İbn Teymiyye, cinlerin bazen dindar insanlara duydukları sevgi nedeniyle onların kılığına girip iyilik yapabildiklerini, ancak bunun yine de bir "yalan" üzerine kurulu olduğunu şu çarpıcı anısıyla anlatır:
İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, 13:77-78’den naklen
"Bazen cinler, ıssız arazilerde susuz kalmış ve ölüm tehlikesiyle karşı karşıya olan bir krala, emire veya bir kafire insan suretinde görünürler. Ona İslam’ı anlatıp tövbe ettirirler; ona su verir, yemek yedirir ve yolu gösterirler. Adam 'Sen kimsin?' diye sorduğunda, o varlık 'Ben falan kişiyim' der.
Tıpkı bir keresinde benim başıma geldiği gibi...
Ben Mısır’da bir kalede hapis yatarken, bir şahıs ortaya çıkmış ve aralarında bir emirin de bulunduğu pek çok Türk askerine: 'Ben İbn Teymiyye’yim' demiş. O emir, bu kişinin ben olduğundan zerre kadar şüphe etmemiş. Hatta Mardin hükümdarı bu durumdan haberdar edilmiş ve ben hala hapisteyken Mısır sultanına elçiler gönderilmiş. Sultan ve çevresindekiler, ben hala zindandan hiç çıkmamışken dışarıda görülmeme hayretler içinde kalmışlar.
Aslında o şahıs, bizi seven bir cindi. Ben Şam’dayken yanıma gelen Türk askerlerine nasıl davranıyorsam, o da onlara öyle davranmış; onları İslam’a davet etmiş ve Müslüman olduklarında onlara bendeki yiyeceklerden ikram etmiş. Bana duyduğu hürmetten dolayı benim yaptıklarımın aynısını yapmış.
Bir grup insan bana, 'O gelen bir melek olamaz mı?' diye sordu. Ben de: 'Hayır, çünkü melek yalan söylemez; o ise benim İbn Teymiyye olduğumu söyleyerek bilerek yalan söylüyordu!' dedim."
İbn Teymiyye, Mecmûu’l-Fetâvâ, 13:77-78’den naklen

