Çözüldü Kıyametten Önce Gerçekleşecekleri Bildiren İki Hadisin Arasını Nasıl Bulabiliriz?

İmam Malik Çevrimdışı

İmam Malik

İslam-tr Mudâvimi
İslam-TR Üyesi
"Kıyametten önce gerçekleşecek altı şeyi sayıyorum: Ölümüm, sonra Beytu'l Makdis'in fethedilmesi, sonra aranızda, koyunlar arasındaki salgın ölümleri andıran çokça ölümlerin olması, sonra malın oldukça artması, öyle ki bir kişiye yüz dinar dahi verilecek olsa yine razı olmaz. Sonra Arap evlerinden girmedik hiçbir ev bırakmayacak olan bir fitne, sonra sizler ile Beni Asfar arasında bir antlaşma olacak. Onlar bu antlaşmayı bozacaklar, size her birisi altında on iki bin asker olmak üzere seksen sancak altında saldıracaklar."(Buhari)

"Beytu'l Makdis'in imarı Yesrib'in harabıdır. Yesrib'in harabı melhamenin çıkmasıdır. Melhame İstanbul'un fethidir, İstanbul'un fethi Deccal'in çıkmasıdır! buyurdu. Sonra elini , konuşmakta olduğu kimsenin (Muaz'ın) dizine vurdu ve: 'Senin burada oturuyor olman nasıl gerçekse, bu söylediğim de öyle gerçektir' buyurdu." (Müsned, Ebu Davud)


Yukarıdeki hadisler, ilk bakışta ahir zamanda Müslümanların kalesinin Şam olacağı hatta hususen Hicazın harab olacaığını anlatmaktadır ama aşağıdaki hadiste ise

"Bu din Hicaz'a çekilecek. Tıpkı yılanın deliğine çekildiği gibi. (Allah'a kasem olsun)! Yaban keçisinin dağın tepesine sığınması gibi, din de Hicaz'a sığınacaktır. Bu din garip olarak başladı, tekrar garipliğe dönecektir. Gariplere ne mutlu. O garipler ki, benden sonra insanların sünnetimden bozdukları şeyi ıslah edecektir."(Tirmizi) [Tirmizi rivayet için hasen/sahih demiş]

Buradada, ahir zamanda Hicaz'ın; İslamın kalesi olacağını anlatıyor. Bu hadisleri nasıl anlamalıyız?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Zikredilen hadîs-i şerîfler, âhir zamanda vuku bulacak fitneler, melhameler ve ümmet-i Muhammed'in ﷺ toplanma merkezleri hususunda birbirini nefyeden (çürüten) değil; bilakis farklı zaman dilimlerini, merhaleleri ve hâdiselerin tedricî seyrini beyan eden nasslardır.

Selef-i Sâlihîn ulemâsı, hadîs şârihleri ve tevhîd ehli muhakkikler bu hadîsler arasındaki zâhirî tearuzu (çelişki gibi görünen durumu) usûl kaideleri çerçevesinde cem ve te'lif ederek açıklamışlardır.

Merhale ve Zaman Farkı (Hicaz'ın Durumu ve Harâbı)
Medine'nin harâb olması ve Melhame-i Kubrâ'nın çıkış sırasını bildiren Muâz b. Cebel رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ hadîs-i şerîfi:

حَدَّثَنَا مُسَدَّدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرٌ، عَنْ تَيْمِيٍّ، عَنْ نَافِعٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ - لَا بَلْ حَدَّثَنَا هَارُونُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا حَرِيشُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُهْمَانَ، عَنْ مُسْلِمِ بْنِ أَبِي بَكْرَةَ، عَنْ أَبِيهِ، وَحَدَّثَنَا عَمْرُو بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، عَنِ ابْنِ أَبِي عِتْبَةَ، عَنِ ابْنِ دَيْلَمَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ فَيْرُوزَ الدَّيْلَمِيِّ، عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ (رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) قَالَ
قَالَ رَسُولُ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ : عُمْرَانُ بَيْتِ الْمَقْدِسِ خَرَابُ يَثْرِبَ، وَخَرَابُ يَثْرِبَ خُرُوجُ الْمَلْحَمَةِ، وَخُرُوجُ الْمَلْحَمَةِ فَتْحُ قُسْطَنْطِينِيَّةَ، وَفَتْحُ الْقُسْطَنْطِينِيَّةِ خُرُوجُ الدَّجَّالِ
ثُمَّ ضَرَبَ بِيَدِهِ عَلَى فَخِذِ الَّذِي حَدَّثَهُ - أَوْ مَنْكِبِهِ - ثُمَّ قَالَ: «إِنَّ هَذَا لَحَقٌّ كَمَا أَنَّكَ قَاعِدٌ
​
Bize Amr b. Usmân haber verdi, dedi ki: Bize babam rivâyet etti, dedi ki: Bize Yahyâ b. Hamza rivâyet etti, İbn Ebî Utbe’den, İbn Deylem’den, Abdullâh b. Feyrûz ed-Deylemî’den, O da Sahâbî Muâz b. Cebel’den رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakletti;
Muâz b. Cebel رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ anlatıyor;
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurdu: "Beytu'l-Makdis'in imârı Yesrib'in (Medine'nin) harâbıdır. Yesrib'in harâbı melhamenin (büyük harbin) çıkmasıdır. Melhamenin çıkması Kostantiniyye'nin fethidir. Kostantiniyye'nin fethi ise Deccâl'in çıkmasıdır."
Sonra Rasûlullâh
ﷺ elini, bu hadisi kendisine rivayet ettiği kimsenin (Muâz'ın) dizine —yahud omzuna— vurdu ve şöyle buyurdu: "Senin burada oturmakta olduğun nasıl gerçekse, şubhesiz bu da öyle bir gerçektir!"
(Ebû Dâvud, Sunen, Kitâbu'l-Melâhim, Bâbu fî Emârâti'l-Melâhim, C. 4, Sf: 110, Hadis no: 4294; Ahmed b. Hanbel, el-Musned, C. 36, Sf: 352 – 353, Hadis no: 22023)
Hadis hasen derecesindedir. İbn Kesîr (en-Nihâye fi'l-Fiten ve'l-Melâhim, C. 1, Sf: 64) isnadının ceyyid olduğunu beyan etmiş, el-Elbânî de Sahîhu Suneni Ebî Dâvud'da (Hadis no: 4294) hadisin hasen olduğunu tasrih etmiştir.
Bu hadîsteki "Yesrib'in harâbı", Medine'nin tamamen yok olup gitmesi mânâsına gelmez.

İdarî ve Askerî Merkez Olmaktan Çıkıp Tenhalaşması;
Âhir zamanda Melhame-i Kubrâ Şam topraklarında vuku bulacağı için, hilâfet ve harb merkezi oraya taşınacak; mucâhidler Şam ve Kudüs cihetine akın edecek, Medine ise idarî bakımdan tenhalaşacaktır.

Hissî Terk Ediliş;
Nitekim Sahîhayn'da Ebû Hurayra'den
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakledilen hadîste Medine'nin en mamur hâlindeyken sâkinleri tarafından terk edileceği ve Deccâl hâdisesinin son safhasında tenhâ kalacağı beyan edilmiştir.


İmanın Hicaz'a Çekilmesi (İtikadî Sığınak Olma Vasfı)

İslâm'ın garibliğe dönmesi ve imanın Hicaz'a çekilmesi hakkındaki Ebû Hurayra رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ hadîs-i şerîfi:​


حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رَافِعٍ، حَدَّثَنَا حُجَيْنٌ، حَدَّثَنَا لَيْثٌ، عَنْ عُقَيْلٍ، عَنِ ابْنِ شِهَابٍ، عَنْ أَبِي بَكْرِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ (رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) عَنِ :
النَّبِيِّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : إِنَّ الْإِيمَانَ لَيَأْرِزُ إِلَى الْمَدِينَةِ كَمَا تَأْرِزُ الْحَيَّةُ إِلَى جُحْرِهَا
​
Bize Muhammed b. Râfi‘ haber verdi, dedi ki: Bize Huceyn rivâyet etti, dedi ki: Bize Leys rivâyet etti, Ukayl’den, İbn Şihâb’dan, Ebû Bekr b. Abdirrahmân’dan, O da Sahâbî Ebû Hurayra’den رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakletti;
Ebû Hurayra رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ anlatıyor;
Rasûlullâh ﷺ şöyle buyurdu: "Şubhesiz ki yılan deliğine çekildiği gibi, iman da muhakkak Medine'ye çekilecektir."
(Buhârî, es-Sahîh, Kitâbu Fedâili'l-Medîne, Bâbu'l-Îmânu Ye'rizu ile'l-Medîne, C. 3, Sf: 23, Hadis no: 1876; Muslim, es-Sahîh, Kitâbu'l-Îmân, Bâbu Beyâni enne'l-İslâme Bede'e Garîben ve Se-Yeûdu Garîben, C. 1, Sf: 131, Hadis no: 147)
Hadis, muhaddislerin ittifakıyla sahih derecesindedir; Buhârî ve Muslim’in Sahîhayn’ında ittifakla tahrîc edilmiştir.

Bu hadîs-i şerîf, Hicaz'ın itikadî dokunulmazlığını ve fitnelerden emin melce (sığınak) olma vasfını beyan eder:
Yeryüzünü küfür, nifak ve dalâlet kapladığında, Deccâl çıktığında Mekke ve Medine'ye meleklerin koruması sebebiyle giremeyecektir. Hakikî mûminler fitnelerden kaçarak iki harameyne iltica edeceklerdir.
Yeryüzünde bâtıl nizamlar ve tahrifât yayıldığında dahi tevhîd akîdesinin aslı ve Sünnet-i Seniyye'nin safiyeti orada muhafaza olunacaktır. Bu hâl, Hicaz'ın cihad karargâhı olmasından ziyade bir itikadî sığınak olması cihetiyledir.


Şam'ın Mertebesi ve Âhir Zaman Karargâhı
Kıyâmet öncesindeki altı alâmet, Beni Asfar (Rûmlar) ile sulh ve ardından gelecek Melhame-i Kubrâ'da müslümanların toplanma merkezini beyan eden Ebû’d-Derdâ
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ hadîs-i şerîfi:
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَمْزَةَ، حَدَّثَنَا ثَوْرُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ خَالِدِ بْنِ مَعْدَانَ، عَنْ جُبَيْرِ بْنِ نُفَيْرٍ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ (رَضِيَ اللهُ عَنْهُ) أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ : إِنَّ فُسْطَاطَ الْمُسْلِمِينَ يَوْمَ الْمَلْحَمَةِ بِالْغُوطَةِ إِلَى جَانِبِ مَدِينَةٍ يُقَالُ لَهَا دِمَشْقُ، مِنْ خَيْرِ مَدَائِنِ الشَّامِ​
Bize Hişâm b. Ammâr haber verdi, dedi ki: Bize Yahyâ b. Hamza rivâyet etti, dedi ki: Bize Sevr b. Yezîd rivâyet etti, Hâlid b. Ma'dân’dan, Cubeyr b. Nufeyr’den, O da Sahâbî Ebû’d-Derdâ’dan رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ nakletti;
Ebû’d-Derdâ
رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ anlatıyor;
Rasûlullâh
ﷺ şöyle buyurdu: "Büyük harb (Melhame-i Kubrâ) gününde mûminlerin çadırı (harb nizamı ve ordu karargâhı), Şam beldelerinin en hayırlılarından olan ve Dımaşk denilen şehrin yanındaki Gûta bölgesindedir."
(Ebû Dâvud, Sunen, Kitâbu'l-Melâhim, Bâbu fî Ma'kıli'l-Muslimîne mine'l-Melâhim, C. 4, Sf: 111, Hadis no: 4298; Ahmed b. Hanbel, el-Musned, C. 36, Sf: 48, Hadis no: 21725)
Hadisin isnadı ceyyid ve sahih derecesindedir. Hâkim el-Mustedrak'te (C. 4, Sf: 479) tahrîc edip isnadının Buhârî'nin şartına göre sahih olduğunu belirtmiş, İmam ez-Zehebî de Telhîs'inde bunu tasdik etmiştir; el-Elbânî de Sahîhu Suneni Ebî Dâvud'da (Hadis no: 4298) sahih olduğunu tasrih etmiştir.

Cem ve Telif
Selef-i Sâlihîn menhecine göre bu iki kutub arasındaki tenakuz gibi görünen durum şu şekilde cem edilir:

Vazife Taksimi; Âhir zamanda Hicaz, küfür ve Deccâl ordularının çiğneyemeyeceği itikadî bir sığınaktır; Şam ve Beytu'l-Makdis ise Rûmlara, Yahûdîlere ve Deccâl'in ordularına karşı bizzat cihad edilen fiilî harp karargâhıdır.

Hadiselerin Tertibi
İslâm garibliğe düştükçe ihlaslı mûminlerin kalbi ve melcesi Hicaz'a çekilecek; Deccâl çıktığında Mekke ve Medine mûminleri muhafaza edecektir.
Mehdî aleyhisselâm'a bizzat Mekke'de, Rukûn ile Makâm arasında biat edilecek; ardından ordu Hicaz'dan kalkıp Şam cihetine yönelecektir.
Şam'da İslâm orduları Gûta'da toplanacak, Rûmlarla Melhame-i Kubrâ vuku bulacak, ardından Kostantiniyye tekbirlerle fethedilecek; nihayetinde Îsâ aleyhisselâm Dımaşk'taki Akminare'ye inecek ve Deccâl'i Lûd kapısında katledecektir.
Melhamelerin, fetihlerin ve yeryüzündeki İslâm hâkimiyetinin ardından kıyâmetin kopmasına yakın dönemde insanlar Medine'yi terk edecek ve şehir tenhalaşacaktır.

Böylece Hicaz'ın sığınak olması ile Şam'ın cihad merkezi olması arasında hiçbir tezat kalmamakta; her iki hadis grubu da âhir zamandaki farklı birer merhaleyi ve hikmeti beyan etmektedir.
 
Üst