Video Tekfirde Aşırıya Kaçmaktan Ric'at! - Vcd - Mp3

Ebu Yusuf

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Ebu Huzeyfe Zındıgı ben sana muayyen olarak zındık diyorum. Sebebide Çünki sen dinden nasibini Almamış Zındıksın.!
Sen bir kere Erkek gibi çık şunu söyle Musa Hoca ve cemaati kafirdir de. neden içinizde sakladıgınızı dışınıza vurmuyorsunuz.?

Musa Hocaya kafir demiyorum diyorsan veya diyorsanız bunu sesli yazılı ve görüntülü olarak açıklayın.!

kafir diyorsanızda açıklayın.! insanlar sizi bilsin ve tanısanlar.

neyden korkuyorsunuzda bir açıklama yapmıyorsunuz. Zındık herif.!


Burada fakir edebiyatı yapma önce adam ol sonra gel burada yazı yaz. Fitneci Zındık.!
 

Mustafa Sabri

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Bu hocaların konuşmalarını baştan sona elimden geldiğince dikkatli dinlemeye çalıştım. Niyetlerinin halis olduğunu hissettim.Bazı noktalar net olarak ortaya konamamış olabilir,ama bunuda normal görüyorum.Benim bu konuşmadan çıkardığım başlıklar
1.Darul İslamda bile cehalet bazı konularda mazeret olabiliyorken Darul İslam olmayan yerde de cehalet mazeret olabilir.
2.Hücceti ikame etmeden tekfir etmenin sonuçlarını
3.Kişinin ilmi ile orantılı haddini bilmesi gerekir(daha Kuranı Arapça okumayı bilmeyipte Ebu Hanife'yi eleştirenlerde gördük maalesef)
4.Aşırı ve kuralsız Tekfircinin ruh hali (kişinin ne kadar tekfir edersem daha iyi bir Müslüman olurum düşüncesiyle zamanla kibirin kişiyi kuşatması )
5 Sınırları Allah'ın koyacağını Allah'ın genişlettiğini kimsenin daraltmaya hakkı olmadığını
6.Bazı iman küfür konularında icma olmadığı ve bu konularda tekfirleşmeye gidilmemesi gerektiği

(İnsanlar, başaklara benzerler, içleri boşken başları havadadır, doldukça eğilirler!!) Diye bir söz var İlim öğrendikçe insan olgunlaşıyor ve temkinli konuşuyor.

İnsanlardan, hayvanlardan ve davarlardan da renkleri böyle değişik olanlar vardır. Kulları içinde ise, Allah'tan ancak alim olanlar 'içleri titreyerek korkar'. Hiç şüphe yok Allah, üstün ve güçlü olandır, bağışlayandır.(Fatır 28)
 

Abdulafuv

Hak Ehli Susarsa Batıl Ehli Kendini Hak Zanneder
İslam-TR Üyesi
Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.(Arâf-172)

Ya da: "Bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız; işleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin?" dememeniz için.(Arâf-173)

ayetlerini dikkate alırsak cehalet mazeretmidir değilmidir. sorusuna cevap olurmu? eğer cevap değilse bizi bu konuda bilgilendirirmisiniz.
Selam ve dua ile
 

Sayfullah at-Turki

حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيل
İslam-TR Üyesi
Gerçekten çok yararlı bir ders olmuş, bilmediğim bir çok mesele varmış. Farkında olmadan bu konuda bir çok aşırı görüşler benimsemişim. Büyük şirk meselesinde her türlü şirkin aynı kategoride olduğunu ve hangi büyük şirk olursa olsun ve hangi şartlar altında yaşamış olursa olsun cehaletin muayyen tekfire mazeret olamayacağını düşünüyordum ve büyük şirkte cehaleti mazeret göreni en hafif hükümle itikadında küfür barındıran bir bidatçı olduğunu düşünüyordum ancak aşırılığımdan İbn Teymiyye ve diğer alimlerin bu konu hakkında fetvalarını görememişim, Şeyh Ebu Muhammed el Makdisi'nin de büyük şirkte muayyen tekfir etmeyen hakkında benim gibi düşündüğü zannediyordum öyle değilmiş. Bu dersi yapanlardan, Allah razı olsun. Eğer aşırılar gibi düşünecek olursak kendisi gibi düşünmeyen avamdan bir mücahidi tekfir edecek duruma geliriz gerçekten, çünkü bir çok mücahid bu tekfir meselelerinde muayyen hüküm vermede sakınır ve sakındırırlar.

Hani Rabbin, Adem oğullarının sırtlarından zürriyetlerini almış ve onları kendi nefislerine karşı şahidler kılmıştı: "Ben sizin Rabbiniz değil miyim?" (demişti de) onlar: "Evet (Rabbimizsin), şahid olduk" demişlerdi. (Bu,) Kıyamet günü: "Biz bundan habersizdik" dememeniz içindir.(Arâf-172)

Ya da: "Bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız; işleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin?" dememeniz için.(Arâf-173)

ayetlerini dikkate alırsak cehalet mazeretmidir değilmidir. sorusuna cevap olurmu? eğer cevap değilse bizi bu konuda bilgilendirirmisiniz.
Selam ve dua ile
Akhi yanılmıyorsam bu mesele derstede geçti, fıtrat ve misak ayetlerini kendisini İslam'a nispet eden bir müslümanın tekfirine ve azabına delil alanlar olduğu gibi fıtrat ve misakın başlı başına delil olamayacağını, eğer başlı başına delil olsaydı peygamberin ve hüccetin ulaşmasına gerek kalmayacağını ifade etmişler. Eğer fıtrat ve misak ayetleri tek başına delil olsaydı kendisine delil ulaşmayan fetret döneminde yaşamış bir müşriğin de imtihan edilmeden ahirette azap görmesi gerekirdi ama doğru görüşe göre bu sınıftakiler ahirette imtihan edilecek, fıtrat seni Tevhide ve Allah'ın dinine yönlendiren bir araçtır, tek başına bir delil değildir. Peki ama bunlar azap yönünden mazerettir, yine de hüccetten önce de müşrik olarak adlandırılmışlar dersen derim ki: Evet hükmen müşriklerdir çünkü dinimiz İslam dinini benimsemeyip neshedilmiş dinleri benimsemiş olanlara bu dünyada hükmen müşrik/kafir muamelesi yapar ancak İslam dininin nassla belirtmiş olduğu fetret döneminde yaşayıp mazur gördüğü şahıslar hariç, bunlara hükmen de batınen de müslüman denir (örneğin Necaşi, Kus bin Sâide ile Zeyd bin Amr, İslam dinini duymamış ehli kitap'tan veya müşriklerden bazı şahıslar). Biz kendisini İslam dinine nispet etmeyen kişilere hükmen kafir, müşrik muamelesi yaparız ancak gerçekte bunlar İslamı duymamış, ahiretteki hükmü imtihandan sonra belli olacak olan kişilerden de olabilir. Yani Allah'ın son mesajı olan İslama kendisini nispet eden kişileri, neshedilmiş din mensuplarına kıyas etmeyi doğru bulmuyorum. ''Bak aslen müşrik onlara da hüccetten önce müşrik denmiş, kendisini İslam'a nispet eden bir şirk türünü işleyen hangi şartlar altında olursa olsun sahibini müşrik diye adlandırılmasına engel değildir'' demek yanlış bir kıyastan ibaret olduğunu düşünüyorum, şirkin ayrıntısına girmek lazım, şahsın hangi şartlar altında yaşadığına, hangi durumların engel olabileceğine bakmak lazım, bu dersi dinledikten sonra bu görüşün daha doğru olduğunu düşünüyorum. Allah bizi yanlışlarımızdan dolayı affetsin ve akidemizi yanlışlardan temizlesin.
 

asrinsirri

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.

NİSA - 48

TABERİ TEFSİRİ

48- Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasmraffetmez. Bunun dışmdakini dilediği kimse için affeder. Kim Allah´a ortak koşarsa şüphesiz büyük bir günah ile iftira etmiş olur.

Şüphesiz ki Allah, kâfir olanı ve kendisine ortak koşam affetmez. Bunların dışındaki günahları dilediği kimseden bağışlar. Kim Allah´a oitak koşarsa, Allah´ın birliğini inkâr ettiği için büyük bir iftirada bulunmuş ve büyük bir günah işlemiş olur.

Bu âyet-i kerime, Allah´a ortak koşmanın dışındaki büyük günahların affedilip edilmemesinin, Allah tealanın dilemesine bağlı olduğunu, dilediği kimseden bu günahları affedip dilediğine de azap edeceğini beyan etmektedir. Nitekim diğer âyetlerde de şöyle buyurulmaktadır: "Allah´a samimiyetle iman edin. Ona ortak koşanlardan olmayın. Kim Allah´a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp kuşlar tarafından kapılmış veya rüzgarla uzaklara sürüklenmiş gibidir. [152]Kim allah´a ortak koşarsa şüphesiz ki Allah ona cenneti haram kılmıştır."

Abdullah b. Ömer bu âyet-i kerimenin nüzul sebebi hakkında şunlan soylemistir: "Ey Muhammed, kullanma şöyle dediğimi söyle: Ey kendi aleyhlerine haddi aşan kullarım, Allah´ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz ki al-lah bütün günahları bağışlar. [154] âyeti nazil olunca bir kişi ayağa kalktı ve dedi ki: "Ey Allah´ın Resulü, Allah´a ortak koşmayı da mı "Resulullah bundan hoşlanmadı ve "Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez." âyetini okudu.

Yine Abdullah b. Ömer diyor ki: "Biz sahabiler topluluğu, adam Öldürenin, yetim malı yiyenin.yalan yere şahitlik edenin ve akrabalık bağını koparanın cezalandırılacağında hiç şüphe etmiyorduk. Nihayet, "Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını affetmez. Bunun dışındakilerini dilediği kimse için affeder." âyeti nazil oldu. Biz böyle düşünmekten vazgeçtik. Çükü bu âyet beyan etti ki, her büyük günah işleyen, Allah´ın iradesine kalmıştır. Allah dilerse onu affeder dilerse azabeder. Yeter ki işlediği büyük günah, Allah´a ortak koşmak olmasın."

Elbette Allah; kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Kim, Allah'a şirk koşarsa; çok uzak bir dalalete düşmüş olur.

NİSÂ-116

Hayrlı sabahlar.
 

Sayfullah at-Turki

حَسْبُنَا ٱللَّهُ وَنِعْمَ ٱلْوَكِيل
İslam-TR Üyesi
Allah; kendisine ortak koşmayı bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Allah'a ortak koşan kimse, hiç şüphesiz pek büyük bir günahla iftira etmiş olur.

NİSA - 48

TABERİ TEFSİRİ

48- Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasmraffetmez. Bunun dışmdakini dilediği kimse için affeder. Kim Allah´a ortak koşarsa şüphesiz büyük bir günah ile iftira etmiş olur.

Şüphesiz ki Allah, kâfir olanı ve kendisine ortak koşam affetmez. Bunların dışındaki günahları dilediği kimseden bağışlar. Kim Allah´a oitak koşarsa, Allah´ın birliğini inkâr ettiği için büyük bir iftirada bulunmuş ve büyük bir günah işlemiş olur.

Bu âyet-i kerime, Allah´a ortak koşmanın dışındaki büyük günahların affedilip edilmemesinin, Allah tealanın dilemesine bağlı olduğunu, dilediği kimseden bu günahları affedip dilediğine de azap edeceğini beyan etmektedir. Nitekim diğer âyetlerde de şöyle buyurulmaktadır: "Allah´a samimiyetle iman edin. Ona ortak koşanlardan olmayın. Kim Allah´a ortak koşarsa sanki o, gökten düşüp kuşlar tarafından kapılmış veya rüzgarla uzaklara sürüklenmiş gibidir. [152]Kim allah´a ortak koşarsa şüphesiz ki Allah ona cenneti haram kılmıştır."

Abdullah b. Ömer bu âyet-i kerimenin nüzul sebebi hakkında şunlan soylemistir: "Ey Muhammed, kullanma şöyle dediğimi söyle: Ey kendi aleyhlerine haddi aşan kullarım, Allah´ın rahmetinden ümidinizi kesmeyin. Şüphesiz ki al-lah bütün günahları bağışlar. [154] âyeti nazil olunca bir kişi ayağa kalktı ve dedi ki: "Ey Allah´ın Resulü, Allah´a ortak koşmayı da mı "Resulullah bundan hoşlanmadı ve "Şüphesiz ki Allah, kendisine ortak koşulmasını affetmez." âyetini okudu.

Yine Abdullah b. Ömer diyor ki: "Biz sahabiler topluluğu, adam Öldürenin, yetim malı yiyenin.yalan yere şahitlik edenin ve akrabalık bağını koparanın cezalandırılacağında hiç şüphe etmiyorduk. Nihayet, "Şüphesiz ki Allah kendisine ortak koşulmasını affetmez. Bunun dışındakilerini dilediği kimse için affeder." âyeti nazil oldu. Biz böyle düşünmekten vazgeçtik. Çükü bu âyet beyan etti ki, her büyük günah işleyen, Allah´ın iradesine kalmıştır. Allah dilerse onu affeder dilerse azabeder. Yeter ki işlediği büyük günah, Allah´a ortak koşmak olmasın."

Elbette Allah; kendisine şirk koşulmasını bağışlamaz. Bundan başkasını dilediğine bağışlar. Kim, Allah'a şirk koşarsa; çok uzak bir dalalete düşmüş olur.

NİSÂ-116

Hayrlı sabahlar.
Es selamu aleykum.

bu ayetin hükmü mutlak, bunun ikimizin ve hatta tekfircilerin de kabul ettiği ittifak ettiğimiz iki istisnası var, ikrah ve hata (kasıtsızlık). Bazıları da buna Kuran ve sünnetten cehalet ve tevil engelinin mazeret olabileceğini gösteren nasslara binaen şirkte de cehalet ve tevil engelini katmış, bir de hangi ikrahın, hatanın, cehaletin, tevilin tekfire engel olabilecek geçerli bir engeldir? Allah (haşa) ikidir veya Allahtan başkasına ibadet edilebilir diyen veya dine hakaret eden, dinle alay eden la ilahe illallah sözüyle apaçık çelişen biri ile ölmüş salih kişilerden dünyadayken yapabilecekleri yardım çeşitlerini öldükleri halde onlardan talep eden ve bunu yaparken de Allahın bu konuda buna imkan sağlayabileceğini düşünen kişinin şirki aynı mıdır? Akhi Allahu alem ama dersi dinlemedin sanırım, sonuna kadar dinle gerçekten pişman olmayacaksın.

Muhammed İbni Abdulvahhab şöyle der : “ …. Biz Abdulkadir Geylani’nin türbesine koşup ona tapan kimseleri cehaletleri ve onlara bu fiillerinin yanlışlığını anlatacak kişilerin olmadığı için onları tekfir etmez isek, bizi tekfir etmediği ve bizimle savaşmadığı halde Allah’a şirk koşmayan kimseleri bize hicret etmedi diye nasıl tekfir ederiz ? Subhanallah ! bu bize büyük bir iftiradır. ”
ED-DÜRERÜ’S SENİYYE : 1.C.56.S - DAHLAN.SİYANETÜL İNSAN :449
 

asrinsirri

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Es selamu aleykum.

bu ayetin hükmü mutlak, bunun ikimizin ve hatta tekfircilerin de kabul ettiği ittifak ettiğimiz iki istisnası var, ikrah ve hata (kasıtsızlık). Bazıları da buna Kuran ve sünnetten cehalet ve tevil engelinin mazeret olabileceğini gösteren nasslara binaen şirkte de cehalet ve tevil engelini katmış, bir de hangi ikrahın, hatanın, cehaletin, tevilin tekfire engel olabilecek geçerli bir engeldir? Allah (haşa) ikidir veya Allahtan başkasına ibadet edilebilir diyen veya dine hakaret eden, dinle alay eden la ilahe illallah sözüyle apaçık çelişen biri ile ölmüş salih kişilerden dünyadayken yapabilecekleri yardım çeşitlerini öldükleri halde onlardan talep eden ve bunu yaparken de Allahın bu konuda buna imkan sağlayabileceğini düşünen kişinin şirki aynı mıdır? Akhi Allahu alem ama dersi dinlemedin sanırım, sonuna kadar dinle gerçekten pişman olmayacaksın.

Muhammed İbni Abdulvahhab şöyle der : “ …. Biz Abdulkadir Geylani’nin türbesine koşup ona tapan kimseleri cehaletleri ve onlara bu fiillerinin yanlışlığını anlatacak kişilerin olmadığı için onları tekfir etmez isek, bizi tekfir etmediği ve bizimle savaşmadığı halde Allah’a şirk koşmayan kimseleri bize hicret etmedi diye nasıl tekfir ederiz ? Subhanallah ! bu bize büyük bir iftiradır. ”
ED-DÜRERÜ’S SENİYYE : 1.C.56.S - DAHLAN.SİYANETÜL İNSAN :449
Abi kufr ameli işlendiğinde, Kur-an ve sahih hadislerde buna engel olacağına dair bir nass var mıdır ?
 

musafir

Üye
İslam-TR Üyesi
Selamunaleykum we rahmetullah. hocam bu 3. oturum adlı video açılmıyor. mp3 dosyaları ise bozuk.. Düzeltebilirmisiniz? Allah sizden razı olsun.
 

Muvahhid Faruk

* لا أمثل إلا نفسي *
İslam-TR Üyesi
Ubeydullah hangisi acaba Mısırda "okumuş" onumu kast ediyorsunuz? Ben Ubeydullah Kurdi diğe birisini biliyom 2009 da Veziristanda da bulunmuş. Acaba onumu kast ediyorsunuz? Duyduğuma göre o abi Devlede...doğrumu bu malumat?
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Son düzenleme:

Benzer konular

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 2)

Üst Alt