Helalleşmeden Ölme !

V Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Şeyhülislâm İbn Teymiyye şöyle demiştir:


“Kimin, kanı, malı veya onuru konusunda kardeşine karşı bir haksızlığı varsa, dirhem ve dinarın bulunmadığı; yalnızca iyiliklerin ve kötülüklerin geçerli olacağı bir gün gelmeden önce gelsin ve onunla helalleşsin. O gün geldiğinde, eğer (zalim olanın) sevapları varsa, bunlar alınır ve haksızlık ettiği kimseye verilir; şayet sevapları yoksa, haksızlık edilen kimsenin günahlarından alınır ve onun yüküne eklenir. Sonra da ateşe atılır.”
Mecmûʿu’l-Fetâvâ


Şeyhülislâm İbn Teymiyye bu sözünde aslında her Müslümanın hayatının merkezine koyması gereken çok ağır ama bir o kadar da adil bir hakikat hatırlatır. Kendisi der ki: “Kimin kardeşine karşı kanı, malı veya onuru konusunda bir zulmü varsa, dirhem ve dinarın bulunmadığı, yalnızca hasenat ve seyyiatın geçerli olduğu bir gün gelmeden önce onunla helalleşsin; o gün gelince eğer zalimin sevapları varsa, haksızlık ettiği kimseye verilir, yoksa mazlumun günahları alınıp ona yüklenir, sonra da ateşe atılır.” Bu söz, dünyada yapılan haksızlıkların ahirette asla karşılıksız kalmayacağını anlatır. İnsan çoğu zaman “sözle ne olacak”, “kimse görmedi”, “zaman geçti” diye kendini kandırır; hâlbuki Allah katında kul hakkı zamana da unutmaya da girmez. Birinin kalbini kırmak, arkasından konuşmak, iftira atmak, hakkı olan bir parayı vermemek, emeğini sömürmek ya da gücü yettiği halde adaletle davranmamak, hepsi bu tehdidin içindedir. Ahirette para yoktur; borçlar sevapla ödenir. Kişi yıllarca namaz kılmış, oruç tutmuş olabilir ama bir kulun hakkıyla Allah’ın huzuruna çıkarsa, o ibadetlerin başkasına aktarılmasıyla yüz yüze kalır. İbn Teymiyye’nin bu uyarısı, “Allah affeder” diyerek kul hakkını hafife alanlara karşı çok nettir: Allah dilerse kendi hakkını affeder, fakat kulun hakkı kul helal etmedikçe düşmez. Bu yüzden akıllı mümin, hesabı yarına bırakmaz; kırdığı gönlü onarır, aldığı hakkı iade eder, diliyle incittiyse özür diler. Zira gerçek iflas, dünyada değil, sevapların başkalarına dağıtıldığı mahşer gününde ortaya çıkar. Bu söz, bizi başkalarının kusurunu aramaktan çok kendi üzerimizdeki borçları düşünmeye çağırır; çünkü kurtuluş, temiz bir kalp ve helalleşilmiş bir hayatla mümkündür.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt