Ölmek Üzere (Ölüme Yakın) Olan Kimse İle İlgili Hükümler

DAVA

Yeni Üye
Site Emektarı
Üye



عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ tقَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ r : (( لَقِّنُوا مَوْتَاكُمْ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ.)) [ أخرجه مسلم ]

Ebu Saîd el-Hudrî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
- (Ölmek üzere olan) ölülerinize lâ ilâhe illallah'ı telkîn edin."[1]



عَنْ مُعَاذِ بْنِ جَبَلٍ tقَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ r : (( مَنْ كَانَ آخِرُ كَلَامِهِ لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ دَخَلَ الْـجَنَّةَ.)) [ أخرجه أبو داود ]
Muâz b. Cebel'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- buyurdu ki:
- Kimin (ölürken) son sözü lâ ilâhe illallah olursa, cennete girer." [2]


عَنْ جَابِرٍ tقَالَ: سَمِعْتُ النَّبِيَّ rقَبْلَ وَفَاتِهِ بِثَلَاثٍ يَقُولُ: (( لَا يَمُوتَنَّ أَحَدُكُمْ إِلَّا وَهُوَ يُحْسِنُ بِاللهِ الظَّنَّ.)) [ أخرجه مسلم ]
Câbir'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
"Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'i vefâtından üç gün önce şöyle derken işittim:
- Biriniz, Allah'a hüsn-ü zan beslemeden ölmesin!"[3]


________________________________________
[1]Müslim; hadis no: 916.

[2]Ebu Davud; hadis no:3116.Elbânî de "Sahihu'l-Câmi'; hadis no: 6479'da hadisin sahih olduğunu belirtmiştir.

İslâm âlimlerinden el-Kermânî -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Lâ ilâhe sözü, kelime-i şehâdetin bir parçası olan "Muhammedun Rasûlullah" sözünü de içerir.
İbn-i Hacer de -Allah ona rahmet etsin- şöyle demiştir:
"Bu ve diğer hadislerde geçen lâ ilâhe illallah sözünden kastedilen; kelime-i şehâdettir. Hadiste Muhammedun Rasûlullah'ın sözünün zikredilmemesi, bir problem arzetmez." (Çeviren)

[3]Müslim; hadis no: 2877.
"Allah'a hüsn-ü zan beslemek demek; kulun, ölürken, Allah Teâlâ'nın kendisine rahmet edeceğine ve kendisini affedeceğine inanması, sağlıklı olduğu zamanda ise, Allah Teâlâ'nın azabından korkması ve O'nun rahmetini ümit etmesidir." (Çeviren).






KONUNUN AÇIKLAMASI:

Tevhîdin şânı büyüktür. Bunun içindir ki, kelime-i şehâdeti zikrederek hayatını tevhîdi ikrarla sona erdiren kimsenin mükâfâtı, Allah Teâlâ'nın onu cennete girdirmek olmuştur.
Yine, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-, ölmek üzere olan kimseye, Allah'a hüsn-i zan beslemesini ve O'nun rahmetini arzulamasını emretmiştir.



KONUDAN ÇIKARILAN HÜKÜMLER:

1. Kelime-i şehâdetin fazîleti büyüktür.
2. Ölmek üzere olan kimseye kelime-i şehâdeti hatırlatarak ona telkînde bulunmak meşrû kılınmıştır.
3. Allah -azze ve celle-'ye hüsn-i zan beslemeyi emretmek gerekir.
 

MuhacirSelman

Yeni Üye
Üye
Sekerat (Ölüm Anı) ve Ölüm Acısı

Sekr kişi ile aklı arasına giren, aklı gideren bir hal demektir ki, aklı gideren sarhoş edici maddelere genel olarak "müskir" ya da "musekkir" adı verilmektedir. Bu kelime gazap, aşk, elem, dalgınlık veya bir acıdan ötürü gelen baygınlık için de kullanılmakta ve bu hale de "sekr" denilmektedir ki, buradaki kastımız budur. Yani burada "sekr" in çoğulu olan "sekerat" ile, ölum anındaki ızdırap ve baygınlıklar kastedilmektedir .

Buna göre, Kur'anî bir terim olan "Sekeratü'l-Mevt" terimi "İnsanın ölümüne delalet eden ölüm baygınlığı" manasına gelir.

Hepimizin bildiği gibi ölüm, ruhun cesetten ayrılışıdır ki, ölümün sekeratı vardır. Nitekim ayet-i kerimede ölümden kaçan insanlara bir gün mutlaka bu sekerat-ı mevtin geleceği bildirilmiştir.

Ölüm sarhoşluğu gerçekten geldiğinde, "Ey insan! İşte bu senin öteden beri kaçtığın şeydir." denir. (Kaf, 50/19)

“Ey iman edenler, inkar edenler ile yeryüzünde gezip dolaşırken veya savaşta bulundukları sırada (iken) kardeşleri için: 'Yanımızda olsalardı, ölmezlerdi, öldürülmezlerdi' diyenler gibi olmayın. Allah, bunu onların kalplerinde onulmaz bir hasret olarak kıldı. Dirilten ve öldüren Allah' tır. Allah, yaptıklarınızı görendir.” (Al-i İmran; 156)

Yaşarken sekeratı unutmamak, oturup yas tutmak değil, sekeratın şiddetini artıran günahlardan sakınmak ve onu hafifletici amelleri işlemektir. Hz. Peygamber (S.A.V) dualarında:

"Cehennem ateşinden ve kabir azabından Allah azze ve celle'ye sığındığı gibi, sekerat azabından da O'na sığınır ve: 'Allah'ım! Ölüm sekeratımı kolaylaştır.' ” derdi. (Müttefekun Aleyh)

Sekeratın son aşaması da ruhun çekilmesidir. Bu olay, iyi olan kimseler için oldukça kolay, kötü olanlar için ise son derece zordur. Hasan (R.A.)' dan gelen bir rivayette Hz. Peygamber (S.A.V.) ölümün elem ve acısını anlatırken:

“O, üç yüz kılıç darbesi kadardır.” buyururdu. (İbn Ebi'd-Dünya)

Bir kimsenin kendisini ölüm sekeratından selametli bir şekilde muhafaza edebilmesi için, o vakit gelip çatmadan önce, Allah azze ve celle'nin emir ve nehylerini yerine getirmeye gayret ederse, inşallah rahat ve güzel bir şekilde bu dünyadan ayrılır. Nitekim Allah azze ve celle ayet-i kerimede şöyle buyurmuştur:

“O kimseler ki, melekler onların ruhunu rahat ve hoş bir şekilde alırlar.” (Nahl; 32)

Sekerata Giren Kişiye Yapılması Gerekenler


Hastada, ölüm halinin belirtileri görüldüğünde şu hususların yerine getirilmesi gerekir:

1 Hasta sekerata girdiğinde, ailesinin yapması gereken şeyler şunlardır: Hasta sağ kolu üzerine yatırılıp yüzünün kıbleye döndürülmesi gerekir Eğer sağ kolu üzerine yatması zor ise sırtüstü yatırılarak başının altına bir yastık koymak suretiyle yüzünün kıbleye döndürülmesi, ayaklarının iç kısımları da kıbleye gelecek şekilde yatırılması gerekir Bunları kıbleye döndürmek sünnettir

2 Şehadet kelimesini telkin etmek sünnettir.

Şehadet kelimesi 'Lâ ilahe illallah' sözüdür Ancak bu telkin güzel bir şekilde yapılmalıdır Şehadet getirmesi için hastaya ısrar edilmemelidir Hastanın kulağına, işitebileceği şekilde Lâ ilahe illallah sözünü tekrar etmek gerekir Ancak hastaya 'Sen de söyle' diye baskı yapılmamalıdır Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:
Ölümü yaklaşan kimselere 'lâ ilahe illallah' sözünü telkin edin[2]

3 Ölümü yaklaşmış olan kişinin yanında Yasin sûresini okumak sünnettir. Çünkü Hz Peygamber şöyle buyurmuştur:

Ölümü yaklaşan kimselerin yanında Yasin okuyun[3]
Hadîste geçen 'ölüleriniz' (=mevtâkum) tabirinden murad, sekerat-ı mevt'e giren müslümanlardır.

4 Ölümün belirtilerini hisseden hastanın, Allah hakkında hüsn-ü zanda bulunması sünnettir, Hasta, günahlarını arkasına atarak bütün gü*nahları bağışlayıcı olan rabbe yönelmelidir O'nun yanına gittiğini düşünmelidir Evet, kişi imanını korudukça Allah tüm günahlarını affeder Bir hadîs-i kudsîde şöyle buyuruImuştur: 'Ben kulumun zannı üzereyim'[4]

_________________
[1] İbn Hibban/2559 ve başka muhaddisler

[2] Müslim/916-917

[3] Ebu Dâvud/3121, İbn Hibban/720

[4] Buharî/6970, Müslim/2675
 
Moderatör tarafında düzenlendi:

ENSARİ

Yeni Üye
Üye
Rabbim cümlemizi ona karşı son anda hüsnü zannımızı devam ettirsin,kelme-i Tevhidi söyleyerek ruhumuzu teslim etmeyi nasip eylesin inşaAllah..
 
Üst Alt