Şeyhülislam İbn Teymiyye - Duanın Belaya Etkisi

Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi

"Dua, belaları defetmek için bir dayanaktır; eğer dua beladan daha güçlüyse onu tamamen savuşturur. Şayet belayı getiren sebepler daha ağır basarsa duayla o bela tamamen kalkmaz, ancak hafifler ve etkisi kırılır. İşte bu sebeple, güneş tutulması ve benzeri olağanüstü olaylarda namaz kılmak, dua etmek, bağışlanma dilemek, sadaka vermek ve köle azat etmek buyurulmuştur. En iyisini ALLAH bilir."
Şeyhülislam İbn Teymiyye Mecmu'u'l Feteava, C. 8, S. 196
​
Şeyhülislam İbn Teymiyye’nin bu sözü, kader ile sebepler arasındaki ilişkiyi çok açık ve dengeli bir şekilde anlatır. Bu mesele, onun birçok eserinde de işlediği gibi, kulun hem tevekkül etmesi hem de sebeplere sarılması gerektiğini gösterir .
Bu sözün özünü sade şekilde şöyle anlayabiliriz:

İbn Teymiyye’ye göre dua, sadece bir ibadet değil, aynı zamanda gerçek bir “sebeptir”. Yani nasıl ilaç hastalığı etkiliyorsa, dua da bela üzerinde etkilidir. Ancak burada önemli bir nokta vardır: Her şey ALLAH-u Teala’nın takdiri iledir ve sebepler birbirleriyle mücadele eder. Eğer bir kimsenin duası güçlü, samimi ve ihlaslı ise; bu dua, başına gelecek bir belayı tamamen kaldırabilir. Nitekim ALLAH-u Teala: “Bana dua edin, size karşılık vereyim” (Mü’min 60) buyurmuştur. Dua boş bir çağrı değildir ve ALLAH-u Teala mutlaka karşılık verecektir buna olan inanç önemli bir etkiye sahiptir. Rabbimizin bu buyruğu duanın bize etkisini gösterir.
Fakat bazen bela sebepleri daha ağır olabilir. Örneğin kulun günahları, ihmalleri dua yaparken acele etmesi veya hikmet gereği takdir edilen bir imtihan… Bu durumda dua tamamen belayı kaldırmasa bile, onu hafifletir. Yani dua hiçbir zaman boşa gitmez; ya kaldırır ya da azaltır. Bazıları dua ettiğinizde hiç kabul olduğunu gördünüz mü ? gibi çirkin ifadeler kullanması sizi karamsarlığa düşürmesin aldatmasın. Bu anlayış, Müslümanın pasif olmamasını öğretir. “Nasipte varsa olur” deyip beklemek doğru değildir. Aksine kul, dua eder, sadaka verir, istiğfar eder; yani hayır yollarına sarılır. Çünkü bunların hepsi belayı defeden sebeplerdir.


Güneş tutulması gibi olaylarda ibadet emredilmesi de bu hikmete dayanır. Bu tür hadiseler, insana acziyetini hatırlatır ve onu ALLAH-u Teala’ya yöneltir. Böylece kul, sadece sebeplere değil, sebeplerin yaratıcısına bağlanır. Dua, kaderin akışını değiştiren harici bir müdahale değil; bizzat ALLAH-u Teala’nın sistemi içine yerleştirdiği en güçlü değişim aracıdır. Bela bir yangınsa, dua ve salih ameller o yangını ya tamamen söndüren ya da en azından evi kül olmaktan kurtaran sudur. Kısaca kul, kaderi bahane ederek tembellik etmez; aksine dua ve salih amellerle kaderin hayırlı yönde gerçekleşmesi için çaba gösterir. Çünkü dua da kaderin bir parçasıdır.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt