Kalbinin Sevmediği Kişilerle Oturma!

Muddessir

الحمد الله
Frm. Yöneticisi
“Ayetlerimiz hakkında ileri-geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.” (Enam-68)


Bilinmelidir ki, hoşlanmadığımız kişilerle beraber olmak keder ve sıkıntı sebebidir. Erdemlerden yoksun, ahmak ve basit kişilerle oturmak, kalplere en ağır ve çekilmez gelen şeylerdendir. Bu durum, erdemli kişilerin kalplerine ve ruhlarına ızdırab verir. Buda şüphesiz ki azaptan bir parçadır.

Büyük muhaddis A’meş böyle kimseleri gördüğünde şu ayeti okurdu:

رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

“Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz.” (Duhan/12)

İbn-i Teymiyye de hoşlanmadığı biriyle oturduğu zaman şöyle derdi:

“Hoşlanmadığın insanlarla oturmak ateşli hummanın dörtte biridir.”

Böyle kişiler kalbe kasvet, ruha ağırlık verir ve onun hakkında su-i zanda bulunma zahmetine girilmiş olunur. Bu yüzden böyle kişilerle karşılaştığımızda yapmamız gereken şey, bulduğumuz ilk fırsatta o ortamı terk etmek olmalıdır. Aksi taktirde ahmaklaşma bizde de baş gösterir.

...فَلاَ تَقْعُدُواْ مَعَهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ إِنَّكُمْ إِذاً مِّثْلُهُمْ...

“…Başka bir söze geçinceye kadar onlarla beraber oturmayın. Yoksa sizde onlar gibi olursunuz…” (Nisa/140)

Aslında onlarla oturmak bir yana yüzlerine bile bakmamak gerekir.
Süfyan es-Sevri der ki; “Ahmak bir kimsenin yüzüne bakmak mukadder bir hatadır.”

Said b. Müseyyeb şöyle der; “Zalimlere bakmayın! Çünkü işlediğiniz güzel amelleriniz silinir. Onlarla bir arada bulunmakta selamet yoktur. Selamet, onlarla ilişkiyi kesmektir.”

Ahmak bir insanın arkadaşlığından nasıl emin olabiliriz? O, senin faydanı istediği halde bazen sana zarar verir ve bilmediğinden ötürü yardım edeceği yerde kötülük yapmış olur.

Şair şöyle der;

Ben akıllı düşmandan eminim
Ahmak bir dosttan ise korkuyorum.
Aklın yolu tektir ve onu biliyorum
Delilik ise çeşit çeşittir, bilemiyorum.

Bunun için ‘Ahmak bir kimseden uzak olmak, Allah’a yakınlaşmaktır’ denilmiştir.
Harun Reşid’in oğlu Me’mun şöyle der; “Arkadaşlar üç gruptur. Onların birincisi gıda gibidir, insan onsuz yapamaz. Diğeri ilaca benzer, insan bazen ona muhtaç olur bazen olmaz. Üçüncü grup ise hastalığa benzer. İnsan hiçbir zaman ona muhtaç değildir ama bazen ona müptela olur.”

Ne yazık ki çoğu zaman kalplerin ve akılların sevmediği nice kişilere müptela olup muhatap olmak zorunda kalıyoruz. Eğer onlarla bir ortamı paylaşmak zorunda kalırsan, İbn-i Kayyim’in şu öğretisiyle hareket et!
İbn-i Kayyim der ki: “Hoşlanmadığın birisine katlanmak zorunda kaldığın zaman, bedeninle onun yanında bulun ama ruhunla ondan ayrıl. Onu sağır bir kulakla dinle ve ona kör bir gözle bak. Ta ki Allah seninle onun arasını açmış olsun.”

Bize düşen Salihlerden oluşan bir topluluk içerisinde bulunmamızdır.
Resulullah s.a.v şöyle buyurur: “Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir rahip tarif edildi. Ona gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkanının olup olmadığını sordu.
Rahip: ‘Hayır yoktur!’ dedi. Adam onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı. Adam, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine alim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkanı olup olmadığını sordu.
Alim: ‘Evet, vardır. Sesinle tevbe arasında kim perde olabilir?’ dedi. Ve ilave etti: ‘Ancak falan memlekete gitmelisin. Zira orada Allah’a ibadet eden kimseler var. Sende onlarla ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.’
Adam yola çıktı. Giderken yarı yolda ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azap melekleri onun hakkında ihtilafa düştüler.
Rahmet melekleri: ‘Bu adam tövbekar olarak geldi. Kalben Allah’a yönelmişti’ dediler.
Azap melekleri de: ‘Bu adam hiçbir hayır işlemedi’ dediler.
Onlar böyle tartışırken, insan suretinde bir başka melek yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar.
Hakem onlara: ‘Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin’ dedi. Ölçtüler, gördüler ki, iyiler diyarına bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar.”
Bir rivayette şu ziyade var: “Bir miktar yol gidince, ölüm gelip çattı. Adam yönünü salih köye doğru çevirdi. Böylece o köy ehlinden sayıldı.” (Buhari, Müslim, İbn-i Mace)

Bu adamın bağışlanmasının sebebi Salihlerin memleketine daha yakın olduğundan dolayıydı. Salihlerle birlikte olmak bağışlanma sebebidir. Ahmaklardan uzak, Salihlere yakın olmalıyız! Allah’ın şu emri gereği O’na yönelenlerin yolundan gitmeliyiz.

وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ

‘Ve bana yönelenin yoluna uy!’ (Lokman/15)
 

asliar

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bu yazi bana tam tevafuk oldu. Dun ve bugun, bu konudan ne kadar muzdarip oldugumu dusunuyordum. Daha dogrusu; 1 ay once, yazida anlatilan nedenlerde arkadasligimi bitirdigim kisi ile 2 gundur bir nedenden diyalog kurduk.

Insan uzaklasinca, daha da iyi goruyor birseyleri.. Sevsen bile; bos insan ancak sana da bos zaman gecirtiyor.. Onun dertleri de bos oluyor. Sonra sen onu doluya cekmeye calisirken, bir bakiyorsun ki onun bos'lari senin de bos'larin olmus.

Gercekten bir iki uyaridan sonra, direk kacmak lazim.. Yoksa insan kendine zulmediyor da sonra gecen gunlerine aciyor..
 

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Frm. Yöneticisi
CazakAllahul hayr
 

kabara

Üye
İslam-TR Üyesi
Peki onların sayesinde güzel bilgiler öğreniyorsak ne olacak. Hemen bir örnek vereyim. Ben ateistlerin neden inanmadığını öğrenmek için sitelerine üye oldum ve bir çok konuda neler düşündüklerini,niye ve neden inanmadıklarını öğrenmiş oldum. Ayrıca bir çok Müslümanın onların sordukları veya savundukları görüşlere cevap vermesi bana bir çok şey öğretti.
Bir nevi sayelerinde yeni bilgiler öğrendim diyebiliriz.
 

Bin Yusuf

Varma lain Yezid'in yanına, huyun benzer huyuna.
İslam-TR Üyesi
Peki onların sayesinde güzel bilgiler öğreniyorsak ne olacak. Hemen bir örnek vereyim. Ben ateistlerin neden inanmadığını öğrenmek için sitelerine üye oldum ve bir çok konuda neler düşündüklerini,niye ve neden inanmadıklarını öğrenmiş oldum. Ayrıca bir çok Müslümanın onların sordukları veya savundukları görüşlere cevap vermesi bana bir çok şey öğretti.
Bir nevi sayelerinde yeni bilgiler öğrendim diyebiliriz.
 

kabara

Üye
İslam-TR Üyesi
O kısmını biliyorum fakat bir bilgi birikimi olmayan bir kişi o forumlarda kolayca dinden çıkabilir. Ama altında verilen mantıklı cevabı gördüğünde bak bu demek ki yanlışmış doğru olanı buymuş diyebilir.
Ben onların sorduğu bir takım soruların cevabını bilmiyordum ama bu sayede öğrenmiş oldum.
Bir ateist size soru sorduğunda onun hangi düşüncelere ve neye göre inanmadığını bilmiyorsanız cevap veremezsiniz. Hatta imanı zayıf olan birini çok rahat şekilde etkileyebilirler.
Tabi ki gidip kafirlerin içinde yaşamayalım ama günümüz teknolojisinde durum çok farklı.Bilgi yanı başımızda her an istediğimiz soruların cevabını doğru kaynaklardan öğrenebilme şansımız var.
 

Bin Yusuf

Varma lain Yezid'in yanına, huyun benzer huyuna.
İslam-TR Üyesi
Nisa 140.Ayet: وَقَدْ نَزَّلَ عَلَيْكُمْ فِي الْكِتَابِ اَنْ اِذَا سَمِعْتُمْ اٰيَاتِ اللّٰهِ يُكْفَرُ بِهَا وَيُسْتَهْزَاُ بِهَا فَلَا تَقْعُدُوا مَعَهُمْ حَتّٰى يَخُوضُوا ف۪ي حَد۪يثٍ غَيْرِه۪ۘ اِنَّكُمْ اِذاً مِثْلُهُمْۜ اِنَّ اللّٰهَ جَامِـعُ الْمُنَافِق۪ينَ وَالْكَافِر۪ينَ ف۪ي جَهَنَّمَ جَم۪يعاًۙ
Nisa 140.Ayet: O (Allah), Kitap´ta size şöyle indirmiştir ki: Allah´ın âyetlerinin inkâr edildiğini yahut onlarla alay edildiğini işittiğiniz zaman, onlar bundan başka bir söze dalıncaya (konuya geçinceye) kadar kâfirlerle beraber oturmayın; yoksa siz de onlar gibi olursunuz. Elbette Allah, münafıkları ve kâfirleri cehennemde bir araya getirecektir.

Dinin inkâr edildiği, aleyhinde bulunulduğu ve alaya alındığı yerde –bunu engellemeye gücü yetmeyen mümin– oturmayacak, bunları yapanlarla beraberliğini sürdürmeyecek, o yeri ve o kimseleri terkedecek, onlardan uzaklaşacaktır. Çünkü beraberliğin devamında üç önemli zarar vardır: a) Bunu yapanların cüret ve cesaretlerinin artması. b) Böyle bir davranış karşısında tepkisiz kalan müminlerin giderek buna alışmaları, hatta etkilenmeleri; kutsal değerlerine yönelik hassasiyetlerinin zaafa uğraması. c) Güçlerinin yettiği ölçüde tepki göstermedikleri, bu mânada olup bitene razı oldukları için günahkâr olmaları. Nitekim âyette geçen “Aksi takdirde şüphesiz siz de onlar gibi olursunuz” şeklindeki ağır suçlama ve uyarı bir yandan müminlerin bu zararlı sonuçtan kurtulmalarını hedeflerken diğer yandan zâhirde olanı tasvir etmektedir. Çünkü bir mecliste dine hakaret edildiği, mukaddeslerle alay edildiği halde hiçbir kimse tepki göstermiyorsa “orada olanların tamamının kâfir olduğuna” hükmedilebilir, yani burada hiçbir müminin bulunmadığı zannı hâsıl olabilir.
“Kim bir topluluğun karartısını çoğaltırsa o da onlardandır. Ve kim bir kavmin amelinden râzı olursa onların amellerinde ortaktır.” (İbn-i Kesîr, 27/308) Nebevî îkazı bunu açıklamaktadır. Bu îkazdan sonra, başkalarına benzememek ve kimlerin kalabalığını çoğalttığımıza dikkat etmek zorundayız.
 

asliar

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
O bahsettiginiz forumlar ve benzeri hristiyan forumlar vs, Allah ve din ile ilgili bir suru dalga gecen sey iceriyor.

Ben sizi anliyorum..Ben de sizin gibiydim.

Ama hem yukardaki paylasimlarda iletildigi gibi dinen uygun degil; hem de bizim boyle bir bilgi edinme yontemimiz yok. Biri bana birsey sordugunda ve cevaplayamadigimda; arastirip donecegimi soyluyorum. Zaten kimseyle birebir ugrasip ille de dine dondurme gibi bir mukellefiyetimiz yok.

İmani tam olma konusunda, hickimse kendinden emin olamaz. Yani herkes tam olduguna inanir ve belirli ortamlara girer ama sonra bir bakarsiniz cogu zamanla gunaha bulasmis yada kafasi karismis.

Bu ateistler, laf cambazliginda usta. Tek lafla ortalik bulandirmayi cok iyi bilirler.

Orada; gercegi arastirir gibi gorunenlerin dahi cogunun kalbinin, insanlari yoldan cikartmaya calisma cabasinda oldugunu dusunuyorum.Hayatin icinde; sempatik gorunen veya dine sempatisi oldugunu bir cok insanin, degisik ortamlarda gercek yuzlerini gormusuzdur.

Ayrica din mantik isi, mantikli aciklamalar ogreniyorum demissiniz. Aksine, din oncelikle inanc isidir. Bazi seyleri mantiga uyar yada mantikla aciklanir. Bazilari da aciklanamaz. Bu noktada tikanirsiniz eger bu yaklasimda olursaniz. Ki zaten onlarin da yapmaya calistigi bu.. Oysa bazi seylerin arkasindaki manayi kavrayamayiz ve o noktada yalnizca isitir ve itaat ederiz.

Ben biraz rahatsizim, kusura bakmayin duzgun yazamamis olabilirim.Ancak kesinlikle uzak durun derim.

Bir de dip not; ben hic insan ayrimi da yapmazdim. Arkadaslarim genelde ya dinsiz ya ateistti. Bu konularda, yansittiklari halleri de saygili idi. Ancak bu sekilde tukettigim zamanin da bir hayrini gormedim. Aksine; hepsinden uzaklastiktan sonra; kapilar bir bir acilmaya basladi.
 

kabara

Üye
İslam-TR Üyesi
Ben o forumdaki üyeliğimi yazıyı yazmadan sonlandırmıştım. Bak öğrendiğim konulardan biri şu oldu orada ahlaklıyız diyorlar ya çoğu da öyle evet ama ahlaklı olmanı gerektiren nedir dediğinde evrimde bunun bir açıklaması yok. Neden ahlaklı olmanız gerekiyor diye sorduğunuzda bunu ne bilimle ne de evrim ile izah edemiyorlar.
Kafaları çalışıyor parça olarak bir çok şeyi en ince ayrıntısında kadar inceliyorlar ve biliyorlar ama bütünü göremiyorlar. Yarıdan itibaren düşünebiliyorlar. Maddeye kadar gidiyorlar sonra orada tıkanıyorlar kafaları basmıyor.
Aslında kafaları ona basmadığı için bir nevi kendilerine maddeyi tanrı olarak görüyorlar.
Birde daha öncede belirttiğim gibi ben o yazıların altında Allah'a inan insanların yazılarını okumuş olmazsam belki kafam biraz karışabilirdi.
Sizlerinde dediği gibi onlarla aynı yerde durmamak lazım bende bunda hemfikirim sadece yaşadığım deneyimi anlatmaya çalıştım.
Benim aklıma gelmeyen aslında ara ara gelipte kafamdan hemen attığım soruların cevabını buldum ve araştırmış oldum.
Niyetim insanlara gidini oraya üye olun onlarla tartışın demek değil.
Evet haklısınız ama ben başka noktalara değinmek istemiştim.
 

asliar

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Ben o forumdaki üyeliğimi yazıyı yazmadan sonlandırmıştım. Bak öğrendiğim konulardan biri şu oldu orada ahlaklıyız diyorlar ya çoğu da öyle evet ama ahlaklı olmanı gerektiren nedir dediğinde evrimde bunun bir açıklaması yok. Neden ahlaklı olmanız gerekiyor diye sorduğunuzda bunu ne bilimle ne de evrim ile izah edemiyorlar.
Kafaları çalışıyor parça olarak bir çok şeyi en ince ayrıntısında kadar inceliyorlar ve biliyorlar ama bütünü göremiyorlar. Yarıdan itibaren düşünebiliyorlar. Maddeye kadar gidiyorlar sonra orada tıkanıyorlar kafaları basmıyor.
Aslında kafaları ona basmadığı için bir nevi kendilerine maddeyi tanrı olarak görüyorlar.
Birde daha öncede belirttiğim gibi ben o yazıların altında Allah'a inan insanların yazılarını okumuş olmazsam belki kafam biraz karışabilirdi.
Sizlerinde dediği gibi onlarla aynı yerde durmamak lazım bende bunda hemfikirim sadece yaşadığım deneyimi anlatmaya çalıştım.
Benim aklıma gelmeyen aslında ara ara gelipte kafamdan hemen attığım soruların cevabını buldum ve araştırmış oldum.
Niyetim insanlara gidini oraya üye olun onlarla tartışın demek değil.
Evet haklısınız ama ben başka noktalara değinmek istemiştim.
Tabi ki; zaten deneyimlerimizi paylasiyoruz burada. Ve ozellikle belirttim; suan pek iyi olmadigimi yanlis anlasmalar olmasin diye.

Lisedeyken; ahlak ve din uzerine sorgulama yazilari yazardim. Din mi ahlak kuralini koyar benzeri.. Yoksa dinden bagimsiz midir?

Zaman zaman ateist ama daha ahlakli vs laflarini cok duyariz malum.

O zamanlar ne sonuca variyordum yazilarimda hatirlamiyorum ama suan dusunmeden yazilabilecek birsey degil.

Din olmasa ahlak olur muydu.. Yoksa fitratina uygun yasamak mi, dinden bagimsiz vs vs

Neticede hepimizin kendince normal kabul edebildigi ama din yasakladgi icin yada mekruh dedigi icin yapmadigimiz seyler var. Ama ayni zamanda musluman ahlakina sigmayan yanlislarimiz, dusncesizlklerimiz de.

Belki de din; ortak bir ahlak anlayisi kurmus olarak bu noktada devreye giriyor.
 

leyligöz

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
ahmaklıgın ölçütü ne,ne demek.
 

Bin Yusuf

Varma lain Yezid'in yanına, huyun benzer huyuna.
İslam-TR Üyesi
ahmaklıgın ölçütü ne,ne demek.
Onlara: İnsanların iman ettiği gibi siz de iman edin, denildiği vakit «Biz hiç, sefihlerin (akılsız ve ahmak kişilerin) iman ettikleri gibi iman eder miyiz!» derler. Biliniz ki, sefihler ancak kendileridir, fakat bunu bilmezler (veya bilmezlikten gelirler).
(Sure No:2 Ayet No :13)
 

Alketa

Në botë jam si kalorësi që pushon nën hijen e nje
İslam-TR Üyesi
“Ayetlerimiz hakkında ileri-geri konuşmaya dalanları gördüğünde, onlar başka bir söze geçinceye kadar onlardan uzak dur. Eğer şeytan sana unutturursa, hatırladıktan sonra artık o zalimler topluluğu ile oturma.” (Enam-68)


Bilinmelidir ki, hoşlanmadığımız kişilerle beraber olmak keder ve sıkıntı sebebidir. Erdemlerden yoksun, ahmak ve basit kişilerle oturmak, kalplere en ağır ve çekilmez gelen şeylerdendir. Bu durum, erdemli kişilerin kalplerine ve ruhlarına ızdırab verir. Buda şüphesiz ki azaptan bir parçadır.

Büyük muhaddis A’meş böyle kimseleri gördüğünde şu ayeti okurdu:

رَبَّنَا اكْشِفْ عَنَّا الْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ

“Rabbimiz! Bizden azabı kaldır. Doğrusu biz artık inanıyoruz.” (Duhan/12)

İbn-i Teymiyye de hoşlanmadığı biriyle oturduğu zaman şöyle derdi:

“Hoşlanmadığın insanlarla oturmak ateşli hummanın dörtte biridir.”

Böyle kişiler kalbe kasvet, ruha ağırlık verir ve onun hakkında su-i zanda bulunma zahmetine girilmiş olunur. Bu yüzden böyle kişilerle karşılaştığımızda yapmamız gereken şey, bulduğumuz ilk fırsatta o ortamı terk etmek olmalıdır. Aksi taktirde ahmaklaşma bizde de baş gösterir.

...فَلاَ تَقْعُدُواْ مَعَهُمْ حَتَّى يَخُوضُواْ فِي حَدِيثٍ غَيْرِهِ إِنَّكُمْ إِذاً مِّثْلُهُمْ...

“…Başka bir söze geçinceye kadar onlarla beraber oturmayın. Yoksa sizde onlar gibi olursunuz…” (Nisa/140)

Aslında onlarla oturmak bir yana yüzlerine bile bakmamak gerekir.
Süfyan es-Sevri der ki; “Ahmak bir kimsenin yüzüne bakmak mukadder bir hatadır.”

Said b. Müseyyeb şöyle der; “Zalimlere bakmayın! Çünkü işlediğiniz güzel amelleriniz silinir. Onlarla bir arada bulunmakta selamet yoktur. Selamet, onlarla ilişkiyi kesmektir.”

Ahmak bir insanın arkadaşlığından nasıl emin olabiliriz? O, senin faydanı istediği halde bazen sana zarar verir ve bilmediğinden ötürü yardım edeceği yerde kötülük yapmış olur.

