge çalısı.. (tencere tava diye devam edesim geldi, ne bulsalar koyularlar.. )

Çocuğun kırkı çıkınca yapılan taşlı süzgeçli merasim. Bunun bi de yarı kırkı varmış, 20. günde yapılıyormuş. Ben 40'ından hurafe diye kaçarken, 20'sinde yapılanları duyduğumda kafayı yiyecektim. Bebekle birlikte komşuya gidip komşunun yumurta hediye etmesi, ardından çocuğu alıp yüksek bir yere çıkarmak. Apartmanın üst katına çıkacakmışım, yeterli olurmuş.. Neden? Cevap yok. Yapmazsak ne olur? Olmaz, uğursuzluk falan..

Daha vardır ama şimdilik bu kadar geliyor aklıma, neredeyse tüm hurafe kataloğu bizimkilerde mevcut.
 

Ebu Tahir

لا إله إلا الله
İslam-TR Üyesi
Bizim şeyh var bitane hep söyler ; sizin memleket tam bir bidat ve hurafe fabrikası diye. :) .bizde; şeyh sanki sizin oraların bizim memleketten çok farkı varda deriz takılırız.adam meğer doğru söylüyormuş.
Kendisi azerbaycanlıdır :giggle:
 

Juleybib

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Türkiyenin hemen hemen her yerinde islamdanmış gibi gösterilen örfi adet taziyelerde olan adetlerdir.

Yedisi, kırkı, elli ikisi, senesi vs. gibi sayılı günlerde mevlit falan okutulur yemek yapılıp dağıtılır. İslamda ise sadece üç gün yas vardır.
 

Zerkavi38

Üye
İslam-TR Üyesi
Perşembe günleri aksam namazından evvel evin hemen hemen bütün lambalarını yakarlar güya ölenler perşembe günü aksam eve gelirmis:))
Paganizmle alaklali sanırım orta anadolu türkleri paganizmden cok etkilenmis
Ayrıca anadoludaki eski dinlerden de etkilenmis örneğin mezar taşlarındaki su döktükleri yerler var kuşların su icmesi icin buda tıpkı binlerce yil önceki anadoludaki mezarlardaki sunak taslarina benziyor
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt