Medrese

Şerefcanli Çevrimdışı

Şerefcanli

Araştırmacı yazar ve şair
İslam-TR Üyesi
Osmanlı Döneminde Muş Medresse Eğitimi
Muş Coğrafyasında İrfan Şeceresi: Seyyidlerden Evliyalara Akademik Bir Felsefe ve Soyağacı

Coğrafya, yalnızca üzerinde yaşanılan fiziksel bir toprak parçası değil; aynı zamanda ariflerin, âlimlerin ve evliyaların nefesiyle ruh kazanan ontolojik bir zemindir. Muş’un kadim dağları, geniş ovaları ve sükûnet içindeki köyleri, yüzyıllar boyunca aklın felsefeyle, kalbin ise tasavvufla yoğrulduğu devasa bir "Anadolu Akademisi" olmuştur. Bu irfan havzasının manevi mimarlarını, sadece tarihi şahsiyetler olarak değil; babadan oğula, mürşidden talebeye aktarılan bir "İnsan-ı Kâmil" (olgun insan) projesinin halkaları olarak okumak gerekir.

Bu eşsiz manevi şecere, kan bağının ruh bağıyla, ilmin irfanla nasıl bütünleştiğinin en güzel felsefi özetidir.

1. İrfan Ağacının Kökü: Büyük Müderris Seyyid Şerif Molla Ali Kösewi Hz.
Bu manevi haritanın ve akademik felsefenin ilk ve en görkemli sütunu Büyük Müderris Seyyid (Şerif) Molla Ali Kösewi Hazretleridir. O, isminde taşıdığı Ehli-Beyt nurunu (Seyyid/Şerif), medrese geleneğinin şer'i ve akli ilimleriyle (Müderris) birleştirmiş zirve bir şahsiyettir. Coğrafyanın kaderini ilimle yeniden yazan, fıkıh, felsefe ve tasavvufu aynı potada eriten bir rehberdir. Bu büyük zatın nurani bedeni, bugün Palu (Palio) ilçesinde medfundur ve kabri, hakikati arayanlar için bir ziyaretgâhtır.

2. Merhamet ve Muhabbetin Temsilcisi: Şeyh Sait Salihi Efendi
Seyyidlerin nuru ve felsefesi toprağa düşen bir tohum gibi babadan oğula geçer. Şeyh Sait Salihi Efendi, Büyük Müderris Seyyid Şerif Molla Ali Kösewi Hazretleri'nin değerli bir oğludur. Babasından devraldığı o muazzam akli ve kalbi mirası, halk tabanında sevgiyle ve merhametle yoğurmuştur. O, Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Seçme Köyü'nün Saliha mezrasını bir şefkat ve diriliş dergâhına dönüştürmüştür. Özgeçmişi, babasının inşa ettiği ilmi dengenin, insanı merkeze alan bir sevgi felsefesine dönüşmesinin hikâyesidir.

3. İlim, Vuslat ve Sırrın Taşıyıcısı: Şeyh Molla Muhammed Tahir
Büyük Müderris Seyyid Şerif Molla Ali Kösewi Hazretleri'nin bir diğer evladı ve ilim okyanusunun varisi, Şeyh Molla Muhammed Tahir'dir. Adındaki "Tahir" (temiz, pâk) sırrıyla, babasından aldığı felsefi ve tasavvufi derinliği kitlelere aktarmış; zihinleri kibrin ve cehaletin karanlığından arındırmıştır. Dünyevi mesafeleri ruhi bir kararlılıkla aşan bu büyük velinin dünyadaki yolculuğu Palu (Palio) ilçesinde son bulmuştur. Bugün Şeyh Molla Muhammed Tahir'in kabri, çok sevdiği babası Seyyid Şerif Molla Ali Kösewi Hazretleri'nin hemen yanındadır. Baba ve oğulun yan yana yattığı bu mekân, fânilik ile ebediyetin buluştuğu mukaddes bir noktadır.

4. Mutlak Teslimiyetin Timsali: Şeyh Abdullah Efendi
Bu mübarek zincirin ve şecerenin dördüncü durağı, Şeyh Molla Muhammed Tahir'in oğlu, Büyük Müderris Molla Ali Kösewi'nin ise torunu olan Şeyh Abdullah Efendi'dir. İsminin taşıdığı "Allah'ın Kulu" manasını bir varoluş felsefesi olarak yaşamış, makamların gölgesinden sıyrılıp kulluğun en saf, en gösterişsiz halini temsil etmiştir. O, dedesinin ilmini ve babasının irfanını Muş topraklarında yeniden yeşertmiştir. Şeyh Abdullah Efendi'nin istirahatgâhı (kabri), ailenin irşad merkezlerinden biri olan Muş'un Bulanık ilçesine bağlı Seçme Köyü Saliha mezrası kabristanındadır. Bu mezarlık, toprağın altında atan nurlu kalplerin bir şehridir.

Muş'un Manevi Göğündeki Diğer Yıldızlar (Kalan Evliyalar)

Ailenin bu ana omurgasının yanı sıra, Muş coğrafyasının manevi atlasını tamamlayan diğer büyük şahsiyetleri ve evliyaları da zikretmek felsefi bütünlük açısından elzemdir:

Müştak Baba (Muhammed Mustafa Müştak Efendi) ve Babası Seyyid Süleyman Efendi: Seyyid Abdülkâdir Geylânî soyundan gelen Seyyid Süleyman Efendi'nin oğlu olan Müştak Baba, dünyevi beyliği elinin tersiyle itip ilahi aşka yönelmiş ve 1831'de Muş'ta şehit edilmiştir. Mutlak hiçliği (fenafillah) savunan felsefesiyle Muş'un ruhuna kazınmıştır.

Hacı Hasan Şirvânî: Müştak Baba'nın manevi gözünün açılmasına vesile olan büyük hocasıdır. Bir mürşidin talebesini nasıl bir mücevher gibi işlediğinin en büyük örneğidir.

Şeyh Fazıl Efendi: Muş halkının manevi susuzluğunu dindirmek adına, irşad ağını stratejik bir felsefi akılla yöneten, ehil alimleri bölgeye davet eden büyük bir rehberdir. (Yine Muş'a davet üzerine gelen ve 107 yıl yaşayıp 7 kez yaya hacca giden Ahmediyyeli Şeyh Muhammed Tahir ile Molla Ali Kösewi'nin oğlu Şeyh Molla Muhammed Tahir isim benzerliği taşıyan, aynı coğrafyanın farklı iki büyük velisidir).

Sonuç: Topraktan Kalbe Uzanan Felsefe

Muş'un ovalarına, dağ köylerine ve hususen Bulanık'ın Seçme Köyü Saliha mezrası ile Palu'ya (Palio) serpilmiş bu nurlu zatlar; babalar, oğullar ve torunlar olarak varlığın gayesini "insan-ı kâmil" olmakta bulmuşlardır. Müderris Molla Ali Kösewi'den başlayıp Şeyh Abdullah Efendi'ye uzanan bu soyağacı, sadece bir biyografi listesi değil; modern insanın ruhsal hastalıklarına, anlam arayışlarına ve yalnızlığına cevap sunan, okunması ve tefekkür edilmesi son derece zevkli, ölümsüz bir diriliş destanıdır.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt