Çözüldü Hristiyan Olduğunu İddia Eden Her Kadınla Evlilik Sahih ve Caiz mi?

Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum hocam,

Hristiyanların çeşitli fırkaları var; Katolikler, Ortodokslar, Protestanlar, Yehova’nın Şahitleri (diğerleri tarafından reddediliyorlar ama teslis inancı vs yok, zahirde daha az küfürleri var gibi ama çok sonradan çıkmış bir fırka), Ebiyonitler (tarihte diğerleri tarafından reddedilmişler ama teslis inancı yok ve hz. İsa’nın peygamber olduğuna inanmışlar),

mesela hristiyan olduğunu iddia eden biri var, diğer hristiyanlar tarafından inancı yüzünden red ve tekfir ediliyor, teslis inancı yok, hz İsa’ya bizim gibi peygamber olduğuna inanıyor, hz Muhammed’in peygamber olabileceğine ihtimal veriyor ama İslam’ı da kabul etmemiş, hristiyan iddiasında olan bu kişi kendisiyle evlenilmesi caiz olan ehli kitab sınıfından mıdır yoksa ehli kitab olmaktan çıkıp bununla evlilik haram mı olmuştur?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah kardeşim;

الْيَوْمَ أُحِلَّ لَكُمُ الطَّيِّبَاتُ ... وَالْمُحْصَنَاتُ مِنَ الَّذِينَ أُوتُوا الْكِتَابَ مِنْ قَبْلِكُمْ​
"Bugün temiz şeyler size helâl kılındı… Sizden önce kendilerine kitab verilenlerin iffetli kadınları da size helâldir." (Mâide, 5)

Allah (c.c.) Hristiyanların inançlarındaki sapkınlıkları hakkında kendilerinin şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
"Allah üçün üçüncüsüdür" (Mâide 73)
Bu sapkın şirke akidelerini itiraf etmelerine rağmen küfür saymış, fakat buna rağmen Onlara 'Ehl-i Kitab' ismini vermeye devam etmiştir.
Cumhur ulemâya göre; teslis, hulûl, İsa'nın ulûhiyeti gibi büyük küfürleri, Hristiyanı Ehl-i Kitab olmaktan çıkarmaz; aslen Onların dini bunlarla bozulmuştur.

İbn Kudâme el-Makdisî (rahimehullah) şöyle der:

وَسَائِرُ أَصْنَافِ النَّصَارَى، كَالْيَعْقُوبِيَّةِ، وَالْمَلْكَانِيَّةِ، وَالنَّسْطُورِيَّةِ، وَالسَّامِرَةِ مِنَ الْيَهُودِ، حُكْمُهُمْ حُكْمُ سَائِرِ أَهْلِ الْكِتَابِ، تَحِلُّ ذَبَائِحُهُمْ وَنِسَاؤُهُمْ​
"Yakubîler, Melkânîler, Nestûrîler ve Yahudilerden Samirîler gibi diğer Hristiyan fırkalarının hükmü de diğer Ehl-i Kitabın hükmü gibidir; kestikleri yenir ve kadınlarıyla evlenmek helâldir." (İbn Kudâme el-Makdisî, el-Muğnî, Kitâbu'n-Nikâh, C. 7, Sf: 99)

Şeyhu'l islam Ahmed b. Teymiyye (rahimehullah) şöyle der:

وَالنَّصَارَى كُلُّهُمْ أَهْلُ كِتَابٍ، مَعَ اخْتِلَافِ طَوَائِفِهِمْ​
"Hristiyanların bütün fırkaları, aralarındaki ihtilaflara rağmen Ehl-i Kitabdır." (İbn Teymiyye, el-Cevâbu's-Sahîh limen Beddele Dîne'l-Mesîh, C. 2, Sf: 69, tahkik: Ali Hasan)
Yine aynı mesele hakkında başka yerde de şöyle der:

فَإِنَّ النَّصَارَى عَلَى اخْتِلَافِ طَوَائِفِهِمْ أَهْلُ كِتَابٍ​
"Hristiyanlar, fırkaları farklı olmakla birlikte Ehl-i Kitabdırlar." (İbn Teymiyye, el-Cevâbu's-Sahîh limen Beddele Dîne'l-Mesîh, C. 1, Sf: 413; Mecmû'u'l-Fetâvâ, C. 35, Sf: 227)

Dolayısıyla Hanbelî mezhebinde ve Şeyhu'l islam İbn Teymiyye'nin beyanlarında, Yakubî, Melkânî, Nestûrî gibi birbirlerini tekfir eden Hristiyan fırkalarının dahi Ehl-i Kitab hükmünün devam ettiği açıkça ifade edilmektedir. Bununla birlikte, İbn Teymiyye'nin sonradan ortaya çıkmış ve Yahudilik veya Hristiyanlıkla irtibatı fiilen kopmuş bazı zumreler hakkında ayrıca tafsilat yaptığı yerler de vardır.

