Tebliğin Usûlü

Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Tevhid çağrısı öfke, hakaret ve kırıcı üslupla değil; bilgelik, yumuşaklık ve sabırla yürütülür. Yusuf Aleyhisselam’ın Mısır’da insanları Allah Subhanehu ve Teala’ya davet edişi bunun en parlak örneklerindendir. O, Allah Subhanehu ve Teala’ya çağırdığı halde, kendisine iman etmeyenlere karşı düşmanlık göstermemiş, onların üzerinde bulunduğu dini alenen ayıplama veya onları rencide etme yoluna gitmemiştir. Bu tavır, Peygamber Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke dönemindeki davetinin ilk safhasıyla tam bir uyum içindedir. Bu da bize üç büyük ilkeyi gösterir:

1) Davetin gayesi galip gelmek değil, hidayetin kalplere ulaşmasıdır.
2) Netice Allah Subhanehu ve Teala’nın takdirindedir; kulun görevi tebliğdir.
3) Fitne doğuracak üsluplar davetin faydasını yok eder.


Birinci ilke: Davetin gayesi hidayettir. Yusuf Aleyhisselam’ın daveti incitmeden, kışkırtmadan ve insanları küçük düşürmeden yürütülmüştür. Onun gayesi insanları utandırmak, inançlarını alay konusu etmek veya toplum düzenini bozmaya sebep olmak değildi; aksine hakikati ulaştırmak ve kalpleri yumuşatmak idi. İnsanların kalplerine yönelmek güzel sözle olur; bu yüzden Allah Subhanehu ve Teala Kur’an-ı Kerim’de “hikmet ve güzel öğütle çağır” buyurmuştur. Bu, bütün peygamberlerin yoludur.


İkinci ilke: Hilm ve edep. Yumuşak üslup davetin en güçlü silahıdır. Musa Aleyhisselam’ın Firavun gibi azgın birine bile “yumuşak söz” ile gitmesi emredilmiştir. Peygamber Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in Mekke döneminde müşriklerin putlarını açıkça tahkir etmemesi de bu hikmetin bir yansımasıdır. Çünkü açık hakaret onların öfkesini artırıp davetin önünü kapatacak, fitneye sebep olacak ve toplum düzenini sarsacaktı. Peygamberlerin yolu öfkeyi büyütmek değil, hakikati kalplere ulaştırmaktır.


Üçüncü ilke: Neticenin Allah Subhanehu ve Teala’ya teslimi. Peygamber tebliğ eder; hidayeti veren ise Allah Subhanehu ve Teala’dır. Yusuf Aleyhisselam’ın daveti de böyledir, Peygamber Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in sabrı da böyledir. İnsan hakikati kabul etmediğinde Resul sabreder; kavmine düşmanlık ve hakaretle değil, vakar ve hilmle yaklaşır. Çünkü tebliğ bir nefis mücadelesi değil, Allah Subhanehu ve Teala’nın rızasına yönelik bir ibadettir.


Bu prensipler bugün için de güçlü bir rehberdir: Davetçi sertlik ve tahkirle değil; delil, hikmet ve sabırla konuşur. Kişilere değil, yanlış inançlara karşı konuşur; incitici üslup yerine güzel sözle hakikati takdim eder. Amacı galip gelmek değil, insanların kalplerinin hakka dönmesidir. Zamanlama, üslup ve niyet önemlidir. Yanlış bir söz, kötü bir üslup veya kışkırtıcı bir tarz davetin tamamına zarar verebilir. Bu nedenle Yusuf Aleyhisselam’ın ve Peygamber Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in yöntemi, kıyamete kadar davet eden herkes için en doğru usûldür: Hilm, sabır, edep, maslahat gözetme ve neticeyi Allah Subhanehu ve Teala’ya bırakma.


Din tebliği insanların onurunu kırarak değil, kalplerini yumuşatarak yapılır. Tevhid davetçisi Yusuf Aleyhisselam ve Muhammed Sallallahu Aleyhi ve Sellem’in izinden gider; hakikati söyler ama incitmez, çağırır ama düşmanlık etmez, öğretir ama zorlamaz. Çünkü hidayetin anahtarı
 

Ekli dosyalar

  • WhatsApp Image 2025-12-05 at 19.59.43 (1).jpeg
    WhatsApp Image 2025-12-05 at 19.59.43 (1).jpeg
    171.4 KB · Görüntüleme: 126
  • WhatsApp Image 2025-12-05 at 19.59.43.jpeg
    WhatsApp Image 2025-12-05 at 19.59.43.jpeg
    122.3 KB · Görüntüleme: 126
Geri
Üst Ana Sayfa Alt