Şair şöyle der;

Ben akıllı düşmandan eminim
Ahmak bir dosttan ise korkuyorum.
Aklın yolu tektir ve onu biliyorum
Delilik ise çeşit çeşittir, bilemiyorum.

Bunun için ‘Ahmak bir kimseden uzak olmak, Allah’a yakınlaşmaktır’ denilmiştir.
Harun Reşid’in oğlu Me’mun şöyle der; “Arkadaşlar üç gruptur. Onların birincisi gıda gibidir, insan onsuz yapamaz. Diğeri ilaca benzer, insan bazen ona muhtaç olur bazen olmaz. Üçüncü grup ise hastalığa benzer. İnsan hiçbir zaman ona muhtaç değildir ama bazen ona müptela olur.”

Ne yazık ki çoğu zaman kalplerin ve akılların sevmediği nice kişilere müptela olup muhatap olmak zorunda kalıyoruz. Eğer onlarla bir ortamı paylaşmak zorunda kalırsan, İbn-i Kayyim’in şu öğretisiyle hareket et!
İbn-i Kayyim der ki: “Hoşlanmadığın birisine katlanmak zorunda kaldığın zaman, bedeninle onun yanında bulun ama ruhunla ondan ayrıl. Onu sağır bir kulakla dinle ve ona kör bir gözle bak. Ta ki Allah seninle onun arasını açmış olsun.”

Bize düşen Salihlerden oluşan bir topluluk içerisinde bulunmamızdır.
Resulullah s.a.v şöyle buyurur: “Sizden önce yaşayanlar arasında doksan dokuz kişiyi öldüren bir adam vardı. Bir ara yeryüzünün en bilgin kişisini sordu. Kendisine bir rahip tarif edildi. Ona gidip, doksan dokuz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkanının olup olmadığını sordu.
Rahip: ‘Hayır yoktur!’ dedi. Adam onu da öldürüp cinayetini yüze tamamladı. Adam, yeryüzünün en bilginini sormaya devam etti. Kendisine alim bir kişi tarif edildi. Ona gelip, yüz kişi öldürdüğünü, kendisi için bir tevbe imkanı olup olmadığını sordu.
Alim: ‘Evet, vardır. Sesinle tevbe arasında kim perde olabilir?’ dedi. Ve ilave etti: ‘Ancak falan memlekete gitmelisin. Zira orada Allah’a ibadet eden kimseler var. Sende onlarla ibadet edeceksin ve bir daha kendi memleketine dönmeyeceksin. Zira orası kötü bir yer.’
Adam yola çıktı. Giderken yarı yolda ölüm meleği gelip ruhunu kabzetti. Rahmet ve azap melekleri onun hakkında ihtilafa düştüler.
Rahmet melekleri: ‘Bu adam tövbekar olarak geldi. Kalben Allah’a yönelmişti’ dediler.
Azap melekleri de: ‘Bu adam hiçbir hayır işlemedi’ dediler.
Onlar böyle tartışırken, insan suretinde bir başka melek yanlarına geldi. Melekler onu aralarında hakem yaptılar.
Hakem onlara: ‘Onun çıktığı yerle, gitmekte olduğu yer arasını ölçün, hangi tarafa daha yakınsa ona teslim edin’ dedi. Ölçtüler, gördüler ki, iyiler diyarına bir karış daha yakın. Onu hemen rahmet melekleri aldılar.”
Bir rivayette şu ziyade var: “Bir miktar yol gidince, ölüm gelip çattı. Adam yönünü salih köye doğru çevirdi. Böylece o köy ehlinden sayıldı.” (Buhari, Müslim, İbn-i Mace)

Bu adamın bağışlanmasının sebebi Salihlerin memleketine daha yakın olduğundan dolayıydı. Salihlerle birlikte olmak bağışlanma sebebidir. Ahmaklardan uzak, Salihlere yakın olmalıyız! Allah’ın şu emri gereği O’na yönelenlerin yolundan gitmeliyiz.

وَاتَّبِعْ سَبِيلَ مَنْ أَنَابَ إِلَيَّ

‘Ve bana yönelenin yoluna uy!’ (Lokman/15)
Evvelden katlanırdım ama simdi ruhumun darlandigi her yerden uzak duruyorum
Ruhumun takati kalmamiş bu anlamda sabra.
 

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt