Âleykum selam we rahmetullah;
Ebû Hâmid Muhammed b. Muhammed b. Muhammed b. Ahmed el-Gazzâlî et-Tûsî (ö. 505/1111)
Huccetu'l İslâm, Zeynuddin gibi lakablarla anılır. Künyesi Ebû Hâmid olmakla birlikte onun Hâmid adında bir oğlunun olup olmadığı bilinmemekte, eğer varsa küçük yaşta ölmüş olabileceği düşünülmektedir. Ortaçağ Batı skolastiklerince Abuhamet ve Algazel diye tanınmaktaydı. Doğduğu kasabaya nisbetle Tûsî diye de anılmakla birlikte onun adını bile unutturacak derecede meşhur olan nisbesi Gazzâlî’dir. (Gazâlî) Yazılışları aynı olan bu iki nisbeden hangisinin doğru olduğu meselesi eski kaynaklarda ve yeni araştırmalarda tartışılmış, fakat kesin bir sonuca varılamamıştır. Zehebî’nin aktardığı bir anekdota göre (Aʿlâmu’n Nubelâʾ, XIX, 343-344) bizzat kendisi, “İnsanlar beni çift ‘z’ ile (Gazzâlî diye) anıyorlar; halbuki ben Gazâle denilen bir köydenim” demiştir. Buna benzer bir açıklama, onun kızlarından birinin soyundan geldiği rivayet edilen Şeyh Necmeddin Muhammed’e de nisbet edilmiştir. (Feyyûmî, el-Miṣbâḥu’l-münîr, “ġzl” md.; Zebîdî, I, 18) İzzeddin İbnu’l-Esîr, Safedî, Ahmed b. Muhammed el-Feyyûmî gibi tarihçiler Gazâlî şeklindeki okuyuşu tercih ederler. Başta W. Montgomery Watt olmak üzere şarkiyatçıların çoğu ile bazı çağdaş müslüman araştırmacılar da bu imlâyı benimsemişlerdir.
Buna karşılık eski tarih ve tabakat muelliflerinin büyük çoğunluğuna göre Ebû Hâmid, babasının mesleğine (gazzâl “yün eğirici, iplikçi”) nisbetle Gazzâlî diye anılmıştır. Nitekim İbn Hallikân da Gazâlî şeklindeki okuyuşu yaygın kullanıma aykırı görür; ayrıca bir kimseyi mesleğine nisbetle anmanın Hârizm ve Curcân yörelerinde âdet olduğunu belirtir. (Vefeyât, I, 98) Nevevî de bunun mâruf kullanım olduğunu ifade etmiştir. Bu bilgiyi aktaran Murtazâ ez-Zebîdî’nin bir alıntısına göre İbnu’s-Sem‘ânî, “Tûs halkına Gazâle köyünü sorduğumda onu tanımadılar” demiştir. (İtḥâfu’s-sâde, I, 18) Gerçekten bu isimde bir köyün varlığından sadece tartışma konusu olan nisbe dolayısıyla bahsedilmektedir. Zebîdî, bu nisbenin imlâsıyla ilgili tartışmaları özetledikten sonra İbnu’l-Esîr’in tercih ettiği Gazzâlî şeklindeki okuyuşu (el-Lubâb, II, 379), son dönem tarih ve ensâb yazarları tarafından itimada şayan bulunan görüş olarak değerlendirir (İtḥâfu’s-sâde, I, 18)
İmam Gazzâli'nin İhya-u Ulum'ud'Din kitabında faydalanılacak bölümler olduğu gibi, zararlı (uydurma, zayıf hadisler, tasavvufu anlayışlar) bölümler de oldukça bulunmaktadır. Bu kitab bilhassa Türkiye'de oldukça revaçtadır. Bu kitabı avamın okuması tehlikeli sonuçlara sebeb olabilir.
Tevhidi, akaidi ve hadis usulune sahib olan bir kişinin bu kitabı okurken bu hataları görecektir ve zaten bu sebeble fazla da kullanma gereği görmeyecektir. Bilhassa günümüzde pek çok sahih bilgilerin muhtevasında olduğu eserlere ulaşmak oldukça basittir.
İlmi düzeyi düşük olan avam arasında, kitabın içindeki İslam'daki akaide ve rivayet sahihliğine uygun olamayan bölümleri fark edemediğinden bu kitaba sarılması, hatta daha da ileri giderek ona kutsiyet verecek şekilde benimsemesi oldukça tehlikelidir.
İhya-u Ulum'ud'Din hakkında (alıntı) bazı alimler şunları söylemiştir:
Şeyh'ul İslâm İbn Teymiyye :
... وَأَمَّا مَا فِي "الإِحْيَاءِ" مِنَ الْكَلَامِ فِي الْمُهْلِكَاتِ مِثْلَ الْكَلَامِ عَلَى الْكِبْرِ وَالْعُجْبِ وَالرِّيَاءِ وَالْحَسَدِ وَنَحْوِ ذَلِكَ فَغَالِبُهُ مَنْقُولٌ مِنْ كَلَامِ الْحَارِثِ الْمُحَاسِبِيِّ
...... وَالإِحْيَاءُ فِيهِ فَوَائِدُ كَثِيرَةٌ، لَكِنْ فِيهِ مَوَادُّ مَذْمُومَةٌ، فَإِنَّهُ فِيهِ مَوَادُّ فَاسِدَةٌ مِنْ كَلَامِ الْفَلَاسِفَةِ تَتَعَلَّقُ بِالتَّوْحِيدِ وَالنُّبُوَّةِ وَالْمَعَادِ
وَفِيهِ أَحَادِيثُ وَآثَارٌ ضَعِيفَةٌ، بَلْ مَوْضُوعَةٌ كَثِيرَةٌ، وَفِيهِ أَشْيَاءُ مِنْ أَغَالِيطِ الصُّوفِيَّةِ وَتُرَّهَاتِهِمْ، وَفِيهِ مَعَ ذَلِكَ مِنْ كَلَامِ الْمَشَايِخِ الصُّوفِيَّةِ الْعَارِفِينَ الْمُسْتَقِيمِينَ فِي أَعْمَالِ الْقُلُوبِ الْمُوَافِقِ لِلْكِتَابِ وَالسُّنَّةِ... مَا هُوَ أَكْثَرُ مِمَّا يُرَدُّ مِنْهُ.
“İḥyâ'da birçok fayda vardır. Ancak onda kınanmış malzemeler de bulunmaktadır. Tevhid, nubuvvet ve âhiret konularında filozofların sözlerinden bozuk malzemeler vardır. ... Kitabta çok sayıda zayıf, hatta mevdû hadis ve eser vardır. Sûfîlerin bazı yanlışları ve saçmalıkları da bulunmaktadır. Bununla beraber, Kitab ve Sünnet'e uygun olan kalb amelleri konusunda doğru sûfî şeyhlerinden nakledilmiş sözler ve ibadet ve edebe dair, Kitab ve Sünnet'e uygun birçok şey de vardır; bunlar reddedilen kısımlardan daha fazladır.”
(İbn Teymiyye, Mecmûʿu'l-Fetâvâ, C. 10, Sf: 551 - 552)
اكتشف تقييمًا دقيقًا لكتابي 'قوت القلوب' و'الإحياء' لأبي حامد الغزالي، حيث يتم تسليط الضوء على مناقشة أعمال القلوب مثل الحب والتوكل. تشير المراجعة إلى أن الغزالي يمتاز بالمعرفة، لكنه يتضمن نصوصًا ضعيفة ومواد فلسفية قد تشوب مواده. بينما يشير إلى الفوائد التي يحملها 'الإحياء'؛ إلا أن بعض محتواه...
www.islamweb.net
Hafız İbni Kesir :
(Hicretin beşyüzbeşinci senesinde vefat eden meşhur şahsiyetleri anlatırken bu senede vefat etmiş olan Gazzâlî'nin biyografisini verirken şöyle demiştir)
"Bu süre zarfında İhyaı Ulumuddin adlı kitabını yazdı. Bu, cidden hayret verici, takdire şayan bir kitabdır. Şeri ilimlerin birçoğunu kapsamına alır. Tasavvufa ve kalbi amellere dair latif olan meseleler ise adeta bir karışım halindedir. Lakin bu kitabta garib, munker ve mevdu olan birçok hadis vardır. Nitekim helal ve harama delil olarak dayanak edinilen furûatla ilgili diğer kitablarda da bu tür hadislere rastlanmaktadır. el-Mevdu lir-Rekaik et-Tergib evt-Terhib adlı kitablardaki bu tür hadisler diğerlerine göre daha azdırlar. Ebu'l Ferec İbnul Cevzi, sonra da İbn Salah bu hususta İmam Gazzali'yi çok eleştirmişler ve ona çatmışlardır. Maziri, İmam Gazzali'nin İhyai Ulumuddin adlı kitabını yakmak istemiş, diğer Mağriblilerde böyle yapmışlar ve şöyle demişlerdir:
Bu kitab bizim dinimizin değil, Gazzâlî'nin dininin ihyasıdır. Dinimizin ilimlerinin ihyası Allah'ın kitabı ve Rasulullah'ın sünnetiyle olur!
Nitekim ben bu hususları Tabakatu'ş Şafiye adlı eserde Gazzâlî'nin biyografisini verirken nakletmişimdir. İbni Şukur de İhya-u Ulumuddin adlı eserin bâzı yerlerinin gerçekleri yansıtmadığını ve buralardaki çürüklükleri faydalı bir eserde açıklamıştır."
Gazzâlî şöyle derdi: "Ben, hadisteki ticareti revaçlandırıcıyım."
Anlatıldığına göre ömrünün son zamanlarında, hadis dinlemeye, Buhari ve Muslim'in Sahih'lerini ezberlemeye yönelmiştir. İbnu'l Cevzi; İhyaı Ulumuddin üzerine bir eser yazmış ve bu eserine ''Diri kimseler ihyadaki yanlışlıkları bilmeli'' adını vermişti.
(İbn Kesir, El-Bidaye ve'n-Nihaye, C. 13, Sf: 333)
Ez Zehebî
.... أَمَّا الإِحْيَاءُ فَفِيهِ مِنَ الأَحَادِيثِ الْبَاطِلَةِ جُمْلَةٌ، وَفِيهِ خَيْرٌ كَثِيرٌ لَوْلَا مَا فِيهِ مِنْ آدَابٍ وَرُسُومٍ وَزُهْدٍ مِنْ طَرَائِقِ الْحُكَمَاءِ وَمُنْحَرِفِي الصُّوفِيَّةِ
“İḥyâ'da bir miktar bâtıl hadis vardır. Bununla beraber onda çok hayır vardır. Ancak filozofların ve sapmış sûfîlerin yöntemlerinden alınmış birtakım âdetler, uygulamalar ve zuhd anlayışları bulunmasaydı...”
(ez-Zehebî, Siyeru Aʿlâmi'n-Nubelâʾ, C. 19, Sf: 339)
اكتشف آراء أبو حامد الغزالي حول الفكر الإسلامي والفلسفة في سياق أعماله مثل 'الإحياء' و'البسيط'. رغم الانتقادات التي وجهت للغزالي من بعض العلماء، إلا أنه يبقى شخصية محورية في الفقه والتصوف. يستعرض النص رحلته العلمية من طوس إلى بغداد فدمشق، ودوره في الرد على الفلاسفة وتطوير علوم الدين. يتناول...
islamweb.net
Kadı İyad
Şeyh ebu Hamid el-Gazzâlî; kendisi hakkında çok kötü haberler olan ve korkunç kötü kitabları olan biridir. Sufilikde çok ileri gitmiş, sufiliğin savunucusu ve davetçisi olmuş ve bu hususta meşhur kitablar kaleme almıştır.
Kitablarındaki bâzı bölümler, kendi aleyhinde değerlendirilmiş ve ummet onun kötü biri olduğuna hükmetmiştir. Allah onun gerçek durumunu bilendir.
Sultanın emri ve batıdaki ulemanın fetvası onun kitablarının yakılması ve bu kitablardan uzak durulmasıdır. Bu emir ve fetvaların gereği yapılmıştır.
(ez-Zehebî, Siyeru Aʿlâmi’n-Nubelâʾ, C. 19, Sf: 327 - Kadı İyâd → Mûcemu Ebî ʿAlî es-Sadefî)
ابن الفرات، الشيخ أبو الفضل أحمد بن علي الدمشقي، وُلِد عام 401 هـ، وهو ينتمي لأسرة ابن الفرات الوزير. تلقى العلم عن والده وآخرين، وسجلت أحداث حياته في كتب التاريخ من قبل ابن عساكر. عُرف بجانب أدبياته، لكنه كان يحمل آراء مذهبية رافضية. تُوفي في صفر عام 494 هـ.
www.islamweb.org
Nevevi
هِيَ بِدْعَةٌ قَبِيحَةٌ مُنْكَرَةٌ أَشَدَّ إِنْكَارٍ، مُشْتَمِلَةٌ عَلَى مُنْكَرَاتٍ، فَيَتَعَيَّنُ تَرْكُهَا وَالإِعْرَاضُ عَنْهَا، وَإِنْكَارُهَا عَلَى فَاعِلِهَا، وَلَا يَغْتَرَّ بِكَثْرَةِ الْفَاعِلِينَ لَهَا فِي كَثِيرٍ مِنَ الْبُلْدَانِ، وَلَا بِكَوْنِهَا مَذْكُورَةً فِي قُوتِ الْقُلُوبِ وَإِحْيَاءِ عُلُومِ الدِّينِ، وَلَا بِالْحَدِيثِ الْمَذْكُورِ فِيهَا، فَإِنَّ كُلَّ ذَلِكَ بَاطِلٌ
“Bu, çirkin, munker ve şiddetle reddedilmiş bir bid'attir; birtakım munkerleri de içermektedir. Dolayısıyla onu terk etmek, ondan yüz çevirmek ve onu yapan kimseye karşı inkâr etmek gerekir. Onu birçok ülkede çok sayıda insanın yapıyor olmasına ve Kutu'l-Kulûb ile İhyâu Ulûmi'd-Dîn gibi kitaplarda zikredilmiş bulunmasına aldanılmamalıdır. Ayrıca Onun hakkında zikredilen hadise de aldanılmamalıdır; çünkü bunların tamamı bâtıldır...”
Yani Nevevî, Regaib namazının İhyâu Ulûmi'd-Dîn'de zikredilmiş olmasını, onun meşruiyetine delil olarak görmeyi açıkça reddediyor.
Nevevî'nin söylediği şey 'Gazzâlî bâtıldır / İhyâ bütünüyle bâtıldır.' değildir. Söylediği şey, Regaib namazının İhyâ'da zikredilmiş olmasının bu namazı sahih veya sünnet yapmayacağıdır.
Hatta metnin devamında وَلَمْ يَأْمُرْ بِاتِّبَاعِ الْجَاهِلِينَ وَلَا بِالِاغْتِرَارِ بِغَلَطَاتِ الْمُخْطِئِينَ : "Allah, cahillere uymayı ve hata edenlerin hatalarına aldanmayı emretmemiştir."
Bu fetva İmam Nevevî' el-Mecmû, C. 3, Sf: 548 şeklinde gösterilmektedir. Orada Regaib namazının 12 rekât olduğu, Receb'in ilk Cumua gecesinde kılındığı ve Şaban'ın ortasındaki namazla birlikte bunların 'bid'at ve munker' olduğu; ayrıca Kutu'l-Kulûb ve İhyâu Ulûmi'd-Dîn'de zikredilmelerine aldanılmaması gerektiği aktarılır.
Dolayısıyla 'Nevevî, Gazzâlî'yi eleştirmiştir' demek bu özel pasaj açısından mümkündür; fakat Nevevî Gazzâlî'yi reddediyordu demek bu pasajın taşıdığından daha geniş bir iddia olur.
(Ebû’l-Abbâs Ahmed b. Yahyâ el-Venşerîsî, el-Mi‘yâru’l-Mağrib ve’l-Câmiu’l-Muğrib ‘an Fetâvâ ‘Ulemâi İfrîkıyye ve’l-Endelüs ve’l-Mağrib , 1/300)
Ebu'l Ferec İbnu'l Cevzi
وَجَاءَ أَبُو حَامِدٍ الْغَزَالِيُّ فَصَنَّفَ لَهُمْ كِتَابَ «الإِحْيَاءِ» عَلَى طَرِيقَةِ الْقَوْمِ، وَمَلَأَهُ بِالأَحَادِيثِ الْبَاطِلَةِ، وَهُوَ لَا يَعْلَمُ بُطْلَانَهَا، وَتَكَلَّمَ فِي عِلْمِ الْمُكَاشَفَةِ، وَخَرَجَ عَنْ قَانُونِ الْفِقْهِ، وَقَالَ: إِنَّ الْمُرَادَ بِالْكَوْكَبِ وَالشَّمْسِ وَالْقَمَرِ اللَّوَاتِي رَآهُنَّ إِبْرَاهِيمُ صَلَوَاتُ اللَّهِ عَلَيْهِ أَنْوَارٌ هِيَ حُجُبُ اللَّهِ عَزَّ وَجَلَّ، وَلَمْ يُرِدْ هَذِهِ الْمَعْرُوفَاتِ، وَهَذَا مِنْ جِنْسِ كَلَامِ الْبَاطِنِيَّةِ
وَقَالَ فِي كِتَابِهِ «الْمُفْصِحِ بِالأَحْوَالِ»: إِنَّ الصُّوفِيَّةَ فِي يَقَظَتِهِمْ يُشَاهِدُونَ الْمَلَائِكَةَ وَأَرْوَاحَ الأَنْبِيَاءِ، وَيَسْمَعُونَ مِنْهُمْ أَصْوَاتًا، وَيَقْتَبِسُونَ مِنْهُمْ فَوَائِدَ، ثُمَّ يَتَرَقَّى الْحَالُ مِنْ مُشَاهَدَةِ الصُّورَةِ إِلَى دَرَجَاتٍ يَضِيقُ عَنْهَا نِطَاقُ النُّطْقِ
"Ebû Ḥâmid el-Gazzâlî geldi ve Onlar için ‘İḥyâ’ kitabını sûfîlerin yolu üzere telif etti. Onu bâtıl hadislerle doldurdu; kendisi Onların bâtıl olduğunu bilmiyordu. Keşif ilmi hakkında konuştu ve fıkıh kaidesinin dışına çıktı.
İbrâhîm’in –Allah’ın salâtları Onun üzerine olsun– gördüğü yıldız, güneş ve ay ile kastedilenin, Allah Teâlâ’nın hicabları olan nurlar olduğunu; bilinen bu yıldız, güneş ve ayların kastedilmediğini söyledi. Bu ise Bâtınîlerin sözleri cinsindendir."
"Aḥvâl hakkında yazdığı el-Mufṣiḥ adlı kitabında da şöyle söyledi: Sûfîler uyanıklık hâllerinde melekleri ve peygamberlerin ruhlarını muşahede ederler, Onlardan sesler işitirler ve onlardan birtakım faydalar alırlar. Sonra hâl, sûreti muşahede etmekten, sözle ifade etmenin imkânsız kaldığı derecelere yükselir."
(Ebu’l-Ferec Abdurraḥmân b. ʿAlî b. Muḥammed İbnu’l-Cevzî, Telbîsü İblîs, İṣâm Fâris el-Ḥaristânî – Muḥammed İbrâhîm ez-Zağlî, Beyrut, 1414/1994, Sf: 186)
اكتشف آراء العلماء حول كتاب إحياء علوم الدين للغزالي، الذي يعتبر من أهم مؤلفاته. على الرغم من مدح بعض العلماء الكتاب، إلا أن هناك تحذيرات من أخطاء محتملة وأحاديث ضعيفة يحتوي عليها. ابن الجوزي، والطراطوشي، وابن تيمية، وغيرهم، أشاروا إلى وجود عناصر مذمومة وأفكار فلسفية مشكوك فيها. ينصح البعض...
www.islamweb.net
فَاعْلَمْ أَنَّ فِي كِتَابِ «الإِحْيَاءِ» آفَاتٍ لَا يَعْلَمُهَا إِلَّا الْعُلَمَاءُ، وَأَقَلُّهَا الأَحَادِيثُ الْبَاطِلَةُ الْمَوْضُوعَةُ، وَالْمَوْقُوفَةُ وَقَدْ جَعَلَهَا مَرْفُوعَةً، وَإِنَّمَا نَقَلَهَا كَمَا اقْتَرَاهَا لَا أَنَّهُ افْتَرَاهَا، وَلَا يَنْبَغِي التَّعَبُّدُ بِحَدِيثٍ مَوْضُوعٍ، وَالاغْتِرَارُ بِلَفْظٍ مَصْنُوعٍ
وَكَيْفَ أَرْتَضِي لَكَ أَنْ تُصَلِّيَ صَلَوَاتِ الأَيَّامِ وَلَيَالِيهَا، وَلَيْسَ فِيهَا كَلِمَةٌ قَالَهَا رَسُولُ اللَّهِ ﷺ؟
وَسَأَكْتُبُ لَكَ كِتَابًا يَخْلُو عَنْ مَفَاسِدِهِ، وَلَا يُخِلُّ بِفَوَائِدِهِ، أَعْتَمِدُ فِيهِ مِنَ النُّقُولِ الأَصَحَّ وَالأَشْهَرَ، وَمِنَ الْمَعْنَى الأَثْبَتِ وَالأَجْوَدِ، وَأَحْذِفُ مَا يَصْلُحُ حَذْفُهُ، وَأَزِيدُ مَا يَصْلُحُ أَنْ يُزَادَ
"Bil ki İḥyâ kitabında, bunları ancak âlimlerin bilebileceği birtakım âfetler vardır. Bunların en hafifi bâtıl ve mevdû hadisler ile mevkuf rivayetlerdir; bunları merfû olarak göstermiştir. O, bunları uydurmuş değildir; kendisine nasıl ulaştıysa öyle nakletmiştir. Mevdû bir hadisle ibadet edilmez ve uydurma bir sözün lafzına aldanılmaz."
"Günlerin ve gecelerin namazlarını, içerisinde Rasulullah ﷺ'in söylediği tek bir söz dahi bulunmadığı hâlde kılmanı nasıl uygun görebilirim?"
"Sana onun sakıncalarından arındırılmış, fakat faydalarını ortadan kaldırmayan bir kitab yazacağım. O kitabta nakillerin daha sahih ve daha meşhur olanlarına, manaların daha sağlam ve daha güzel olanlarına dayanacağım; çıkarılması uygun olanları çıkaracak, eklenmesi uygun olanları ekleyeceğim."
(İbnu’l-Cevzî, Minhâcu'l-Ḳâṣıdîn, C. 1, Sf: 10)
اكتشف كيفية اختصار منهاج القاصدين لابن الجوزي، الذي يعد تلخيصاً لكتاب الإحياء للغزالي، وكيفية تمييز إضافات العلماء الأخرى. يتناول ابن الجوزي في مقدمته انتقاده لبعض الأحاديث الضعيفة والمُوضوعة في الإحياء، عازماً على تقديم كتاب يخلو من تلك العيوب بدون التفريط في الفوائد. تعرف على أهمية هذا الكتاب...
www.islamweb.org
el-Muntazam isimli eserinde şunları söylemektedir:
''Gazzâlî İhyayı yazmaya Kudus'te başlamış ve Şam'da tamamlamıştır ancak, eserini sufilerin metodu ile yazarak fıkıh kurallarına riayet etmemiştir.''
Sonrasında Gazzâlî'nin İhya'da yer verdiği ve fıkhi kuralları ihlal eden garib hikayelerine bir kaç örnek vermekte ve bu hikayeleri şu sözleriyle noktalamaktadır:
''Ben kitabındaki yanlışları 'Yaşayanlar İhyadaki yanlışlıkları bilmeli' isimli kitabımda bir araya topladım ve Telbis'u İblis (Şeytanın Hileleri) isimli eserimde bu kitabdaki bazı yanlışlıklara işaret ettim.''
Bu sözlerinin ardından İhyada geçen gârib ifade ve uydurma hadislere örnekler vermeye devam etmiş ve İhya hakkındaki sözlerine şu şekilde son vermiştir:
''Gazzâlî İhya'da çok sayıda uydurma ve zayıf hadise yer vermiştir, bunun sebebi de rivayet ilmi konusundaki yetersiz ilmidir. Ona düşen bu rivayetleri bir bilene danışmakken, o karanlıkta odun toplayanın topladığı gibi bu rivayetleri kitabında nakletmiştir.
Bazıları İhya deli divanesi olmuş, ben de bu kimseleri uyararak kısaca İhya'daki hatalı yerleri, düzeltilmesi gereken yerleri ve uygunsuz durumları ortaya koydum.
(İbnu’l-Cevzî, el-Muntaẓam fî Târîḫi’l-Mulûk ve’l-Umem, C. 9, Sf: 169-170)
İbnul-Cevzi; Saydul-Khaatir isimli eserinde Gazzâlî'nin tarihi yanlışlıklarına yer vermiştir:
قَدْ وَضَعَ لَهُمْ جَمَاعَةٌ مِنَ الْمُتَقَدِّمِينَ كُتُبًا فِيهَا دَفَائِنُ قَبِيحَةٌ، وَأَحَادِيثُ غَيْرُ صَحِيحَةٍ
“Öncekilerden bir topluluk Onlar için, içerisinde çirkin birtakım gizli/gömülü şeyler ve sahih olmayan hadisler bulunan kitablar ortaya koymuştur.”
وَأَمَّا الْفَرِيقُ الثَّانِي، وَهُمُ الْعُبَّادُ، فَرَأَيْتُ أَكْثَرَهُمْ فِي تَخْلِيطٍ: أَمَّا الصَّحِيحُو الْقَصْدِ مِنْهُمْ؛ فَعَلَى غَيْرِ الْجَادَّةِ فِي أَكْثَرِ عَمَلِهِمْ
“İkinci gruba gelince; Onlar âbidlerdir. Onların çoğunu karışıklık içerisinde gördüm. Onlardan niyeti doğru olanlara gelince; Onların amellerinin çoğu doğru yolun üzerinde değildir.”
قَدْ وَضَعَ لَهُمْ جَمَاعَةٌ مِنَ الْمُتَقَدِّمِينَ كُتُبًا فِيهَا دَفَائِنُ قَبِيحَةٌ، وَأَحَادِيثُ غَيْرُ صَحِيحَةٍ، وَيَأْمُرُونَ فِيهَا بِأَشْيَاءَ تُخَالِفُ الشَّرِيعَةَ
“Öncekilerden bir topluluk Onlar için, içerisinde çirkin birtakım gizli/gömülü şeyler ve sahih olmayan hadisler bulunan kitablar ortaya koymuştur. Bu kitablarda şeriata aykırı şeyleri emretmektedirler.”
مِثْلُ كُتُبِ الْحَارِثِ الْمُحَاسِبِيِّ، وَأَبِي عَبْدِ اللَّهِ التِّرْمِذِيِّ، وَقُوتِ الْقُلُوبِ لِأَبِي طَالِبٍ الْمَكِّيِّ، وَكِتَابِ «الإِحْيَاءِ» لِأَبِي حَامِدٍ الطُّوسِيِّ
“Meselâ el-Ḥâris el-Muḥâsibî’nin kitabları, Ebû ʿAbdillâh et-Tirmizî’nin [kitabları], Ebû Ṭâlib el-Mekkî’nin Ḳûtu’l-Ḳulûb’u ve Ebû Ḥâmid et-Ṭûsî’nin el-İḥyâʾ kitabı [bunlardandır].”
فَإِذَا فَتَحَ الْمُبْتَدِئُ عَيْنَهُ، وَهَمَّ بِسُلُوكِ الطَّرِيقِ بِهَذِهِ الْكُتُبِ؛ حَمَلَتْهُ إِلَى الْخَطَايَا؛ لِأَنَّهُمْ قَدْ بَنَوْا عَلَى أَحَادِيثَ مُحَالَةٍ
“Başlangıç seviyesindeki kimse gözünü açıp bu kitablarla yola koyulmaya niyet ettiğinde, [bu kitablar] Onu günahlara sürükler. Çünkü Onlar bâtıl ve mevdû hadislere dayanmışlardır.”
Buradaki مُحَالَة (muḥâle) kelimesinin bu tahkikteki dipnotu özellikle önemlidir. Müellifin metnindeki bu kelime için tahkik notunda:
مُحَالَة: بَاطِلَةٌ وَمَوْضُوعَةٌ
“Bâtıl ve mevdû [uydurulmuş]”
(İbnu’l-Cevzî, Ṣaydu’l-Ḫâṭır, Fasl: 361, Paragraf: 1596, ʿİnâyet: Ḥasan el-Mesâḥî Sûeydân, Dâru’l-Ḳalem, Dımaşk, 1425/2004)
İbnu'l-Cevzi; 'Şeytanın Hileleri' isimli eserinde 'Şeytanın Sofilere Oyunu' başlıklı bölümünde sufilerin tarihi gelişimini kronolojik olarak verip sufi literatürünü aktarırken sıra Gazzâlî'ye gelmiş ve şöyle demiştir:
وَجَاءَ أَبُو حَامِدٍ الْغَزَالِيُّ فَصَنَّفَ لَهُمْ كِتَابَ الْإِحْيَاءِ عَلَى طَرِيقَةِ الْقَوْمِ
“Ebû Ḥâmid el-Gazzâlî geldi ve Onlar için el-İḥyâʾ kitabını o topluluğun yöntemi üzere telif etti.”
Buradaki لَهُمْ (“Onlar için”) sûfîlere işaret ediyor; طَرِيقَةِ الْقَوْمِ ise İbnu’l-Cevzî'nin önceki cümlelerde anlattığı sûfîlerin yoludur.
وَمَلَأَهُ بِالْأَحَادِيثِ الْبَاطِلَةِ
“Ve onu bâtıl hadislerle doldurdu.”
وَهُوَ لَا يَعْلَمُ بُطْلَانَهَا
“Oysa onların bâtıl olduğunu bilmiyordu.”
Bu iki ifade birlikte düşünüldüğünde İbnu’l-Cevzî'nin iddiası şudur: Gazzâlî'nin İḥyâʾda kullandığı hadislerin bir kısmının bâtıl olduğunu, Gazzâlî'nin ise bunların bâtıl olduğunu bilmeden naklettiğini ileri sürmektedir.
وَتَكَلَّمَ فِي عِلْمِ الْمُكَاشَفَةِ وَخَرَجَ عَنْ قَانُونِ الْفِقْهِ
“Ve mukâşefe ilmi hakkında konuştu ve fıkhın kaidesinin dışına çıktı.”
Burada عِلْمُ الْمُكَاشَفَةِ (ʿilmu’l-mukâşefe), Gazzâlî'nin İḥyâʾda kullandığı özel tasavvufî bilgi kavramına işaret etmektedir.
فصل قال المصنف وقد ذهب قوم إلى أن التصوف منسوب إلى أهل الصفة وإنما ذهبوا إلى هذا لأنهم رأوا أهل الصفة على ما ذكرنا من صفة صوفة في الانقطاع إلى الله عز وجل وملازمة الفقر فإن أهل الصفة كانوا فقراء يقدمون على رسول الله صلى الله عليه وسلم وما لهم أهل ولا مال فبنيت لهم صفة في مسجد رسول الله صلى الله...
www.islamweb.net
İbnu’l-Cevzî daha sonra Gazzâlî'nin İbrâhîm'in yıldız, ay ve güneş hakkındaki kıssasını yorumlamasını eleştiriyor.
إِنَّ الْمُرَادَ بِالْكَوْكَبِ وَالشَّمْسِ وَالْقَمَرِ ... أَنْوَارٌ هِيَ حُجُبُ اللَّهِ
“Kastedilenin yıldız, güneş ve ay değil; Allah'ın hicabları olan nurlar olduğunu [söyledi].”
İbnu’l-Cevzî'nin aktardığına göre Gazzâlî, İbrâhîm'in gördüğü kewkeb (yıldız), şems (güneş) ve kamer (ay) ile bildiğimiz gök cisimlerinin değil, Allah'ın hicabları olan nurların kastedildiğini söylemiştir.
Ve İbnu’l-Cevzî'nin kendi değerlendirmesi;
وَهَذَا مِنْ جِنْسِ كَلَامِ الْبَاطِنِيَّةِ
“Bu ise Bâtınîlerin sözleri cinsindendir.”
Bu, burada İbnul-Cevzî'nin kendi değerlendirmesidir; Gazzâlî'nin sözü değildir.
(İbnu’l-Cevzî, Telbîsu İblîs, Bâbu’l-ʿÂşir: fî zikri telbîsihî ʿale’ṣ-ṣûfiyyeti min cumleti’z-zuhhâd, C. 1, Sf: 160)
İbnu’l-Cevzî bunun ardından Gazzâlî'nin el-Mufṣiḥ bi’l-Aḥvâl adlı eserinden nakli;
وَقَالَ فِي كِتَابِهِ الْمُفْصِحِ بِالْأَحْوَالِ
“Ve kendi el-Mufṣiḥ bi’l-Aḥvâl adlı kitabında şöyle söyledi...”
Ardından Gazzâlî'ye nispet ettiği görüşü özetleyen kısımda sûfîlerin uyanıklık hâlinde melekleri ve peygamberlerin ruhlarını muşahede ettiklerini, Onlardan sesler işittiklerini ve Onlardan faydalar aldıklarını; daha sonra bu hâlin sözle anlatılamayacak derecelere yükseldiğini aktarır.
(İbnu’l-Cevzî, Telbîsu İblîs, C. 1, Sf: 160, Bâbu’l-ʿÂşir, Dâru’l-Fikr, Beyrut, 1. baskı, 1421/2001)
فصل قال المصنف وقد ذهب قوم إلى أن التصوف منسوب إلى أهل الصفة وإنما ذهبوا إلى هذا لأنهم رأوا أهل الصفة على ما ذكرنا من صفة صوفة في الانقطاع إلى الله عز وجل وملازمة الفقر فإن أهل الصفة كانوا فقراء يقدمون على رسول الله صلى الله عليه وسلم وما لهم أهل ولا مال فبنيت لهم صفة في مسجد رسول الله صلى الله...
www.islamweb.net
İbni Arabi
İmam Ebu Bekir İbni Arabi'nin ; Gazzâlî hakkındaki şu sözleri deyimleşmiştir:
''Şeyhimiz Ebu Hamid felsefecileri yutmuş, onları kusmak istediğinde ise kusamamıştır.''
Sonrasında İhya'daki Tevekkul bölümünde kaderle, Allah'ın yaratmasıyla ve Allah'ın kudretiyle alakalı bölümleri eleştirerek, Gazzâlî'nin felsefecilerin görüşlerine sarıldığını belirtmektedir.
(Zehebi, Siyer : 119/3371)
İmam Abdullah ibni Musa el-Faştali
Raşid ibni Ebi Raşid el-Velidi el-Maliki ''helallar ve haramlar'' isimli kitabında İmam Abdullah ibni Musa el-Faştali'nin şunları söylediğini nakletmektedir:
''Eğer Kuşeyri'nin derlediklerini toplama imkanım olsaydı hepsini toplar ve denize fırlatırdım, Gazzâlî'nin kitablarını da...'' ve yine ondan şunları işittiğini nakletmiştir:
''Ben, Rabb'imden kıyamet günü beni Ebu Muhammed İbni Zeyd (Kayravani) ile haşretmesini isterim, Gazzâlî ile değil''
(Nail el-İbtihaj bi-Tetriz el-Daibaj: 117)
Sultan Ali ibni Yusuf ibni Taşfin
Dönemin sultanıdır ve İhya'nın yakılmasını emretmiş ve yaktırmıştır. Zehebi onun hakkında şöyle der:
''Cesur, mucadeleci, adil, dinine düşkün, takvalı, erdemli, alimlere saygılı ve alimlerle iştişâre eden biriydi.''
(Siyer Alemun Nubela, 20/124).
Hafız Zehebi 537 yılında ölenlerden bahsettiğinde sultan hakkında şunları kaydeder:
''Ali İbni Yusuf İbni Taşfin müslümanların komutanı ve Fas çevresinin sultanıydı. Adaletiyle, dine düşkünlüğüyle, Allah'a ibadetiyle, iyi bir vicdan sahibi oluşuyla, alimlere karşı düşkünlüğüyle ve kelama ve kelamcılara karşı şiddetli düşmanlığıyla bilinirdi. Ebu Hamid'in kitabları kendisine ulaştığında, yakılmasını emretti ve bu konuda çok kararlı davrandı.''
Gazzâlî'nin kitablarını yakma emrini döneminin fakihlerinin icmasıyla almıştır.
''Ali İbni Yusuf İhya'yı yaktırdı ve bu kararı döneminin alimlerinin icmasına dayanmaktaydı'' (El-Miyar El-Mureb (12/185)
Nitekim İmam Zehebî, "İhyâ'da hayr-ı kesir olmakla birlikte içinde bâtıl hadisler vardır" (Zehebî, Siyer, XIX, 339-340; Leknevî, Raf, sf: 53) demiş, Suyûtî de Mirkatu's-suûd ila Sunen-i Ebî Dâvûd adlı eserinde İhyâ'da zikredilen bir hadis vesilesiyle, "İhyâ'da aslı olmayan hadislerin varlığı gayet açıktır" diyerek aynı şeyi söylemiştir.
Bundan dolayıdır ki hadis munekkidleri, İhyâ'daki hadislerin tahrici üzerinde çalışmışlar, Gazzâlî'nin büyüklüğüne bakarak İhyâ'daki zayıf ve uydurma hadislere aldanılmaması konusunda okuyucuları uyarmışlardır. İhyâ'daki hadisler üzerinde iki çalışma yapmış, İmam Subkî Tabakâtu'ş-Şâfîiyye'sinde, İhyâ'da senedlerini bulamadığı hadislere genişçe yer vermiş,(Subkî, İhyâ'da senedi olmayan -943- dokuz yüz kırk üç hadisi birer birer saymıştır. Tabakât, VI, 287-389; Zehebî, Siyer, XIX, 339, dp) bu değerli araştırmaları İhyâ'yi İthâfu's-sâde ismiyle şerheden Zebîdî tamamlamış ve böylece İhyâ'dan yararlanma imkanı kıymetli tahric çalışmaları olmasaydı, İhya okurlarının pek çoğu hadisler konusunda zor ve sıkıntılı bir durumla karşılaşmış olacaklardı.
İhya üzerindeki çalışmalar bunlarla sınırlı kalmamış, İmam İbnu'l-Cevzî, İ'lâmu'l-ahyâ adlı eserinde İhyâ'daki asılsız haberleri biraraya getirmiş bunlardan bazılarına Telbîsu İblis'te işaret etmiş, torunu Ebu'l-Muzaffer de dedesinin bu iddialarına katılarak onu desteklemiştir. Daha sonra Hafız İbn Hacer el-Askalânî hocası Irâkî'nin bulamadığı hadisleri bir ciltte toplamış, Kasım b. Kutluboğa da Tuhfetu'l-ahyâ çalışmasıyla bu değerli ilmî mesâileri devam ettirmiştir
Çağdaş tasavvuf âlimlerinden İzmirli İsmail Hakkı (Ö. 1365/1946) ise "İhya ve Hadisleri" başlığı altında Gazzâlî'nin hadisciliği konusunda ulemânın sözlerini toplamış, diğerleri gibi O da Gazzâlî'nin hadis ilmindeki zayıflığına dikkat çekerek şöyle demiştir: "Gazzâlî, yüksek mertebesi ile beraber hadiste yed-i tûlâ sahibi olmadığından İhyâ'sında bir çok mevdu hadis vardır."
Gazzâlî İhyâ'daki hadislerin seçiminde kendinden önceki ulemânın, özellikle en çok etkilendiği sûfilerden Ebû Tâlib el-Mekkî'nin Kûtu'l-kulûb adlı eserinden istifade etmiştir. Dolayısıyla bu hadislerin sahih olduğuna kanaat getirerek bunları bir husn-i zanna binâen nakletmiştir. (Leknevî, Ecvibe, Sf: 118 (Ebû Ğudde'nin dipnotu); Ömer Nasûhi Bilmen, C. II, Sf: 454)
Buna rağmen İḥyâ neden bu kadar büyük kabul edilmiştir?
Çünkü kitabın çok güçlü bir tarafı vardır; kalbin amellerini, ahlâkı, nefsi, kibri, hasedi, riyayı, ihlâsı, tevekkülü, sabrı, şükrü, sevgiyi, dünyaya bağlılığı ve âhiret hazırlığını sistematik biçimde ele almasıdır. İbn Teymiyye'nin de söylediği üzere özellikle:
الصبر والشكر والحب والتوكل والتوحيد
ṣabr, shukr, maḥabbe, tevekkül ve tevhid gibi kalb amelleri konusunda önemli faydalar vardır.
Bu nedenle İḥyâ, tarih boyunca çok etkili olmuş; fakat hadis, akaid ve bâzı tasavvufî meseleler bakımından tenkit edilmiştir.
İḥyâu ʿUlûmi'd-Dîn ne mutlak olarak kabul edilecek ne de mutlak olarak reddedilecek bir kitabdır.
İbn Teymiyye'nin değerlendirmesiyle "İḥyâ'da çok fayda vardır; fakat içinde reddedilmesi gereken malzeme de vardır."
Ez-Zehebî "İḥyâ'da çok hayır vardır; fakat içinde bâtıl hadisler ve problemli tasavvufî/felsefî unsurlar da vardır."
İbnu'l-Cevzî "İḥyâ'nın faydasını koruyup sakıncalı malzemesini ayıklama" yoluna gitmiştir.
اكتشف كيفية اختصار منهاج القاصدين لابن الجوزي، الذي يعد تلخيصاً لكتاب الإحياء للغزالي، وكيفية تمييز إضافات العلماء الأخرى. يتناول ابن الجوزي في مقدمته انتقاده لبعض الأحاديث الضعيفة والمُوضوعة في الإحياء، عازماً على تقديم كتاب يخلو من تلك العيوب بدون التفريط في الفوائد. تعرف على أهمية هذا الكتاب...
islamweb.net
Evet, ulemanın da açıklamaları gibi İḥyâ'dan istifade edilebilir; fakat özellikle hadis ve akaid meselelerinde Gazzâlî'nin sözü tek başına delil kabul edilmez. Önce Kur'an, sahih Sünnet ve Selef'in sözleri esas alınır; Gazzâlî'nin söyledikleri bunlara arz edilir. Ve özellikle şu nokta çok önemlidir;
Gazzâlî'nin bütün eserlerini tek bir dönemin düşüncesiyle değerlendirmek de doğru değildir. Hayatının farklı dönemleri ve İḥyâ'nın yazıldığı dönem ayrıca incelenmelidir. Kaynaklarda Onun farklı ilim ve fikrî dönemlerden geçtiği de belirtilmektedir.
Sәlәmun aleykum Abdulmuizz abi. Abi sәnә bir zәhmәt İmam Әbu Hәmid Әl Ğazalinin bu sözünü tәrcümә edә bilәrsiz: "والقول الوجيز أنه يسلك بهم الباطنية مسلك المرتدين في النظر في الدم والمال والنكاح والذبيحة ونفوذ الأقضية وقضاء العبادات، أما الأرواح فلا يسلك فيهم مسلك الكافر الأصلي إذ يتميز في...
islam-tr.org
Büyük âlim İbni Hacer-i Mekki hazretleri, imam-ı Gazali hazretlerinin yazılarında kusur bulan kimse, ya hasetçidir veya zındıktır buyuruyor. (El- i’lam bi-kavâti’il-islam) İbni Âbidin hazretleri, imam-ı Gazali, zamanının hüccet-ül-İslamı ve âlimlerin en üstünü idi. Ona dil uzatan kimse...
islam-tr.org