Çözüldü Muhammed Hasan Dedov Kimdir?

Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah kardeşim;

الشيخ محمد الحسن بن محمد بن الحسن بن الحاج الددو الشنقيطي
Şeyh Muhammed el-Hasan bin Muhammed bin el-Hasan bin el-Hâcc ed-Dedew eş-Şankîtî.

Moritanya'lı Şeyh Muhammed el-Hasan bin Muhammed bin el-Hasan bin el-Hâcc ed-Dedew eş-Şankîtî Kimdir?
Kuzeybatı Afrika ülkesi Moritanya'da Âlim Yetiştirme Merkezi’nin başkanlığını yürüten Şeyh Muhammed El-Hasen Veled Ed-Dedew 1963 yılında doğdu ve ilk öğrenimini babasından aldı. Hadis konusunda ihtisaslaşan, bunun yanında fıkıh ve usûlu’d-din konularında da doktora yapan Şeyh Muhammed, Moritanya’da büyük bir takibci kitlesine sahib. Özellikle 2002’de, Müslüman bir ülkenin İsrail ile iyi ilişkiler geliştiremeyeceğine dair verdiği fetva dolayısıyla, gençler arasındaki popülaritesi daha da arttı.

Moritanya’daki Şinkît bölgesinden geldiği için “Eş-Şankîtî” nisbelidir. İlk tahsilini kendi ailesinden aldı; özellikle annesi ve dedesi dönemin meşhur âlimlerindendi. Kur’an’ı küçük yaşta ezberledi. Fıkıh, usûl, hadis, Arab dili, belâgat gibi ilimlerde klasik usulle yetişti.
Moritanya “Muhammed b. Yusuf el-Fihri” Üniversitesi’nde hoca olup Uluslararası Müslüman Âlimler Birliği (
الاتحاد العالمي لعلماء المسلمين ) üyesi (bazı dönemlerde başkan yardımcısı). Ayrıca Şûra, fetva ve eğitim alanlarında çok sayıda İslâmî kurumda görev yaptı.

Şeyh ed-Dedew, Ehl-i Sünnet vel-Cemaat dairesindedir; ancak klasik Eş’arî kelâm çizgisinin etkisinde yetişmiştir. Moritanya’daki çoğu medrese gibi Mâlikî fıkhı, Eş’arî akîdesi ve bid'at tasavvuf fırkalarından Cuneydî tasavvuf üçlüsüne dayalı 'el-Medrese el-Mağribiyye' geleneğine mensubdur. Allah’ın sıfatları konusunda te’vîli câiz gören Eş’arî anlayış üzeredir; yani Selef’in sarih tefvîz anlayışından farklı olarak, mâlesef bazı sıfatları te’vil eder. Kader, iman, büyük günah gibi meselelerde ise Ehl-i Sünnet’in genel çizgisindedir.


Menheci (Yöntemi ve Düşünce Tarzı)
Fıkıh: Mâlikî mezhebi esaslı, fakat mezheb dışı delilleri de değerlendiren 'muctehid meyilli' bir yaklaşımı vardır.
Hadis: Sened ve metin açısından güçlü birikimi vardır, ancak mâlesef kelâmî bakış açısı zaman zaman hadis yorumlarına yansır.

Siyasî Usûlu:
Siyasi İslâm çizgisinde; İhvan-ı Muslimîn’e (Müslüman Kardeşler) yakın bir düşünce tarzına sahibdir. Yusuf el-Karadâvî’ye yakın durur, Onunla birlikte “el-İttihâd el-Âlemî li-Ulemâi’l-Muslimîn” (Uluslararası Müslüman Âlimler Birliği)’nde aktif olmuştur.
Cihad, hilafet ve yönetime karşı tavır gibi meselelerde vasat (ılımlı) bir çizgiyi savunur; tekfir ve silahlı mucadeleye mesafelidir. Eş’arî ve İhvanî menhec olarak gördüğü için tevhidi, selefî - cihadî ekolu benimseyenler tarafından eleştirilir.


Akidede Eş’arîlik, Siyasette İhvan çizgisine yakınlık ve bazı bid’at tasavvufî uygulamalara hoşgörülü yaklaşması sebebiyle Selefî ulema Onu “ilim ehli ama kelâmî ve ihvânî eğilimli” olarak değerlendirir. Ancak Eş’arî ve Malikî çevreler arasında çok saygı görür, “Zamanın allâmesi” diye anılır. Güçlü ezber, derin Arabca hâkimiyeti, fıkıh ve hadis birikimi yanı sıra Şer’î ilimleri ihya etme çabası, İslamî ilimlere katkısı büyük kabul edilir.

Şeyhin bazı konulu videoları


Ölüler Konuşulanları Duyar mı?

İslam'da Dinden Dönenler Neden Öldürülür?



 
R Çevrimdışı

Rukyeci

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Şeyh dedewin bazı farklı ictihadları da var. Mesela kadınların şarkı söylemesinin adet olduğu yerlerde kadın kadınların neşid söylemesini caiz ve erkeğin sesini ise avret olarak görüyor.

Başka bir ictihadında ise darulislam, darulharb ve darul kufre ekleme yaparak dördüncü kısmın ise bugün darulmuakkat olduğunu söylüyor. Çünkü şuanda yönetici ve halkların durumu önceki üç dara uymamaktadır, ne yöneticiler tam kafir ne de halklar tam müslüman diyor.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Şeyh dedewin bazı farklı ictihadları da var. Mesela kadınların şarkı söylemesinin adet olduğu yerlerde kadın kadınların neşid söylemesini caiz ve erkeğin sesini ise avret olarak görüyor.

Başka bir ictihadında ise darulislam, darulharb ve darul kufre ekleme yaparak dördüncü kısmın ise bugün darulmuakkat olduğunu söylüyor. Çünkü şuanda yönetici ve halkların durumu önceki üç dara uymamaktadır, ne yöneticiler tam kafir ne de halklar tam müslüman diyor.
Bu dediklerini delillendirebilir misin?
 
R Çevrimdışı

Rukyeci

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Biraz zor, çünkü en az iki seneden fazla olmuş videolarını izleyeli. Yine de bi bakayım.
 
R Çevrimdışı

Rukyeci

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Kadın sesiyle ilgili olan konuşması


Videoda bu hasen hadisi delil getirerek bazı ulemanın cevaz verdiğini anlatıyor.

عن أبي بريدة قال :«خرج رسول الله ﷺ في بعض مغازيه، فلما انصرف جاءت جارية سوداء. فقالت: يا رسول الله، إني كنت نذرت إن ردك الله سالما أن أضرب بين يديك بالدف وأتغنى، فقال لها رسول الله ﷺ: إن كنت نذرت فاضربي وإلا فلا فجعلت تضرب، فدخل أبو بكر وهي تضرب، ثم دخل علي وهي تضرب، ثم دخل عثمان وهي تضرب، ثم دخل عمر فألقت الدف ‌تحت ‌استها ثم قعدت عليه، فقال رسول الله ﷺ: إن الشيطان ليخاف منك يا عمر، إني كنت جالسا وهي تضرب، فدخل أبو بكر وهي تضرب، ثم دخل علي وهي تضرب، ثم دخل عثمان وهي تضرب، فلما دخلت أنت يا عمر ألقت الدف»

Ebû Büreyde (r.a.)’den rivayetle:
Rasullullah S.A.V. gazvelerden birine çıkmıştı. Döndüğünde siyahi bir cariye geldi ve dedi ki: "Ey Allah’ın Resûlü! Eğer Allah seni sağ salim geri getirirse senin önünde def çalıp şarkı söyleyeceğime dair adakta bulunmuştum." Bunun üzerine Resûlullah buyurdu: "Eğer adakta bulunduysan çal, yoksa çalma. Bunun üzerine cariye def çalmaya başladı. Ebû Bekir içeri girdi, o hâlâ def çalıyordu. Sonra Ali girdi, o hâlâ def çalıyordu. Sonra Osman girdi, o hâlâ def çalıyordu. Sonra Ömer girdi; cariye hemen defi arkasına (altına) koydu ve üzerine oturdu. Bunun üzerine Resûlullah S.A.V. buyurdu: "Şeytan senden gerçekten korkar ey Ömer! Ben oturuyordum, o def çalıyordu; Ebû Bekir girdi, o def çalıyordu; Ali girdi, o def çalıyordu; Osman girdi, o def çalıyordu; ama sen girince def’i hemen bıraktı."
Tirmizi 3690
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Kadın sesiyle ilgili olan konuşması
0:00 ببدا بالسؤال الاول هل صوت المراه وهي
İlk soruyla başlıyorum: Kadının sesi, şarkı söylerken avret midir?

0:02 تغني عوره
Yani, kadının şarkı söylerken çıkardığı ses avret sayılır mı?

0:05 اذا لم يكن ذمه همم عصب على الاوتار وكان
Eğer sesi (şehvet uyandırıcı biçimde) inceltilmemişse ve müzikle birleşmemişse,

0:09 المضمون الكلام ليس فيه ما يؤدي الى
ve şarkının sözlerinde fitneye veya şehvete sebep olacak bir anlam yoksa,

0:12 الفتنه والشهوه فقد اختلف فيه فقال
bu konuda ihtilaf edilmiştir; yani âlimler farklı görüşler bildirmiştir.

0:15 الطائفه صوت المراه بالغناء عوره لانه
Bir grup âlim demiştir ki: Kadının şarkı sesi avrettir; çünkü

0:18 مظنه لحصول الشهوه وهو اصل ما زينته
bu, şehvetin oluşmasına sebebtir; zira ses, Onun ziynetlerinden biridir.

0:22 وحسنته
Ve bu ses, kadının güzelliğindendir.

0:25 واا
Ve...

0:26 حببته الا بقصدي همم التلال السامعيه
Kadının sesi, ancak işitenin kulağına hoş gelen bir şekilde süslenir,

0:30 واستحسانه وطرابه به وقال طائفه ليس بعوره
beğeni uyandırabilir ve etkileyebilir. Fakat başka bir grup âlim demiştir ki: Kadının sesi avret değildir.

0:35 وهذا الذي يترجح لما ثبت في سنن الترمذي
Ve bu ikinci görüş daha güçlüdür; çünkü Tirmizî’nin “Sünen”inde sabit olmuştur ki,

0:39 همم باسناد الحسن او صحيح ان النبي صلى
hasen veya sahih bir isnadla, Rasulullah ﷺ’ın zamanında şöyle bir olay geçmiştir:

0:43 الله عليه وسلم همم جاءتهم امراه عند
Rasulullah ﷺ bir gazveden döndüğünde, bir kadın O’nun yanına gelmiştir,

0:46 رجوعه من غزوه من الغزوات وبجره انها
yani bir savaş dönüşünde. Kadın şöyle demiştir:

0:49 نظرات رده الله سالما وتضرب على راسه
“Allah seni selametle geri getirdi.” Ve başındaki defle vurmaya başlamış,

0:53 بالتوفيق عليه ان كنت نذرت عليه وان كنت
ve Rasulullah ﷺ ona buyurmuştur: “Eğer bunu adadıysan çal,

0:56 علمته تنذيذه فلا تفعلي همم فعلت وطالبه
ama eğer sadece eğlence içinse, yapma.” Kadın da “Adadım.” demiş ve çalmaya devam etmiştir.

1:01 دفعها وغنت والنبي صلى الله عليه وسلم من
Kadın def çalarak şarkı söylemiştir ve Rasulullah ﷺ ve ashabı oradaydı.

1:04 اصحابه حتى دخل عمر بن الخطاب فلما راته
Sonra Ömer b. el-Hattâb içeri girdiğinde,

1:07 سكته وجلست على دود فيها همم النبي صلى
kadın sustu ve oturdu. Bunun üzerine Rasulullah ﷺ buyurdu:

1:12 الله عليه وسلم واصحابه كانوا يسمعون لهذه
Rasulullah ﷺ ve sahabeleri bu kadını dinlemişlerdi,

1:14 المراتب وليست من محارمهم وهي تغنيه وتضرب
üstelik kadın onlardan birinin mahremi değildi; o şarkı söylüyor ve def çalıyordu.

1:19 فلذلك يبدو ان هذا الامر اذا كان بهذه
Bu yüzden, anlaşılıyor ki eğer durum bu şekildeyse — yani fitne ve şehvet yoksa —

1:22 الطوابق وليس صوتها في عوره ان شاء الله
kadının sesi avret sayılmaz, inşeAllah.

Şeyh dedewin bazı farklı ictihadları da var. Mesela kadınların şarkı söylemesinin adet olduğu yerlerde kadın kadınların neşid söylemesini caiz ve erkeğin sesini ise avret olarak görüyor.

Başka bir ictihadında ise darulislam, darulharb ve darul kufre ekleme yaparak dördüncü kısmın ise bugün darulmuakkat olduğunu söylüyor. Çünkü şuanda yönetici ve halkların durumu önceki üç dara uymamaktadır, ne yöneticiler tam kafir ne de halklar tam müslüman diyor.
Eğer buradaki söylemen videodaki konuşması ise; hem bu açıklamandaki gibi değil hem de videoda kendi görüşünü değil, âlimlerin görüşlerindeki ihtilafları zikrediyor.
Dar'ulMuakkat videosunu da gördüm, orada da İbn Teymiyye'nin herhalde Mardin Fetvasındaki açıklaması gibi Dar'ul murekkeb tarzı ictihadı gibi günümüze yorumladığını düşündüm şahsen.
 
R Çevrimdışı

Rukyeci

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
Yok abi o videoyu tam olarak bulamadım. Ancak fetvası var. Bu video biraz benzer olmuş. Ayrıca darulmuakkat hakkındaki görüşünü ise ibni teymiyeye dayandırmıyordu.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Dâru’l-harb ve Dâru’l-İslâm, Âlimlerin İçtihadıdır
şeyh Muhammed el-Hasan ed-Dedv

0:00 ما يتعلق بدار الحرب ودار الاسلام وهم
Savaş diyarı (dar al-harb) ile İslam diyarı (dar al-islām) ile ilgili olanlar ve bunların anlamı

0:03مصطلحان تفيض بهما كتب الفقه ما المقصود
Bunlar, fıkıh kitaplarında sıkça geçen iki terimdir — amaçlanan nedir?

0:06 بدار
dar ile ilgili (—)

0:07 الاسلام بالنسبه لدار الاسلام هي الدار
İslam diyarı (dar al-islām) ile ilgili olarak: (dar) şudur:

0:10 التي غالب سكانها من المسلمين ويمكن ان
Nüfusunun çoğu Müslüman olan ve içinde

0:12 يقيم فيها المسلم شعائر دينه ولو كان
Müslümanın dinî ibadetlerini yerine getirebileceği yer; hatta

0:16 حاكمها غير مسلم ولو كان حا ولو كان
yöneticisi gayrimüslim olsa bile — (cümlede tekrarlama/eksik kelime var)

0:18 حاكمها غير مسلم ولو لم تطبق فيها الحدود
yöneticisi gayrimüslim olsa ve hududlar uygulanmasa bile

0:20
وللو كان نظامها غير اسلامي في الحكم ن
ve yönetim sistemi İslâmî olmasa bile

0:23
نعم فالدار التي جمهور اهلها مسلمين هي
Evet — halkının çoğunluğu Müslüman olan yer

0:26
دار اسلام طيب وعلى هذا تكون فيها احكام
İslam diyarıdır. Buna göre orada uygulanacak hükümler

0:30
الدار من ما ذكرناه بالامس من التحريز
dün söz ettiğimiz gibi (korunma, güvenlik vb.) ile ilişkilidir.

0:37
وايضا وجود الشخص فيها
Ayrıca bir kişinin orada bulunmasıyla ilgili hükümler de var.

0:40
اللقيط اذا وجد فيها صبي اعتبر مسلما الى
Örneğin bırakılmış bir çocuk (el-laqīt) orada bulunursa, çocuk Müslüman sayılır; ve diğer hükümlere kadar...

0:44
اخر احكام الى اخر احكامها طيب ماذا لو
diğer hükümlere kadar — peki ya eğer

0:46
كانت بلدا يامن فيها المسلم على نفسه
bir ülke olsun ve orada bir Müslüman can ve ibadet bakımından emniyette olsun

0:49
وعبادته ودينه ولكن ليس اغلب سكانها
ve ibadetini/dinini yerine getirebiliyor olsun; fakat oranın nüfusunun çoğu

0:52
مسلمين ولا حاكمها مسلم ولا نظامها اسلامي
Müslüman değilse, yöneticisi Müslüman değilse ve yönetim sistemi İslâmî değilse?

0:56
الحافظ المحزر نقل في الفتح عن الماوردي
El-Hâfız el-Muhazzar (veya el-Muhadhdhar) Feth (el-Feth) eserinde el-Mâwardî’den nakletmiştir ki:

0:58
انها تكون داره اسلام بذلك ان كل دار
burası dar al-islâm sayılır; çünkü her diyar

1:01
يستطيع فيها المسلمون اقامه شعائر دينهم
Müslümanların dinî ibadetlerini yerine getirebildiği

1:03
ومنون على انفسهم فهي دار اسلام وهذا غريب
ve kendilerine güvenli ise orası dar al-islâmdır. Bu fikir biraz şaşırtıcıdır.

1:07
جدا منه ليس و معتب لا اذا الاعب كانان
(Parça bozuk/eksik) — demek istemiyor, kabul edilmez; eğer durum böyleyse...

1:12
كذلك كانت الدور كله هذا رئيس الامن
Aynı şekilde tüm bu diyarlar böyleyse — bu (konuda) emniyetin başı (başkan) ...

1:15
اغلبها لربما انعكست فقط
çoğunluğu belki de sadece ters düşer (anlam bulanık)

1:18
التسميات ابو يوسف يقول تعتبر الدار دار
İsimlendirmede: Ebû Yusuf (der ki) bir diyar, dar al-islâm sayılır

1:21
اسلام بظهور احكام الاسلام فيها وان كان
İçinde İslam hükümlerinin zuhur etmesiyle, hatta eğer

1:24
جل اهلها من الكفار يعني اعطى وجها معاكسا
halkının çoğu kâfir olsa bile — yani zıt bir görüş sundu.

1:27
نعم لا هذه صوره اخرى ليس المقصود ان هذا
Hayır, bu başka bir yorumdur; amaç bununla

1:29
تعريف د الاسلام
İslam diyarının tanımını yapmak değildir.

1:30
هذا مقصو ابي يوسف رحمه الله عليه ان
Bu, Ebû Yusuf’un kasdettiği (rahmetullâh alayh) şeydir ki:

1:32
الداره اذا حكمها حاكم مسلم مثلا كالهند
Bir diyarın yöneticisi Müslüman olursa — meselâ Hint altkıtasında

1:35
في وقت حكم المسلمين لها فجمهور والهنود
Müslümanların hüküm sürdüğü dönemde — halkın çoğu Hintli olsa bile (kafir)

1:38
غير مسلمين نعم لكن كان الحاكم مسلما
Evet, ancak yönetici Müslüman olduğunda

1:41
اظهر الدين فاصبحت الدار دار اسلام طيب
dini açıkça yayınca o diyar dar al-islâm olur.

1:44
اذا هي اما ان يكون الاسلام حاكما او ان
Yani ya İslam yöneten (iktidarda) olur ya da

1:48
يكون اكثر سكان يكون عريا نعم اذا كان
nüfusun çoğunluğu Müslüman olur. Evet, eğer

1:51
الاسلام حاكما ولو كان اكثر السكان من غير
İslam yönetimdeyse — nüfusun çoğu gayrimüslim olsa bile —

1:53
المسلمين في دار اسلام هذا واذا كانت
orada dar al-islâm sayılır; ve eğer çoğunluk...

1:55
الاكثريه نعم مع شرط وجود الامن لمسلم في
çoğunluk ise — Müslüman için güvenli olma şartıyla (ibadet ve can açısından)

1:58
عبادته وكذا ودار الحرب على هذا ما هي دار
ve benzeri. Peki dar al-harb (savaş diyarı) buna göre nedir?

2:02
الحرب هي الدار التي اهلها يستحقون الحرب
Dar al-harb, halkı Müslümanlara karşı savaş ile muamele edilmesi gereken (savaş gerektiren) diyardır.

2:04
من المسلمين مثلا اهل الاعتداء من الكفار
Örneğin saldırgan kâfirler, daveti engelleyenler ve Müslümanlara karşı düşmanlık edenler.

2:09
واهل منع الدعوه والذين يجب حربهم منهم
Davete engel olanlar ve savaşılması gereken kişiler onlardır.

2:13
طيب تقسيم الدور الى دار حرب ودار اسلام
Peki diyarların dar al-harb ve dar al-islâm olarak bölünmesi

2:16
هل له اصل شرعي او هو من اجتهاد الفقهاء
hukuki (şer’î) bir dayanağı mı var yoksa fıkıhçılardan bir içtihad mıdır?

2:18
المجرد هو من اجتهاد الفقهاء لكن القصد
Aslında bu fıkıhçıların içtihadıdır; fakat maksat

2:21
هنا انه غير حاصل فيمكن ان تكون دار لا
burada şudur: bu sınıflandırma mutlak değil; bir diyar

2:24
تصنف انها دار اسلام ولا دار حرب مركبه اي
ne dar al-islâm ne de dar al-harb olarak sınıflandırılmayabilir — karma bir yapı olabilir.

2:27
نعم طيب لكن قبل هذا كما قال شيخ الاسلام
Evet. Ama bundan önce — İbn Teymiyye'nin (şeyhülislam) dediği gibi:

2:30
ابن تيميه فيدين مردين نعم قبل هذا الان
İbn Teymiyye farklı kanaatteydi. Evet, bundan önce şu ayeti ele alalım:

2:34
في قوله تعالى وما كان لمؤمن ان يقتل
"Bir müminin başka bir mümini (kasıtlı) öldürmesi uygun değildir, ancak hata ile olur..." ayeti

2:36
مؤمنا الا خطا الايه فان كان من قوم عدو
"Ayet şöyle devam eder: Eğer o kişi sizin düşman olan bir kavimdense (fakat) o mümin ise..."

2:39
لكم وهو مؤمن وان كان من قوم بينكم وبينهم
"Ve eğer sizinle aranızda bir ahd (sözleşme) bulunan bir kavimse..."

2:44
ميثاق فديه مسلمه الى اهله هذا لا يصلح
"Onun fidyesi, ailesine verilir." Bu ayet, diyarların sınıflandırılması meselesi için doğrudan uygun bir delil değildir.

2:47
اصلا لمساله تقسيم الدور انه في دار كفر
Zira ayet yer belirtmiyor; kavimlerden (ashab) söz ediyor — yani kabileler ve boylar.

2:51
بيننا وبينها ميثاق ودار اسلام ودار كفر
"Araplar arasında bizimle arasında bir ahit olan kâfir diyarı ve bizimle ahit olmayan kâfir diyarı" gibi bir ayrımın

2:54
ليس بيننا وبينها ميثاق فتكون اصلا لهذا
ayrımı yapılarak fıkhî tasnife temel oluşturulabilir; fakat

2:56
التقسيم الفقهي يمكن ان يؤخذ بهذا لكن
ayet mekan değil, kavimleri (halkları) konuşuyor.

3:00
الايه لم تذكر مكانا وانما ذكرت قوما ام
Ayet bir yerden ziyade kavimlerden (ashab) bahsetmiştir.

3:03
والقوم هم العشائر والقبائل وهي نزلت
Ve o dönemde Mekke-Medine arasındaki kabilelerin durumu gözetilerek nazil olmuştur.

3:06
الذاك وال حرب ما زالت الاسلام ما زال
O zamanlar dar al-harb ve dar al-islâm ayrımı henüz yoktu; İslam henüz

3:09
في جزيره العرب وهي ارض القبائل
Arap Yarımadası'nda yayılmakta idi ve buralar kabile arazileriydi.

3:28
والمعاشرة قال تفتح اليمن فياتي قوم يبسون
(Parça başı: rivayet/ hadîs?) "Yemen fethedilecek; halk sert davranacak (yıkacak) gelirler"

3:32
فيخرجون باهلهم ومن اطاع والمدينه خير لهم
"Onlar ailesiyle çıkar; itaat edene Medine onlar için daha hayırlıdır, eğer bilselerdi."

3:34
لو كانوا يعلمون وتفتح الشام فياتي قوم
"Şam fethedilecek; bir kavim gelir..."

3:37
يبسون فيخرجون باهلهم ومن اطاع المدينه
"Yıkıp çıkarırlar; itaat eden için Medine hayırlıdır, eğer bilselerdi."

3:40
خير لهم لو كانوا يعلمون وتفتح العراق
"İyi olurdu onlar için, eğer bilselerdi; Irak fethedilecek..."

3:42
فياتي قوم يبسون فيخرجون باهلهم ومن اطاع
"Bir kavim gelir, yıkıp çıkarırlar; itaat eden Medine'ye çıkar."

3:45
المدينه خير لهم لو كانوا يعلمون واحاديث
"İyi olurdu onlar için, eğer bilselerdi." ve bu fetihlerle ilgili çok sayıda hadîs vardır.

3:47
كثيره جدا فيها فتوح الشام وهذا الحديث
Şam'ın fethi hakkında çok sayıda hadîs vardır; bu hadîs

3:50
فيها لا تقوم الساعه الا و عقر دار
"Öyle ki kıyamet kopana kadar Müslümanların merkezi (yurdu) olan Şam harap olmayacak" diye rivayet edilir.

3:52
المسلمين الشام معناه انه سيبقى عقرا لدار
"Şam'ın, Müslümanların yurdu olarak harap olmayacağı" — yani Şam, Müslümanların merkezi olarak kalacak anlamındadır.

3:55
المسلمين اي وسط دار المسلمين وهذا دليل
Bu, İslam'ın doğu ve batıda genişleyeceğinin bir delilidir

3:58
على ان الاسلام س تمددوا في الشرق والغرب
ta ki Şam ortada (merkez) olacak şekilde.

4:02
حتى يكون الشام في الوسط
Böylece Şam merkez konumda olacaktır.

4:05
و هنا الحديث مؤذن بفتح بيت المقدس وبارض
Buradaki hadîs, Beytü'l-Makdis'in (Kudüs'ün) ve Şam toprağının fethine işaret eder

4:11
الشام كلها وقد جاء عن النبي صلى الله
Şam'ın tamamı için; Peygamber (s.a.v.)'den rivayet var ki

4:13
عليه وسلم انه قال انها تكون هجره بعد
"Orası göçten sonra göç yeri olacak; müminler için..." (rivayette: "hijrah sonra hijrah olacak")

4:15
هجره ويوشك ان يكون خير مهاجر مهاجر ابيكم
"Yakında en hayırlı muhacir, babanız İbrahim olacak" gibi ifadeler var (metinde karışık).

4:19
ابراهيم عليه السلام وبين ان نزول عيسى
İbrahim aleyhisselâm hakkında söylenir ve ayrıca İsa'nın (aleyhisselam) inişinin

4:22
عليه السلام سيكون بالشام
Şam'da olacağı belirtilir.

4:24
وايضا الجهاد في جهاد الدجال واليهود
Ayrıca Deccal ile uğraşma ve onunla birlikte olan Yahudilere karşı cihadın

4:28
الذين معه سيكون في الشام حديث ابي هريره
Şam'da olacağına dair bir hadîs vardır; Ebû Hüreyre (r.a.) hadisinde şöyle der:

4:30
رضي الله عنه لما قدمت على النبي صلى الله
Ebû Hüreyre, Peygamber (s.a.v.)'e gelince

4:32
عليه وسلم قلت في الطريق يا ليله من طولها
yolda der ki: "Ey gece, ne kadar uzun!" diye yakınmıştı.

4:34
وعنائي على انها من داره الكفر نجت انا
(Devamı: "Ve ben kendimi onun kâfir diyarından kurtulmuş hissettim" — yani o zorluktan kurtulduğunu söylemiştir.

4:37
بحذ هو انه قد وجد في النصوص يعني حتى
Bu metinlerde böyle şeylerin bulunduğu görülür; yani

4:40
التسميات دار كفر ودار اسلام بالنسبه لهذا
dar al-kufr ve dar al-islām gibi isimlendirmeler bu bağlamda

4:44
البيت نعم قاله ابو هريره رضي الله عنه
söz konusu ev (mekân) hakkında da kullanılmıştır; Ebû Hüreyre (r.a.) böyle demiştir.

4:46
ولدينا بيت اخر ايضا في الصحيح قالته
Bir sahih hadiste başka bir örnek daha var; bir kadın Aişe (r.a.)'nin yanında otururken

4:49
المراه التي كانت تجلس الى عائشه رضي الله
bir kadın sadece belirli günlerde kalkardı ve demişti ki...

4:51
عنها فكانت لا تقوم الا وقالت
(Devam) "O kadın Aişe'ye sordu; o da anlattı."

4:54
ا ويوم الوشاح من عاجب رب ربنا الا انه من
"Ve o gün (vahşet/gün?)... O, kâfir diyarından kurtuldum" demiştir — (parça karmaşık)

4:58
داره كفر نجان ن فسالتها عائشه عن يوم
"Aişe'ye o gün hakkında sordular; Aişe ona haberi anlattı" (Buhârî ve diğerlerinde mevcuttur.)

5:01
الوشاح فاخبرتها الحديث صحيح البخاري
Bu hadîs sahih olup Buhârî'de ve diğerlerinde geçer.

5:03
وغيره نعم فهذا في ذكر داره الكفر وايضا
Evet — bu, kâfir diyarından (dar al-kufr) söz edilmesiyle ilgilidir; ayrıca

5:07
حتى
hatta...

5:08
ذكر الهجره حتى لا يتت ناراهما
hicretin zikri (göç) vardır ki bunun amacı onların fitnelerinden uzaklaşmak,

5:12
والبقاء بين ظهراني المشركين واحاديث كلها
ve müşriklerin arasına kalmamak içindir; bu konuyla ilgili birçok hadîs vardır.

5:16
تدل على اعتبار الدار التقسيم في التقسيم
Bu metinler, diyarların sınıflandırılmasının dikkate alınmasına işaret eder.

5:19
طيب لكن ليس معناه انه حاصر لم يرد نص في
Ancak bu, diyarların bir kuşatma şeklinde sabit bir kategorizasyonunu gerektirmez; böyle bir metin yoktur.

5:22
ح في حصر الدور ان هكذا وهكذا فقط قول بعض
Diyarları sadece şöyle ya da böyle sınırlamak bazı modern fıkıhçıların söylemidir.

5:26
الفقهاء المعاصرين كل ما ورد في هذه
Bu metinlerde geçenler, gerçeğin tasviridir — yani

5:28
النصوص انما هو توصيف للوا يعني في كلام
fıkıhçıların konuşmasında mevcut siyasi gerçekliğin tanımlanmasıdır.

5:30
الفقهاء يقصد توصيف للواقع تبعا للحاله
Bu, mevcut siyasi duruma göre bir tanımlamadır;

5:33
السياسيه السائده وليس مطلوبا لذاته ولا
kendiliğinden emredilmiş bir hüküm veya zorunluluk değildir.

5:35
مامورا به لا امر ايجاب ولا ندب فلسنا
Ne farz kılınmış ne de müstehab bir emir değildir; biz artık

5:38
بحاجه الان في هذا العصر نتكلم عن دار حرب
bu çağda "dar al-harb" ve "dar al-islâm" hakkında konuşmak zorunda değiliz,

5:40
ودار الاسلام اصلا لانه كان واقع سياسي
çünkü o dönemin siyasi gerçekliği farklıydı.

5:42
مختلف هو واقع سياسي نعم لكن يترتب عليه
Evet, farklı bir siyasi gerçeklikti; fakat bununla ilgili bazı hükümler ortaya çıkar ki

5:45
بعض الاحكام وهي التي نسال عنها لو وجد
bu hükümler sorulur — örneğin bir emanet, mal, bırakılmış eşya bulunduğunda

5:47
او وجد مال او لقطه
veya bulunmuş bir mal veya bırakılmış bir eşya söz konusu olduğunda

5:51
او حتى القول بان بمعامله مكيف لها حلا
yahut muamelelerin farklı şekilde değerlendirilmesi gibi fıkhî sonuçlar doğar.

5:55
فقهيا اخر غير مرتبط بدار الحرب ودار لا
Bunlar dar al-harb/dar al-islâm ayrımıyla bağlantılı olarak farklı fıkhî çözümler gerektirebilir.

5:57
هي القضيه قضيه الدار حتى عند الاقدمين
Diyar meselesi, eski âlimler arasında da meseleydi; örneğin

5:59
مثلا ابو حنيفه فيما يتعلق بالربا في دار
Ebu Hanife, riba konusunda dar al-harb ile dar al-islâm arasında farklı görüşler ileri sürmüştür.

6:01
الحرب يختلف عن الربا في دار الاسلام
Dar al-harb'taki ribâ hükmü, dar al-islâm'daki ribâ hükmünden farklı kabul edilmiştir.

6:03
وامور كثيره في الاحكام لو ذهبنا نستقصي
Ve eğer bütün hükümlere bakacak olursak

6:07
وجدنا كثيرا من الفروع المتعلقه بالد يعني
bu konuyla ilgili birçok fıkhî dal (şubeler) buluruz — yani

6:10
هو الاصرار التقسيم ي يورث اشكالات مثل
bu sürekli sınıflandırma birçok sorun doğurur; mesela

6:13
اشكاليه ماردين التي تفضلتم بها والتي
"Mardin meselesi" gibi tartışmalar — siz de söz etmiştiniz — ve İbn Teymiyye'nin fetvası ki

6:15
افتى ابن تيميه انها دار مركبه لا هي دار
İbn Teymiyye, bunun ne dar al-islâm ne de dar al-harb olduğunu, melez/karma bir diyar olduğunu fetva etmiştir.

6:17
اسلام ولا هي دار حرب نعم هذا دليل على ان
Evet; bu, bu sınıflandırmanın mutlak olmadığının bir delilidir.

6:21
التقسيم غير حاصل وهو الذي اعتمد علىيه
İbn Teymiyye'nin dayandığı şey şudur ki

6:23
شيخ الاسلام ابن تيميه تواه انه يمكن ان
şeyhülislam İbn Teymiyye demiştir ki olabilir ki

6:25
تكون لدينا دار دعوه ليست دار حرب ولا دار
bizim bir davet diyarımız olsun—ne dar al-islâm ne dar al-harb—

6:29
الاسلام معناه في كل عصر يمكن ان تجد دور
yani her çağda farklı diyarlar ve farklı vasıflamalar bulunabilir.

6:32
مختلفه وتكييفات مختلفه يمكن ما في اشكال
Farklı değerlendirmeler ve tasnifler mümkündür; bunda bir sakınca yok.

6:34
ولسنا مضطرين نقسم الد لسنا مضطرين نقسم
Biz diyarları bu şekilde bölmek zorunda değiliz; bölmek mecburi değil.

6:36
الدور الى تقسيم ليس حاصرات لابد ان يكون
Diyarları katı bir şekilde "burada dar al-islâm, burada dar al-harb" diye ayırmak gerekli değildir.

6:39
فيه دار اسلام وفي دار حرب وهذه قائمه طيب
Zorunlu olarak her zaman dar al-islâm ve dar al-harb olmak zorunda değil — bu bağlamda tartışmalar var.

6:42
وفي دار كفر وفي دار ايمان وفيه دار
Bunların yanı sıra dar al-kufr, dar al-iman, davet diyarları gibi farklı sınıflamalar da söz konusu olabilir.

6:44
الدعوه في اشكالات في هذا التقسيم معاصره
Günümüzde bu sınıflandırma ile ilgili tartışmalar vardır; mesela

6:47
الان اسرائيل دار اسلام ام دار حرب ما لا
Şimdi: İsrail dar al-islâm mı yoksa dar al-harb mı? gibi sorular

6:49
وجود لاسرائيل لا وجود لدار اسمها اسرائيل
İsrail diye tek başına bir "diar" yoktur; haritalarda böyle tekil bir diyar olarak gözükmez.

6:52
صحيح لكن هي كيان قائم موجود كيان قائم
Doğru, ama bir varlık (devlet) olarak mevcut — gasp edilmiş bir toprak üzerinde kurulmuş bir yapı.

6:55
على ارض مغتصبه وارض ارض اسلام وستبقى ارض
Gasp edilmiş bir toprak; (o toprak) İslam toprağıdır ve İslam toprağı olarak kalacaktır

6:58
اسلام وعقر لمسلمين الشام وسكانها الحمد
ve Şam'ın mülkiyeti (merkezi) Müslümanlara aittir; oranın halkı — hamdolsun —

7:01
لله اكثر من الغزات الاسرائيليه السؤال
Allah'a şükür, İsrail saldırılarından (işgallerinden) daha çok zarar görenler var — (soru yanlış formülasyonudur)

7:03
خطا ان نقول هل اسرائيل دار حرب دار اس
Bir şeyi "İsrail dar al-harb mıdır?" diye sormak yanlıştır.

7:06
نعم هو خطا لان ما في شيء اسمه اسرائيل لو
Evet, bu yanlıştır çünkü "İsrail" diye tek bir diyar yoktur; haritada

7:08
ذهبت تبحث عن دوله اسمها اسرائيل على
dünyanın haritasında İsrail adlı bir devlet arasanız bulursunuz (metin karışık: konuşmacı hem varlığı hem yokluğunu tartışıyor)

7:11
خريطه العالم ما وجدتها على خرائط الناس
Bazı haritalarda bulunur; ama (konunun) özü farklıdır.

7:13
موجوده لا يوجد فلسطين حتى عندهم معلوم
Onların haritalarında bile "Filistin" yazısı olmayabilir; bu bilinir.

7:17
مكتوب عليه في فلسطين طيب الجمهوريات
Üzerinde "Filistin" yazan bölgeler yok (onların haritalarında) — peki Rusya'daki İslami cumhuriyetler?

7:19
الاسلاميه في روسيا دار اسلام هذ دار
Rusya'daki İslami cumhuriyetler dar al-islâm mıdır?

7:21
اسلام لانها كلها دار الدار ليس المقصود
Onlar dar al-islâm değildir, çünkü söz konusu olan "devlet" değildir

7:24
بها الدوله فهذه الدول وتقطيعها ليست هي
Burada kastedilen ülke sınırları değil; bu devletlerin parçalanması önemli olan değil.

7:27
المعتبره المقصود البلد ام فكل بلده ينظر
Kastedilen her beldedir: her şehir, her köy, her ülke için halkının çoğunluğuna bakılır.

7:31
الى غالبيه اهلها كل مدينه كل قريه ينظر
Her şehre, her köye bakılır; halkın çoğunluğuna (göre değerlendirilir).

7:33
الى غالبيه وان كان حاكما و كافرا و نعم
Nüfusun çoğunluğu Müslümansa o yer dar al-islâm sayılır; yönetici kafir olsa bile.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt