İbn Teymiyye’nin Metod Uyarısı

Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
“Sözlerini neyle tefsir ettiklerine müracaat etmeden ve usûllerinin neyi gerektirdiğine bakmadan fakihlerin mezhebini, sadece söylemiş oldukları mutlak ifadelerinden telakki etmeye çalışmak,
kişiyi çirkin bir mezhebî anlayışa götürür.”

İbni Teymiyye, Sarimu’l-Meslul, 2/212

İbn Teymiyye rahimehullah’ın bu sözü, fıkhî meseleleri anlamada doğru usûle bağlı kalmanın zorunluluğuna güçlü bir işaret taşır. O, âlimlerin ifadelerini anlamaya çalışırken yalnızca zahire ve mutlak ifadelere dayanmanın, okuyucuyu yanlış anlamalara ve mezhepleri çarpık bir biçimde algılamaya sürükleyebileceğini vurgulamaktadır.


Zira fakihler bir meseleyi aktarırken bazen umumî lafızlar kullanırlar; ancak bu ifadelerin bağlamı, âlimin diğer eserleri, meseleye ilişkin bilinen kaideleri, delilleri değerlendirme tarzı ve benimsediği mezhep usûlü dikkate alındığında sözün gerçek maksadı daha netleşir. Sadece lafzî bir okuma ile yetinen kimse, fakihin kastetmediği sonuçlara ulaşabilir; bu ise mezhebin aslî çizgisini çarpıtmaya sebep olur.


İbn Teymiyye rahimehullah, şeriatın kendi içinde tutarlı bir bütün olduğunu, âlimlerin ise Kur’an ve Sünnet’i esas alarak Allah Teâlâ’nın hükümlerini açıklamaya çalıştıklarını belirtir. Bu sebeple onların sözlerini doğru anlamak, o sözün dayandığı delilleri, usûl kaidelerini ve âlimin fıkhî düşünce sistematiğini bilmekle mümkündür. Usûlü terk eden kimse, sözü sahibinin maksadından koparır; bu da dinde ihtilafları artırabilecek ve Müslümanları mezhepler üzerinden kötü zanna sevk edebilecek kapılar açar.


İbn Teymiyye’nin bu ikazı, aslında ilim ehlinin yolunu takip etmeye, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine bağlı kalmaya ve sahâbe radıyallahu anh’ın din anlayışını esas almaya bir çağrıdır. Onların yönteminde sözler bağlamıyla, delilleriyle ve şeriatın bütünlüğü içinde değerlendirilir. Bu usûlden uzaklaşan kimse, âlimleri anlamada hata eder; bu hatalar ise mezhebî taassuba, yanlış nispetlere, imamların sözlerini eğip bükmeye ve ilmî emanetin zedelenmesine yol açar.


Ayrıca bilinmelidir ki mezhepler arasındaki ihtilafların önemli bir kısmı lafzî değil, usûlîdir. Âlimler ihtilaf ettikleri meselelerde dahi birbirlerine karşı adaletli davranmışlardır. İbn Teymiyye’nin sözü bize şunu öğretir: İlim, parça parça alınan cümlelerle değil; bütünlük, delil, sahih usûl ve temiz niyetle anlaşılır. Böylece kişi hakka daha yakın olur; Allah Teâlâ’nın kitabına ve Nebî sallallahu aleyhi ve sellem’in sünnetine daha sağlam bağlanır ve sahâbenin yoluna daha uygun bir çizgide yürür.
​
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt