Çözüldü M. Zahid Kotku ve M. Esad Coşan Nasıl Alimlerdir?

ayyyse83

Üye
Üye
Abiler bişey merak ediyorum mehmet Zahit kotku ve Esad cosan hakkındaki düşünceleriniz nedir acaba Esad cosan biliyosunuz hadis profosoruymus geçenlerde bi arkadas Zahit kotkunun açık zikir yaptığı bi videoyu yollamis sadece ses var ama . Allah allah diye ritim tuttukları bi ses tabiri caizse.simdi Esad cosan hadis profosoruymus ki Zahit kotkunun vekili olarak illaki oda yapmış yada sıcak bakmistir diye düşünüyorum kafama takılan bidatla ilgili yada açık zikirin bidat olabileceği hükmü çıkan hadislere bu adam rastlamamismi ki bunlarda ilim sahibi. Yada bu hadislerden nasıl hüküm çıkarmışlar ki yada sadece Hz omerin neguzel bidattir sözüne dayalı yapmadılar heralde . Yani bu üye butur şeylere niye bukadar takiliyo yada burda okuduklariyla ndn tatmin olmuyo diye düşünmeyin lütfen. Herkesin herseye bi delili var sanki .artı birde tasavvufcu bi ailede yetistim biraz takili kalmam bundan herhalde.icim aciyo babam tarikat ehliyken yanlislarina delillerle sahit oldugumda .konusmak istedigimde cok kati ve ilim sahibi oldugunu dusundugum mehmet zahit kotku direkt kafama tas . Size zahmet bir cvp
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi
Tasavvuf akidesine sahib olduktan sonra laiklerin profu olsa ne olur, sofilerin gavsı olsa ne olur. Uydurma hadislerden kendine akide belleyen kayınbaba damat olan Mehmed zahid Kotku , Esad Coşan ikilisinin akidesini tanımak için aşağıdaki yazıları inceleyelim.




Tasavvufa Giriş - M.Esad Coşan



Esad Coşan Tasavvuf diye bir din tarif ediyor. (S.5-6)

TASAVVUF: KALBİN FIKHI

Kalbimizi pak eylemeye çalışalım, ihlâsımızı sağlam etmeye çalışalım, çimizden geçenleri kontrol edelim. Duygularımıza düşüncelerimize hâkim olalım. Niyetlerimizi ıslâh edelim Allah bizi rızasını kazanmağa muvaffak etsin, gafil ve cahillerden eylemesin, iki cihan saadetini sağlayanlardan eylesin, mahrum kalanlardan fırsatı kaçıranlardan, sonunda hâib ve hasir, pişman ve perişan olanlardan etmesin. Onun için muhterem kardeşlerim büyüklerimiz çok büyük bir dikkatle bu işin üzerine eğilmişlerdir, önün için Tasavvuf,ilimlerin en şereflisidir. En önemlisidir. Çünkü fıkh-ül kalbdir bâtının fıkhıdır, kalbin fıkhıdır. Başka bir şey değildir, Kur'an'dır Kur'an'ın özüdür, İslâm'ın özüdür. Peygamber Efendimiz'în sünnetidir. Peygamber Efendimizîn ahvalidir, ahlakıdır, İşin perde arkasındaki mah iyetidir.O bakımdan hepimiz bu hususta gayret edelim. Şimdiye kadar hangi mevkiye çıktıysak çıktık, hangi mesleği sağladıysak sağladık, hayatımız hangi noktaya ulaştıysa ulaştı, şimdiye kadar, bu noktaya ne yaptıysak yaptık, bilmiyorum.


“4.900.000 sevap böyle geliyor.” Hurafesi (S.8-9)

4.900.000 SEVAP

Hocamızın bir hatırasını size nakledi vereyim: Hocamız (Rb.A) Ankara'da bir kardeşimizin evine gitmişti. Çok geniş salonu olan Kayserili hacı kardeşimizin evine, Sami Efendi Hazretleri'nin ihvanından bazı kimseler de hocamızı sevdikleri için gelmişlerdi. Onlardan bir hoca, vaiz, vaazı çok sürükleyici, temaati kendisini seven, konuşkan, bilgili, Arap ülkelerinde tahsil gördüğü için Arapcası mükemmel, Kur'an okuyuşu şahane bir kardeşimiz hocamızın yanına sokuldu. Hocamız ona iltifat ederdi. O da hocamıza kendi hocası olmadığı halde çok muhabbet ediyordu. Dedi ki: "Hocam, Medine-i Münevvere'de kılınan bir namaz başka yerde kılınan bir namazdan bin kat daha sevaplı oluyor. Mescid-i Haram, Mekke-i Mükerremede, Kabe'nin civarında kılınan bîr namaz başka yerlere göre 100.000 misli sevaplı oluyor, Bunun gibi başka sevablı ameller var mıdır?

Kendisi vaiz, kendisi hafız, kendisi Arap ülkelerinde okunuş, kendisi bilir birçok şeyi. Hocamıza soruyor. Yani sevaplı işler peşinde, sevap kazanmak için soruyor. Kur* naz, akıllı, kârını düşünen insan... Hocamız sanki onun soru sormasını bekliyormuş gibi, hiç tereddüt etmeden, "evet vardır" dedi. Sözünü bitirir bitirmez "evet vardır" dedi Yani şöyle bir başını eğsin, biraz düşünsün, taşınsın filan, hayır! Hemen "evet vardır" dedi. Nedir diye böyle hevesle bakınca, ben de pür dikkat dinliyorum. Dedi ki; Bir insan zikrullahla iştigal ede ede, zikrullah kalbine yerleşir. Kalbi zikretmeye baslar, kalbi zikrettiği zaman belki buraya geçen sefer geldiğimde, hesabını yapmışımdır, 4.900.000 sevap kazanıyor, insan. Kalbi yani her Allah deyişinde 4,900,000,... Sevaplar böyle geliyor. Tümen tümen geliyor, Böylece kalbe yerleşir zikir, önce zikir lisandan başlar sonra kalbi? yerleşir. Halk içinde Hak'la olur insan (Hal vet der encümen) nakşilikteki halvet der encümen hâli hasıl olur.

“Şeyhler öldükten sonra'da insanlara tesir ederler yani tasarruf sahibidirler.” (S.13)

Estâğfirullah, estağfurullah, estâğfirullah el azirn diyoruz. İşin doğrusu budur. Çünkü Peygamber Efendimiz (S.A.V) böyle öğretiyor. Onun için 25 defa estâğfirullah. Sonra bir Fatiha, üç İhlas-ı şerif okuyun, büyüklerimize. Evli yaullâh'a sâdât-ı âliyemize, meşâyıh-ı turuk- ı aliyemize hediye edin. Evliyaullah Allah'ın sevgili kulları, Allah'ın rızasını kazanmış kullar, vefatlarından sonra da insanlara müessirdirler.Yani tasarruf sahibidirler. Yani sizinle münâsebetleri vardır. Alâkaları vardır. Rüyamıza girerler, nasihat ederler, ikâz ederler .


“Allah nasihatlerini rüyada mürşid suretinde yapar.” Şirki (S.20-21)

SEVGİ, SAYGI OLMADAN
İkincisi zikrullahı beraber yaptığımızı düşünün, hocalarımızla beraber şöyle bir mübarek latif mescidde oturmuşuz, onlarla beraber zikrediyoruz, diye düşünün mürşidinize, hocalarınıza gönlünüzü bağlayın. Çünkü Allah-u Tealâ Hazretleri füyuzatını evliyâullahından kullarına gönderir. Evliyâullahını, ibâdının mürebbisi kıldığından rüyada nasîhatiarı mürşidi suretinde yapar. Yapan eden hep Allah'tır. Ama mürşidi suretinde olur. Bunun için mürşidinize irtibatı güzel yapın. Bu irtibatın aslı muhabbettir, sevgidir, saygıdır. O sevgi, o saygı olmadan müridin terrakisi mümkün olmaz.

Tasavvufa Giriş, M.Esad Coşan, Gümüş Yayınevi, Konya 1990


Tasavvuf Büyüklerinin Kendi Eserlerinden Küfür Akideleri ! (kitap)

https://www.islam-tr.org/konu/tasavvuf-buyuklerinin-kendi-eserlerinden-kufur-akideleri-kitap.8043/page-2





Tarîkatçılara göre yalnızca sağ olan mürşidden değil, aynı zamanda ölüden (kabirden) de yardım beklenir. Yani şeyhin rûhâniyetinden yardım dilemek için onun, sağ ya da ölü olması fark etmez. Bu inanış hemen hemen bütün tarîkatlarda vardır ve «himmet dilemek», «bereket talep etmek», «feyiz almak» «istifâzada bulunmak» ya da «rûhânîyetten istimdâd etmek» gibi çeşitli deyimlerle ifade edilir.
Mehmed Zâhid Kotku bu konuda aynen şunları kaydetmektedir:
« Bu tarikde şeyh, kemâl-i marifet ile mütehakkık olursa, ifâzada (yardım etme konusunda) ölü ile diri musavi olurlar»
Aslında müsavi olmaktan da öte, (yine tarîkat rûhânîlerine göre) velî, öldükten sonra bir «tîğ-i üryân» gibi, yani kınından çıkmış olan bir kılıç gibi çok daha keskin olur ve onu çağıran insanın imdadına çok daha çabuk yetişir.
(Mehmed Zâhid Kotku (H. 1313/M. 1897-H. 1401/M. 1980) Tasavvufî Ahlâk: 2/272)





İkinci Ferid Aydın Vak'ası - Mutlaka Izlenmeli: Mehmed Zahid Kotku Küfür Akidesi
https://www.islam-tr.org/konu/ikinci-ferid-aydin-vakasi-mutlaka-izlenmeli-mehmed-zahid-kotku-kufur-akidesi.38220/
 
Üst Alt