Çözüldü İşgal Altındaki Filistin'i, İsrail'den İzin Alarak, Turistik Amaçlı Ziyaretin Hükmü Nedir?

alparslan26 Çevrimdışı

alparslan26

Euzu Billahi Mineşşeytanirracim
İslam-TR Üyesi
İşgal Altındaki Filistin'i, İsrail'den İzin Alarak, Turistik Amaçlı Ziyaretin Hükmü Nedir?
Bu tür seyahatler caiz midir, yoksa mekruh olarak mı değerlendirilmiştir? Şayet haram ise, hangi zaruri durumlarda caiz hale gelmektedir?
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin

İşgal Altındaki Filistin'i, İsrail'den İzin Alarak, Turistik Amaçlı Ziyaretin Hükmü​

Filistin Ziyareti.jpg​
İşgal altındaki Kudüs ve Mescid-i Aksâ’ya, işgalci siyonist rejimin (İsrail) kontrol noktalarından ve vizesiyle turistik/ziyaret amaçlı gitmenin şer’î hükmü; günümüz İslam fıkhında Siyaset-i Şer’iyye, Seddu’z-Zerâi’ (harama giden yolların kapatılması), El-Velâ ve’l-Berâ (dostluk ve düşmanlık akidesi) ve Maslahat-Mefsedet dengesi esaslarına göre ele alınmaktadır.

Bu meseledeki görüşler, dayandıkları deliller ve selef-i salihîn menhecine uygun fıkhî muhakeme neticesinde ortaya çıkan nihai hüküm şu şekildedir:


1- Meseleye Cevaz Verenlerin (Tasdik Edenlerin) Gerekçeleri
Bu görüşü savunan bazı çağdaş fetva mercileri (örneğin Filistin Yönetimi fetva makamı ve bazı resmi heyetler) şu delillere dayanmaktadır:

a) Mescid-i Aksâ’nın Fadileti ve Ziyaret Teşviki;
Rasûlullah :

لَا تُشَدُّ الرِّحَالُ إِلَّا إِلَى ثَلَاثَةِ مَسَاجِدَ: مَسْجِدِي هَذَا، وَالْمَسْجِدِ الْحَرَامِ، وَالْمَسْجِدِ الْأَقْصَى​
"(İbadet maksadıyla) yalnızca Yolculuk ancak üç mescid için yapılır: Mescid-i Harâm, Mescid-i Nebî ve Mescid-i Aksâ." buyurmuştur. (Buhârî, Mescid-i Mekke 1, Savm 67; Müslim, Hac, Bab 74, Hadis no: 827d; ayrıca Muslim 1397a)

Buradan hareketle, şartlar ne olursa olsun Aksâ’nın metruk bırakılmaması ve Müslümanların oradaki mevcudiyetlerini hissettirmeleri gerektiği öne sürülmüştür.

b) Kudûs'lü Müslümanlara İktisadî Destek Zannı;
Gidenlerin oradaki Müslüman esnaftan alışveriş yaparak Filistin'lilerin direnişine ve tutunmasına ekonomik katkı sağlayacağı savunulur.


2- Meseleyi Tahrîm Edenlerin (Tenkid ve İttifaka Yakın Men Edenlerin) Delilleri
Muhakkik ulema, ehl-i hadis ve selef menhecini gözeten fıkıh meclisleri (Dünya Müslüman Âlimler Birliği'nin çoğunluk kararı, bağımsız fıkıh heyetleri ve direniş fıkhı uleması); işgalci rejimden vize alarak turistik maksadla oraya gitmenin kesin bir surette haram (gayr-ı meşru) olduğuna hükmetmiştir. Bu hükmün şer'î ve usûlî dayanakları şunlardır:

A) 'Tatbikî ve Hukukî Tanıma' (İkrar ve Tevsîk) Mefsedeti
Şer'î Kaidemiz; "Mufsid olan vesileler, doğuracakları haramın hükmünü alırlar."
İsrail rejiminden vize taleb etmek; işgal edilmiş bir İslam toprağı (Dâru'l-İslam iken zorla gasb edilmiş vatan) üzerinde gasıb Yahudi varlığının egemenliğini, hâkimiyetini ve sınır otoritesini zımnen ve fiilen meşru kabul etmek (tanımak) anlamına gelir. İslam şeriatında gasıb ve harbi bir düşmanın işgal ettiği toprak üzerindeki tasarruf hakkı hiçbir surette tasdik edilemez.

B) Düşmana Askerî ve İktisadî Yardım (Muâvenet) Harareti
"İyilik ve takva üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık (zulûm) üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide, 2)

Alınan vize harçları, İsrail havayolu veya havaalanı vergileri, gümrük ödemeleri, işgalci rejimin güvenlik denetimlerine ödenen paralar doğrudan işgal ordusunun ve devlet mekanizmasının kasasına girmektedir. Müslümanları katleden, Aksâ'yı kuşatan bir rejime bizzat kendi eliyle iktisadî infakta bulunmak şer'an haram kılınmış olan 'düşmana yardım' (muâvenet ale'l-udvân) kapsamındadır.

C) El-Velâ ve'l-Berâ İlkesi ve Düşmanın Şartlarına Boyun Eğme (Zillet)
"İslam yücedir, ona üstün olunamaz / İslam izzettir, mûmin zilleti kabul edemez."
(Buhârî, Cenâiz, 79)

Vize alarak oraya giden bir kimse; kimin Mescid-i Aksâ'ya girip, kimin giremeyeceğine karar veren Yahudi askerlerinin kontrol noktalarından (check-point) geçer, Onların keyfî aramalarına ve aşağılayıcı prosedürlerine rıda gösterir. Şeriat, kâfirin mûmin üzerinde bu tür bir tahakkum kurmasına cevaz vermez!
'Allah, mûminlerin aleyhine kâfirlere asla bir yol (velâyet - yetki ve üstünlük) vermeyecektir.' (Nisâ, 141)

D) Normalleşme (Tatbî') Cûrmüne Alet Olmak

İşgal rejimi, İslam ülkelerinden gelen turist kafilelerini uluslararası kamuoyuna 'İsrail'de din ve inanç hürriyeti var, her şey normal ve huzur içinde' propagandasını yaymak için vitrin olarak kullanmaktadır. Bu durum batılı ve gayr-ı muslim kamuoyunda işgalin normalleşmesine ve Filistin halkının mâruz kaldığı soykırım ve tecrit gerçeğinin perdelenmesine sebeb olur.

E) 'Mefsedeti Def Etmek, Maslahatı Celb Etmekten Evladır'

دَرْءُ الْمَفَاسِدِ أَوْلَى مِنْ جَلْبِ الْمَصَالِحِ - Mefsedetlerin savuşturulması, maslahatların/faydaların elde edilmesinden önce gelir.

Turistik ziyaretten elde edileceği zannedilen cûz'î menfaat (Aksâ'da 2 rekât namaz kılmak yahud Müslüman bir esnafa 3 - 5 kuruş bırakmak), işgal rejiminin meşrulaştırılması, kasasının doldurulması ve ummetin izzetinin çiğnenmesi gibi kullî ve kat'î mefsedetlerin yanında hükümsüz kalır.


3- İki Farklı Usûlî Değerlendirme Sonucunda Hüküm
Kudûs ve Batı Şeria ahalisi zaten orada mûkim olan, topraklarını terk etmeyip ribat tutan yerel Müslümanların varlığı farz-ı kifâye ve cihad hükmündedir; Onların durumu zarûret kapsamındadır.

İslam beldelerinden veya diğer ülkelerdeki mûkim müslümanlardan herhangi bir ferdin, İsrail makamlarına muracaat ederek, Onların vizesi, izni, kontrolü ve denetimi altında Kudûs'e ve Mescid-i Aksâ'ya gitmesinin belli başlı sıkıntılarını aşağıya maddeliyeceğim sebebleriyle şer'an câiz değildir, haramdır.
a- İşgali meşrulaştırma (zımnî itiraf),
b- Harbi düşmana iktisadî getiri sağlama,
c- Normalleşme propagandasına malzeme olma,
d- Mûminin kâfir karşısında boyun eğerek zilleti kabullenmesi



İsrail'in işgal ve egemenlik iddiasını kabul ettiren bir vizeyle, Filistin'e sırf turistik gezi amacıyla gitmek câiz değildir. Fakat bunun sebebi 'İsrail'den vize almak = İsrail'i devlet olarak tanımak = küfür' anlamında otomatik bir tekfir hükmü değildir. Asıl mesele, işgalci makamın verdiği izni gönüllü olarak kullanarak, Onun hâkimiyetini fiilen tanıtan/normalleştiren bir turistik faaliyete girmek ve bunun işgal rejimine maddî, siyasî veya sembolik destek sağlamasıdır.
Buna karşılık, Filistin'de yaşayan bir Müslümanın kendi toprağında bir yere girebilmek için işgal makamından zorunlu izin alması aynı hükümde değildir.
Filistin'linin kendi toprağında meşru bir iş için başka yolu bulunmadığında, işgalciden izin almasını, bunun zorunluluktan dolayı olduğu ve işgalcinin meşruiyetini kabul anlamına gelmediği gerekçesiyle câiz görmektedir. Misalen günümüzde pek çok Filistin'li İstanbul'da veya çeşitli ülkelerde okumak veya çalışmak için bulunuyorlar. Filistin asılllı olanların kendi ülkelerine dönüşlerde vize almalarına cevaz verilmektedir. Bu sebeble 'zorunlu izin' ile 'gönüllü / keyfi turistik vize'yi birbirinden ayırmak gerekir.

Yine hassas anlaşılması gereken meselelerden birisi de; bir devletin verdiği giriş izninin kullanılması, fıkhen her zaman o devletin siyasî meşrûiyetini veya bütün hukukî iddialarını kabul ettiği anlamına gelmez. Mesela;
İşgal altındaki bölgede yaşayan bir Filistin'linin kontrol noktasından geçmesi,
Tedavi için izin alması, Eğitim için izin alması veya Zorunlu bir iş için geçiş belgesi kullanması ile;
başka ülkede yaşayan bir Müslümanın isteyerek turistik gezi için İsrail vizesi alması aynı şey değildir.
Birincisinde ihtiyaç/zorlama vardır. İkincisinde ise alternatifsiz bir zorunluluk değil, tercihe dayalı bir turistik faaliyet söz konusudur. Bu ayrım önemlidir. Dolayısıyla turistik vize meselesinde problem çok daha büyüktür; çünkü burada sadece 'bir belge aldım' meselesi yoktur. Turist sırasıyla;
İşgal makamına başvurur.
İşgal makamının verdiği giriş iznini kabul eder.
Onun sınır ve kontrol sisteminden geçer.
İsrail'in turizm altyapısını kullanır.
Otel, ulaşım, restoran, müze vb. harcamalar yapabilir.
İsrail'in 'normal bir ülke olarak ziyaret edilen turistik destinasyon' imajına katkıda bulunabilir.
Özellikle Kudûs'te İsrail'in fiilî hâkimiyetinin normalleşmesine katkı sağlayabilir.

Dolayısıyla burada maslahat-mefsedet değerlendirmesi yapılır.

وَلَا تَعَاوَنُوا عَلَى الْإِثْمِ وَالْعُدْوَانِ
"Günah ve düşmanlık üzerinde yardımlaşmayın." (Mâide 2)

وَلَا تَرْكَنُوا إِلَى الَّذِينَ ظَلَمُوا فَتَمَسَّكُمُ النَّارُ
"Zulmedenlere meyletmeyin; yoksa size ateş dokunur." (Hud 113)

Zalimlere dayanma, Onlara yaslanma, Onların zulmûnü güçlendirecek veya meşrûlaştıracak biçimde Onlara yaklaşma gibi anlamları da kapsayan ciddi bir nehiydir. Bu nedenle 'Ben sadece turistim, İsrail'i sevmiyorum.' demek tek başına yeterli değildir. Çünkü fıkıhta niyet önemlidir fakat fiilin dış dünyadaki sonucu da önemlidir.

Vakıâ böyle olsa da 'Turist olarak İsrail'e giren herkes kâfir olur' denilemez
Bir Müslüman 'İsrail'e gidiyorum, çünkü Yahudi devletinin meşrû olduğuna inanıyorum, Filistin'in işgalini destekliyorum.'
derse mesele kufre yaklaşır. Ama 'Ben Filistin'i Müslümanların hakkı görüyorum, İsrail'in işgalini kabul etmiyorum, fakat Kudûs'ü, Aksâ'yı, Filistin'in tarihî yerlerini görmek istiyorum.' diyen kimseye sırf İsrail vizesi aldığı için kâfir denilemez. Çünkü küfür ile haram/yanlış fiil aynı şey değildir.

Bir başka hassas mesele de İşgali 'normalleştirme' (tatbî‘)
Filistin'deki resmî fetva makamı da ziyaretin mutlak olarak yasaklanmasından ziyade, işgalin normalleştirilmesini ve işgalciyle ilişkilerin normalleştirilmesine hizmet eden uygulamaları yasaklayan şartlar koymuştur. 2020 tarihli açıklamada;
işgal durumunun pekiştirilmemesi,
işgal ile ilişkilerin normalleştirilmesine hizmet eden uygulamalardan kaçınılması,
ziyaretin Filistin'in Arap-İslam kimliğini teyit etmesi,
Filistinlilere destek olması gibi şartları zikredilmiştir. Bu sebeble 'Vize kelimesi geçti dolayısıyla otomatik haram' şeklinde değil, 'bu ziyaret fiilen neye hizmet ediyor?' şeklinde bakmaktadır.
"Aksâ'ya gitmezsek, İsrail orayı tamamen sahiblenmiş Olur" Endişesi
Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi'nin 2015 tarihli 216 sayılı kararında, Kudüs'ü ziyaret etmenin aslının mendup ve teşvik edilen bir ziyaret olduğu belirtilmiş; ancak maslahat ve mefsedetin değerlendirilmesi gerektiği ve bu değerlendirmenin siyasî/uzman mercilere bırakılması gerektiği ifade edilmiştir. Ayrıca Filistin Genel Müftülüğü'nün daha sonraki yayınında da işgal altında Aksâ ziyaretinin belirli şartlarla caiz olduğu yönündeki tercih aktarılmaktadır: işgali normalleştirmemek, normalleşmeye hizmet eden işlemlerden kaçınmak ve ziyaretin Filistin kimliğini teyit etmesi gibi.


Aksâ'nın korunması, Müslümanların orada bulunması, Filistinlilere destek olunması gibi güçlü bir maslahat; Konunun sualindeki gereği turistik gezi söz konusu olduğunda çok daha zayıflıyor ve darlaşıyor!

Bir Müslüman “Aksâ'da namaz kılmak, Filistinli Müslümanları ziyaret etmek ve onların yanında olduğumu göstermek istiyorum.” diyorsa farklı değerlendirme yapılabilir. Ama “İsrail'e turist olarak gideyim; Kudûs'u, Tel Aviv'i, Hayfa'yı, Eilat'ı, Akka'yı gezeyim.” diyorsa artık 'Mescid-i Aksâ'nın fadileti' delili, bütün seyahati kapsayacak güçte değildir.


Hulâsatul Kavl;
Mescid-i Aksâ'ya yapılacak şer'î yolculuk; işgalcilerin vizesi ve merhametiyle değil, ancak oranın özgürleştirilmesi, fethi veya işgalin kırılmasıyla meşrûiyet zeminine oturur. Müslümanın üzerine düşen; işgalciyi boykot etmek, oradaki mucahidlere canıyla, malıyla ve duasıyla destek vermek, gasıb rejimin hiçbir tasarrufunu meşrû görmemektir.


Mescid-i Aksâ'yı ziyaret etmek; meşrudur ve fadiletlidir.
İşgal altında Aksâ'ya ulaşmak için zorunlu olarak işgal makamından izin almak; Kişinin durumuna, zaruretine ve ziyaretin niteliğine göre câiz olabilir.
Filistin'de yaşayan, filistin asıllı bir Müslümanın kendi ülkesindeki bir yere girmek için İsrail'den zorunlu izin alması; Turist için geçerli olan hükümle aynı değildir; ihtiyaç ve zorunluluk sebebiyle câiz olabilir.
Başka ülkede yaşayan bir Müslümanın sırf turizm/eğlence, keyfi amacıyla İsrail vizesi alarak Filistin'e gitmesi CÂİZ DEĞİLDİR.



İsrail Ürünleri de Satan Yerde Çalışmak Caiz mi?
 
Üst