İstediğin kadar Müslüman ol, istediğin kadar “İslamcı” söylem kullan, tâbi olduğun sistem sana ne dayatırsa ona boyun eğeceksin.
Futbol gibi bir spor alanında bile egemenliğini kuramayan Müslümanlar, devletleri ve ekonomileri üzerinden nasıl bir egemenlik kurabilir?
Bugün Müslüman ülkelerin yöneticileri, FIFA’nın, BM’nin, Batı finans sisteminin, IMF’nin, Dünya Bankası’nın ve liberal “insan hakları” anlayışının kurallarına göre hareket ediyor. LGBT propagandası stadyumlara sokulurken “itiraz ediyoruz” demekle yetiniyorlar.
Çünkü sistemin içinde oldukları sürece, sistemin efendilerine karşı gerçek bir duruş sergileyemiyorlar.
İran ve Mısır’ın tepkisi önemli olsa da, asıl sorun yapısaldır:
Ulus-devlet modeli, laik sistem ve kapitalist düzen içinde kaldığınız sürece, Batı’nın kurallarına tâbi olmaya mahkûmsunuz.
İster futbol sahasında, ister ekonomide, ister siyasette…
Gerçek Çözüm
Ne “itiraz etmek”, ne “tepki göstermek”, ne de sistemin içinde reform yapmaya çalışmak…
Tek ve gerçek çözüm Hilafet’tir.
Tevhid akidesi üzere, Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in nübüvvet minhacı üzere, Raşid Halifelerin adaleti üzere kurulacak Hilafet’tir.
Bu Hilafet kurulduğunda:
Ne FIFA’nın LGBT dayatması ne de Batı’nın ahlaksız kuralları ümmetin topraklarında geçerli olacak, Müslümanlar kendi kurallarını, kendi ahlaklarını, kendi izzetlerini belirleyecek, ne futbol sahasında ne de hayatın herhangi bir alanında kâfirlerin hegemonyasına boyun eğilecek.
Ey Müslümanlar!
Futbol maçında bile egemen olamıyorsak, devletlerimizde, ekonomimizde, eğitimimizde ve hayatımızda egemenlik kurmamız nasıl mümkün olacak?
Bu sistemin kurallarına tâbi olmadan, bu sistemi kökünden reddetmeden ve yerine Allah’ın hükmünü getirmeden hiçbir alanda gerçek kurtuluş yoktur.
“Fitne ortadan kalkıncaya ve din tamamen Allah’ın oluncaya kadar onlarla savaşın.” (Enfal, 8/39)
Tevhid üzere, Hilafet üzere.
Kurtuluş ancak bundadır