Hristiyanların içerisinden daha sonra çıkan ve teslisi kabul etmeyen Ebyonitler fırkası ise; İslam'ı kabul etmemektedirler. Böyle olduğu sürece de kâfirdirler. İnanç olarak ekseri Hristiyanlardan farklı olsalar da bu şahıslar Teslisi kabul etmiyor ve İsa (a.s.)'ı Allah değil peygamber olduğuna inansalar da, kendisini Hristiyan kabul ediyor. Bunun yanında en önemlisi Muhammed
ﷺ'in peygamber olabileceğini ihtimal dahilinde görüyor fakat kendisi iman etmeyerek şeriatına tâbî olmayı benimsemiyor. Dolayısıyla da İslam'a girmemiş sayılıyor. Bundan dolayı diğer Hristiyanlardan farklı olsa da İslam'ı ve Muhammed (a.s.)'a tabî olacağı peygamberi olarak iman etmemektedir ki bu da küfür üzere olduğunu göstermektedir.
Çünkü
وَمَنْ يَبْتَغِ غَيْرَ الْإِسْلَامِ دِينًا فَلَنْ يُقْبَلَ مِنْهُ
"Kim İslam'dan başka bir din ararsa, Ondan asla kabul edilmeyecektir." (Âl-i İmrân 85)

Fakat fıkhî bakımdan, kendisini Hristiyan nisbet eden ve İslam'a girmeyen kimse, birçok fakihin usulüne göre yine Ehl-i Kitab kapsamında değerlendirilir.
Şeyhu'l islam İbn Teymiyye (rahimehullah), bu konuda şöyle buyurur:

وَمَنْ لَمْ يُحَرِّمِ التَّدَيُّنَ بَعْدَ مَبْعَثِ مُحَمَّدٍ ﷺ بِدِينِ الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى، بَلْ مَنْ لَمْ يُكَفِّرْهُمْ وَيُبْغِضْهُمْ، فَلَيْسَ بِمُسْلِمٍ بِاتِّفَاقِ الْمُسْلِمِينَ​
"Muhammed ﷺ'in gönderilişinden sonra Yahudilik ve Hristiyanlıkla dindarlığı haram görmeyen, hatta Onları tekfir etmeyen ve Onlara buğzetmeyen kimse, Müslümanların ittifakıyla Müslüman değildir." (İbn Teymiyye, Mecmûʿu’l-Fetâvâ, C. 27, Sf: 464)

Aynı şekilde İbn Teymiyye, Şia'nın sapkın ve azgın fırkası Nusayriler ve ve benzeri bâtınî fırkalar hakkında da şöyle demektedir:

هَؤُلَاءِ الْقَوْمُ الْمُسَمَّوْنَ بِالنُّصَيْرِيَّةِ ... أَكْفَرُ مِنَ الْيَهُودِ وَالنَّصَارَى، بَلْ وَأَكْفَرُ مِنْ كَثِيرٍ مِنَ الْمُشْرِكِينَ ... وَهُمْ فِي الْحَقِيقَةِ لَا يُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَلَا بِرَسُولِهِ وَلَا بِكِتَابِهِ ... وَلَا بِمِلَّةٍ مِنَ الْمِلَلِ السَّالِفَةِ​
"Nusayrî diye isimlendirilen bu topluluk ... Yahudi ve Hristiyanlardan daha kâfirdir, hatta muşriklerin birçoğundan daha kâfirdir... Gerçekte Onlar ne Allah'a, ne Rasûlüne, ne kitabına ... ne de geçmiş ummetlerden herhangi bir dine iman ederler." (İbn Teymiyye, Mecmûʿu’l-Fetâvâ, C. 35, Sf: 145 vd.)

Yukarıdan beri zikrettiklerimiz, naklettiklerimiz hep eski, tarihi ehl-i kitab içerisinde çıkan fırkalar içindir. Çünkü aslen Yahudi veya Hristiyan dinine mensub olup, o dinin bilinen kollarından birine nisbet edilen kimseler, aralarındaki akide farklılıklarına rağmen cumhurun nezdinde Ehl-i Kitab hükmündedir. Ancak sonradan ortaya çıkan, Hristiyanlık veya Yahudilikle hakiki bağını kaybeden yahud mustakil bir din haline gelen toplulukların Ehl-i Kitab hükmünde kalıp kalmadığı konusunda tafsilat ve ihtilaf vardır. Çünkü mesele şu sorulara bağlıdır:
Bu kişi kendisini hangi cemaate nisbet ediyor?
Bu inanç, tarihî Hristiyanlığın bir kolu mu, yoksa sonradan teşekkül etmiş bağımsız bir din mi?
Muhammed ﷺ'in risaletini kendisine huccet ikame olacak şekilde bilmiş ve sonra mı reddetmiştir?
Hristiyanlık iddiası isimden mi ibaret, yoksa İncil'e ve Hristiyanlığa nisbeti devam ediyor mu?

Tarihî Hristiyan fırkalarına mensub olanlar hakkında cumhur, Onları Ehl-i Kitab kabul etmiştir. Fakat Hristiyanlık ismini taşıyan her yeni grup için aynı hükmü peşinen vermek doğru değildir; ayrıca incelenmesi gerekir.
Bu sebeble sorudaki farazî kişi hakkında da, sadece "ben Hristiyanım" demesiyle evlilik hükmü bina edilmez; mensub olduğu inanç sisteminin mahiyeti ayrıca araştırılır. Bu konuda mutlak bir icma nakletmek de doğru olmaz.

Evet sorunuzdaki farazî olarak tarif ettiğiniz kişide mevcud Katolik, Ortodoks veya teslisçi Hristiyanlardan daha az şirk unsuru bulunabilir. Mesela İsa'nın ulûhiyetini reddediyor, Teslisi kabul etmiyor,
İsa'yı peygamber kabul ediyor, Muhammed ﷺ'in peygamber olabileceğini inkâr etmeyip sadece iman etmiyor. Bu durumda akide bakımından teslisçi Hristiyanlardan daha az sapmış olduğu söylenebilir. Ancak fıkıhta evlilik hükmü, sadece "şirkin azlığı-çokluğu" üzerine bina edilmez. Çünkü Allah Teâlâ, teslisçi Hristiyanların küfrünü zikretmesine rağmen onları "Ehl-i Kitab" olarak isimlendirmiş ve kadınlarını helal kılmıştır. (Mâide 5 ve 73. âyetler)

Dolayısıyla mantıken "Daha az şirki olanın evliliği evleviyetle caiz olmalıdır." şeklinde bir kıyas akla gelebilir. Fakat bu kıyasın geçerli olması için önce O kişinin gerçekten "Ehl-i Kitab" kategorisine dahil olduğunun sabit olması gerekir. Çünkü ruhsat, "şirkin derecesine" değil, "Ehl-i Kitab vasfına" bağlanmıştır. Bu yüzden eğer bu yeni fırka, Hristiyanlığın bir kolu sayılacak şekilde İncil'e ve Hristiyanlığa bağlılığını koruyorsa, "daha az şirki olanın evleviyetle ruhsata daha yakın olduğu" yönünde güçlü bir istidlal yapılabilir. Ancak tamamen yeni, bağımsız bir din hâline gelmişse, "şirki daha az" olması tek başına Ehl-i Kitab hükmünü vermeye yetmez.
Bu nedenle "teslisçi Hristiyanla evlenmek caiz, daha az şirki olanla niçin caiz olmasın?" sorusu usûlî açıdan güçlü bir itirazdır; fakat klasik fıkıh kitablarında hüküm, küfrün şiddetinden ziyade kişinin "Ehl-i Kitab" statüsü üzerine kurulmuştur. Bu sebeble, önce o yeni fırkanın Ehl-i Kitab sayılıp sayılmadığı belirlenir; sonra evlilik hükmü buna göre verilir.
Dolayısıyla sadece verdiğiniz vasıflara bakıldığında, "daha az şirki olduğu için kesinlikle evlenilemez" demek için de, "kesinlikle evlenilebilir" demek için de açık bir klasik nas bilmiyorum. Bu, o fırkanın hakikatte Hristiyanlığın devamı mı yoksa yeni bir din mi olduğuna dair içtihada bağlı bir meseledir.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt