Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Peygamber sav.in vefatından sonra cenaze namazı ve defniyle ilgili konular.

E Çevrimdışı

Ebu SILA

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Resulullah’ın cenazesine kaç kişi katıldı?
İhsan Eliaçık’ın bir videosunu gördüm. Burada Resulullah’ın vefatını anlatıyordu. Fakat o, Resulullah’ın cenazesine sadece 17 kişinin katıldığını söylüyordu. Önce bu iddiayı çok önemsemedim. Fakat bu iddia hem sosyal medyada çok yayılmaya ve hem de konuyla ilgili bize sorular gelmeye başlayınca ciddiye alıp cevap verme gereğini duydum.
Eliaçık, bu iddiasından sonra aslında ucu sahabeye ve onların Resulullah (sav)’ye olan sevgilerini sorgulamaya götüren eleştirilerde bulunmuş oluyordu. Bir anlamda Resulullah’ın vefatına ve cenazesine katılmak yerine sahabenin halifelik seçimiyle uğraştığı veya Resulullah vefat ederken Medine’nin kendi işlerini ve düzenlerini bozmadığı ve hatta cenaze namazına bile rağbet etmediğini iddia ediyordu.
Gerçekten de Resulullah (sav)’nin cenazesine 17 kişi mi katılmıştı? Şimdi kısaca Resulullah’ın vefatı ve sonrası olayları görelim:
Resulullah, vefat ettiği yere (Hz. Ayşe’nin odasına) gömüldü. Hz. Ebubekir (ra)’in “Peygamberler vefat ettiği yere gömülürler” hadisinden dolayı.
Peygamberimiz için bir cenaze merasimi yapılmadı. Çünkü ashap şöyle düşündü. O hayatta iken imamdı, vefat edince de imamdır. Bu söz Hz. Ali’ye aittir. Dolayısıyla o öndeyken kimse öne geçmedi. Hz. Ali: “Hiç kimse ‘Resûlullah Aleyhisselamın üzerine imamsız cenaze namazı kılınabilir mi? diye şüphelenmesin! Resûlullah Aleyhisselam sağ iken de, ölü iken de imamınızdır!” dedi ve Peygamberimiz Aleyhisselamın hizasında ayakta durarak:
“Ey Peygamber! Selam, Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun!
Ey Allah’ım! Biz onun kendisine Tarafından indirilmiş olanları tebliğ ettiğine ve ümmetine nasihatte bulunduğuna, Allah’ın dinini üstün kılıncaya ve Kelimesini tamamlayıncaya kadar Allah yolunda savaştığına şehadet ederiz! Ey Allah’ım! Bizleri Allah’ın ona indirdiği şeylere uyan kişilerden eyle! Ondan sonra da bize bu yolda sebat ver! Onunla aramızı birleştir!” diyerek dua ediyor, cemaat de “Amin! Amin” diyordu.
(İbn Sa’d, c. 2, s. 290-291)
Hâşim oğullarının erkekleri, böylece namaz kıldıktan sonra, odadan çıktılar. Sonra Hâşim oğullarının kadınları, onlardan sonra da Hâşim oğullarının çocukları kıldılar.
Takım takım giriyor, imamsız olarak kendi başlarına Peygamberimiz Aleyhisselamın üzerine namaz kıldıktan sonra çıkıyorlardı.
(İbn Sa’d, c. 2, s. 288-291)
Sonra Hz. Ebu Bekir ile Hz. Ömer, yanlarında Muhacir ve Ensardan odanın alabileceği kadar kişiler bulunduğu halde, içeri girip saf oldular.
Ebu Bekir’le Hz. Ömer, ilk safta, Peygamberimiz Aleyhisselamın hizasında durdular.
“Ey Peygamber! Selam, Allah’ın rahmet ve bereketleri senin üzerine olsun!
(İbn Sa’d, Tabakât, c. 2, s. 290, Beyhakî, Delâil, c. 7, s. 251, Zehebî, Târih, s. 579.)
Senin peygamberlik vazifesini tebliğ ettiğine, ümmetine nasihatte bulunduğuna, Allah’ın dinini üstün kılıncaya kadar Allah yolunda savaştığına şehadet ederiz! (Belâzuri”, Ensâb, c. 1, s. 574, Beyhakî, c. 7, s. 251.)
Onlar çıktıktan sonra, başkaları girip namaz kıldılar.
Erkeklerden sonra kadınlar, kadınlardan sonra çocuklar, çocuklardan sonra da köleler girip namaz kıldılar. (Beyhakî, c. 7, s. 250, Zehebî, s. 579, İbn Haldun, Târih, c. 2, s. 2, s. 63.)
Namazdan boşaldıkları zaman, Hz. Ömer:
“Cenazeyi ve cenaze sahiplerini artık kendi hallerine bırakınız! (Başlarından dağılınız!)” diyerek seslendi.”
(İbn Sa’d, c. 2, s. 292. M. Asım Köksal, İslam Tarihi, Köksal Yayıncılık: 8/320-322)
Bu nedenle cenaze namazını herkes münferit kıldı. Toplu cenaze namazı kılınmadı. İmanı Malik, (r.a.) rivayet etmiştir:
“Kendisine şöyle haber verilmiştir: “Resulullah (a.s.) pazartesi günü vefat etti, salı günü de toprağa verildi. Halk kendilerine hiç kimse imam olmadan, O’nun üzerine teker teker namaz kıldı.
Cenaze namazını kılmak için bir meydana veya camiye götürülmedi. Namaz vefat ettiği ve gömüleceği odada bireysel kılındı.
Odasına gömüldüğü için, oda da küçük olduğundan insanlar grup grup içeri alındı. Her grup gelip namazını kendi başına kılıp yerini sırada bekleyenlere teslim etti.
Cenaze namazı ve merasimi 2 gün sürdü. Bütün Medine erkek, kadın ve çocuk grup grup girip kıldılar.
Cenaze namazı bir meydanda değil, Hz. Ayşe’nin hücresinde yani defnedileceği yerde kılındığından bu odanın alabileceği kadar insan aynı anda girip namazlarını münferiden kılıyorlardı. Bu nedenle namaza az kişi katılmıştır diye düşünmüştür Eliaçık. Fakat aslında tüm Medine namazını kıldı ama aynı anda 15-20 kişi kılabiliyordu. Yani görüldüğü gibi cenaze namazına garibanlar gibi üç beş kişi katılmamış, tüm Medine katılmış ama Resulullah’a özgü farklı bir cenaze merasimi yapıldığından aynı anda geniş katılımlı bir cenaze namazı olmamıştır.
Bazıları cenaze namazına Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer’in katılmadığını iddia ediyorlar. Bu da bir iftiradır. Yukarıda onların da cenaze namazını münferiden kıldıklarını kaynaklarıyla belirtmiş olduk. Yani Hz. Ebubekir ve Hz. Ömer, Resulullah’ın cenazesine katılmayıp halifelik mücadelesi içine girdiler diye iddia eden Şia kökenli kaynaklar iftiradan öte değildir.
RASULULLAH’IN DEFNİ NEDEN GECİKTİ?
Yine İhsan Eliaçık Resulullah’ın defninin gecikmesinin ashabın dünyalık ve iktidar hırsına bağlar.Olayın aslı şöyle cereyan etmiştir:

Peygamber sallallahu aleyhi vesellemin yıkanıp defnedilmesi işi ertesi gün olan salı günü Rebîülevvel’in ikisinde başladı. Bu gecikmenin çeşitli sebepleri vardı:
1- Hz. Peygamber sallallahu aleyhi veselleme bir bütün haline gelmiş olan sahabe, O’nun bu dünyadan ayrıldığına bir türlü inanamıyordu. Nitekim Hz. Ömer kılıcını çekmiş, “Kim Hz. Peygamber öldü derse başını uçururum” diyordu. Ama Hz. Ebu Bekir geldi ve herkesin önünde bir konuşma yaparak: “Hz. Peygamberin bu dünyadan göçüp gideceği kesindi”’ dedi ve Kur’an-ı Kerim’den ayetler okuyarak gerçeği anlatınca, insanların gözleri açıldı ve bu önüne geçilmez gerçeğin meydana gelmiş olduğuna herkes kesinlikle inandı.
2- Allah Resulü’nün ölümü gerçekleştikten sonra, güneş batmadan önce yıkanıp kefenleme işini bitirecek zaman kalmamıştı.
3- Mezar kazma işi, yıkama ve kefenlemeden sonra başladığı için uzun süre beklemek gerekti.
4- Hz. Peygamber (sav)’in vefat ettiği odaya insanlar sıra ile küçük gruplar halinde alındı ve Üsâme b. Zeyd mübarek naaşın görülmemesi için perde tuttu. Hz. Ali (ra) de O’nu yıkadı. Abbas (ra) da orada bulunuyordu ve bazı rivayetlerde onun da perde tuttuğu bildirilmişti. Herkes bu şerefe ortak olmak istediğinden bu hizmetleri görmek için odaya girmeye uğraşıyordu. Hz. Ali (ra) ise kapıyı içerden sürgülemişti. Ensâr, kapıdan seslenerek “Allah için bizim hakkımızı da düşünün, Hz. Peygamber (sav)’e hizmet etmek bizim de hakkımızdır” diyorlardı.
Vâkıdî’nin anlattığına göre Hz. Ebu Bekir (ra), “Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem üzerinde hiç kimsenin hakkı yoktur. Eğer herkesin içeri girmesine izin verilirse iş yapılamaz” dedi. Fakat ensarın ısrarı üzerine Hz. Ali (ra) Bedir savaşına katılan sahabeden Evs b. Hullî el-Ensârî’yi çağırdı. O, su testisini doldurup getiriyordu.
Ali (ra) göğsünü Hz. Peygamber sallallahu aleyhi vesellem’in mübarek vücûduna dayamıştı. Hz. Abbâs, (ra) ile iki oğlu Kasım ve Fadl Allah Resûlü’nün mübarek vücudunu bir yandan diğer yana çeviriyor, Üsâme b. Zeyd (ra) ise su döküyordu.Dikkat edilirse hizmet edenler Resulullah’ın akrabalarıydı. Çünkü bu görev ve sorumluluk akrabanındır.
Resulullah 8 Haziran 632 yılında aramızdan ayrıldı. Rabbinin katına çıktı. Allah bizi şefaatine nail eylesin.
....ALINTI......
Açıklama ; kardeşlerim sitede bu konu yoktu başka bir yerden alıntı yapıp taşıdım.daha doğrusu internette bu konu ile ilgili derli toplu bir yazıda fazla yok.
en azından ben bulamadım. yazıyı olduğu gibi paylaştım şayet uygun olmayan yerler yetkili arkadaş tarafından düzenlenebilir.
 
Üst Ana Sayfa Alt