Makale Recmin Hikmeti

Burhanuddin Aldiyaî

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi

27743

Recmin Hikmeti

Bilindiği gibi evli insanların zina etmesi durumunda recmedilmeleri, ilk başta Kur’an olarak inmiş, ardından nesholmuş ve Sünnet ile sabit bir hüküm şeklinde kalmıştır. Günümüzde Sünnet/hadis inkâr furyası bunu reddetse de, Peygamber ﷺ bizatihi birkaç defa recim cezasını uygulamış ve sonrasında da Müslümanlar içerisinde Peygamberi bir sünnet olarak uygulanarak gelmiştir. Önceki şeriatlarda da var olduğunu yine sünnetten biliyoruz.

Recmin ne olduğunu anlatmaya hacet yoktur sanırım. Buradan hareketle insan bazen düşünmeden edemiyor; İslam niye ilk bakışta ferdi bir ahlaksızlık olarak görünen bu günaha dünyevi müeyyide olarak bu kadar ağır bir ceza vermiştir? Örneğin yalan da İslam’a göre çok büyük bir günahtır ancak ağır olması şöyle dursun belli bir cezası dahi yoktur.

İşte bu noktada, insan bugün içinde yaşadığımız toplumlarda olup bitenleri müşahede edince, zina ahlaksızlığının ferdi bir günah olarak kalmadığını çok açık bir şekilde görebilmektedir. Diğer bir ifadeyle iffet öyle hassas bir elbisesidir ki, bir defa yırtıldı mı bir daha yama tutması neredeyse imkânsız hale geliyor. İffet elbisesi yırtılan kişi –kadın veya erkek-, hem kendisi ve hem de ailesinin onur ve haysiyetini yok etmekle kalmıyor, aynı zamanda ahlaki bir fecaate dönüşüyor.

En başta kendi çocukları için bir ifsad kaynağı haline geliyor. Babasının zinakâr olduğunu bilen veya hisseden bir erkek çocuk ya da annesinin öyle olduğunu gören veya sezen bir kız çocuk için bu iffetsizlik normal sayılacak ve izinden gitmesi çok büyük bir olasılık olacaktır. Neticede toplum için adeta ahlaki bir dinamit haline gelmiş bir aile ortaya çıkacaktır. Dahası iffet elbisesini yırtan bir kişi hiçbir zaman tatmin olamayacağından, yapabildiği kadar fazla kişiyle bu ahlaksızlığı yapmak isteyecek ve yapacaktır. Çünkü haram tatmin edici değildir ve bir kişiyle bir iki defa yapıldığında bıkılır. Giderek bir alışkanlık haline gelen bu durum, başka arayışlara yönlendirecektir.

Tabi bunları teorik olarak söylemiyorum. Aksine bugünün seküler toplumları içerisinde yaygın bir vakıa olduğu, aklı başında olan herkesin malumudur. Hatta derin üzüntü ve acı kaynağı olsa da, muhafazakâr / müslüman kitle içerisinde dahi çok berbat örnekleri bulunuyor artık. Öyle ki dini eğitim almış, İslami tedrisat yapan veya dini hizmetlerde bulunan kişiler içeride de iffet elbisesi yırtılmış ve farklı kişiler ile defaatle bu rezilliği yapan insanların olduğunu duyuyoruz.

Bu sebeple olsa gerek ki Allah Teâlâ Araf Suresi 7/26. ayette giyimin öneminden bahsedince, devamında takva elbisesine dikkat çekiyor ve asıl hayır olanın da bu olduğunu önemle vurguluyor. Zira iffet, onur, haysiyet, şeref gibi erdemleri kaybedip takva elbisesini yırtan kişinin üstünde tesettür, çarşaf, cübbe, sarık vs. olması, sadece onun rezilliğini gizleyen bir paçavra olur ve hiçbir değeri kalmaz.

Şimdi bu vakıayı tasavvur ettiğimizde, iffetini yitiren bir kişi kendisiyle birlikte en az birkaç kişiyi daha düşürecektir. Bunların da aynı şeyi yaptığını düşündüğümüzde, bugün gördüğümüz üzere toplum bir fuhuş bataklığına dönüşmektedir. İslam ise, beş temel maksadından biri olan ırzın korunması yoluyla örnek insan modeli ve neticede nezih toplum oluşturmayı hedeflemektedir. Dolayısıyla zina, ferdi bir ahlaksızlık olarak kalmadığından, İslam’ın temel hedeflerinden birisine mani bir durum olmuş oluyor.

Bu sebeple İslam, hem kendisinin bu onursuzluktan kurtulması, hem ailesi için bir yüz karası olmaktan çıkması ve hem de toplum için bir ahlaki dinamit olmasının önüne geçmek adına sedd-i zerai babından iffet elbisesini yırtmış kişinin yaşamasının şer olduğunu öngörmüştür. İşte Nur Suresi 24/19. ayette, müminler içerisinde fuhşiyatın yayılmasını isteyen veya yapanın hem dünya ve hem de ahirette çetin bir azap ile tehdit edilmesinin sebebi bu olsa gerek. Bütün topluma bu ahlaki zaafın ne kadar kötü ve tehlikeli olduğunu göstermek için de, recim gibi çok feci bir müeyyide-i ceza vermiştir.

Kısaca tasvir etmeye çalıştığım bu hakikat, içinde yaşadığımız toplumda şahit olduklarımızın sonucu aklıma gelen bir hikmettir. Bunun gibi daha birçok hikmet bulunabilir tabi. Neslin korunması da bunların başlıcalarındandır.

Allah bizi ve neslimizi canı pahasına da olsa iffet ve takva elbisesini koruyanlardan eylesin. Bizi ve neslimizi Nur Suresi 24/19. ayetin kapsamına girenlerden korusun.

Burhanüddin Aldiyaî
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt