Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

MUZEMMİL SÛRESİ (10-20)- İbn Abbas Tefsiri

H Çevrimdışı

hutbetussahra

Hayat, İman ve Cihad...
İslam-TR Üyesi
MUZEMMİL SÛRESİ (10-20)- İbn Abbas Tefsiri


10- “Sen onların söylediklerine sabret ve onlardan güzellikle ayrıl.”
"Sen sabret.” Ey Muhammed (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem)!
“Onların söylediklerine.” Hakaret etme ve yalanlama.
”Ve onlardan güzellikle ayrıl.” Onlardan sızlanmaksızın ve kötülüğe kaçmaksızın güzel bir şekilde ayrıl.

11- “O, nimet sahibi yalanlayıcıları bana bırak ve onlara biraz süre tanı!”
”O yalanlayıcıları bana bırak.” Kur’an’ı yalanlayanları. Bu Allah tarafından onlara yönelik bir tehdittir. Bunlar Bedir Savaşı ’nda öldürülen mutimlerdir.
(Mutimlerin kimler olduğu İbni Abbas'ın Muhammed Sûresi’nde açıklanmaktadır.)
"Nimet sahibi.” Mal ve zenginlik sahibi olanları.
”Ve onlara süre tanı!” Onlara mühlet tanı.
“Biraz.” Bedir Savaşı na kadar.

12- “Çünkü bizim yanımızda bukağılar ve yakıcı bir ateş var.”
”Çünkü bizim yanımızda var.” Bizim katımızda ahirette onlara hazırlanmıştır.
"Bukağılar.” Ayaklarının kendileriyle bağlanacağı bukağılar, sağ taraflarının boyunlarına bağlanacağı zincirler ve boyunlarının içine konulacağı demir halkalar.
”Ve yakıcı bir ateş.” İçine girecekleri bir ateş.
{Enkal ibn Cerir’în İkrime ve Mücahid’den rivayet ettiği gibi, kayıtlar/zincirler anlamına gelmektedir. Tefsirü’t-Taberî, c. 29, s. 134-135.}

13- “Bir de boğazdan geçmez bir yiyecek ve can yakıcı bir azap var.”
”Bir de boğazdan geçmez bir yiyecek var.” Boğazlarında tıkanıp kalacak ki, bu yiyecek zakkum yiyeceğidir.
”Ve can yakıcı bir azap.” Acıtması kalplerine işleyen acıtıcı bir azap.
{(Zâ Gussatin) sözcük grubu, boğaza giren bir diken, ne aşağı inen, ne de yukarı çıkan dikendir. Nitekim İbn Cerir, İkrime kanalıyla İbn Abbâs’tan bunu rivayet etmektedir. Tefsirü’t-Taberî, c. 29, s. 135.}

14- “O gün yeryüzü ve dağlar şiddetle sarsılır ve dağlar savrulup kum yığınına döner!”
Sonra bunun ne zaman gerçekleşeceğini belirtmek üzere şöyle buyurmaktadır:
“O gün yeryüzü şiddetle sarsılır.” Yer sarsılır.
”Ve dağlar.” Dağlar sarsılır.
”Ve döner.” Ve dönüşür.
"Dağlar savrulup… kum.” Toprağa.
“Yığınına.” Kum misali en aşağı tarafını kaldırdığında en üst bölümü üstüne düşen şey.
{a) İmam Buhârî der ki; İbn Abbâs dedi ki: (Kesiben Mehilan) akan kum anlamına gelmektedir.” Buhârî, Kitabü’t-Tefsir, Müzzemmil Sûresi.
b) İbn Cerir et-Taberî, Avfî kanalıyla İbn Abbâs’tan rivayetine göre; o şöyle demiştir: “Akıp dağılan yumuşak kum, dokunduğunda hemen dökülen kum demektir.” Tefsirü’t-Taberî, c. 29, s. 136. Hâkim de bu haberi İkrime kanalıyla İbn Abbâs’tan rivayet eder. El -Müstedrek, Kitabü’t-Tefsir, c. 2 s. 506; Kitâbü’l-Emval, c. 4, s. 595.
c) Ferra der ki: “el-Kesîb sözcüğü kum anlamına gelmektedir. Mehîl ise alt tarafı hareket ettirildiğinde üst tarafı çöküp giden anlamına gelmektedir.” Meâni’lKur’an, c. 3, s. 198.
d) Allah Teâlâ bu âyetten önce şöyle buyurmaktadır: “Yalanlayan o nimet sahipleri ile beni başbaşa bırak ve onlara azıcık mühlet ver! Çünkü bizim yanımızda ağır bukağılar ve yakıcı bir ateş var. Boğazı tıkayıp kalan bir yiyecek ve can yakıcı bir azab da vardır.” (73/el-Müzzemmil/11-13) Allah Teâlâ, Hz. Resûlullah (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem)’i yalanlayan müşriklere şu çeşitli şiddetli cezaları hazırlamıştır. “O günde yer ve dağlar sarsılır”, yani yer üstündeki canlılar şiddetli bir sarsıntı geçirir. İşte bugün kıyâmet günüdür. ”Dağlar da yığılarak akıp dağılan kum gibi olur.” Yani dağlar o derece parçalanır ve dağılır ki, yumuşak bir kum gibi olur, alt tarafı hareket ettirildiğinde üst tarafı çöküp giden anlamına gelmektedir.}

15- “Nasıl ki, Firavun ’a bir elçi göndermiş isek, doğrusu size de hakkınızda şâhidlik edecek bir peygamber gönderdik.”
”Doğrusu gönderdik.” Gönderdik.
”Size de bir peygamber.” Yani Hazret-i Muhammed (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem)’i.
“Hakkınızda şâhidlik edecek.” Tebliğle.
”Nasıl ki, göndermiş isek.” Gönderdiysek.
"Firavun ’a bir elçi.” Yani Hazret-i Musa(‘aleyhi’sselâm)’ı.

16- “Fakat Firavun o elçiye karşı gelmiş, biz de onu ağır bir yakalayışla yakalamıştık.”
“Fakat Firavun o elçiye karşı gelmiş,” Yani Hazret-i Musa(‘aleyhi’s-selâm)’ya icabet etmedi.
“Biz de onu ağır bir yakalayışla yakalamıştık.” Biz de bu nedenden dolayı onu çok şiddetli bir şekilde ki, bu ceza boğulmadır, cezalandırdık.
{a) İmam Buhârî der ki: İbn Abbâs dedi ki: (Vebilâ) sözcüğü şiddetli anlamına gelmektedir.” Buhârî, Kitabü’t-Tefsir, Müzzemmil Sûresi. Bu haberi İbn Cerir et-Taberî, Ali ibn Ebî Talha kanalıyla İbn Abbâs’tan rivayet etmektedir. Tefsirü’t-Taberî, c. 29, s. 137.
b) “Keleün Vebîlün ve Müstevbilün/rahatça yenilemeyen ve yutulamayan ot” cümlesinden alınmıştır. Bu cümle, ot şiştiğinde ve ağırlığından dolayı boğazdan kolayca geçirilemediğinde kullanılır. Mecâzü’l-Kur’an, c. 2, s. 273; Tefsirü’tTaberî, c. 29, s. 136.
c) İbn Abbâs’ın, sözcüğü şiddetli olarak tefsir etmesi birebir lafzî tefsir değildir. Sonuç ve benzerlik göz önüne alınarak yapılmış bir tefsirdir.
d) Aslında âyette bir belağat ve bir benzetme de vardır. Şiddetli yakalamanın bu sözcükle ifade edilmesi, söz konusu kimsenin akibetinin yenilmesi ve yutulması çok zor olan ot ve yemek gibi çok çirkin ve alçakça olduğunu ortaya koymaktadır. Tefsîrü’l-Alûsî, c. 29, s. 108}

17- “Eğer inkâr ederseniz, çocukları ihtiyarlatan o gün (kıyâmetin) azabından kendinizi nasıl koruyacaksınız?”
“Azabından kendinizi nasıl koruyacaksınız?” Ey Mekke halkı küfür ve şirkten sakınmaz ve Allah’a iman etmezseniz
”Eğer inkâr ederseniz.” Dünyada inkâr ederseniz.
“O gün (kıyâmetin).” Kıyâmet gününde.
“Çocukları ihtiyarlatan.” 9 Bu gün işittiklerinde saçlarını beyazlaştıran. Şu cihetten ki, Allah Teâlâ Hazret-i Âdem (‘aleyhi’s-selâm)’a “Ey Âdem , ben senin zürriyetinden bir grubu cehenneme göndereceğim” deyince Hazret-i Âdem (‘aleyhi’s-selâm)“Ey Rabbim ne kadarını?” diye sordu. Allah Teâlâ “Binde 999’unu cehenneme, bir paçasını cennete göndereceğim” diye karşılık verdi.
{Tefsir metninde “yec’alu’l-vildâne şibâ” bölümleri ayrı ayrı ele alınmaktadır. Ancak biz bu iki bölümü birleştirerek tefsirini sunduk.}

18- “Gökyüzü bile o (günün şiddetinden) yarılacaktır. (Allah’ın) vadi mutlaka yerine gelir!”
"Gökyüzü bile yarılacaktır.” Yarılmıştır.
“O (günün şiddetinden.)” Çocukların saçlarını ağartan bu zamanın şiddetinden. Âyetin, “Rabbin emrinin ve meleklerin inişi” anlamına geldiği de söylenmiştir.
”(Allah’ın) vaadi gelir.” Diriliş konusundaki.
“Mutlaka yerine!” Gerçekleşecektir.

19- “İşte bu (âyetler) bir öğüttür. Dileyen, Rabbine giden bir yol tutar.”
"İşte bu (âyetler.)” Bu sûre.
“Bir öğüttür.” Size bir öğüt ve açıklamadır.
“Dileyen, Rabbine giden bir yol tutar.” Kendisiyle Rabbine geleceği bir yol tutar. Âyetin, “Dileyen, Rabbini birler, Rabbine bununla dönecek bir yol edinir” anlamına geldiği de söylenmiştir.

20- “Hiç şüphesiz Rabbin biliyor ki, sen gecenin üçte ikisine yakın kısmında, yarısında ya da üçte birinde (namaza) kalkıyorsun ve seninle birlikte bulunan bir topluluk da böyle yapıyor. Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah, sizin onu sayamayacağınızı bildiği için sizi bağışladı. Artık (belli bir vakit gözetmeden) Kur’an’dan kolayınıza geleni okuyun! Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak, bir kısmınız Allah’ın lütfundan (rızık) aramak üzere yeryüzünde gezip dolaşacak, diğer bir kısmınız da Allah yolunda savaşacaktır. O halde ondan (Kur’an’dan) kolayınıza geleni okuyun. Namazı kılın, zekâtı verin ve Allah’a gönül hoşluğuyla ödünç verin! Kendiniz için önden (dünyada iken) ne iyilik hazırlarsanız, Allah katında daha üstün bir iyilik ve daha büyük bir mükâfat olarak bulursunuz. Allah’tan mağfiret dileyin. Çünkü Allah, çok bağışlayan, çok merhamet edendir.”
"Hiç şüphesiz Rabbin.” Ey Muhammed (sallallâhu ‘aleyhi ve sellem)!
“Biliyor ki, sen… yakın kısmında, (namaza) kalkıyorsun.” En az.
“Gecenin üçte ikisine.” Yarısına kadar.
"Yarısında.” Ve gece yarısında kalkıyorsun.
”Ya da üçte birinde.” Ve gecenin üçte birinde kalkıyorsun. Âyetin şu anlama geldiği de söylenmiştir: “Min Sülüseyi’l-leyli ve nisfıhi” şeklinde okunması halinde, gece yarısından daha az ve üçte biri.
"Ve seninle birlikte bulunan bir topluluk da böyle yapıyor.” Mü’minlerden bir grup da seninle birlikte namazda.
"Geceyi ve gündüzü takdir eden Allah.” Gecenin ve gündüzün saatlerini bilen.
“Sizin onu sayamayacağınızı bildiği için.” Gecenin saatlerini muhafaza edemeyeceğinizi bilmektedir. Âyetin, “Geceleyin namazdan emrolunduğunuz şeyi” anlamına geldiğini de söyleyiniz.
“Sizi bağışladı.” Sizden gece namazı sorumluluğunuzu giderdi.
“Artık (belli bir vakit gözetmeden) kolayınıza geleni okuyun.” Size.
“Kur’an’dan.” Namazda 100 âyet veya daha fazla. Âyetin, “Kur’an’dan dilediğinizi okuyun” anlamına geldiği de söylenmiştir
“Allah bilmektedir ki, içinizde hastalar bulunacak.” Geceleyin namazı yerine getirmeye güç yetiremeyenler.
"Bir kısmınız gezip dolaşacak.” Yolculuğa çıkacaklar.
“Yeryüzünde.” Ticaretle ve ticaret dışındaki başka nedenlerle.
“Aramak üzere.” Talep etmek üzere.
“Allah’ın lütfundan (rızık).” Allah’ın rızkından ve başka şeylerden. Bunlara gece namazı meşakkatli gelmektedir.
”Diğer bir kısmınız da savaşacaktır.” Mücahede edecektir.
“Allah yolunda.” Allah’a taatte. Bunlara gece namazı meşakkatli gelmektedir.
“O halde kolayınıza geleni okuyun.” Size.
“O’ndan (Kur’an’dan.)” Namazda Kur’an’da.
”Namazı kılın.” Beş vakit namazı abdest ile, rükûyla,secdesiyle ve yerine getirilmesi gereken vakitte.
"Zekâtı verin.” Mallarınızın zekâtını veriniz.
"Ve Allah’a ödünç verin.” Sadaka konusunda. Âyetin, “Sâlih amel konusunda” anlamına geldiği de söylenmiştir
“Gönül hoşluğuyla.” Kalplerinizden sâdık niyetle sevabını umarak.
”Önden hazırlarsanız.” Önden gönderirseniz.
“Kendiniz için (dünyada iken)ne iyilik.” Sadaka veya sâlih amel.
“Bulursunuz.” Sevabını bulursunuz.
“Allah katında.” Cennette. Sizin için herhangi bir hırsızlık, bir boğulma, bir yanma olmaksızın korunacak. Güve de onu yemeyecek.
“Daha üstün bir iyilik.” Sizin katınızdaki dünyada olanlardan daha hayırlı.
"Ve daha büyük bir mükâfat olarak.” Sizin yanınızda bulunanlardan sevap bakımından.
”Allah’tan mağfiret dileyin.” Günahlardan.
"Çünkü Allah, çok bağışlayan,” Tevbe eden kimseyi.
"Çok merhamet edendir.” Tevbe üzere vefat eden kimseye karşı. Elbisesiyle örtünüp bürünene bir rahmettir.
{Tefsir metninde “kardan” sözcüğü, “hasenen” sözcüğü ile birlikte ele alınmıştır. Ancak anlam bütünlüğünü sağlamak gayesiyle ayrı ele aldık.}
{Bu son âyetin, sûrenin ilk âyetlerini nesh ettiğini ve neshin yönünü de belirtmiştik. Âyette söz konusu neshin gerekçesini de okuyabilmekteyiz. “Allah sizden hastalananlar olacağını, diğer bir kısmının da Allah’ın lütfundan arayarak yeryüzünde yol tepeceklerini, başka bir kısmının da Allah yolunda çarpışacaklarını bilir. O halde ondan kolayınıza geleni okuyun.”}
 

Benzer konular

Üst Ana Sayfa Alt