Napolyon’un Sırrı, Müslümanların İmtihanı

Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Napolyon’un savaş meydanındaki o meşhur istatistiklerini duymuşsundur. Adam resmen matematiksel bir mucize gibi. Fransız ordusu sayıca %9 eksik olsa bile o meydandaysa kazanıyor. Rakibi olan koca krallıklar, imparatorluklar ise Napolyon’u ancak Fransızlardan %83 daha kalabalık olurlarsa yenebiliyor. Wellington boşuna dememiş, "Onun varlığı 40 bin askere bedeldir" diye.

1769510812938.png


Peki, elin Fransız generalinin 200 yıl önceki bu tablosu bugün bize, modern dünyanın keşmekeşindeki Müslümanlara ne anlatıyor?

Ders bir: Nicelik (kalabalık olmak) niteliğin (kalitenin) kölesidir. Bugün İslam dünyası olarak nüfusumuz milyarları buluyor, ama dünyadaki ağırlığımız Napolyon’un o az sayıdaki ordusu kadar etmiyor. Neden? Çünkü Napolyon "sayıya" değil, "kuvvet çarpanına" odaklanmıştı. Modern çağda bizim kuvvet çarpanımız ne? Teknoloji, liyakat ve stratejik akıl. Eğer bir toplulukta makamlar zenginliğe göre değil de Napolyon'un ordusundaki gibi yeteneğe (liyakate) göre dağıtılsaydı, bugün coğrafyamızın hali bambaşka olurdu.

1769510828441.png



Ders iki: Mağlubiyet psikolojisinden çıkmak. Veriler gösteriyor ki, Napolyon’un ordusu ancak rakipleri iki katı büyüklüğe ulaştığında pes ediyordu. Biz ise bazen daha sahaya çıkmadan, "onlar çok güçlü, biz yapamayız" diyerek zihnen yeniliyoruz. Oysa doğru sistem ve sağlam bir irade, matematiksel dengeleri altüst eder.




Modern çağın "Napolyonları" artık topla tüfekle değil; yazılımla, yapay zekayla ve ekonomik modellerle savaşıyor. Eğer Müslümanlar olarak bizler liyakati esas almaz, bilimi kuşanmaz ve birliği bir "kuvvet çarpanı" haline getirmezsek, sayıca ne kadar çok olursak olalım, sadece istatistiklerdeki o "yenilen kalabalıklar" olarak kalırız. Kısacası mesele çok olmak değil, "bedel" olmaktır​
 
T Çevrimdışı

Tuğrulbey

Üye
İslam-TR Üyesi
Doğru sistem ve sağlam irade odaklı bir Müslüman grup veya ülke nasıl olabilir ki.
Mevcut karşıt sistemler bunun tüm dinamiklerini ele geçirip halklara negatif etki pompaliyorken hemde.
Mesela Bugün Türkiye'de en çok dua alan kişi İslami benimsememis biri oldu.
Neden çünkü Afganistan da yeni yasal düzenleme başlığı adı altında verilen kararlar Müslümanlar dahilinde bile kabul edilebilir değil.
İslam modernlige engel diyen bir grubun yanında acaba diyen bir grupta oluşturularak insanları durmaya eylemsizlige iten modern bir dusmanimiz var.
 
Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Doğru sistem ve sağlam irade odaklı bir Müslüman grup veya ülke nasıl olabilir ki.
Mevcut karşıt sistemler bunun tüm dinamiklerini ele geçirip halklara negatif etki pompaliyorken hemde.
Mesela Bugün Türkiye'de en çok dua alan kişi İslami benimsememis biri oldu.
Neden çünkü Afganistan da yeni yasal düzenleme başlığı adı altında verilen kararlar Müslümanlar dahilinde bile kabul edilebilir değil.
İslam modernlige engel diyen bir grubun yanında acaba diyen bir grupta oluşturularak insanları durmaya eylemsizlige iten modern bir dusmanimiz var.
Değerli kardeşim Afganistan gibi örnekler zihinleri bulandırıyor ve modern düşman bizi tam da bu "acaba"larla felç ediyor. Ancak yanıldığın nokta şu: Bizim bugün dua ettiğimiz o "İslami benimsememiş" isimler, aslında farkında olmadan benim bahsettiğim kuvvet çarpanlarını (liyakat, metodoloji ve akıl) temsil ettikleri için teveccüh görüyorlar.

Düşman, dinamikleri biz izin verdiğimiz için ele geçirdi. Eğer biz "nasılsa sistem üzerimize çöküyor" diyerek eylemsizliğe düşersek, sadece istatistikteki o "yenilen kalabalık" oluruz. Napolyon, düşman çok diye geri çekilmedi; mevcut kısıtlı imkânla yeni bir matematik kurdu. Bizim "modern düşmanımız" yazılımla saldırıyorsa, bizim "duamız" da o yazılımı daha iyi yazmak olmalı. Liyakati bir tercih değil, bir beka meselesi gördüğümüzde bu kuşatma kırılır. Mesele karşı tarafa bakıp hayıflanmak değil, onların elindeki "nitelik" silahını onlardan daha iyi kullanmaktır.
 
T Çevrimdışı

Tuğrulbey

Üye
İslam-TR Üyesi
Aslında günümüz şartları tam olarak bunun üzerinde yoğunlaşıyor. Görsel ve pr korku odaklarının üzerimize çökmesi. Tarih boyunca hep sabit yönlü demogoji oluşması senin benim düşüncemi engellemek veya düşünceden ziyade bir atılım yapacak kişileri sindirmek için plan üstüne plan yapıp uygulamaya sokmalarına sebep oldu.
Aslında benim sormak istediğim nasıl neden gibi sorularin ana fikri bu beka meselesini ve kuşatmayı gerçek anlamda bize kırdırma fırsatı verecekler mi.
Tabiki de Allah'ın dilemesi her şeyin değişimi için baş etken ama maksadımız fikir alışverişi ve gayretimizin nasıl şekilleneceği üzerine kafa yormak.
 
Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Aslında günümüz şartları tam olarak bunun üzerinde yoğunlaşıyor. Görsel ve pr korku odaklarının üzerimize çökmesi. Tarih boyunca hep sabit yönlü demogoji oluşması senin benim düşüncemi engellemek veya düşünceden ziyade bir atılım yapacak kişileri sindirmek için plan üstüne plan yapıp uygulamaya sokmalarına sebep oldu.
Aslında benim sormak istediğim nasıl neden gibi sorularin ana fikri bu beka meselesini ve kuşatmayı gerçek anlamda bize kırdırma fırsatı verecekler mi.
Tabiki de Allah'ın dilemesi her şeyin değişimi için baş etken ama maksadımız fikir alışverişi ve gayretimizin nasıl şekilleneceği üzerine kafa yormak.
kimse bize "buyur alanı sen yönet" diye kapı açmaz. Bu dünya, izleyenlerin değil, ter dökenlerin sahasıdır. "Fırsat verirler mi?" diye beklemek, gol atmayı rakibin insafına bırakmaktır. Onlar teknolojiyle, akılla kuşatıyorsa; biz "dua ediyorum" deyip yatmayacağız. Duayı, o teknolojinin en iyisini üretme gayretine motor yapacağız. Nitelikli adamın önünde hiçbir set duramaz. Kapı açılmazsa, o kapı liyakatle zorlanıp açılır. Fatih Sultan Mehmet, Bizans surlarına bakıp "Bunlar bana kapıyı açar mı?" diye sormadı. O surları aşacak teknolojiyi bizzat tasarladı. Gemiler karadan yürümez dediler, yürüttü. Şahî toplarını döktürürken sadece dua etmedi; balistiği, mühendisliği en iyi o bildi. Yani düşmanın "aşılmaz" dediği seti, onlardan daha üstün bir akılla yerle bir etti.
 
T Çevrimdışı

Tuğrulbey

Üye
İslam-TR Üyesi
Ömer(ra) nispet edilen bir sözde:

"İslam'ın etkin ve yetkinliği marufu emretmek ve munkeri yasaklamakla sağlanır.
Bunun tamamlanmasi içinde Allah yolunda cihat etmek gerekir. Kim munkeri tanımadan sadece marufu tanımakla işe başlarsa,munkerin niteliğinin,mahiyetinin, özelliklerinin,doğurduğu zararların ve tehlikesinin hakkında bilgi sahibi olamaz.
Bu nedenle bir kimse sakınmak,ehlini ondan men etmek ve munkerle mücadele etmek gibi iyi niyet taşıdığı zaman munkeri ve belirgin özelliklerini bilmesi,onun hakkında bilgi sahibi olmamasından çok daha hayırlıdır... "

Günümüz sorunların başını çeken nedenlerden birisi bu. Bize öğretilmeyen,bizi içten çürüten ve toplum içinde farkındalık yaratmayan çünkü farkındalık kanallarına dahil nüfuz eden bir munkerle karşı karşıya olmamız.

Dinde,eğitimde, kültürde,ahlakta,sosyal yaşamda farkında olmadan yada zorunlu kabulleniş ilkesiyle bizim için kurgulanan bir hayatı yaşama mecburiyetinde bırakılıyoruz.

Toplumun güvenini kazanarak ve hassasları üzerinden bir ideoloji benimseyerek hazırlanmış planların içinde kalıyoruz.

Hepimizde bir geçmişe hasret var.
Gecmisteki figürlerin,kişilerin özlemi var.
Mevcut şartlardaki Kurtuluş reçetelerinin bizi daha da çıkmaza sürüklediğini toplum olarak anlamamız lazım.
Bu reçeteleri kimin verdiğini,verenin dost mu düşman mı olduğunu idrak etmemiz lazım.

Tek maksat günümüz teknolojisinde bir şahi topunu yapmak değil onun namlusunu kime çevireceğiz onu da bilmek.

Bunun içinde toplumsal bir uyanış,hidayet çok elzem...
Allah bize Hidayet versin İslam kıymetini bilemeyenlerin elinde gibi düşünmekten kendimi alamıyorum...
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt