Allah kendisine rahmet etsin. Günümüzde anlaşılmadığı ve yanlış anlaşıldığı konusunda katılıyorum. Bu yukarıda ki risaleyi yayınlayan kimseler ve bunlar gibi Suud firavun hanedanının dinini insanlara dayatanlar bunların başını çekmektedirler. Şöyle ki; Muhammed Bin Abdulvehhab'ın itikadını taşıyan, bu uğurda mücadele eden kimseleri tekfirci, harici olarak isimlendirdiler.
En büyük saptırmaları da günümüzün laik ve demokratik hükümetlerini ve devlet başkanlarını Müslüman kabul edip, onları tekfir edenlere harici demeleri. Halbuki Muhamed Bin Abdulvehhab Tağutların büyüklerini sayarken dedi ki: "Tağutlar çoktur başlıcaları beştir." bunların içerisinde de şu iki zümreyi zikretti:"Allah'ın şeriatını değiştiren zorba yönetici" bir diğerinde ise:"Allah'ın indirdikleriyle hükmetmeyen hakim. Allah buyuruyor ki: Kim Allah'ın indirdikleriyle hüküm vermezse işte onlar kafirlerdir"
Şimdi gel gelelim bu bahsettiğimiz kesime. Bunlarda oturup Maide suresi 44. ayet için "istihlal" şartı getirsinler. Allah'ın şeriatıyla hükmeden Ali radiyallahu anh'ı tekfir eden hariciler hakkında söylenmiş sözleri günümüz tağutlarına uygulasınlar. Hadi farzedelim ki sizin söylediğinizi kabul edip Maide suresi 44. ayetin tefsirinde ihtilaf var diyelim, peki teşri yapmanın, Allah'ın şeriatına muhalif kanun koymanın, Allah'ın haramlarını serbest bırakıp bunu kanunlaştırmanın üzerinde ihtilaf olduğunu kim söyleyebilir? Hatta İbn Teymiyye diyor ki:"Allah'ın şeriatını iptal eden kişi Müslümanların, yahudilerin ve hristiyanların icmasıyla kafirdir" Bunların izlerinden gittiklerini söyledikleri Suud diyanet işleri başkanlığının maaşlı alimleri bile bunun apaçık bir küfür olduğuna dair fetvalar veriyorlar.
Hatta bunların içinde öyleleri de var ki, onlar istihlal şartında 1400 yıldır hiçbir İslam aliminin söylemediği sözleri söylediler. Tıpkı El Bani gibi. El Bani'ye "Allah'a küfreden" kimse hakkında sorulduğunda dedi ki:"Eğer bir kimse Allah’a küfrederse o kişiye sorarız; sen bunu helal görerek mi yoksa haram görerek mi söyledin? Eğer haram olduğunu biliyorum ama nefsime yenildim de söyledim derse, bu adam şiddetli fasıktır, tekfir edemeyiz."
Bırakın Maide Suresi 44. ayeti, Allah'a söven küfreden kimseyi dahi tekfir edemeyiz diyecek kadar işin dozajını kaçırmış bu insanlar.
Bunun yanında Muhammed Bin Abdulvehhab'a muhalefet ettikleri bir diğer meselede, şirk koşan kimsenin cehaletinin özür olup olmaması meselesidir. Ne kadar tuhaf ben okudukça şaşıyorum da şaşıyorum. İbn Useymin Muhammed Bin Abdulvehhab'ın Keşfuş Şubuhat adlı eserine şerh yapıyor ve kitabın içinde diyor ki:"Evvela ben müellifin cehaletin mazeret olmayacağı görüşünde olduğunu sanmıyorum." Vallah'i sanki telifleri olmayan bir adamdan bahsediyorlar. Muhammed Bin Abdulvehhab cehalet konusunda ki görüşlerini söylemeden mi öldü? Veya onun torunları cehalet konusunda ki görüşlerini nakletmediler mi? Siz apaçık bir iftira içerisindesiniz ki Muhammed Bin Abdulvehhab bugün sizin üzerinizde olduğunuz itikadın sahibi kimselere reddiyeler yazmıştır.
Örneğin muayyen tekfir konusunda. Siz Tıpkı Yahudiler gibi Allah'ın ayetlerinin manalarını değiştirip bu meselede insanların kafasını karıştırdınız. Kabirden yardım isteyen, Allah'a söven, dinle alay edenlerin dahi muayyen olarak tekfir edilmeyeceğini söylediniz. Evet sizin bu itikadınızı taşıyan ve bu inançlarına Şeyhulislam İbn Temiyye'den delil getiren bazı kimseler Muhammed Bin Abdulvehhab zamanında da vardı. Onların bu durumu kendisine ulaşında bir kitap telif etti ve kitabın adını da "Mufidil mustefid fi kufri tarikid tevhid" koydu. Yanlış hatırlamıyorsam kitabın türkçesi son zamanlarda çevrilmişti ve internet ortamında mevcuttu. Arayan bulur Allah'u alem.
İşte bu eserinde Muhammed Bin Abdulvehhab, büyük şirk işleyen kimseleri tekfir edemeyiz, cehaletleri mazerettir, tekfirlerine engeller vardır diyen kimselere reddiyeler vermiş, onların İbn Teymiye'nin sözleriyle getirdiği şüphelere cevaplar yazmıştır. Ve kitabın içerisinde Ehli sünnet alimlerinden birçok muayyen tekfir örneği zikrederek şöyle demiştir:"Nasıl olur da muayyen tekfiri inkar edebilirler?" Bugün kendini onlara nisbet edip, bırakın müşrikleri, tağutları tekfir edemeyiz diyenlere ne demeli?
Şimdi ben size Allah için soruyorum. Muhammed Bin Abdulvehhab Kitabu't Tevhid adlı bir eser yazmış. Neden Muhammed Bin Abdulvehhab'ın torunu olan Abdurrahman Bin Hasan Aluş Şeyh'in Fethul Mecid adlı şerhini çevirmiyorlar da, son dönem kendi tüccar alimlerinin şerhlerini çeviriyorlar? Ve tekrar Allah için soruyorum: Bu insanlar neden Muhammed Bin Abdulvehhab'ın muayyen tekfir üzerine kaleme aldığı "Mufidil mustefid fi kufri tarikid tevhid" adlı eserinden söz etmiyorlar? Ben size söyliyeyim. Eğer insanlar bu kitapları okursalar, bunların ne kadar yalancı ve sahtekar olduklarını, Muhammed Bin Abdulvehhab ve torunlarının itikadlarının bunlar gibi olmadığını anlarlar. İşte bu yüzden koca koca yayın evleri olmalarına rağmen Muhammed Bin Abdulvehhab'ın birkaç tane kitabını -oda useymin ve sadi şerhli- basmışlardır.
Benim Muhammed Bin Abdulvehhab'ı okuyup takip etmek, ondan faydalanmak isteyenlere tavsiyem, Türkiye'de veya Suud'da veya herhangi bir yerde kendini ona nisbet edenlere değil, Şeyh'in kendi torunlarına itibar etmeleridir. Örneğin ilk olarak Muhammed Bin Abdulvehhab'ın Kitaub't Tevhid adlı eserine kendi torunun şerh yazdığı "Fethul Mecid Şerhu ala Kitabut Tevhid" adlı eseriyle başlayabilirler.
Sonuç olarak ise, kimin hak kimin batıl olduğu, kimin sözünde sadık kimin yalancı olduğu zamanla ortaya çıkacaktır. Sizler mezheb, video çekmenin hükmü, dinde kıyas var mıdır? meselelerini gündem edip parçalanırken, Allah'ın en büyük düşmanları, iblisin en yakın dostları olan tağutlara sessiz kalırken, Rabbimin izniyle bu topraklarda dini Allah'a has kılan, ilmi hakkıyla taleb eden muvahhid bir nesil yetişiyor.
"Bu iki fırkanın misali, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların misali hiç bir olur mu? Hala düşünmez misiniz?"
Hud Suresi 24. Ayet.