Çözüldü Ölünün Kaza Oruc Borcunu Velisi Ödeyebilir mi?

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
Rasülüllah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur: «Her kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse velisi onun için oruç tutar.»
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Ehli sunnet alimleri "ölüye başkalarının yapacağı amellerin" fayda vereceği hususunda ittifak etmişlerdir. Çünkü bu konuda, bazı amel ve iyiliklerin fayda vereceğine dair, apaçık ayet ve hadisler vardır. Mesela, dua ve istiğfarın faydalı olacağına "Onlardan, sonra gelenler şöyle derler: Ey Rabbimiz, bizi ve bizden önce imanla geçmiş olan kardeşlerimizi bağışla; kalplerimizde iman edenlere karşı bir kin bırakma"(Haşr 10) ayet-i kerimesi delalet etmektedir.
Bu ayet-i kerimede Cenab-ı Hakk, daha önce iman edip de göçmüş olan kardeşleri için istiğfar eden mu'minleri övmüştür.


Rasulullah (s.a.v.) "Ölüye namaz kıldığınız zaman ona gönülden dua edin"(Ebu Davud, Sünen, Cenaiz, 59) buyurmuş ve kendisi de kıldığı cenaze namazlarında ölü için dua etmiştir. Rasulullah (s.a.v.), birinin cenaze namazını kıldırırken "Allahım, filan oğlu filan senin güvencende, senin koruman altındadır. Onu kabir fitnesinden ve Cehennem azabından koru. Sen vefa ve övgü sahibisin. Allahım onu bağışla, ona acı! Muhakkak ki sen çok bağışlayan, çok acıyansın." (Ebu Davud, Cenâiz, 56) diye dua etmiştir. Kaldı ki Cenâze namazının kendisi de ölü için bir duadır. Allah için namaza, meyyit/meyyite için duaya... diye niyet edilir. Eğer ölünün ruhuna yararı yoksa bunun bir anlamı kalmaz.

Yine Ehli sunnet alimleri; ölünün Namaz borçları için düşmez, sorumluluk devam eder buyurmuşlardır.
Zekat, nezir ve mâlî keffaret gibi mâlî ibadet ve borçlar ; Bunlar, başkalarının ödemesiyle ödenmiş olur, borç kalkar demişler.
Hac gibi hem mâlî, hem de bedenî ibadetler ; Birisi ölü namına bunu yaparsa o borçtan kurtulmuş olur. Fakat mirasçılar bunu yapmaya mecbur değildir. Ancak İmam Şafiî'ye göre vasiyet etmiş ise mecbur olurlar.
Ahmed b. Hanbel, Evzaî, Ebû Sevr, Nevevî gibi muctehidler ile muhaddislerin çoğuna göre, ölünün yakınlarının, onun borçlu olduğu oruç, hac gibi ibadetleri de kaza etmesi caiz ve sahihtir demişlerdir.



Ölünün Kaza Orucunu Velisinin Tutması:

Bana Harun b. Saîd El-Eyli ile Ahmed b. İsa rivayet ettiler. (Dediler ki): Bize Ibni Vebb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Amr b. Haris, Ubeydullah b. Ebî Cafer'den, o da Muhammed b. Ca'fer b. Zâbeyr'den, o da Urve'den o da Aişe (Radiyallahû anha) 'dan naklen haber verdi ki Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ;
«Her kim üzerinde oruç borcu olduğu halde ölürse onun nâmına velisi oruç tutar.» buyurmuşlar.
(Muslim, Sıyam, Bab 27, Hadis no: 153 (1147); Buhari, Sahîh, Savm, 42; Neylu'l-Evtâr, IV, 235-237)
Bu hadîsi Buhâri, Ebû Dâvud ve Nesâi «Kitâbu's-Savm» da tahric etmişlerdir.

İbni Hazm'in rivayetine göre Leys b, Sa'd, Ebû Sevr 've Dâvud-u Zahiri velilerin ölen kimse nâmına oruç tutmalarının farz olduğunu söylemişlerdir.'
İçlerinden birinin oruç tutması da kâfidir.
Nevevî dahî «Er-Bavda» nâm eserinde kat'iyyetle buna kaail olmuş fakat mezkûr kavli hiç bir kimseye nisbet etmemiştir.
Aynî diyor ki: «Ustadımız Zeynuddin, Nevevi'nin bu kavline şaşmış, sonra onun Muslim şerhinde Safiî'nin bir kavline göre ölen kimse namına velisinin oruç tutması mustehab olduğunu söylediğini, vâcib değildir, diye tasrih ettiğini bildirmiştir.»




Üzerinde Ramadan'a ait kaza orucu bulunduğu hâlde ölen kimse ile ilgili iki durum vardır: (el-Lubâb, 1,170; Fethu'l-Kadir, H, 83-85; Bidayetu'l-Muctehid, I, 290; Muğnî'l-Muhtâc, I, 43: vd.; el-Muğnî, III, 142 vd.; Keşşafu'l-Kınâ, II, 360; et-Kavânînu'l-Fıkhiyye; 121; el-Muhezzeb, I, 187)

1- Vakit darlığı, hastalık, sefer, oruç tutmaktan âciz olmak gibi özürler sebebiyle oruç tutma imkânını elde edemeden ölmüş olmak. Alimlerin ekserisine göre, bunların her hangi bir kusuru olmadığı için hiç bir şey lâzım gelmez. Bunların günahkâr olmaları da söz konusu değildir. Çünkü bu oruç, ölünceye kadar tutma imkânını elde edemediği bir farzdır. Dolayısıyla hacda olduğu gibi hükmü bedelsiz olarak düşmüştür. Bunun için hasta yahut yolcu kişi bu durumda ölürlerse tutamadıkları orucun kazası gerekmez.

2- Oruç borcu olan kişi oruçlarının kazasını yapma imkânını elde ettikten sonra ölmüşse velisi onun için oruç tutamaz. Yani fakihlerin ekserisine göre ölünün kazası olan oruçları tutmak velisine vacib değildir. Şafiîlere göre, velisi oruç tutacak olsa, yeni mezhebe göre sahih değildir. Çünkü oruç halis bir beden ibadetidir. Şeriatın aslı ile farz olmuştur. Gerek hayatta, gerekse öldükten sonra bunda vekalet ve niyabet caiz değildir. Namaz gibidir.
Bir hadis-i şerifte de şöyle buyurulmuştur: "Hiçbir kimse başka bir kimse adına namaz kılamaz, oruç tutamaz. Fakat onun adına her güne karşılık bir mud (mud : ülkelere göre değişen bir ölçek. Iraklılara göre 2 rıtıl sığan ölçek, yani yaklaşık 18 litrelik ölçek) yiyecek fakirlere yedirir." buyurulmuştur. (Hafız Zeylaî bu hadis için garip merfu demiştir, ibni Abbas ile ibni Ömer'den mevkuf olarak rivayet edilmiştir. Birinci hadisi Nesei, ikinci hadisi Abdurrazzak Musannef inde rivayet etmiştir. Nasbu'r-Raye D, 463)


Hanbelilere göre, velinin ölü adına oruç tutması mustehabdır. Çünkü bu durum ölünün kurtuluşunu sağlamak bakımından daha ihtiyatlı bir harekettir.


Ölünün Oruç Kazası İçin Fidye Terekesinden mi Verilmelidir?

Hanefîler ve Malikîlere göre ölü tutamadığı günler için fidye verilmesini vasiyet etmişse onun adına velisi her bir güne karşılık bir fakire yanm sa' hurma veya arpa verir. Çünkü ölü ömrünün son kısmında orucu edadan âciz olmuştur, dolayısıyla pir-i fânî çok yaşlı olup oruç tutamayan kimseler gibi olmuştur. Fakat mutlaka vasiyet edilmesi lâzımdır.

Şafiî'lerde yeni görüşe ve Hanbelilere râcih kavle göre varislerin ölü adına her bir güne karşılık bir mud yiyecek maddesini bir fakire vermeleri vaciptir. (Mud: Bağdat ölçüleri ile 1.1/3 rıtıldir. Mısır ölçeği ile yarım kadeh olup 675 gr lık bir ağırlıktır)
Bu görüşün dayandığı delil daha önce de geçmiş bulunan hadis ile yine Aişe'nin şu sözüdür:
"Ölü adına Ramadandaki oruç kazası için yemek yedirilir, fakat oruç tutulmaz" (Şevkanî bu hadis için zayıf demiştir)
İbni Ömer hadisinde de şöyle denilmiştir: "Üzerinde Ramadan ayına ait oruç borcu bulunduğu hâlde ölen kimse adına her bir güne karşılık bir fakir doyurulsun." (ibni Mace)



Hadis âlimleri ile Şafıîlerin muhaddis fakihleri ve Ebu Sevr, Evzaî, Zahiriler ve diğerlerinin görüşü şudur:
Oruc borcu olarak ölenin ardından; Velisi oruc borcunu ödeyebilir :
İster Ramadan, ister adak olsun, üzerinde oruç borcu bulunduğu hâlde ölen kimse adına velisi oruç tutar. Ercah olan görüşe göre veli, ölüye yakınlığı akrabalığı bulunan herkestir. Dayandıkları delil sabit olan bazı hadislerdir. Bunlardan biri multefekunaleyh olan Aişe hadisidir.
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Üzerinde oruç borcu olduğu hâlde ölen kimsenin velisi onun adına oruç tutar"
(Buhari, Sahîh, Savm, 42; Muslim, Sahîh, Sıyâm, Bab 27, Hadis no: 153; Neylu'l-Evtâr, IV, 235-237)
İbni Abbas, Leys, Ebu Ubeyd ve Ebu Sevr bu orucu adak orucu ile kayıtlandırmışlardır.


Yine Câbir İbn Abdullah (r.anh) da rivayet ettiği bir hadis-i şerifte; bir kadın, Rasulullah Efendimize (s.a.v) gelerek, annesinin üzerinde oruç nezri olduğunu ve onu yerine getiremeden öldüğünü haber verir. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v): "Velisi ona bedel oruç tutsun" buyurur.(Nasıruddin el-Elbânî, Silsiletu'l-Ehâdîsi'd-Daîfe ve'l-Mevzûa, 1/169-170; Dımaşk, 1964)


Buharî ve Muslim'de zikredilen diğer bir hadis-i şerifte ise, bir kadının üzerinde bir aylık (nezir) oruç borcu olduğu halde vefat ettiği ve çocuğunun Peygamber (s.a.v.)'e gelerek "Ben onun yerine oruç tutsam olur mu?" diye sorduğu Rasulullah'ın (s.a.v) da ona: "Annenin üzerinde borç olsaydı onu öder miydin?" diye sorduğu Onun: "Evet" diye cevap vermesi üzerine de: "Allah'ın borcu, ödenmeğe daha layıktır" buyurduğu haber verilmektedir.(Buhari, Sahîh, Savm, 42; Muslim, Sahîh, Sıyâm, 27)

Hanbelilere göre ise, velinin ölü adına oruç tutması mubahtır. Çünkü bu durum, ölünün kurtuluşunu sağlamak bakımından daha ihtiyatlı bir harekettir.(Vehbe Zuhayli, İslam Fıkhı Ansiklopedisi,, 3/207-208)



Velinin Ölüsü Adına Oruc Tutması Hakkında Âlimlerin Görüşleri

1) Hadîs uleması; ölen kimse nâmına velisinin oruç tutabileceğine bununla istidal etmişlerdir.
Ebû Sevr, Tavus, Hasan-ı Basrî, Zuhri, Katâde, Hammad b. Ebî Suleyman, Leys b. Sa'd Dâvud-u Zahiri ve îbni Hazm ile eski mezhebine göra İmam Şaiîi'nin kavilleri budur,
Ölen kimsenin velîsi onun kalan Ramadan orucu ile keffaret ve nezir oruçlarını tutabilir.
Beyhakî ile Nevevî îmam Şafiî 'nin eski mezhebini tercih etmişlerdir. Çünkü bu babdaki hadisler sahilidir.
Nevevî, Muslim şerhinde : «Bizim itikad ettiğimiz sahih ve muhtar havil budur. Safiî'nin fıkıh ile hadis ilimlerini kendilerinde cem eden muhakkak ashabı dahi bu kavli sahih bulmuşlardır. Zira bu babdaki sahih ve sarih hadîsler kuvvetlidirler.» demiştir.
Fakat Aynî buna itiraz etmiş ve «Şâfiî'nin eski kavli onun mezhebi değildir. Çünkü kendisi eskiden yazdığı kitablarını îmha etmiş, eski sözlerinden döndüğüne isnatta bulunmuştur. Şâfiî'ye ulemasının îmam Şafiî'den nakilleri bu şekildedir.» demiştir.
2) Ulemadan bazılarına göre ölen kimse namına velisi oruç tutmaz, hergün için buğdaydan bir fakire bir mud fidye verir.
Zuhri, îmam Mâlik ve yeni mezhebinde İmam Şafiî 'nin kavilleri budur.
Hatta îmam Mâlik'e göre fidyeyi bile ölen vasiyet etmişse verir.
3) Ölen kimse namına velisi her gün için yarım sa' yani bir fitre miktarı yiyecek verir. Bu kavil îbni Abbâs (Radiyallahû anhuma)'dan nakledilmiştir. Sufyân-ı Sevr'de buna kaâildir.
4) Ölen kimse, namına velisi her gün için buğdaydan yarım sa', başka zahirelerden bir sa' fidye verir. İmam A'zam'in kavli budur. Yalnız fidye vermek için ölenin bunu vasiyet etmiş olması şarttır. Vasiyet etmemişse onun nâmına velisi fidye vermez.
5) Bâzıları bu hususta Ramadan orucu ile nezir orucu arasında fark görmüşlerdir. Onlara göre nezir borcu olan bir kimsenin velisinda fark görmüşlerdir. Onlara göre nezir orucu olan bir kimsenin velîsi onun nâmına oruç tutar. Ramadan orucu için ise her gün bir mud yiyecek verir. îmam Ahmed b. Hanbel ile îshâk'ın kavilleri budur.

6) Ölen kimse nâmına velîleri ancak fidye verecek bir şey bulamadıkları zaman oruç tutarlar. Saîd b. EI-Museyyeb ile Evzaî'nin mezhebleri budur.
Hanefiî'ler ile onlara tâbi olan ulemanın delilleri Neseî'nin rivayet ettiği İbni Abbas (Radiyallahû anh) hadisidir. Mezkûr hadisde Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
«Bir kimse nâmına başkası namaz kılamaz. Lâkin onun nâmına yiyecek verir.» buyurmuşlardır.
Diğer bir delilleri de îbni Ömer (Radiyallahû anh) hadîsidir.
Bu hadisde Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
«Bir kimse,, üzerinde bir aylık oruç borcu varken ölürse onun namına her gün için bir fakir doyurulsun.» buyurmuşlardır.
Kurtubî «El-Muvatta» şerhinde «bu hadîsin isnadı sahihdir.» demiştir.
Aynı hadîsi, Tirmizî ile Mâce dahi rivayet etmişlerdir. Yalnız Tirmizî «Sahîh olan bu hadîsin îbni Ömer mevkuf bulunmasıdır.» demiştir.
Hatta Beyhakî, "îbni Ömer rivayetinin iki vecihle hatâ olduğunu söylemiştir. Ona göre hadisi Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e merfu olarak rivayet etmek birinci hatadır. Doğrusu hadîsin tbni Ömer hazretlerine mevkuf olmasıdır. îkinsi hata hadisde geçen «Yarım sa'» tabiridir, doğrusu «Bir mud buğday»dır.
Bayhakî «El-Ma'rife» adlı eserinde daha da ileri giderek «Bu hadis sahih değildir.» demiştir.
Fakat Aynî bu iddiayı kabul etmemiş, hadîsi mevsuk râvilerinden naklettiğini beyan ederek bu gibi zevatın hadisleri kabul edileceğini söylemiştir.
Beyhakî 'nin iddia ettiği hatalar hakkında dahi «Bunlar Vechi beyân edilmeyen mucerred bir davadan ibarettir.» demiştir.
Tahavî'nin rivayet ettiği Hz. işe hadisinde şöyle denilmektedir : «Amra binti Abdirrahman, Âişe'ye :
— Annem üzerinde Ramadan borcu olduğu halde vefat etti. Onun namına bu orucu ben kaza edebilir miyim ? diye sormuş. Âişe
— Hayır, kaza edemezsin. Lâkin senin onun namına her gün bir fakire sadaka vermen oruç tutmandan daha hayırlıdır.» demiş.
Hadîsin senedi sahihdir.
Ulemâ başkası nâmına namaz kılmanın caiz olmayacağına ittifak etmişlerdir. Oruç ta öyledir. Çünkü her ikisi bedenî birer ibâdettirler.
İbni Kassâr'ın «Buhari» şerhindeki rivayetine nazaran El-Muhelleb: «Bir kimsenin başkası namına oruç tutması caiz olsa her kesin birbirleri ı-imma namaz kılmaları da caiz olurdu. Bu takdirde Rasûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in dahî amcası Ebû Tâlib namına iman etmesi caiz olmak iktiza ederdi. Zira onun iman etmesini pek ziyade arzu ediyordu. Halbuki ummetin uleması hiç bir kimsenin başkası namına iman edemiyeceğine ve hiç bir kimsenin başkası nâmına namaz kılamıyacağına ittifak etmişlerdir. Binaenaleyh hakkında ihtilaf edilen oruç meselesini de bu gibi ittifak mes'elelere katmak icâb eder.» demiştir.

Hanefiî1er'in bu gibi yerlerde şöyle bir kaideleri vardır:
Sâhabi bir gey rivayet eder de sonra onun aksine fetva verirse îtibar onun fetvâsınadır. Gerçi bâzıları bunun aksini iddia etmiş ve: «îtibar, fetvasına değil, rivâyetinedir. Çünkü rivayetine muhalif olan jctihâdı tahakkuk etmeyen bir şeye mustenid olabilir. Bundan dolayı o hadîsin zayıf olması lâzım gelmez. Hadîsin sahih olduğu tahakkuk edince zann mukaabilinde muhakkak olan bir şey terkedilemez.» demişlerse de, bu zevatın bahsettikleri ihtimâl bâtıldır, çünkü sahâbinin Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den rivayet ettiği bir hadîse kendi içtihadından dolayı muhalefette bulunması hiç bir zaman sânına lâyık değildir.
Ashâb-ı kiram hakkında bu gibi ihtimallere yer vermek doğru değildir.

 

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
Allah sana hayr versin abi.Allah razı olsun üstteki açıklama daha geniştir ve ilgili hadis konu içinde geçiyor.
 

mümkündür

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Bir insan öldüğü zaman,ya cennetlik veya cehennemlik olarak ölür.Yani İMTİHANI bitmiştir.Kendinden sonra gelenlerde KENDİ İMTİHANLARI için cehd ederler..

necm süresi 39 ayette rabbimiz rahman KİŞİYE KENDİ ELİNİN KAZANCININ DIŞINDA BİR ŞEY YOKTUR.beyanıda bu yönde muhkem bi ayettir...Haşr süresi 10 ayetteki bize ve bizden önceki MÜSLÜMANLARA RAHMET ET beyanıda kabir ziyaretlerinde bulunan müslümanların ÖLÜMÜ Bİ YANDAN TEFEKKÜR EDERKEN bi taraftanda SADECE MÜSLÜMANLARA RAHMET İSTEMELERİDİR...Ayrıca haşr 10 farkındaysanız MÜSLÜMANLARA ibaresi vardır yani BU GÜN BEN MÜSLÜMANIM VEYA KABİRLERDE KİMİN MÜSLÜMAN KİMİN MÜSLÜMAN OLMADIĞI BİLİNMEDİĞİ İÇİNDE bu vurgu yani MÜSLÜMANLARA RAHMET ET DİYE Bİ DUADA BULUNULMASI İSTENMİŞTİRKİ müslüman olan biri İTİKADİ OLARAK MÜSLÜMAN OLMAYANA MAĞFİRET [RAHMET,AF] isteyemez bunuda RASULULLAHIN İbni hişamın siyerinde geçen,Annem için Allahtan mağfiret dilemek için izin istedim izin vermedi,yalnız KABİR ZİYARETİNE İZİN VERDİ bilgiside mevcut ve bu hadisi ebuhureyreden naklediliyor...

Evet gelelim ÖLÜNÜN ORUC BAHSİNE ÖLEN BİRİNİN NİYE ORUC BORCU OLSUN Kİ SORULMASI GEREK SORU BU VE CEVAP BULUNMASI GEREKENDE...şimdi oruçla ilgili ayetlere bakalım rabbimiz bize nasıl bi beyan veriyor..

bakara süresi..
183- Ey iman edenler, sizden öncekilere yazıldığı gibi, oruç, size de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki sakınırsınız
.
184- (Oruç) Sayılı günlerdir. Artık sizden kim hasta ya da yolculukta olursa tutamadığı günler sayısınca başka günlerde (tutsun). Zor dayanabilenlerin üzerinde bir yoksulu doyuracak kadar fidye (vardır). Kim gönülden bir hayır yaparsa bu da kendisi için hayırlıdır. Oruç tutmanız, -eğer bilirseniz- sizin için daha hayırlıdır.

185- Ramazan ayı... İnsanlar için hidayet olan ve doğru yolu ve (hak ile batılı birbirinden) ayıran apaçık belgeleri (kapsayan) Kur'an onda indirilmiştir. Öyleyse sizden kim bu aya şahid olursa artık onu tutsun. Kim hasta ya da yolculukta olursa, tutmadığı günler sayısınca diğer günlerde (tutsun). Allah, size kolaylık diler, zorluk dilemez. (Bu kolaylık) sayıyı tamamlamanız ve sizi doğru yola (hidayete) ulaştırmasına karşılık Allah'ı büyük tanımanız içindir. Umulur ki şükredersiniz.

aslında rabbimiz biz kullarına kolaylık sağlarken neden bizler zorluğa kaçar veya kaldıramıyacağımız yükün altına kendimizi koyarız..örneğin ben ramazanda on gün hastalandım ve dah sonrada öldüm kimsede benim yerime tutmadı ne olacak o zaman O ZAMAN ULAŞMADIĞIM İÇİN ZATEN MESUL OLMAM Kİ,HA ÖLMEDİM DAHA SONRADA KEYFİ TUTMADIM ozamanda ayetin dedği gibi Allahın ihtarını dinlememiş ve UMULUR Kİ SAKINIRSINIZI DİKKATE ALMAYIP SAKINMAMIŞLIĞIMIN CEZASINI EBEDİ CEHENNEMDE KALMAK OLARAK ÇEKİLİR...arkadaşım kişi kendisi KEYFİ OLARAK TUTMASA BU NASIL Bİ İMTİHAN Kİ BÖYLE BAŞKASI BAŞKASININ YERİNE İMTİHANINI TAMAMLIYOR ORUCUNU BAŞKASI YERİNE NASIL TUTAR....RABBİMİZ HER İNSANA KENDİ AMELİNİ BOYNUNA DOLAMIŞIZ DEMİYOR MU,,..

YUKARDA AÇIKLAMA YAPAN ARKADAŞLAR FARKLI DÜŞÜNE BİLİRLER BENİMLE FARKLI Bİ AMELDE BULUNA BİLİRLER,Ama islamda birbirinin fikrine musamaha vardır ama müslüman sadece İSLAMA UYAN FİKİRLERE SAYGI DUYAR.Ben uzağım böyle bi anlayıştan teşekkürler şimdiden...
 

IsLaM4eVeR

لا اله الا الله - Lâ ilahe illallah
Admin
YUKARDA AÇIKLAMA YAPAN ARKADAŞLAR FARKLI DÜŞÜNE BİLİRLER BENİMLE FARKLI Bİ AMELDE BULUNA BİLİRLER,Ama islamda birbirinin fikrine musamaha vardır ama müslüman sadece İSLAMA UYAN FİKİRLERE SAYGI DUYAR.Ben uzağım böyle bi anlayıştan teşekkürler şimdiden...
kafanız sakat mı sizin?

Allah cc'nin Rasul'u sav'in hadislerini inkar mı ediyorsun?
 

Habibullah

Yeni Üye
Site Emektarı
mümkündür kardeş konuyu okumadın sanırım orada kimse duvara dayanmıyor sadece bu kadis yeterdeeee ARTARRRRR BİLE

Bunlardan biri multefekunaleyh olan Hz. Aişe hadisidir.
Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Üzerinde oruç borcu olduğu hâlde ölen kimsenin velisi onun adına oruç tutar" (Buhari, Sahîh, Savm, 42; Muslim, Sahîh, Sıyâm, 27; Neylu'l-Evtâr, IV, 235-237)
İbni Abbas, Leys, Ebu Ubeyd ve Ebu Sevr bu orucu adak orucu ile kayıtlandırmışlardır.
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Kafamı çevirmeye gelmiyor ya.
Deli bile olamayacak, kuyuya bir taş atıyor forum çıkaramıyor. Bu kadar uğraşmayın kardeşlerim . Baktın sahih hadislere rağmen vızıldıyor, "sen niye böyle oldun?" diye sorun ve anlaması için kapıyı bir kaç gün kapatın .


Dur iyice aklı allak bullak olsun diye şunu da ekleyeyim:

Haneş (Hunnes) r.anh, anlatıyor: "Ali'yi (r.anh) iki koç keserken gördüm ve ona "bunlar nedir" diye sordum.
Ali (k.v) "Rasulullah (s.a.v.) bana kendisi için kurban kesmemi vasiyet etmişti, işte ben onları kesiyorum" dedi. (Sunen-i Ebu Davut, Edahi 2)


Ali radıyallâhu anh’ten rivayete göre, kendisi biri Rasulullah (s.a.v.) adına diğeri de kendi adına olmak üzere iki kurban keserdi. Kendisine bunun sebebi sorulunca şöyle derdi: “Böyle yapmamı bana Rasulullah emretti ve bu şekilde yapmayı hiç terk etmeyeceğim.” (Tirmizi, Edâhî, 3.)


1495- Ali (r.anh)’den rivâyete göre, kendisi bizzat iki kurban keserdi; biri Rasûlullah (s.a.v.) adına diğeri de kendi adına olmak üzere… Kendisine bunun sebebi sorulunca şöyle dedi: Böyle yapmamı bana Rasûlullah (s.a.v.) emretti ve bu şekilde yapmayı hiç terk etmeyeceğim (Ebû Dâvûd, Dehâyâ: 1)
Tirmizî: Bu hadis garibdir. Bu hadisi sadece Şerîk’in rivâyetiyle bilmekteyiz.

Bazı ilim adamları ölen kimse için kurban kesilebileceğine izin veriyorlar, Bazıları ise bunu kabul etmiyorlar.
Abdullah b. Mubârak diyor ki: Bana göre kurban kesmek yarine onun bedelini sadaka olarak dağıtması daha hoştur. Kurban keserse bile etinden asla yemesin, tamamını sadaka olarak versin.
Ali b el Medinî ve Muhammed diyor ki: Şerik’den başkaları da bu hadisi rivâyet etmişlerdir.
Ebûl Hasna’nın ismi nedir diye sordum bilemedi, Muslim ise isminin Hasen olduğunu söyledi.

 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt