Kuran müslümanlığı bu mudur.?

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
Üye
Sayın İslam oğlu, Kur'an Müslümanlığı gerçekten bu mu?

1- Yıllar önce yazdığınız kitaplar, yaptığınız konuşmalar ve yaktığınız yürekler insanları, özelde de Müslümanları kendine getirdi. Bir dert sahibi olduğunuz, kitaplarınız da konuşmalarınız da bunun şahididir.

2- Güzel ve samimi hayranlarınız, takipçileriniz ve sevenleriniz vardı. Kitaplarınızı ve düşüncelerinizi yaymak için ellerinden gelen tüm fedakarlığı yaptılar.

3- Sonra ne olduysa bir fikir saplantısına düştünüz. Akademik körlük gibi İlmi körlük yaşadınız ve tüm söylemleriniz bir konu etrafında yığıldı. Kur'an'ın rakibi olarak hadisleri görmeye başladınız. Önce inceden inceye, sonra sert darbelerle daha sonra ise yıkıcı, alaycı, tahkir edici darbelerle söylemlerinizin dozunu arttırdınız.

4- Bir zamanlar yere göğe sığdıramadınız Ebu Hureyre için hutbede ona hakaret ettiniz
Hatta böyle bir adam yoktur demeye getirdiniz. Türkiye'de hadis inkarcılarını kafirlikle suçlayacak kadar hadislere bağlı iken, bu gün hadislere inananların imanını sorgular hale geldiniz.

5- ilimde durağanlık yoktur. Dün dediğinizi bugün demek zorunda değilsiniz. Ama bugün öyle düşünüyor diye kaç insana hakaret ettiğinizin farkında mısınız?

6- Her defasında "Kur'an'dan konuşuyorum" dediniz. Gerçekten Kur'an'dan konuştuğunuza emin misiniz?

7- Mesela Kur'an, Allah'tan başkasına ibadet edenlere (veya putlarına) sövmeyin, der. Gayrimüslimlerin inancına ve kendilerine bile hakaret etmek Kur'an ile yasakken siz kimlere hakaret etmediniz ki? Nurettin Yıldız'a hakaret ettiniz. Bedri Gencer'e hakaret ettiniz. İhsan Şenocak'a hakaret ettiniz
Cübbeli Ahmet'e hakaret ettiniz. Mehmet Görmez'e hakaret ettiniz. Ali Erbaş'a hakaret ettiniz...Diyanet'e hakaret ettiniz. Bazı cemaatlere hakaretler ettiniz. Umumi anlamda da Türkiye Müslümanlarına hakaretler ettiniz. Tüm bu hakaretlerinizin kaynağı Kur'an mı? Kur'an talebesi Kur'an'dan bu ahlakı mı alır?

8- Size de hakaretler edildi. Tehditler edildi. Ağza, akla, kalbe, dine, imana ve vicdana aykırı yüzlerce hakaret gördünüz. Hiçbirine sabretmediniz. Cahillerin işidir demediniz. Allah yeter demediniz. Cahillerden yüz çevir ilahî hitabına bakmadınız. Aldığınız hakareti misliyle ödediniz. Kur'an'ın sabırla ilgili ayetleri ile neden yaşamadınız? Halbuki Kur'an Tüm peygamberlerin, kendilerine yapılan hakaretlere sabırla karşılık verdiğini anlatıyordu. Bu ayetler sizin için bir anlam ifade etmeli değil miydi?

9- Kur'an, ehli kitapla en güzel yöntemlerle mücadele edilmesini emreder. Kur’an, rabbinin yoluna hikmetle ve güzel öğütlerle davet edilmesini emreder. Bu ayetlere göre neden tebliğ ve davet metodu geliştirmediniz? Hep aşağıladınız. Hep düşüncesizlikle itham ettiniz. Hep suçladınız. Güzel yöntemler yerine kırıcı, uzaklaştırıcı yöntemlerle davetinizi yaptınız. Neden Kur'an'ın sevgi dilini bıraktınız da nefret diliyle davet ve irşatta bulundunuz? Kur'an Müslümanlığı ya da Kur'an talebesi olmak böyle bir şey mi?

10- Davanızda kendi açınızdan haklı olduğunuzdan şüphem yok. Sizin davanız size göre haktır. Benim davam da bana göre haktır. Fakat Siz hep şunu yaptınız. Size göre yanlış olan, başkasına göre doğru olan konularda, hep dışlayıcılık metodunu seçtiniz. Evet, başkasının batıl gördüğünüz davasını onu inciterek, ona hakaret ederek, onu aşağılayarak mı düzeltecektiniz? Kur'an, önce Kabe'deki putların kırılmasını mı emretti. Yoksa gönüldeki putların kırılmasını mı emretti? Ama siz önce insanların kutsal gördükleri davasına, düşüncesine saldırdınız. Halbuki Kur'an'ın böyle bir davet metodu yoktur.

11- İnsanları mankurtlaşma ile suçladınız. Öncelikle kendinizi kendiniz gibi düşünen yemek masası takımına oturacak kişi kadar hariç, tüm alimlerden ve akademik camiadan uzak gördünüz. Zamanla sıyrıldınız ve ideolojinize tapar hale geldiniz. Gerçek mankurt, bir düşünceye körü körüne bağlılık gösteren değil midir?

12- Hadisleri bir övdünüz, bir sövdünüz. Aklıma yatarsa dediniz. Ama dün aklınıza yatan hadis bugün yatmıyordu. Bugün yatan hadisin de yarın garantisi yok. Ayrıca sizin aklınıza yatan hadis başkasının aklına da yatıyor mu? Yatmalı mı? Bunun ölçüsü nedir söylemediniz. Kur'an'ın akla verdiği önemden bahsettiniz her zaman. Kur’an, kimin aklını ölçü alıyor? Hangi akıl? Değişen akıl mı? Bireysel akıl mı? Yoksa icma veya cumhur (kolektif) akıl mı? Cahilin aklı mı, alimin aklı mı?

13- Bir dava, dava sahibi hayatta iken büyüyorsa, dava doğru yoldadır. Şu an eskiden sizin için mücadele eden havarileriniz yok, sahabiniz yok, eski dava arkadaşlarınız yok, yoldaşınız yok... Davanız daha siz hayatta iken kaybetmeye başladı. İlk dava arkadaşlarınız sizi yalnız bıraktı. Gerçek insanlardan çok, Twitter gibi mecralardaki sanal beğenileri yeğlediniz. Onların sanal beğenisini, gerçek eleştirilerin önüne aldınız. Kur’an Müslümanlığını, Twit Müslümanlığına çevirdiniz. Orayı üs yaptınız. Halbuki oranın Mescidi Dırar olduğunu bilmeliydiniz.

14- Sahaya inmeyi bıraktınız. Sahada sizin düşünceleriniz ve minik kuş (Twitter) paylaşımlarınızı baz alıp da işlenen ilmi cinayetlerin ve fecaatlerin boyutunu görseydiniz şaşırır kalır ve evinize çekilir, Ebu'l Hasan Eşari gibi aklınızı başınıza alır, acaba nerede hata yaptım, yapıyor muyum? Diye düşünürdünüz. Sahada sizin düşüncelerinizi silah gibi kullanan o kadar cahil var ki, sizi bilmeden sizinle yazışsalar sizi bile sizin fikrinizle cahillikle suçlarlar.

15- İmamları ağzınıza doladınız. Hocaları doladınız. Halkın, İslamı anlama ve yaşama biçimini doladınız. Akademik ve ilmi eserleri doladınız. Alimlerin ölmüş olması bile sizden kurtulmasına yetmedi. Onları bile yahudileşme ile suçladınız. Daha geriye gidip sahabelere de sataştınız. Kimi zaman peygamber efendimizi bile bazı zanlar altında bıraktınız. Elinizden ve dilinizden salim kimse kaldı mı? Gerçekten Kur'an Müslümanlığı bu mu?

Kur'an Müslümanlığı buysa üstü de kalsın altı da kalsın!

Murat Padak
Şanlıurfa Diyanet Eğitim Merkezi Eğitim Görevlisi
 
Üst Alt