Selamun aleykum ve rahmetullahi ve berakatuh değerli abilerim/kardeşlerim/ablalarım,
Bu konuda, Ehl-i Sünnet’in ilk ve asıl nesli olan Selef-i Salihîn’in (Sahabe, Tabiun ve Tebe-i Tabiun) Allah Teâlâ’nın zatıyla nerede olduğuna dair itikadını, Kur'an, Sünnet ve asar (alimlerin sözleri) ışığında istişare etmek amacıyla bu konuyu açmış bulunmaktayım. Amaç, felsefi kelam teorilerine girmeden, dinin asıl kaynaklarının bu meseleyi nasıl ortaya koyduğunu görmektir.
1. Kur'an-ı Kerim'den Açık Deliller (Uluv ve İstiva Ayetleri)
Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ’nın yüceler yücesi olduğunu, zatıyla mahlukatın üzerinde (fevkinde) olduğunu ve Arş'a istiva ettiğini bildiren yüze yakın ayet vardır. Kelam ekolleri bunları tevil etmeye çalışsa da, ayetlerin zahiri ve Selef'in anlayışı nettir:
Arş'a İstiva: "Rahmân, Arş’a istivâ etmiştir." (Tâhâ, 5) Bu ifade Kur'an'da tam 7 ayrı ayette aynen geçer.
Fevkiyyet (Üstünde Olma): "Onlar, üzerlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine emredilen şeyi yaparlar." (Nahl, 50)
Yukarıya Yükselme (Uruc/Suûd): "Melekler ve Ruh (Cebrail), miktarı elli bin yıl olan bir günde O’na yükselirler." (Meâric, 4) ve "Güzel sözler ancak O’na yükselir." (Fâtır, 10)
Semada Olma: "Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin mi oldunuz?" (Mülk, 16)
2. Sünnet'ten Delil: Cariye (Köle Kadın) Hadisi
Konuyu açan kardeşimizin de belirttiği gibi, Sünnet'teki en açık ve meşhur delillerden biri Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî’nin naklettiği Cariye Hadisidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), azat edilmek istenen siyahî bir cariyenin mümin olup olmadığını test etmek için ona felsefi değil, fıtri iki soru sordu:
Rasulullah (s.a.v.) ona: "Allah nerededir?" diye sordu. Cariye: "Semadadır" dedi. Efendimiz: "Ben kimim?" diye sordu. Cariye: "Sen Allah’ın Rasulüsün" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) sahibine: "Onu azat et, çünkü o mümindir" buyurdu.
(Kaynak: Müslim, Mesacid 33; Ebu Davud, Salat 167; Nesai, Sehv 20; Ahmed bin Hanbel, Müsned 5/447)
İlmi Not: Eş'ari ve Maturidi kelamcıları bu hadisi tevil etmeye veya zayıf saymaya çalışsalar da, hadis Sahih-i Müslim'de geçen, ümmetin sıhhatinde ittifak ettiği bir nassdır. İmam Şafii de bizzat bu hadisi iman fitratına delil olarak zikretmiştir.
3. Selef Alimlerinin ve Mezhep İmamlarının Görüşleri
Sonraki dönem kelamcılarının "Allah mekandan münezzehtir" diyerek mutlak bir yokluk (tatil) fikrine kapılmalarına aksine, ilk dönem imamları Allah'ın arşın üzerinde olduğunu açıkça ilan etmişlerdir:
A) İmam Ebu Hanife (v. 150)
Hanefi kardeşlerimizin dikkatle incelemesi gereken en net nakil bizzat Ebu Hanife'den gelmektedir:
"Her kim Rabbinin yerde mi gökte mi olduğunu bilmiyorum derse kâfir olmuştur. Aynı şekilde 'O, Arş’ın üzerindedir ama Arş gökte midir yerde midir bilmiyorum' diyen de kâfirdir."
(Kaynak: Ebu Hanife, el-Fıkhu’l-Ebsat, s. 46; Şeyhülislam el-Ensari, Zemmu’l-Kelam; İbn Kudame, İsbatul-Uluv s. 116)
Açıklama: İmam Ebu Hanife, Allah'ın yön ve mekanlardan münezzeh bir "yokluk" gibi anlatılmasını reddetmiş, O'nun yücelikte ve arşın üzerinde olduğunu ikrar etmeyenleri sertçe eleştirmiştir.
B) İmam Malik bin Enes (v. 179)
İstiva konusundaki en meşhur Ehl-i Sünnet kaidesini İmam Malik koymuştur:
Bir adam gelip "Yâ Ebâ Abdillah! Rahmân Arş'a nasıl istiva etti?" diye sorunca İmam Malik başını öne eğdi, terledi ve şöyle dedi: "İstiva malumdur (bilinir), keyfiyeti (nasılığı) meçhuldür, ona inanmak vaciptir, onun hakkında (felsefi) soru sormak ise bid'attir!"
(Kaynak: Beyhaki, el-Esma ve’s-Sıfat s. 515; Zehebi, el-Uluv, s. 141)
Ayrıca İmam Malik şöyle demiştir: "Allah semadadır, ilmi ise her yerdedir. O'nun ilminden hiçbir şey gizli kalmaz." (Ebu Davud, Mesailu'l-İmam Ahmed, s. 263)
C) İmam Şafii (v. 204)
"Benim ve Süfyan-ı Sevri, Malik, Evzai, İbnül Mübarek gibi gördüğüm hadis ehlinin üzerinde bulunduğu sünnet şudur: Allah’ın zamandan ve mekandan bağımsız olarak, yedi kat semasının üzerinde, Arş’ının fevkinde (üstünde) olduğuna, mahlukatına yaklaştığına inanmaktır."
(Kaynak: Zehebi, el-Uluv, s. 165; İbn Kayyim, İctimaul-Cuyuşil-İslamiyye, s. 165)
D) İmam Ahmed bin Hanbel (v. 241)
Kendisine "Allah yedi kat semanın üzerinde, Arş'ının yukarısında, mahlukatından ayrı mıdır?" diye sorulduğunda İmam Ahmed: "Evet, O ilmiyle her yerdedir ama zatıyla Arş'ının üzerindedir" demiştir.
(Kaynak: Hallal, es-Sünne; el-Lalikai, Şerhu Usuli İ'tikadi Ehli's-Sünne, 3/442)
Karşı Argümanlara Karşı İlmi Duruş (Maturidi/Eş'arilere Cevap)
Maturidi ve Eş'ari kardeşlerimiz genellikle "Eğer Allah yukarıdadır derseniz O'na mekan ve cihet isnat etmiş, O'nu cisimleştirmiş (tecsim) olursunuz" derler.
Selef'in bu itiraza cevabı şudur:
Biz Allah'a mahlukatın yarattığı cinsten bir "mekan" nispet etmiyoruz. Arş mahlukatın tavanıdır. Arşın ötesinde sadece Allah vardır, orada mahluk bir boşluk veya mekan yoktur. Dolayısıyla Allah mahlukatın içinde değil, mahlukatın dışında ve fevkindedir. Eğer Allah her yerdeyse (zatıyla), o zaman haşa pis mekanlarda da olduğunu kabul etmek gerekir ki bu batıldır. Eğer Allah hiçbir yerde değilse (ne içerde ne dışarda, ne sağda ne solda...), bu felsefi tarif mantıken bir "yokluğun" tarifidir.
Biz Allah’ı bizzat Kendisini ve Rasulü’nün (s.a.v.) O’nu vasfettiği gibi vasfediyoruz: O, mahlukatından ayrıdır (bâinun min halkıhî) ve Arş’ının üzerindedir.
Konu hakkında taassuptan uzak, ilk dönem selef kaynakları üzerinden ilmi yorumlarınızı bekliyorum.
Bu konuda, Ehl-i Sünnet’in ilk ve asıl nesli olan Selef-i Salihîn’in (Sahabe, Tabiun ve Tebe-i Tabiun) Allah Teâlâ’nın zatıyla nerede olduğuna dair itikadını, Kur'an, Sünnet ve asar (alimlerin sözleri) ışığında istişare etmek amacıyla bu konuyu açmış bulunmaktayım. Amaç, felsefi kelam teorilerine girmeden, dinin asıl kaynaklarının bu meseleyi nasıl ortaya koyduğunu görmektir.
1. Kur'an-ı Kerim'den Açık Deliller (Uluv ve İstiva Ayetleri)
Kur'an-ı Kerim'de Allah Teâlâ’nın yüceler yücesi olduğunu, zatıyla mahlukatın üzerinde (fevkinde) olduğunu ve Arş'a istiva ettiğini bildiren yüze yakın ayet vardır. Kelam ekolleri bunları tevil etmeye çalışsa da, ayetlerin zahiri ve Selef'in anlayışı nettir:
Arş'a İstiva: "Rahmân, Arş’a istivâ etmiştir." (Tâhâ, 5) Bu ifade Kur'an'da tam 7 ayrı ayette aynen geçer.
Fevkiyyet (Üstünde Olma): "Onlar, üzerlerindeki Rablerinden korkarlar ve kendilerine emredilen şeyi yaparlar." (Nahl, 50)
Yukarıya Yükselme (Uruc/Suûd): "Melekler ve Ruh (Cebrail), miktarı elli bin yıl olan bir günde O’na yükselirler." (Meâric, 4) ve "Güzel sözler ancak O’na yükselir." (Fâtır, 10)
Semada Olma: "Gökte olanın, sizi yere batırmayacağından emin mi oldunuz?" (Mülk, 16)
2. Sünnet'ten Delil: Cariye (Köle Kadın) Hadisi
Konuyu açan kardeşimizin de belirttiği gibi, Sünnet'teki en açık ve meşhur delillerden biri Muâviye b. el-Hakem es-Sülemî’nin naklettiği Cariye Hadisidir.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), azat edilmek istenen siyahî bir cariyenin mümin olup olmadığını test etmek için ona felsefi değil, fıtri iki soru sordu:
Rasulullah (s.a.v.) ona: "Allah nerededir?" diye sordu. Cariye: "Semadadır" dedi. Efendimiz: "Ben kimim?" diye sordu. Cariye: "Sen Allah’ın Rasulüsün" dedi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) sahibine: "Onu azat et, çünkü o mümindir" buyurdu.
(Kaynak: Müslim, Mesacid 33; Ebu Davud, Salat 167; Nesai, Sehv 20; Ahmed bin Hanbel, Müsned 5/447)
İlmi Not: Eş'ari ve Maturidi kelamcıları bu hadisi tevil etmeye veya zayıf saymaya çalışsalar da, hadis Sahih-i Müslim'de geçen, ümmetin sıhhatinde ittifak ettiği bir nassdır. İmam Şafii de bizzat bu hadisi iman fitratına delil olarak zikretmiştir.
3. Selef Alimlerinin ve Mezhep İmamlarının Görüşleri
Sonraki dönem kelamcılarının "Allah mekandan münezzehtir" diyerek mutlak bir yokluk (tatil) fikrine kapılmalarına aksine, ilk dönem imamları Allah'ın arşın üzerinde olduğunu açıkça ilan etmişlerdir:
A) İmam Ebu Hanife (v. 150)
Hanefi kardeşlerimizin dikkatle incelemesi gereken en net nakil bizzat Ebu Hanife'den gelmektedir:
"Her kim Rabbinin yerde mi gökte mi olduğunu bilmiyorum derse kâfir olmuştur. Aynı şekilde 'O, Arş’ın üzerindedir ama Arş gökte midir yerde midir bilmiyorum' diyen de kâfirdir."
(Kaynak: Ebu Hanife, el-Fıkhu’l-Ebsat, s. 46; Şeyhülislam el-Ensari, Zemmu’l-Kelam; İbn Kudame, İsbatul-Uluv s. 116)
Açıklama: İmam Ebu Hanife, Allah'ın yön ve mekanlardan münezzeh bir "yokluk" gibi anlatılmasını reddetmiş, O'nun yücelikte ve arşın üzerinde olduğunu ikrar etmeyenleri sertçe eleştirmiştir.
B) İmam Malik bin Enes (v. 179)
İstiva konusundaki en meşhur Ehl-i Sünnet kaidesini İmam Malik koymuştur:
Bir adam gelip "Yâ Ebâ Abdillah! Rahmân Arş'a nasıl istiva etti?" diye sorunca İmam Malik başını öne eğdi, terledi ve şöyle dedi: "İstiva malumdur (bilinir), keyfiyeti (nasılığı) meçhuldür, ona inanmak vaciptir, onun hakkında (felsefi) soru sormak ise bid'attir!"
(Kaynak: Beyhaki, el-Esma ve’s-Sıfat s. 515; Zehebi, el-Uluv, s. 141)
Ayrıca İmam Malik şöyle demiştir: "Allah semadadır, ilmi ise her yerdedir. O'nun ilminden hiçbir şey gizli kalmaz." (Ebu Davud, Mesailu'l-İmam Ahmed, s. 263)
C) İmam Şafii (v. 204)
"Benim ve Süfyan-ı Sevri, Malik, Evzai, İbnül Mübarek gibi gördüğüm hadis ehlinin üzerinde bulunduğu sünnet şudur: Allah’ın zamandan ve mekandan bağımsız olarak, yedi kat semasının üzerinde, Arş’ının fevkinde (üstünde) olduğuna, mahlukatına yaklaştığına inanmaktır."
(Kaynak: Zehebi, el-Uluv, s. 165; İbn Kayyim, İctimaul-Cuyuşil-İslamiyye, s. 165)
D) İmam Ahmed bin Hanbel (v. 241)
Kendisine "Allah yedi kat semanın üzerinde, Arş'ının yukarısında, mahlukatından ayrı mıdır?" diye sorulduğunda İmam Ahmed: "Evet, O ilmiyle her yerdedir ama zatıyla Arş'ının üzerindedir" demiştir.
(Kaynak: Hallal, es-Sünne; el-Lalikai, Şerhu Usuli İ'tikadi Ehli's-Sünne, 3/442)
Karşı Argümanlara Karşı İlmi Duruş (Maturidi/Eş'arilere Cevap)
Maturidi ve Eş'ari kardeşlerimiz genellikle "Eğer Allah yukarıdadır derseniz O'na mekan ve cihet isnat etmiş, O'nu cisimleştirmiş (tecsim) olursunuz" derler.
Selef'in bu itiraza cevabı şudur:
Biz Allah'a mahlukatın yarattığı cinsten bir "mekan" nispet etmiyoruz. Arş mahlukatın tavanıdır. Arşın ötesinde sadece Allah vardır, orada mahluk bir boşluk veya mekan yoktur. Dolayısıyla Allah mahlukatın içinde değil, mahlukatın dışında ve fevkindedir. Eğer Allah her yerdeyse (zatıyla), o zaman haşa pis mekanlarda da olduğunu kabul etmek gerekir ki bu batıldır. Eğer Allah hiçbir yerde değilse (ne içerde ne dışarda, ne sağda ne solda...), bu felsefi tarif mantıken bir "yokluğun" tarifidir.
Biz Allah’ı bizzat Kendisini ve Rasulü’nün (s.a.v.) O’nu vasfettiği gibi vasfediyoruz: O, mahlukatından ayrıdır (bâinun min halkıhî) ve Arş’ının üzerindedir.
Konu hakkında taassuptan uzak, ilk dönem selef kaynakları üzerinden ilmi yorumlarınızı bekliyorum.
VAllahu Alem.
