Çözüldü İbn Hazm’ın Bu Görüşünü İzah Eder misiniz, Vardığı Hüküm Doğru mudur?

Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum hocam,

Bana ibn Hazm’ın bu görüşünü açıklar mısın?
IMG_2745.jpeg

3. Durumda bile tekfir etmiyor, müstakil sancaklar altında kafirlerle birlikte başka müslümanlara karşı ortak savaşırlarsa bu kimseyi kafir görmeyiz diyor ancak günümüzde bazı görüşlere göre yardım açık yardım ise ki ibn Hazm’ın örnek verdiği en açık yardımlardandır, müstakil sancaklar altında da olsa bu açık küfürdür, ibn Hazm ise böyle bir ayrıma gidiyor. Vardığı sonuç doğru mudur yoksa şaz mı kalmıştır?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Es selamu aleykum hocam,

Bana ibn Hazm’ın bu görüşünü açıklar mısın?
Ekli dosyayı görüntüle 36058
3. Durumda bile tekfir etmiyor, müstakil sancaklar altında kafirlerle birlikte başka müslümanlara karşı ortak savaşırlarsa bu kimseyi kafir görmeyiz diyor ancak günümüzde bazı görüşlere göre yardım açık yardım ise ki ibn Hazm’ın örnek verdiği en açık yardımlardandır, müstakil sancaklar altında da olsa bu açık küfürdür, ibn Hazm ise böyle bir ayrıma gidiyor. Vardığı sonuç doğru mudur yoksa şaz mı kalmıştır?
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh kardeşim;

Sormuş olduğun mesele, klasik fıkıhta ve akaidde en çok tartışılmış konulardan biridir. Burada 2 ayrı meseleyi birbirinden ayırmak gerekir:
1 - İbn Hazm'ın gerçekten ne dediği.
2 - Onun bu ictihadı cumhurun ve diğer âlimlerin görüşüyle ne kadar uyumludur.


Öncelikli olarak şunu söyleyeyim; atmış olduğun resimdeki yazı özeti, bazı çağdaş çalışmalarda İbn Hazm'a nisbet edilen görüşü yansıtmaktadır; ancak bunu el-Muhallâ'nın aslından doğrulamak, madde madde de olsa en azından aynı manada özetini gösteren açıklama yazısını sayfa (arabca aslından) teyit etmemiz gerekir. Verdiğin alıntıyı İbn Hazm'ın eserinde ilk iki maddesini buldum fakat 3. maddesini aynen bulamadım, lafzi olmasa da eserinden istinbat olması kuvvetle mumkun.

وأما من حملته الحمية من أهل الثغر من المسلمين فاستعان بالمشركين الحربيين، وأطلق أيديهم على قتل من خالفه من المسلمين، أو على أخذ أموالهم، أو سبيهم...​
"Sınır bölgesindeki Müslümanlardan biri, kabilecilik (hamiyet) sebebiyle harbî muşriklerden yardım ister ve Onların, kendisine muhalif Müslümanları öldürmelerine, mallarını almalarına veya Onları esir etmelerine imkân tanırsa..." (İbn Hazm, el-Muhallâ bi'l-Âsâr, Kitâbu'l-Cihâd, C. 12, Sf: 122-127 civarı)
Sonra İbn Hazm üç ihtimali zikreder:
1- Müslümanın eli üstünse (
الغلبة)
فإن كانت يده هي الغالبة وكان الكفار له كالأتباع فهو هالك في غاية الفسوق، ولا يكون بذلك كافراً، لأنه لم يأت شيئاً أوجب به عليه كفراً: قرآن أو إجماع​
"Eğer üstünlük Onun elindeyse ve kâfirler Ona tâbi durumdaysa, O kimse helâk edici derecede büyük bir fıska düşmüştür. Fakat kâfir olmaz. Çünkü Onun yaptığı fiil hakkında, Onu küfre sokacak bir Kur'an nassı veya icmâ bulunmamaktadır."

2. Kâfirlerin hükmü geçerliyse

وإن كان حكم الكفار جارياً عليه فهو بذلك كافر...​
"Eğer kâfirlerin hükmü Onun üzerinde geçerli hale gelmişse, O bu sebeble kâfir olur..."

3. Eşit güç meselesi
"Mustakil sancaklar altında ortak savaş, eşit güç, tekfir edilmez" ifadesi İbn Hazm'ın eserinden lafzî nakil değil, istinbat (çıkarım) gibi görünmektedir.


İbn Hazm'ın usûlu​

İbn Hazm, Zâhirî mezhebinin imamıdır. Onun temel prensiplerinden biri şudur:
Bir fiili tek başına küfür saymak için nas veya icmâ bulunmalıdır.

Dolayısıyla birçok meselede diğer fakihlerden daha ihtiyatlı davranmıştır. Özellikle şu prensibi sık sık tekrar eder:
"Küfür; ancak Allah ve Rasulunün küfür dediği şeydir." Bu yüzden niyet, itikad ve fiilin mahiyetini birbirinden ayırır.

İbn Hazm'ın Yazısında Verdiği örnek;​

Sınırdaki bir Müslüman, harbî muşriklerden yardım alıyor, dolayısıyla Onların Müslümanları öldürmesine kapı açıyor. Sonra 3 ihtimal zikrediyor.
Birinci ihtimal: Müslüman kumandan güçlüdür, Kafirler Onun emrindedir. Yani Müslüman komutan Onları kiralamış gibi.
Burada İbn Hazm diyor ki: Bu büyük günahtır. Fasıktır, Helak edicidir. Ama küfür değildir.
Çünkü Ona göre burada muşriklere tabi olma yoktur.

İkinci ihtimal: Kafirlerin sözü geçiyor. Müslüman Onların hakimiyetine giriyor. Onların emrine giriyor.
Burada diyor ki: Artık küfürdür, çünkü velâyet değişmiştir.

Üçüncü ihtimal: Ne müslümanlar üstün, ne diğeri. İki taraf ortak hareket ediyor. İbn Hazm yine tekfir etmiyor. Peki neden?
Çünkü İbn Hazm'ın küfür için illeti şudur:
Ona göre burada belirleyici unsur:
الكلمة العليا = en üstün kelime veya الغلبة = üstün /gâlib olmak. Yani hakimiyet, üstünlük , velayet meselesidir. Bu gerçekleşmezse küfür oluşmadığını düşünüyor.

Bu görüş Cumhurun görüşüne Aykırıdır!​

Bu konuda İbn Hazm'ın görüşü oldukça munferittir, özellikle;
Hanbelîlerin önemli bir kısmı, birçok Selef âlimi ve daha sonraki akaid âlimleri yardım meselesini sadece "hakim kim?" şeklinde değerlendirmez. Onlar ayrıca muvalât, zahîr olma, nusret, muşrikleri destekleme, Müslümanların aleyhine yardım etme başlıklarını da incelerler.

İbn Teymiyye​

İbn Teymiyye birçok yerde şunu söyler:
Mesele sadece üstünlük değildir. Bazen, kafirlere yardım etmek, Onların safına geçmek, Onları desteklemek, Onların askerleri arasına katılmak başlı başına küfür olabilir. Fakat bunun da tafsilatı vardır. Dolayısıyla "üstünlük yoksa hiçbir zaman küfür olmaz" şeklinde genel bir kaide koymaz.

İbn Kayyim​

İbn Kayyim de aynı şekilde yardımı tek başına hakimiyet meselesine indirgemez.

Günümüzde bazı âlimler neden farklı düşünüyor?​

Misâlen Şeyh Ahmed el-Hazimî, Şeyh Nasır el-Fahd, Şeyh Suleyman el-Ulvân gibi bazı çağdaş âlimler, Tevbe 23, Nisâ 144, Mâide 51, Mumtehine 1 ayetlerini birlikte değerlendirerek şunu söylerler:
Bazı yardım çeşitleri, özellikle Müslümanlara karşı askerî yardım, lojistik yardım, istihbarat desteği, hepsi hakimiyet şartı aranmadan küfürdür. Onlara göre illet yalnızca galebe değildir.
İllet
مظاهرة الكفار على المسلمين = "Muşriklere , Müslümanlara karşı destek vermek" olabilir.

İbn Hazm'ın görüşü şaz mı?​

Burada "şaz" kelimesini dikkatli kullanmak gerekir. Eğer "şaz" ile cumhurdan ayrılan munferid ictihad kastediliyorsa evet, bu meselede İbn Hazm'ın yaklaşımı cumhurun çizgisinden farklıdır. Fakat;
"şaz" ile bâtıl, hiçbir değeri olmayan, reddedilmiş görüş kastediliyorsa, bunu söylemek doğru olmaz. Çünkü;
İbn Hazm büyük bir muctehiddir. Deliline dayanarak ictihad etmiştir. Görüşü tartışılabilir, tenkid edilebilir; ancak sırf cumhura muhalefet etti diye değersiz sayılmaz.

Hulasâtu'l kelâm;
İbn Hazm bu meselede küfrün illetini hakimiyet, velâyet ve üstünlük (galebe) ile ilişkilendirmiştir. Bu sebeble, muşriklerle muşterek savaş olsa bile, Onların hakimiyeti kurulmamışsa otomatik olarak tekfir etmemiştir. Bu yaklaşım, özellikle daha sonraki birçok Hanbelî ve Selefî âlimin 'Müslümanlara karşı açık askerî yardım'ı doğrudan küfür kapsamında değerlendiren yorumundan farklıdır.
Dolayısıyla bu görüş cumhurun benimsediği yaklaşım değildir; munferid bir ictihad olarak değerlendirilmiştir.
Bununla birlikte, İbn Hazm'ın vardığı sonucun "şaz" olduğu söylenirken, bunun "cumhura aykırı bir ictihad" anlamında kullanılması daha isabetlidir.


 

Benzer konular

Geri
Üst Ana Sayfa Alt