itikad ve akide konularında sizler kadar iyi olmadığımı bilerek bir şeyler diyemem. Fakat Genel hatlarıyla gözlemlediğim «iran karşıtlığı» duygusal/nesebi sebeplerden kaynaklanıyor. Ve kimseyi aklamaya çalışmıyorum. Ve ben ehven-i şer kıyası yaparak hiç.kimseyi yaptıklarından dolayı temize çekmiyorum.
Humeyni'nin «büyük ve küçük şeytanı» bir retorik söylem değil rejimin bina edildiği yapı taşıdır; yukarıda ki videoda kanıt olarak sunulan-ve diğer başka belgeler ile de kanıtlanmak istenen- kesitler bütünü yansıtmaz. İçten içe çürümüş olduğu; içerisinde casus, hırsız, katil... olmasını dahi bütüne nisbet edemeyiz.
Irak konusunda, bir önceki dönem Saddam'ı kullanarak İran'ı yıkmak/rejimi değiştirmek isteyen ABD başarısız olmuş, bunun üzerine ABD, İran ile diyalog kurma yoluna girmiştir. Saddam'ın da genel olarak izlediği politikalar kendi sonunu getirmeye yönelik olduğu için- bilhassa Şia'ya yaptığı cürüm ve katliamlar-İran'ın da bölgenin «hâmisi» iddiası münasebetiyle bir intikam/karşı savaş fırsatı doğurmuş ve bunu kendi çapında değerlendirmiştir.
Hakeza Afganistan'da Şehid Şeyh Usame'nin(Allah ona rahmet etsin) ve Taliban'ın peşine düşen Amerika, bölgenin hâmisi ve en büyük diyalog ortağı İran ile işbirliğine gitmiş ve Afganistan'a harekat/savaş kararı almıştır. Videoda da İranlı yetkililerin belirttiği üzere şayet İran olmasaydı, Amerika başarılı olamazdı sözü de yine retorik bir söylem değil bir gerçektir.
Taliban'ın da Sovyet işgaline karşı kurulmuş, fonlanmış, eğitilmiş hatta bir dönem güvenlik sibobu olarak hizmet ettiği devletin Amerika olduğu unutulmamalı. Lakin Taliban «çizgisini değiştirmiş, uydu olmak istememiştir» daha doğrusu onu fonlayan, eğitenlere karşı her hangi bir yükümlülüğü olmadığını, Afgan halkının ve Birleşik Afganistan'ın kurtuluşu için mücadele etmiş olduğu sebebiyle kimsenin güdümünde olmayacağını göstermiştir. Buna istinaden de Rusya ve Amerika, bölgenin hâmisi ve en büyük diyalog ortağı olan İran'dan bu taksimata iştirak etmesini istemiştir. İran'ın da bu taksimata katılmasının sebebi yukarıdaki video'da bahsolunan "Taliban bizim inancımıza karşı, hatta tehlike arzediyor" lafzı aslını yansıtmaktan uzak, yalnızca siyasi bir retoriktir. İran'ın bu harekâta katılış amacı, «Büyük İran İmparatorluğu» emellerinden doğan bir arzusudur. +50 yıl fiilen kukla ve sömürge haline gelmiş rejim-Pehlevi dönemi- onun bu arzusunu sindirememiştir, hatta perçinlemiş olması dahi olasıdır. Nitekim bölgede 3000 yıllık geçmişi olan İran -daha da fazladır şüphesiz- büyük imparatorluklar kurmuş, yıkmış ve hatta mücahidler tarafından fethedilmiş lakin hiçbir zaman bu arzu ve emelinden geri durmamış olduğunu tarihini okuduğumuzda görüyoruz.
Şüphesiz güçlü bir İran-inancından bağımsız olarak ele alırsak- yeri gelmiş Müslümanlara sorun çıkarmış, yeri gelmiş Türkiya ve diğer Kâfir Türk uluslarına sorun çıkarmıştır. Ve hatta kâfir Türkler'in savaşçı potansiyeliyle başa çıkamamış, 1.5 asır önce şehid İnşallah mücahidlerin-Allah onlara rahmet etsin- kılıçla İslamlaştıramadığı Ebu Zahmet'in evlatlarını tebliğ yoluyla İslam'laştırmıştır. Bugün hem Türkiya hem de Asya bölgesinde heterodoks eğilimlere sahip Müslüman uluslarda yine aynı İran'dan etkiler taşımaktadır.(Daha önce söylediğim gibi itikadi ve akidevi olarak doğrusunu yahut yanlışını sizler benden çok daha iyi bilirsiniz,)
Eğer olaya duygusal/nesebi bakış açısıyla bakarsak, İran'ın yıkılması bizim içinde evlâdır. Lakin bu seferde, büyük israil emelleri olan lanetli yahudilerin bölge hâmisi olmasına göz yummuş olmayacak mıyız?
Moskof kâfirine karşı, Ecnad-ül Kavkaz(Allah Zülcelal onları cihad yolunda sabit kılsın) birlikleri başka bir tağut ve yahudi güdümlü olan Ukrayna saflarında çarpışıyor ve hatta Ukrayna'ya stratejik planlama konusunda yardımcı oluyor. Üstelik onları bu konuda motive eden tek şey düşmanın Moskof kafiri olması yetiyor.
Cevlani'nin, doğrudan El Kaide saflarından seçilip bugüne hazırlandığına dair bir takım raporlar, çeşitli itiraflar varken ve Cevlani'nin Amerika ve İsrail'e karşı verdiği tavizleri «siyasi manevra» olarak değerlendirirken onu da Amerikan uşağı yapmıyoruz.
Bugün Pakistan'ın, Emirliğ'e karşı başlatmış olduğu saldırı da yine Amerikan güdümünde olduğu herkesin malumu iken ve hatta bu savaşın da yine en temel retoriği "Sünni-Şii ayrılığı" haline gelmişken, inananların aklına bu yine Yahudiler'in yakmaya çalıştığı bir fitne ateşi olduğu geliyor.
Çok uzun yazdığım için özür diledim, ezcümle:
Dünden bugüne değin Sünni-Şii ayrılığına, karşılıklı kıyımlarına bakarsak, her iki tarafında kendi yaptıklarını aklamak, haklı göstermek için göstereceği envai çeşit kanıtı vardır. Bunlar kendi içimizde tartışılması gereken konulardır.
«...Ne zaman savaş için bir fitne ateşi körükledilerse, Allah onu söndürdü. Yine de onlar dünyanın her tarafında sırf bozgunculuk çıkarmak için koşuşturup dururlar. Allah, bozgunculuk yapanları sevmez.» Maide-64