İlmi Konu Tavla-okey-satranç Oyunları- Sportif Oyunlar- Hayvanlarla Oynamak, Dövüştürmek

ABDULHAK

الإذلال هو بعيد عنا
Admin
TAVLA -OKEY - SATRANÇ OYUNLARI

İnsan, dünyaya oyun ve eğlence için gelmemiştir. Dünya iş ve kazanç yeridir. Dünya ahiretin tarlasıdır. Burada ne ekilirse, ahirette o biçilecektir. Boş vakit fırsat ve ganimettir. Faydalı iş yapmadan vakit geçirmek vakti öldürmek olur. Dünyada yapılan her işin, her nefesin hesabı kıyamette sorulacaktır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Kıyamet günü, herkes ömrünü ve gençliğini nerelerde geçirdiğinden, malını nereden kazanıp nerelere harcadığından ve ilmi ile amel edip etmediğinden sorguya çekilecektir.” [Tirmizi]

Ömür, ilim, mal ve beden, Allah'u teâlânın kullarına verdiği bir sermayedir. Bu sermayeyi Allahü teâlânın bildirdiği yerlerde harcamalıdır. Vakit geçtikten sonra pişmanlığın faydası olmaz. Onun için gençliğin, malın, sağlığın kıymetini bilmeli, dünyada ahireti kazanacak işler yapmalıdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
Beş şeyden önce beş şeyin kıymetini bil! İhtiyarlıktan önce gençliğin, hastalıktan önce sağlığın, meşguliyetten önce boş vaktin, fakirlikten önce zenginliğin ve ölümden önce hayatın kıymetini bil!” [Ebu Nuaym]
Peygamber efendimiz, tavla oynayan bir grup insana buyurdu ki:
Oyunla meşgul olan el ve kalblere, boş ve bâtıl sözlere yazıklar olsun! [Beyhaki]

ـ5337 ـ7ـ وعن بريدةٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْه قال : قَالَ رَسُولُ اللَّهِ #: مَنْ لَعِبَ بِالنَّرْدَشِيرِ فَكَأنَّمَا صَبغَ يَدَهُ في دَمِ خِنْزِيرٍ . أخرجه مسلم وأبو داود
.7. (5337)- Burayde (radıyallahu anh) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
"Kim tavla oyunu oynarsa elini domuz kanına bulamış gibi olur." (Muslim, Şi'r 10, (2260); Ebu Davud, Edeb, Bab 56, Hadis no: 4939; Ahmed b. Hanbeli V, 352, 357,361)

Açıklama:

Hadisin Ebu Davud'daki veçhinde "...elini domuzun etine ve kanına sokmuş gibidir" buyrulmuştur. Ulema bu teşbihten maksadın domuz etini yemekle bir kıyaslama yapmak olduğunu söyler. Yani "tavla zarını atmak, domuz eti yemek gibi haramdır" demek olmaktadır.
Nitekim İmam Şafii ve cumhur bu hadise dayanarak tavlanın haram olduğuna hükmetmiştir.
Satranç hakkında umumiyetle "haram değil" denmiştir. Hanefîler de bu görüşü benimser. Ancak mekruh olduğunda ihtilaf edilmez.
İmam Malik ve Ahmed İbnu Hanbel, satranca "haram" demiştir. Hatta Malik: "Satranç tavladan da beter ve hayır yapmaktan daha çok oyalayıcıdır" demiştir.

ـ5338 ـ8ـ وعن عائشة رَضِيَ اللَّهُ عَنْها : أنَّهَا أرسَلَتْ الى قَوْمٍ سِكَّانٍ في دَارِهَا عِنْدَهُمْ نَرْدٌ لَئِنْ لَمْ تُخْرِجُوهَا وَإَّ أخْرَجْتُكُمْ مِنْ دَارِي، وَأنْكَرَتْ ذلِكَ عَلَيْهِمْ . أخرجه مالك
.8. (5338)- Aişe (radıyallahu anhâ)'nın anlattığına göre: (Mahallesinde oturan bir ailede tavla bulunduğu haberi kendisine ulaşır. Bunun üzerine onlara:
"Eğer tavlayı evinizden çıkarmazsanız ben sizi mahallemden çıkaracağım!" diye haber gönderir. Böylece onların tavla bulundurmalarını hoş karşılamadığını ifade eder." (Muvatta, Ru'ya 6, (2, 958)

Açıklama:
1- Hadiste geçen dâr kelimesi, bazı kullanışlarda ev manasına gelir ise de, Arabların eski yerleşme sistemlerinde aynı akrabaların aynı avlu etrafında teşkil ettikleri, çoğu kere birbirine bitişik olarak inşa edilen meskenler topluluğuna denmektedir. Bugünkü manada mahalle kelimesini karşılamaz ise de, bu manada bir mesken grubunu ifade etmeye en yakın kelimemiz mahalle olduğu için böyle tercüme ettik.
2- Hadis, tavlaya "haram" diyen İmam Malik'in delillerinden biridir. "Aişe'nin tavrı, haram olduğundandır" denmiştir.

Böyle oyunları parasız, eğlence için oynamak da uygun değildir. Çünkü hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
"Satranç ve dama oynayan, ellerini domuz kanına bulaştırmış gibi olur." [Muslim]

"Tavla oynadıktan sonra kalkıp namaz kılan, irin ve domuz kanı ile abdest alıp namaz kılana benzer." [İ. Ahmed]

"Satranç, tavla ve benzeri haram olan oyunları oynayanlara rastladığınız zaman, selam vermeyin! Selamlarını da almayın!" [Deylemi]

Görüldüğü gibi, parasız olarak ara sıra oynamak harama yakın mekruh, devamlı oynanırsa haramdır. Çayına da oynamak kumar olduğu için yine haramdır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir kimsenin boş şeylerle vakit geçirmesi, Allahü teâlânın onu sevmediğinin alametidir.)
[Mektubat-ı Rabbani]

İmam-ı Malik (rahimehullah) buyurdu ki:
"Satranç ve dama oynayan Allah ve Rasulune asi olmuş sayılır."
[U. Kubra]

İmam-ı Gazali ile İmam-ı Şafii (rahimehullah), ara sıra satranç oynamanın mubah, devamlı oynamanın ise tenzihi mekruh olduğunu bildirdiler. Nitekim, İmam-ı Şafii (rahimehullah), "Satranç oynamak, din ve mürüvvet sahiplerinin âdeti değildir" buyurdu.
Bu yazılardan anlaşıldığına göre, Hanefilerin satranç dahil bütün oyunları oynamaları doğru değildir. Şafiilerin ise, ara sıra yalnız satranç oynamaları caizdir.
İbni Âbidin buyuruyor ki:
"Oyun ile vakit geçirmek, tavla, 14 taş ve benzeri oyunlar tahrimen mekruhtur. Bunlar, para ile, mal ile yapılırsa kumar olur, haram olur."
[Reddul Muhtar, c. 5, sf: 253]

Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyurulmuştur:
"Ey iman edenler! Şarap, kumar, dikili taşlar (putlar), fal okları birer şeytan işi pisliktir. Bunlardan uzak durun ki kurtuluşa eresiniz." (Maide 90)

Peygamberimiz (s.a.v.) arkadaşlarına, 'gel kumar oynayalım' diyen kimsenin bu sözüne keffaret olmak üzere sadaka vermesini tavsiye etmiştir.
İslâm kumarı yasaklarken belli bir şeklini kastetmemiş, mânâ ve neticesini hedef almıştır. Hangi alet ve metodla oynanırsa oynansın, (okey, bilardo, poker gibi) oyunun önceden belli olmayan sonunda taraflardan biri veya bir kaçı kâr yahut da zarar edecekse kumar gerçekleşmiş demektir. Ortaya iki taraf onar lira kor zar veya oyun kağıdı ile en büyük rakam ve kozu bulan yirmi liraya sahip olur, diğeri kaybederse kumardır. Birçok kişi aralarında para toplayıp çekilecek kur'a veya yapılacak yarışma sonunda içlerinden bir kısmı buna sahip olacak diğeri kaybedecekse kumardır.

Tavla, satranç gibi oyunlar da tahrimen mekruhtur. Bunlar, kıymetli vakitlerin ziyanına sebeb ve kumara saik olacağı cihetle iyi şeyler değildir.
Yalnız İmam Şâfii ve bir rivayete göre İmam-ı Ebu Yusuf satrancın mübah olduğuna kail olmuştur. Fakat bu ibare satrancın kumar yoluyla oynanmadığı ve bir vacip vazifenin yapılmasına mânî olmadığı takdirdedir. Ve illâ bil ittifak haramdır.
(Ömer Nasuhi Bilmen, İslam İlmihali, sf: 254)

Burada bir şeye dikkat çekmekte yarar var. Aslında fetva vermenin vebali büyük, bir takım da usulleri vardır. Kişi eline kitab alıyor okuyor ve işte tavla ve satranç mubahtır, hepsi o kadar. Devamını iyi okumak gerekir. Fetvanın ağırlık noktasını anlamak lâzım. Şayet usulünü bilmiyorsa ehline, bir bilene sorması en uygun olanıdır. Meselâ, Merhum Hocaefendi- bazı görüşleri zikretmiş ama sonunda bir istisna edatı olan illâ ile müftabih olana işaret etmiştir. İşte asıl fetvadaki ağırlık illâdan sonra gelendir. Zira illâ kendinden önceki olumlu ise olumsuza, olumsuz ise olumluya çevirir. Lâilahe illallah da olduğu gibi. Bu illânın hususiyetindendir. İşte Merhum Hocaefendi sonunda illâ bil ittifak haramdır, demekle konuya son noktayı koymuştur.

Ahmet Davudoğlu, Multeka tercümesinde konuyu şöyle açıklamış: Tavla, satranç ve erbaa' aşer, (yahudilerin oynadığı bir oyunun adıdır) oynamak ve bütün oyunlar haramdır. Eğer bu oyunlar kumar maksadıyla oynanırsa, Maide Suresindeki "meysir" ayeti kerimesinin altına girer ki delil ile haram olmuş olur. Çünkü "meysir" bütün kumarların adıdır. Eğer bu oyunlar kumar maksadıyla oynanmazsa, boş yere vakit geçirilmiş olur ki bu da haramdır.
Nitekim Allah Tealâ (c.c.)'nın "Ya sizi ancak boş yere yarattığımız ve hakikaten bize döndürülemeyeceğinizi mi sandınız." (Mu'minun 115)
Oyun hakkında Peygamberimiz (s.a.v.) "Âdemoğlu'nun her oyunu haramdır. Yalnız üç oyun mustesna. Bunlar erkeğin karısı ile eğlencesinden, atını terbiye ve tedib etmesinden ve ok atma oyunundan ibarettir."
"Günümüzde at eğitimi yerine, kurallarına ve usulüne uygun her türlü vasıta, ok yerine zamanın icabları savaş aletlerini hiç israf etmeden din, namus ve vatan düşmanlarına karşı en etkin bir biçimde usulüne uygun kullanma eğitimine işaret vardır. Zira İslâm dni, bütün meşrû yeniliklere musaade eder. Keşke anlayabilsek."


Ebu Davud 4938... Ebu Musa el-Eşârî'den (rivayet edildiğine göre) Rasulullah (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur:
"Tavla oynayan kimse Allah'a ve Rasulune karşı gelmiş demektir."
(İbn Mace, edeb 43; Muvatta, rûya 6; Ahmed İbn Hanbel, IV, 394, 397. 400; Ebu Davud, Edeb, Bab 56, Hadis no: 4938 Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/165)

Ebu Davud 4939... Suleyman İbn Burayde'nin babasından (rivayet edildiğine göre) Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Tavla oynayan kimse sanki elini domuz etine ve kanma batırmış gibidir."
(Muslim, şi’r 10; İbn Mace, edeb 43; Ahmed b. Hanbel V, 352, 357,361; Ebu Davud, Edeb, Bab 56, Hadis no: 4939, Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/165)

İbni Ömer (r.anhuma) satranç oynayan kimselerin yanına uğrayıp selam vermediği ve "sizin tapmakta olduğunuz bu heykeller nedir?" dediği rivayet edilmiştir.

Ali (r.anh)'nin satranç oynayan kimselerin yanlarına uğrayıb selam vermemiş. Kendisine niçin selam vermediği sorulunca, kendileri için putlar edinip tapmakta olan kimselere nasıl selam vereyim? dediği rivayet edilmiştir.
Başka bir rivayette Ali (r.anh) onların başlarına vurmuştur.
Peygamberimiz (s.a.v.)'in "Seni Allahu Teâlânın zikrinden alıkoyan herşey kumardır." hadisi şerifi bütün oyunları içine almaktadır:
"İşte birilerinin çeşitli isimlerle oynadıkları oyunların adı ne olursa olsun ya ömür israfı vardır veya para karşılığı ile oynanan kumar oyunlarıdır."
Bu itibarla bir mu'min kimseye lâyık olan, niçin yaratıldığını bilip gereğince amel etmeli, boş yere vaktini ve nefsini zâyî etmemelidir.

İmam Azam (r.anh), oyun oynayanlara selam vermeyi doğru görmemiştir. Ebu Yusuf ile İmamı Muhammed (r.anh) oyun oynayanlara hakaret olsun diye selam vermeyi kerih görmüşlerdir.

İmam Şâfî (rahimehullah): "Kumar olmamak dînî vecibelere bir noksan vermemek, fena söz söylememek, yalan yere yemin etmemek üzere zihni açmak için satranç oynamakta bir beis yoktur, bu şartlar bulunmadığı taktirde hüküm harama döner." demiştir. (Mevkufat-2/376-377)

Meselenin bir diğer yönüne gelince oyun maksadıyla ve kumar şeklinde değil de, idman ve harbe kudret kazanmak için silah atmakla, at yarışları (veya bu günkü şartlarda uçaktan taksiye kadar vasıtaları en güzel şekilde kullanma veya sağlıklı olmak) için yapılan yarışlar câizdir.
Peygamberimiz (s.a.v.) ödül ancak deve (araba) yarışında yahut atış ve benzeri bineklerde (zamanın icablarında meşru olmak kaydı ile) vardır.
Cihad için hazırlanmaya sebeb olan herşeyi öğrenmek mendûptur. Peygamberimiz (s.a.v.)'in "Azbâ" adında bir devesi vardı asla geçilmemişti.
Peygamberimiz hadis-i şeriflerinde:
"Kim atışı öğrenir de atış yapmazsa, benden değildir."

"Şubhe yok ki Allahu Tealâ bir ok sebebiyle üç (musluman) kimseyi yani ilâyı kelimetullah için düşmana karşı yapılan savaşa yardım etmek maksadıyla o yapanı, Allah yolunda bu oku atanı, okları atıcıya vereni cennete koyar." buyurmuşlardır.

Günümüzde savaş aletleri ki füzeden kimyasal silahlar, hangisi olursa olsun Allah için yapılan, atılan aletler ok mesabesindedir. Bunları keşke anlasa idik. Başörtüsüne takılıb kalmazdır.
İki yarışçıdan birisi ödülü şart koşarsa, meselâ, biri diğerine sen beni geçersen sana şu kadar (para veya eşya) vereceğim, ben seni geçersem senden bir şey almayacağım, yahud yarışçılardan başka üçüncü bir kimse hanginiz geçerseniz ona şu kadar para vereceğim deyib yarış yapılsa, kazanan kimsenin konulan ödülü alması caizdir.
Ödül, iki taraftan şart koşulursa haramdır. Mesela iki yarışçıdan birisi diğerine, sen beni geçersen, ben sana şu kadar para vereceğim. Ben seni geçersem, sen bana şu kadar para vereceksin diye şart koşub, diğeri de bunu kabul ederek yarış yapsalar, kazananın bu ödülü alması haramdır. Çünkü kumardır. (Mevkufat-2/369)
Netice olarak, teknik aletler ve kumar makineleri hangi isim altında olursa olsun, paranın miktarı az ve çok fark etmez, bir çayına da olabilir, şartlarına haiz ise kumardır.
İslam dininde haramlar ve helâller bellidir. Mûminler için gerekli olan bu sınırları aşmamasıdır. Aksi halde Allah'ın azabı şiddetlidir.
Zekanın gelişmesi veya vakit geçiriyoruz gibi bahanelerin dinen bir değeri yoktur. İyi niyet veya paranın miktarının az olması kumara mânî değildir.
Zekanın gelişmesi için bizi ve kainatı yoktan vareden Allah'ın kudretini çok tefekkür edin. Başta Kur'an olmak üzere çok kitab okuyun. Korkarım herşeyi öldükten sonra anlarız ama faidesi olmaz. Ömrümüz pek kıymetlidir. Zâyî etmeyelim.

Bilindiği gibi satranç, İran kaynaklı bir oyun olup, diğer ülkelere oradan yayılmıştır. Daha önceleri Arablar arasında fazla bilinmiyordu. Fakat İran fethedilib İranlılarla munasebetler başlayınca, yavaş yavaş İran âdetleri de Müslümanlar arasında görülmeye başladı. İslâmiyet, prensip olarak her milletin, kendi ruhuna uygun olan veya ters düşmeyen hususî âdet ve alışkanlıklarını hoşgörü ile karşılamış, ilişmemiştir. Fakat içinde mahzur taşıyan, zararı mevcud olan davranış, hareket ve âdetleri de yasaklamış; onların terk edilmesini emretmiştir.

Sahih hadis kitablarında yer almasa da, bazı rivayetlerde satranç "şah sahibi" olarak geçmekte ve oynanmasına cevaz verilmemektedir.

Satranç :

Şafiflerin dışında kalan cumhur-u ulemaya göre satranç da haramdır.
Ali (r.anh): "Satranç da kumar türündendir" demiştir. Yine "Ali (r.anh) satranç oynayan bir grubun yanından geçmiş ve şöyle demiştir: "Şu önlerinde eğildiğiniz putlar da ne oluyor?"
Şafifler şöyle demektedir: Satranç oynamak tenzihen mekruhtur. Çünkü din konusunda kendisinden yararlanılan bir oyun da değildir, onu oynamayı gerektiren bir ihtiyaç da yoktur. O bakımdan terkedilmesi evladır; fakat haram değildir. Çünkü İbni Abbas, İbnî Zubeyr, Ebu Hurayra ve Saîd b. el-Museyyeb (r.anh)'in satranç oynadıkları rivayet edilmektedir; haram olduğuna dair her hangi bir nas da varit olmamıştır; hakkında nas bulunan oyunlara da benzememektedir. Eşyada aslolan ise mubahlıktır.

Ali (r.anh) “Satranç Acemlerin kumarıdır” diye satrancı hoş karşılamazken, Sahabe-i Kiramdan Ebu Musa el-Eşarî, “Satrancı ancak günahtan sakınmayanlar oynar” demiş, büyük fıkıh âlimi İbrahim en-Nehâî ise kendisine satranç hakkında sorulduğunda, “O lânetlenmiştir” diye cevap vermiştir.
Aynı şekilde Abdullah ibni Ömer,Satranç diğer kumarlardan daha kötüdür” görüşünü benimserken, İmam Mâlik satrancı tavla gibi değerlendirmekte ve haram saymaktadır. (ez-Zevâcir, 2: 200.)
Bu rivayet ve görüşleri benimseyen İslâm hukukçularının çoğuna göre, satranç oynamak câiz olmayıb, haram kabul edilmektedir. Hanefî mezhebinin tercih edilen görüşü de bu şekildedir.

Ancak bazı âlimler satrancı aynı kategoriye sokmamakta, birtakım şartlar dahilinde oynanmasının caiz olabileceğini düşünmektedirler.

Şâfiî mezhebinin âlimlerinden İmam Nevevî bu hususta şöyle der:
Satranç, âlimlerin çoğuna göre haramdır. Bir kimse bu oyun sebebiyle bir namaz vaktini geçirir veya bir menfaat karşılığında oynarsa bize göre de haramdır.”
Hanefî ulemasından İbni Âbidin, satranç için,
Haramdır, bizim mezhebimizde büyük günahtır” dedikten sonra, İmam Şâfiî’nin ve bir rivayete göre İmam Ebu Yusuf’un satrancı mubah saydıklarını kaydetmektedir. Vehbâniyye, Şarih’in “Satrançta beis yoktur” sözüne ise, “Bu bir rivayettir” demektedir. (Reddu’l-Muhtar, c. 5, sf: 523)
Diğer taraftan satranç ile zekânın bilinmesi ve anlama kabiliyetinin artnnlması da söz konusudur.
Şayet her iki taraftan veya taraflardan birisinin koyduğu bir bedel bulunub da yenenin mağlubdan alması söz konusu olursa bu bahsin başında belirtilmiş olduğu*muz gibi, haram olur.
Prof. Dr. Vehbe Zuhaylî; İSLAM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ; C: 4, S: 375 - 376


Yahya diyor ki; imam Malik: «Satrançta hayır yoktur.» dedi ve onu hoş karşılamadı. O, satranç ve diğer batıl şeyleri oynamayı hoş karşılamaz ve şu ayeti okurdu: «Artık Haktan ayrıldıktan sonra sapıklıktan başka ne kalır?» (Yunus 32)

Satranç Oynamak
Satranç oynamanın haramlığı hakkında hadisler varid olmuştur. Fakat bu hadislerden hiç biri sabit değildir.

îbn Hacer el-Askalânî şöyle demiştir:
«Satrancın haramlığı hakkında sahih veya hasen bir hadis sabit olmamıştır
Bu yüzden fakihler onun hükmünde ihtilâf etmişlerdir : Kimisi haram sayar, kimi de mubah sayar.

Ebû Hanife, Mâlik ve Ahmed bin Hanbel onu haram sayanlardandır.
Şafi'î ve tabilerinden bazıları onun haram değil, mekruh olduğunu söyleyerek şöyle demişlerdir: "Sahabeden bir cemaat ve tabiîn'den de sayılamayacak kadar kimse satranç oynamıştır."

îbn Kudâme «el-Muğnî» adlı eserinde şöyle demiştir :
«Satranç da haramlıkta tavla gibidir. Ancak, tavlanın haramlığı, hakkında varid olan nasslar sebebiyle daha kuvvetlidir. Fakat satranç da onun mânâsına girer. Böylece onun hakkındaki hüküm tavlaya kıyasen tesbit edilmiştir

Ebu Hurayra, Sa'îd bin Museyyeb ve Sa'îd bin Cubeyr'in onu mubah gördüğü nakledilmiştir.
Onlar, «Eşyada aslolan mubahlıktır» kaidesiyle ihticac etmişlerdir. Onu haram kılan ne bir nass varid olmuştur ne de bir nass'in mânâsma dahil edilebilir. Bu yüzden mubahlık hükmü devam eder.

Onu mubah sayanlar, mubahlığı için bazı şartları koymuşlardır:
(Fıkhus's Sunne 2. cilt : Yarışma ve Oyun Başlığı)

1- Kumar oyunları:
Her çeşit kumar oyunu kesinlikle haramdır. Bunlar Kur'ân-ı Kerim'de puta tapmakla bir tutularak şeytan işi bir pislik olarak tavsif edilmiştir (Maide, 90).

Kumar, kazanan tarafın kaybeden taraftan bir şey alması şartı koşulan her çeşit oyundur. Zamanımızda oynanan çeşitli piyangolar, kâğıt ve zar oyunları, yarışlar... İslâm'ın yasakladığı "kumar" sınıfına girer.
Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm), kendi devrinde bilinen "tavla"yı açık bir ifade ile yasaklamıştır:
"Nerd (tavla) oynayan kimse mutlaka Allah ve Rasulu'ne isyan etmiştir",
"Tavla oynayan, elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir."

Ali (radıyallahu anh) tavla oynayanları hapsettirmiş, onlara selâm vermeyi yasaklamıştır.
Belki de o devirde Arablarca bilinmediği için Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) hadislerinde zikri geçmeyen satranç oyununun haram sayılıb sayılmayacağı hususunda âlimler ihtilaf etmişlerse de çoğunluk, en azından kerâhetinde ittifak etmiştir.

Fetevâyi Hindiyye'de satrancın mekruh olduğu belirtildikten sonra şu açıklama kaydedilir.
"Satranç dışındaki bütün oyunların haramlığı hususunda alimler icma ederler. Satranç oyunu, bizim (Hanefîler) nezdinde haramdır. Bununla oynayanın adaleti sabit, şahidliği makbul mudur? meselesine gelince:
Şayet araya kumar sokulmuş ise, -yani kaybeden, kazanan bir ödeme yapacak ise- oynayanların adaleti düşer ve şâhidlikleri kabul edilmez.
Kumar yoksa, adâletleri sâbit, şâhidlikleri makbuldur. Ebu Hanife bunlara selâm vermede bir beis görmez ise de Ebû Yusuf ve İmam Muhammed mekruh sayarlar."
(İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/324.)

AÇIKLAMA:
Hadisin Ebu Davud'daki veçhinde "...elini domuzun etine ve kanına sokmuş gibidir" buyrulmuştur.
Ulema bu teşbihten maksadın domuz etini yemekle bir kıyaslama yapmak olduğunu söyler. Yani "tavla zarını atmak, domuz eti yemek gibi haramdır" demek olmaktadır.
Nitekim İmam Şafii ve cumhur bu hadise dayanarak tavlanın haram olduğuna hükmetmiştir. Satranç hakkında umumiyetle "haram değil" denmiştir.
Hanefîler de bu görüşü benimser. Ancak mekruh olduğunda ihtilaf edilmez.
İmam Malik ve Ahmed İbnu Hanbel satranca "haram" demiştir. Hatta Malik: "Satranç tavladan da beter ve hayır yapmaktan daha çok oyalayıcıdır" demiştir.
[İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 15/138]

Tavla :

Haram olan, zar ile tavla oynamaktır. Bunun sebebiyle şehadet redde*dilir.
Hanefîler bunun hükmünü, -hükmün delili zannî olduğundan dolayı kendi ıstılahlarına uygun olarak- tahrimen mekruh kabul etmişlerdir.
Çünkü Ebu Musa el-Eş'ari'den şu rivayet gelmiştir:
"Kim tavla oynarsa Allah'a ve Rasulune karşı gelmiştir."
(Bu hadisi Ahmed, Ebu Dâvud ve Mâlik rivayet etmiştir. el-Muntaka ale'l-Muvatta, VIL 278; Neylu'l-Evtâr, Vm, 94)

Burayde (r.anh) de Peygamber (s.a.v.)'in şöyle buyurduğunu rivayet etmektedir:
"Kim nerdeşîr (tavla) oynarsa, elini domuz etine ve kanına batırmış gibi olur"
(Ebu Dâvud rivayet etmiştir. Muslim'de şöyle bir rivayet vardır:
"Her kim tavla oynarsa, elini domuzun etine ve kanma bulamış gibi olur." Zeylâi, Nasbu'r-Râye, IV, 274)


Dolayısıyla bu oyunu tekrarlayan kimsenin şehadeti, ister kumar diye oynasın, ister kumarsız oynasın kabul edilmez. Bu hüküm dört mezhebin ittifakıyla böyledir. Çünkü bu kişi bu oyunla kumar oynamasa dahi, boş ve anlamsız bir iş yapmıştır.
Peygamber (s.a.v.) ise şöyle buyurmuştur:
"Allah'ı zikretme türünden olmayan her şey bir boş iştir, bir oyundur." veya:
"O bir yanılmadır ve bir boş iştir. Bundan dört şey mustesnadır:
Erkeğin hanımıyla oynaşması, erkeğin atını eğitmesi, kişinin iki hedef arasında gidib gelmesi (yani atıcılık öğrenmesi) ve kişinin yüzme öğrenmesi."
(Hadisi Neseî, Câbir b. Abdullah'tan rivayet etmiştir. Bu konuda Ukbe b. Amir'den, Ebu Hurayra'den ve Ömer b. el-Hattâb'dan gelmiş başka hadisler de vardır. İki hedef arasında gidib gelmekten kasıt ise, atıcılığı öğrenmek demektir. Zeylâi, Nasbu'r-Râye, IV, 273 vd)

Diğer taraftan Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmaktadır:
"Ne ben oyundanım ne de oyun bendendir."
(Bu hadis Enes'ten ve Muaviye b. Ebu Sufyan'dan rivayet edilmiştir. Enes'ten gelen rivayeti Buhari ve başkaları, ötekini ise Taberanî rivayet etmiştir. Tahric ve Tahldku Ehadisi Tuhfeti'l-fukaha, III, 497)


Ondörtlü ile oynamak haramdır. Çünkü bu oyunda esas zarlardır. O bakımdan bu da fal oklarına ve tavlaya benzemektedir. Hakikatte ise tavlanın haram kılınması, bir zamanlar İranlıların kumarlarına esas teşkil eden oyun olmasıdır.
Prof. Dr. Vehbe Zuhaylî; İSLAM FIKHI ANSİKLOPEDİSİ; C: 4, S: 375


Tavla Oynamak Haramdır

Cahillerden ve halk tabakasından çoğu namazı bilerek terkediyor ve boş zamanlarını top veya tavla oynayarak geçiriyorlar. Bu hususta İslam'ın verdiği hüküm nedir?
Sahih olarak rivayet olunan bir hadiste Rasulullah (s.a.v.) şöyle demektedir:
"Tavla oynayan bilsin ki elini domuzun etine ve kanına batırmış gibidir."
Bir başka hadiste, "tavla oynayan, Allah'a ve Rasulune isyan etmiş demektir" diye buyurmaktadır.
(Ebu Davud, 4938..)

Ebu Musa el-Eşârî'den (rivayet edildiğine göre) Rasulullah (s.a.v.) (şöyle) buyurmuştur:
"Tavla oynayan kimse Allah'a ve Rasûlüne karşı gelmiş demektir."
[İbn Mace, edeb 43; Muvatta, ru'ya 6; Ahmed İbn Hanbel, IV, 394, 397. 400; Sünen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/165.]

Ebu Davud 4939... Suleyman İbn Burayde'nin babasından (rivayet edildiğine göre) Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
"Tavla oynayan kimse sanki elini domuz etine ve kanma batırmış gibidir."
[Muslim, şi’r 10; İbn Mace, edeb 43; Ahmed b. Hanbel V, 352, 357,361. Sunen-i Ebu Davud Terceme ve Şerhi, Şamil Yayınevi: 16/165.]

Ali b. Ebu Talib, satranç oynayan bir topluma rastgelince onlara, "taparcasına kendinizi kaptırdığınız bu heykeller de ne oluyor?" diye sordu.
Bir rivayette de şöye deniyor: Ali satranç oynayanların satranç tahtalarını kafalarına geçirdi.
Selef alimlerinden bir kısmı, "satranç kumardan bir bölümdür. Allah Azze'nin kumarı haram kılması benzeri bir hüküm altındadır" diyorlar.
Alimlerin pek çoğu satrancın herhangi bir bedel karşılığı oynanması halinde haram olacağını belirtiyorlar. Ortaya konan bir bedel karşılığında oynanması durumunda Allah'ın haram kıldığı kumar ve fal okları hükmü içerisine girmektedir.
Dört mezheb imamına göre tavlanın herhangi bir bedel karşılığında ya da bedelsiz oynansın haram oluşu kesindir. Ama İmam Şafiî'nin bazı arkadaşları tavlanın ortada bir menfaat (karşılık) olmaksızın oynanması durumunda haram olmadığını savunuyorlar.

Şafiî, bir çok arkadaşı, îmam Ahmed, Ebu Hanife ve diğer İmamlar, "tavla ister herhangi bir bedel karşılığında oynansın isterse karşılıksız olsun haramdır" diyorlar. Satrancı bu kabilden alan Malik, Ebu Hanife, Ahmed ve diğer imamlar onun tavla gibi haram olduğu görüşünü savunuyorlar. Hatta bu hususta hangisinin verdiği hüküm daha kesin diye tartışmalar olmuştur.
İmam Malik ve bazı şahsiyetler, "satranç tavla gibidir" diyor ve hükümlerini ona göre veriyorlar, îmam Ahmed ise, "satranç tavladan daha ehven bir şeydir" diyor.

Bunları dikkate alan îmam Şafiî tavla konusuna eğilmiştir. Eğer tavla oynanmasında herhangi bir haramlık keyfiyeti yoksa bu durumda varolan bir kuşkunun sebebi nedir?

Satrancın aksine tavla oyununda, para, mal veya benzeri şeyler galip gelen oyuncuya bedel olarak verilmek üzere ortaya konmuştur. Satrançta ise galip gelene verilecek bir şey yoktur.
Bazıları, "satranç taşlarının dizilişi itibariyle savaştaki iki tarafı temsil etmektedir" diyorlar. Oysa gerek tavla gerekse satranç, parasına veya başka bir bedel karşılığında oynanacak olursa satranç tavladan daha kötüdür. Zira parasına oynanan bir satranç oyununun alimlerin ittifakıyla haram oluşu ortadadır. Yalan veya haram bir yeminle oynanan oyunların haramlığını alimlerin İttifakı, yani icma belirlemiştir. Zira yalan ve yalan yemin temeline dayalı olarak oynanan oyunların -gerçek- ücretleri ya zulum ya günahı gerektirecek bir suç- ya gereksiz bir söz ve hareket ya da benzeri kötü bir şeydir. Böyle şeyler de alimlerin pek çoğuna göre haramdır, bu tip oyunlar haram olan bir unsur taşımasalar da Allah Azze'yi zikretmekten (anmaktan ve düşünmekten) ve namazdan alıkor.
Düşmanlık ve kin tohumları eker. Bunların en büyük davetçisi de parasına veya başka bir bedel karşılığında oynanan tavladır.
Satranç da eğer böyle koşullarla oynanacak olursa diğerinden daha kötüdür. Ama bunlardan birinde galibe verilmek üzere ortaya bir bedel konmuş ise, bu, bir malın batıl ve haram yoldan yenilmesi demektir. Ama diğeri bu hükmün dışındadır.
Allah Azze kumarı, İçki, ibadet için dikilen futlar ve fal oklarıyla eş değerde ve aynı zeminde değerlendirmiştir. Zira bunlar Allah Azze'yi unutturur ve namaz kılmaktan (ibadetten) alıkor. Bu da düşmanlık ve kinin davet olunması demektir. Satranç uzun zaman ya da çok sık oynanırsa kalbi karartır ve Allah'ı zikretmeyi engeller. Bu durum belki de içkinin kalbi karartmasından da şiddetlidir. Ali -belki de bunu gözönünde bulundurarak- satranç oynayanlara "putlara taparcasına kendinizi bu işe kaptırmışsınız" demiştir.
(Dr. Seyyid el-Cemili, Fetava-yı Rasulullah, Şura yayınları: 356 - 357)

Ebu Musa el-Eşari (r.anh)'den; Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurdu:
«Tavla oynayan kimse Allah'a ve Rasulune âsî olmuş olur
[Muvatta - Ebu Davud, Edeb, 40/56. Hakim der ki: Buharı ve Muslim'in şartları üzere sahihtir. Zehrebî de bunu kabul etmiştir]

Rasulullah (s.a.v.)'in hanımı Aişe (r.anha)'nın evinde oturmakta olan Ehl-i beytin yanında tavla olduğu haberi kendisine ulaşınca onlara:
«Eğer onu (tavlayı) çıkarmazsanız, ben sizi evimden çıkaracağım» diye haber gönderdi ve onların bu hareketini hoş karşılamadı.

Nafi'den: Abdullah b. Ömer (r.anhuma) ailesinden birini tavla oynarken bulduğu zaman onu döver, tavlayı da kırardı. [Dövmesi terbiye için, tavlayı kırması da onda hiçbir fayda olmadığından mani olmak içindi.]

Rasulullah'ın, kişinin hanımıyla oynaması, ok atması ve atını terbiye etmesi dışındaki tüm oyunların haram olduğunu bildiren hadîs'de tavlanın caiz olmayışına delildir.

Şevkânî şöyle demiştir:
«Kumar söz konusu olmadığında, İbn Muğaffel ve îbn Museyyeb'in ona izin verdiği nakledilir. Bu ikisi hadisleri kumar oynayan kimseye hamletmiştir

Tavla Oynamak ;
Âlimlerin çoğunluğu tavla oynamanın haram olduğu görüşündedirler. Bunun haramlığına aşağıdaki hadisleri delil getirirler:
Burayde (r.anh)'den rivayete göre, Allah Rasulu sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
«Kim tavla oynarsa, sanki elini domuz etine ve kanına batırmış gibidir
(Hadisi Muslim, Ahmed bin Hanbel ve Ebû Dâvûd kaydetmiştir)


SAHİH-İ MUSLİM
- 41- ŞİİR BAHSİ. 2
1- Tavla Oyununun Harrm Kılınması Babı

10- (2260) Bana Zuheyr b. Harb rivayet etti. (Dedi ki) : Bize Al durrahman b. Mebdî, Sufyan'dan, o da Alkame b. Mersed'den, o da Suleyman b. Burayde'den, o da babasından naklen rivayet etti ki: Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
«Her kim tavla oynarsa, elini domuz eti ve domuz kaniyle boyamış gibi olur.» buyurmuşlardır.

Nerdeşir, Farsçadan alınma bir kelimedir. Tavla oyunu demektir.
İbni Ferişteh diyor ki: «Burada eli boyamaktan murad yemek olduğu söylenir. Çünkü eli ete daldırmak ekseriyetle yemek yerken olur. Binâenaleyh, tavla oynamak haramdır. Çünkü Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onu haram olan bir şeye benzetmiştir.

Ulemâ tavlanın haram olduğuna ittifak etmişlerdir

Nevevî de : «Bu hadîs tavla oynamanın haram kılındığına kail olan cumhur ulemâ ile Şâfiiyye delildir.
Bizim ulemâmızdan Ebû îshâk Mervezî haram değil, mekruhtur, demiştir. Satranç oyunu ise bizim mezhebe göre mekruhtur. Haram değildir. Tabiinden bir cemâatin da buna kail oldukları rivayet edilir.
îmam Mâlik'le İmam Ahmed satrancın haram olduğuna kaildirler.» diyor.
Hanefîler'e göre tavla, satranç ve buna benzer oyunlar mekruhtur.

Ebû Musa'dan rivayete göre, Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur:
«Tavla oynayan, Allah'a ve Rasulu'ne isyan etmiştir."
(Hadisi Ahmed bin Hanbel, Ebû Dâvûd, îbn Mâce ve Mâlik kaydetmiştir.)

Sa'îd bin Cubeyr, tavla oynayanlara rastladığı zaman onlara selâm vermezdi.

2- Hayvanlarla Oynamak:

Bu, bazı hayvanları tahrik edib dövüştürmek şeklinde olduğu gibi, yarıştırma şeklinde de olabilir. Birinciye misal, horozların döğüştürülmesi; ikinciye misal güvercin peşinde koşmaktır. Hadislerde her iki çeşit oyun da yasaklanmıştır. Güvercinle oynayan kimse hakkında Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) şiddetli bir üslub kullanmıştır. [İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/324.]


Âlimlerin oyun ve eğlence karşısındaki bu sert tutumları, bidayette de temas ettiğimiz gibi, en başta zamanın boş geçmesine sebeb olmasıyla izah edilmektedir.
Dehlevî şöyle der:
"Yasak işler meyanında teselli vericilerle meşgul olmayı da saymalıyız. Bu işler dünya ve âhiret endişesine karşı teselli veren, zamanı boşa geçirten şeylerdir. Çalgılar, satranç, güvercinle oynamak, hayvanları kızıştırıb dövüştürmek gibi.
Bu eğlencelere dalan kimseler, yeme içme gibi zaruri ihtiyaçlarını dahi ihmal ederler. Öyle ki, üzerlerine sıkışırlar da bevl etmek için kalkmaktan bile sarf-ı nazar ederler. Şâyet bu gibi eğlencelerle meşguliyet câri bir adet haline gelecek olsa, insanlar cemiyet üzerine bir yük, bir parazit haline gelir ve nefislerini ıslâha yönelmezler."
(Ebu Dâvud, Edeb: 57; el-Edebu'l-Mufred: 2/683.
Bu çeşit hadislere rağmen, İslâm âleminde, diğer bir kısım yasaklar gibi, güvecinle meşguliyetinde zaman zaman yaygın bir moda hâlini aldığını görülmüştür.
Kalkaşandî, 565/1169 yılında Nuraddin Zengî ile başlatılan güvercinle meşguliyetin kısa zamanda yaygınlık kazanarak, devrin en ileri gelenlerini bile saran bir moda hâlini aldığını, kuşlara neseb defterleri tutulacak, tanesi 1000 dinara satılacak kadar ileri gidildiğini, güvercinlerin tam bir ticaret metâı halini aldığını vs. anlatır (Kalkaşandî: 14/390-391)


HAYVAN DÖVÜŞTÜRMEK

ـ5332 ـ2ـ وعن ابن عبّاسٍ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهما قال: نَهىَ رَسُولُ اللَّهِ # عَنِ التَّحْرِيشِ بَيْنَ الْبَهَائِمِ . أخرجه أبو داود والترمذي.»التَّحْرىشُ بينَ الْبَهَائِم« إغْرَاءُ بعضها ببعض
.2. (5332)- İbnu Abbas (radıyallahu anhumâ) anlatıyor: "Rasulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (dövüştürmek için) hayvanların arasını kızıştırmayı yasakladı."
(Ebu Davud, Cihad 56, (2562); Tirmizî, Cihad 30, (1708, 1709)

Arablar deve, keçi, horoz gibi birkısım hayvanları kızıştırarak dövüştürürlerdi. Rasulullah bu hareketi, hayvanlara sırf eğlence için elem vermek ve onları boş yere yormaktan başka bir şey sağlamadığı için yasaklamıştır. Bu gibi meşguliyetler, hayvanlara verilen eziyetten başka, insanların zamanlarını da boşa harcamaktır. Halbuki insan, pek yüce maksadlarla yeryüzüne gönderilmiştir. Onun boşa geçireceği zaman yoktur. Hayatının her anından hesab verecektir. Bu sebeble hesabını vermekte zorluk çekeceği meşguliyetleri Rasulullah'ın tecviz etmesi, hoş karşılaması mümkün değildir.

1709- Mucâhid (r.aleyh)’den rivâyete göre: Peygamber (s.a.v.), hayvanları birbirleriyle dövüştürmeyi yasakladı bu hadiste “İbn Abbâs’dan” dememiştir. Bu rivâyetin Kuteybe rivâyetinden daha sahih olduğu söylenmiştir.
Şerik aynı hadisi Â’meş’den, Mucâhid’den ve ibn Abbâs’tan benzeri rivâyet etmiş olub “Ebû Yayha’dan” dememiştir. Bu şekilde Ebû Kureyb; Yahya b. Adem’den, Şerik’den rivâyet etmiştir. Ebu Muaviye; A’meş’den, Mucâhid’den benzerini rivâyet etmiştir. Ebû Yahya = Atât el Kufî’dir. İsminin Zazan olduğu da söylenir.
Tirmizî: Bu konuda Talha, Câbir, Ebû Saîd ve Ikras b. Zueyb’den de hadis rivâyet edilmiştir.
1710- Câbir (r.anh)’den rivâyete göre: Peygamber (s.a.v.), yüze damga vurmaktan yasakladı.”
(Muslim, Libas: 29)
Tirmizî: Bu hadis hasen sahihtir.
(İmam Malik; Muvatta, Cihad Babı)


Hayvanları Birbirine Dalaştırmak

Allah Rasûlu hayvanları hedef tahtası yapmayı nehyettiği gibi, onları birbirine dalaştırmayı ve dövüşmeleri için teşvik etmeyi de nehyetmiştir.
îbn Abbas'dan rivayete göre, o şöyle demiştir:
«Allah Rasûlu hayvanları birbiriyle dalaştırmayı menetti
(Hadisi Ebû Dâvûd ve Tirmizî kaydetti.)

Enes bin Malik, Hakem bin Eyyûb'un evine girdiğinde, bir topluluk bir tavuğu bağlamış ona ok atıyordu. Onlara:
«Allah Rasûlü hayvanları bağlayıb ölünceye değin ok atmayı menetti» dedi.
(Hadisi Muslim kaydetmiştir.)

Câbir (r.anh)'den rivayete göre, o şöyle demiştir:
«Allah Rasûlu herhangi bir hayvanı hapsedip öldürmeyi menetti
(Hadisi Muslim kaydetmiştir.)

İbn Abbas'tan rivayete göre, Nebî aleyhisselam şöyle buyurmuştur:
«Hiçbir canlıyı hedef yapmayın
Bunu ancak; eğer kesilecekse, hayvana azab verdiği, canını telef ettiği, maliyetini zayi ettiği ve zekâtını kaldırdığı için, eğer kesilmeyecekse, menfaati için menetmiştir.
(Fıkhus's Sunne 2. cilt : Yarışma ve Oyun Başlığı)


SPORTİF OYUNLAR:

Tatil ve boş vakti dolduran meşguliyetlerden bahsederken sportif oyunları müstakilen ele almamız gerekmektedir. Zira İslâm nokta-i nazarından bunları "eğlence" tabirinin ifade ettiği mana içinde mutalâa etmek bile zordur. O çeşit oyunların faydalık, yani "cihad"a hazırlık yönü galebe çalar. Bu yüzden Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) onlara ısrarla teşvik etmiştir. Bu gruba, yüzme, binme, atma, koşma ve güreş girer.
Ashabdan bir grubun eğlenmeye gittiği söylenince memnuniyetsizlik izhar ederken, "atışa gittikleri"nin tasrihi üzerine Peygamber:
"Atış eğlence değildir, atış eğlendiğiniz şeylerin en hayırlısıdır" der.
Bir başka rivayette de; "Melâike sizin hiçbir eğlencenizde hazır bulunmaz, atış ve at koşusu hariç" buyurur.
Bu çeşit oyunlarda yarışlar yapmak da söz konusudur.
Rivayetler Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm)'ın şahsen deve ve at yarışlarına katıldığını, bazan kazanıb, bazan kaybettiğini belirtir.
Yarışların ve yarışlarda verilecek armağanların İslâmî manada meşru olabilmesi, bunlara "kumar manasına gelecek bir davranışın girmemesine bağlıdır."
[Fetavâ'yı Hindiyye'de, yarışlarda tek taraflı şartın câiz olacağı, çift taraflı şartın ise haram olduğu belirtilir. "Şayet armağan, önceden belli olan bir cânib tarafından konmuşsa câizdir. Şöyle demesi gibi: "Şayet sen kazanırsan sana şu kadar armağan vereceğim, ben kazanacak olursam senden bir şey almayacağım." Armağanı her iki tarafın koyması kumardır. Bu ise haramdır" (5/324)]

Sportif oyunlara dinimizin ehemmiyet verdiğini kaydederken, bir hususu bilhassa belirtmek gerek:
Zamanımızda da bu oyunlara fazlaca ehemmiyet verilmektedir. Geri kalmış memleketlerde bile üretime dönük acil yatırımlar dururken, son derece mahdud ve mütevazi imkanların, üretimi artırıcı yönü olmayan, tamamen ölü sayılacak sportif harcamalara aşırı şekilde tahsisi ve bunda ısrar edilmesi, bu çeşit işlerde beynelmilel ideolojik güçlerin rolleri ve gizli baskıları hususundki şüpheleri kuvvetlendirmektedir.
Dinin karşılayacağı bir kısım fıtrî ihtiyaçlar, adeta sportif "alaka" ve "meşguliyetler"le karşılanmaya, beriki sâyesinde diğeri unutturulmaya çalışılmaktadır. Bu sinsi ısrar, sportif faaliyet ve yatırımları neredeyse tabulaştırmıştır.
Dünyanın hemen hemen her tarafında insanı yıpratma ve tahkirde kullanılan devrin en galiz sloganlarıyla hücuma uğramayı göze almadan, mevki ve haysiyetinden olmayı peşînen kabul etmeden makam, unvan ve müessiriyet sahibi hiç bir kimse bu tabuları ve tabular için düşülen aşırılık ve abesiyetleri tenkide cür'et edemez.

İslâm âlimleri, sportif faaliyetlerin, bu çeşit menfi maksadlara kanalize edilmesini önlemek için bunlar hususundaki cevazlarını kayıtlamışlardır:

1- Bunların câiz olmasında niyet esastır. Sırf eğlence için yapılırsa mekruhtur. Fakat kuffâra karşı güç kazanmak, savaşta galebe çalmak maksadlarına râci ise câizdir. Sâdece câiz değil, sevabdır da.

2- Sportif oyunlar, meşruiyet hududları dışına çıkmamalıdır. Kılık kıyafet yönünden itidali korumak, dürüstlükten ayrılmamak, gayr-i ahlâkî davranışlarda bulunmamak, hiçbir surette kumar ve diğer çeşit menhiyatı oyuna sokmamak, onları yaparken dini vecibeleri ihmal etmemek, zamanı öldürmemek gibi kayıtlar bu çeşit oyunların meşruiyet şartlarıdır.

Hakkında hadiste bir beyan gelmemiş olan satranç oyunuyla ilgili olarak Hattâbi'nin yaptığı bir açıklama, İslâm alimlerinin bu husustaki esprilerini aksettirmede faydalıdır:
Ebû Dâvud şârihi Hattâbî (v. 388/998). "Bazı alimler, harb ahvali ve düşmanın hilesi üzerinde düşünceye sevkedeceği zannıyla satranç oyununa ruhsat verdiler" dedikten sonra, bununla kumara yer vermeden oynansa bile, oynayanların bir çoğu namazı vaktinde tehir etmeye, birçoğu da dilinden kötü söz eksik etmemeye mutemâyil olduklarından, bununla iştigal edenlerin mürüvvetlerini kaybedeceklerini, binâenaleyh şehâdetlerinin makbul olmayacağını söyler. Burada ifade edilen ihtiyati ölçülerle, her devirde rastlanan değişik oyunlar, mizandan geçirilebilir.
(İbrahim Canan, Kutub-i Sitte Tercüme ve Şerhi, Akçağ Yayınları: 12/325-327)

-Günaha sebeb olan yahut bizzat günahla meşgul olanlara da selam verilmemelidir.
[Bursevî. Ruhu'l-Beyan, II, 252.]


Tavla oynayan, kuş uçuran, içki içen, kumar oynayan kimselere selâm verilmez.
Ebu Yusuf ve Şafiî (rahimehumullah) satranç zihni geliştiren bir oyun olduğu için günaha sebeb olmadığı müddetçe mubahtır. Oynayanlara da selam verilir, kanaatindedirler.
tavla ve benzeri oyunlarda sonuç şansa dayanmaktadır. Bu ise önce mucâdeleye ve çekişmeye, sonra hırslanmaya, sonra da kin, düşmanlık ve fitneye sebeb olmaktadır.
Tavla genellikle, az bir miktar ile de olsa, kumar olarak oynanmaktadır. Insanlar ona alışmakta, âdet edinmektedirler.
Kazanmak hırsına kapılan insan, bu hırsla rahatça yalan söyleyebilmektedir. Yalan yere yemin ise kendi başına büyük günahlardandır. Oynadıkça hırslanan insan, oynadıkça oynamakta, vaktin nasıl geçtiğini bilmemekte, dünyası âdeta oynadığı oyundan ibaret olmaktadır. Böyle bir insanın gaflete dalacağı tabiidir. Gaflete dalan insan ise haliyle hem Allah'ı anmayı, hem de namazı hatırına getirememektedir.
tavlayı oynamak haram olduğu gibi, tavla aletinin alış-verişini yapmak da haramdır
(Muhammed Vefâ, Bey'u'l-A'yâni'l-Muharrame, 94-96)


Timurtaş Hoca : Kahvede Oyun oynayanlara

 
Moderatör tarafında düzenlendi:

Birtat

Yeni Üye
Site Emektarı
araştırmacı çalışmalarınız için sağ'olasınız...
 

kelime-i şehadet

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Ashabtan bir grubun eğlenmeye gittiği söylenince memnuniyetsizlik izhar ederken, "atışa gittikleri"nin tasrihi üzerine Hz. Peygamber:
"Atış eğlence değildir, atış eğlendiğiniz şeylerin en hayırlısıdır" der.
Bir başka rivayette de; "Melâike sizin hiçbir eğlencenizde hazır bulunmaz, atış ve at koşusu hariç" buyurur.


Bu atışa sanal oyunlar da dahil mi? Mesela ben eğlence amaçlı olmakla beraber nişancılığımı da bir şekilde geliştirmek için counter-strike oynuyorum. Bunları oynakta bir sakınca var mıdır? Bir de bununla ilgili birşey daha soracağım; Bu oyunda (counter-strike) oynarken sol alt köşede canını belirten bir sağlık, bir haç (kızılhaç) işareti var. Bu oyunu oynamak caiz midir?

 

kelime-i şehadet

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Nişan alarak geliştiriyorum. Street Fighter, Fifa gibi işe yaramaz oyunlar oynamaktan daha faydalıdır en azından, değil mi? :) Bu haç meselesinde cevabı olan yok mu?
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Vatandaş sırada memur okeyde!

Tokat'ta bir devlet bankasında çalışan memur, sırada onlarca vatandaşın beklemesine rağmen, bilgisayarında okey oynaması bir vatandaş tarafından kaydedildi.

8121

bankada oturacak yer dahi bulunmazken veznede görevli bir devlet bankası memuru, karşısında müşterileri olmasına rağmen bilgisayar ekranında okey oynadığı görülüyor.

Üstelik işlem yaptırmak için bekleyenlerin çoğu da yaşlı vatandaşlardan oluşuyor..

Vatandaş ise saatlerini bankada geçirmek zorunda kalıyor.

Vatandaş sırada memur okeyde! - En Doğru ve Güncel Haber
 

Ebukutub

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
abi maç izlemekte(edep dairesi içinde) malayani oluyormu?Ama namazın geçiktirilmesi,kin,kibir,küfür olmuyorsa günahmıdır yani?
 

Kozsoy

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Nişan alarak geliştiriyorum. Street Fighter, Fifa gibi işe yaramaz oyunlar oynamaktan daha faydalıdır en azından, değil mi? :) Bu haç meselesinde cevabı olan yok mu?
çok geç bir cevap ama elinde yüksek teknoloji ürünü bir silah değilde 1950 model falan alman tüfeği olursa kel alakayı anlarsın :)
 

Hatve

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bu davet yolunda en büyük engellerden biri, 1- Sapkın tarikat şeyhleri 2- Hadis inkarcıları. Cübbeli'nin açıklamalarını çok yersiz buluyorum. Kafirlerin uzaya astronot gönderme olayına diyor ki ''bu kafirlerde hiç akıl yok uzaya astronot gönderiyorlar'' diye benzer bir açıklama yapıyor. İnsanlar tevhidi tam manasıyla biliyor, İslam toprakları işgal altından kurtarıldı, herşey güllük güllistanlık, ümmetin satrançtan başka bir problemi kalmadı! Bir diğer örnekte; Noel gecesi bir hadis inkarcısı açıklama yapıyor yılbaşı haramdır diyeni müşrik olmakla suçluyor sebebide Kur'anda yılbaşının haram olduğuna dair ayet geçmiyormuş! Biz burada istersek ayetleri, hadisleri su gibi ezberleyelim bu medya cambazları davetin önünde en büyük engeldir!
 

raaem

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Bu davet yolunda en büyük engellerden biri, 1- Sapkın tarikat şeyhleri 2- Hadis inkarcıları. Cübbeli'nin açıklamalarını çok yersiz buluyorum. Kafirlerin uzaya astronot gönderme olayına diyor ki ''bu kafirlerde hiç akıl yok uzaya astronot gönderiyorlar'' diye benzer bir açıklama yapıyor. İnsanlar tevhidi tam manasıyla biliyor, İslam toprakları işgal altından kurtarıldı, herşey güllük güllistanlık, ümmetin satrançtan başka bir problemi kalmadı! Biz burada istersek ayetleri, hadisleri su gibi ezberleyelim bu medya cambazları davetin önünde en büyük engeldir!

Alkışlıyorum. Cübbeli gereksiz ne varsa anlatır. Şirk e gelincede susar, sen ya bilmem ne kurtar beni de olur der.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt