Çözüldü "Ummetimden Sıla İsminde Birisi Gelecek. O'nun Şefaatıyla Birçok Kimseler Kurtulur" Rivayeti Sahih midir?

ümit_ordusu

Yeni Üye
Üye
"Ummetimden sıla isminde birisi gelecek, Onun şefaatiyle bircok kimseler kurtulur."

bu sahih bir hadis mi?
Kimden bahsediyor? İmamı rabbani, Bu kimsenin kendisi olduğu doğru mu?
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi
İbni Mes'ûd (r.anhuma), Abdurrahman ibni Yezîd'den, O da Câbir'den rivayet ederek bildiriyor:
"Ummetimden Sıla isminde biri gelir. Onun şefaati ile, çok çok kimseler Cennete girer."
(Suyûti, Suyûti, Cem'u'l-Cevâmi, Zayıf hadis)


Ehl-i sunnetin âlimleri, söz konusu rivayette bahsedilen kişinin, hicretin 53. yılında Sicistan’da 130 yaşında öldürülen Sıla b. Eşyem el-Adevî olduğunu söylemişlerdir. (İbn Esir, Usdu’l-Ğabe, Daru’l-Kutubi’l-İlmiye, 1415/1994, 3/35)
Ayrıca "Sıla b. Eşyem el Adevi Adiy er Rabab kabüesindendir. O, Adiy b. Abdumenaf b. Ud b. Tabihe'dir. Bunu Said el Kuraşi nakletmiştir.
İsabe'de şöyle diyor: "Sıla b. Eşyem, kunyesi Ebu Sahba el Adevi'dir. Tabiin'dendir. Meşhur birisidir. Hadisi mursel olarak nakletmiştir. İbni Şahin, Said b. Yakub onu, sahabeden saymışlardır."
(Usdu'l Ğabe: 3/34, No: 2531; İsabe: 2/192, No: 4132)


Ummetimden Sıla isminde biri gelir. Onun şefâati ile çok kimseler Cennet'e girer." manasındaki hadisi ilk rivayet eden, bu hadisi özellikle Sıla b. Eşyem’le ilgili olarak aktaran Ebu Nuaym el-Isfahanidir. (el-Hilye, Beyrut, 1409, 2/241)

- Zehebi de Siyeru Âlâmi’n-Nubela adlı eserinde, söz konusu Sıla b. Eşyem el-Adevî’den çok övücü ifadelerle söz etmiş ve o da bu zatla ilgili olarak bu hadis rivayetine yer vermiştir. Ancak hadis rivayetinin “mudal(senedinden iki ve daha fazla ravinin peşpeşe düştüğü zayıf hadis) olduğunu belirtmiştir. (Siyeru Âlâmi’n-Nubela, Kahire, 1427/2006, 4/477)

Hasan-ı Basri (rahimehullah), salih bir zat olan Sıla b. Eşyem'in bir şiirini şöyle anlatmıştır:
“Bir gün bir adam ölmüş ve kabre defnedilmişti. Aramızda bulunan Sıla b. Eşyem kabrin başına gitti ve manzum olarak şunları söyledi:
Eğer bundan (şu kabrin azabından) kurtulduysan, büyük bir şeyden kurtulmuşsun demektir.
Yok eğer kurtulmadıysan bundan sonra kolay kolay kurtulacağını sanmıyorum
”.
Manzum olarak bunu seslendirirken hem ağladı hem oradakileri ağlattı.”
(el-Hilye, Beyrut, 1409, 2/241)


Sıla B. Eşyem El-Adevî Kimdir?

Tabii'nin büyüklerindendi. Basra'lıydı. Fazilet, takva, ibadet ve zuhd sahibiydi. Kunyesi Ebu Sabha idi. Çokça namaz kılardı. Öyle ki namaz kılarak yorulduğundan ötürü yatağına ancak sürünerek gidebilirdi. Cidden çok menkıbeleri vardır.

Bir defasında eğlenip oyun oynayan gençler onun yanından geçiyorlardı.
Onlara şöyle dedi: «Bir setere gitmek istedikleri halde gündüzleyin yollarını şaşıran, yoldan çıkan ve geceleyin de uyuyan bir kavmin durumunu bana söyleyin babalım! Bunlar sefer mesafesini ne zaman katedecekler?»
Gençlerden biri dedi ki: «Vallahi ey arkadaşlar, bu adam bu sözüyle bizi kastediyor. Bizler gündüzleri eğlenceyle geçiriyor, geceleri de uykuyla öldürüyoruz.»
Böyle dedikten sonra o genç, Sıla b. Eşyem'e tabi oldu. Hep onunla beraber ibadet etti. Ölünceye kadar onun yanında ibadetini sürdürdü.

Yine bir defasında gencin biri, elbisesinin eteğini yerden sürüyerek O'nun yanından geçti. Sıla'nın arkadaşları o gençle konuşmak istediler.
Ancak Sıla: «Ona ilişmeyin. Sizin yerinize ben onunla ilgilenirim.» dedi. Sonra genci yanına çağırıp şöyle dedi:
- Ey kardeşimin oğlu, seninle bir işim var.
- Ne işin var?
- Eteğini biraz kaldırmanı ve yerde sürüklememeni isteyecektim.
- Olur, baş göz üstüne.
Böyle dedikten sonra genç, eteğini yerden biraz kaldırdı. Sıla da arkadaşlarına dönüp şöyle dedi: «Sizin istediğiniz fazlasıyla yerine geldi. Ama siz bu gence sövseydiniz, o da size sovecekti ve istediğiniz de olmayacaktı

Cafer b. Zeyd, Sıla b. Eşyem'le ilgili bir hatırasını şöyle rivayet eder:
«Bir gazaya gittik. Askerler arasında Sıla b. Eşyem de vardı. Askeri birliğimiz yatsı vakti mola verdi.
Ben, "Sıla'nın bu gece ne yapacağını gözetleyeceğim." dedim O, bir ormanlığa girdi. Ben de onu takib ettim. Kalkıp namaza durdu. Bir aslan geldi, ona yaklaştı. Ben de bir ağaca çıktım. O, gelen aslanı bir köpek yavrusu sandı. Secdeye kapandı.
Ben de, "Aslan şimdi onu parçalar." dedim. Sıla, secdeden kalkıp oturdu.
Sonra selam verdi ve aslana dönüp şöyle dedi: "Ey aslan! Eğer birşey yapman sana emredilmişse yap, aksi takdirde rızkını başka yerde ara."
Aslan, kükreyerek geri döndü. Kükreyişi çok korkutucuydu. Sabaha doğru Sıla kalkıp oturdu. Allah'a -mislini işitmediğim bir hamd ile- hamdetti ve sonra da şöyle dedi: "Allah'ım, beni ateşten korumanı diliyorum. Benim gibi biri, senden Cennet'i istemeye zaten cesaret edemez."
Böyle dua ettikten sonra askerlerin arasına döndü, sabahleyin sanki o askerler arasında yatağında uyumuş gibiydi. Sabahleyin bende biraz gevşeme oldu. O gevşekliğin miktarını ancak Allah bilir.
O esnada Sıla'nın katırı, yükü sırtında olarak kaybolup gitmişti.
Sıla şöyle dua etti: «Allah'ım, katırımı yüküyle beraber bana geri göndermeni senden diliyorum
Böyle dua ettikten sonra katırı gelip karşısında durdu.
Düşmanla karşılaştığımızda Sıla ve Hişam b. Amir, düşmana hamle yaptılar. Biz de düşmana mızraklar ve kılıçlarla vurduk. Düşman taran şöyle dedi: «Arablardan iki adam, bu felaketi başımıza getirdiler ve bizi yenilgiye uğrattılar. Eğer hepsi bizimle savaşacak olsalardı halimiz nice olacaktı? Müslümanlar ne istiyorlarsa onlara verin, hükümlerine de boyun eğin.»
Sıla b. Eşyem dedi ki: Bir gazada iken çok acıktım. Yürümekte iken Rabbime dua ettim ve ondan yiyecek istedim. O esnada arka taraftan bir ses duydum. Dönüp baktığımda içinde yemek kabı bulunan bir mendil gördüm. Yemek kabı taze hurma doluydu. Doyuncaya kadar hurmaları yedim. Akşam olunca bir rahibin kilisesine yöneldim, içeri girdiğimde bu olayı ona anlattım. O da bana ihsan edilen taze hurmalardan biraz istedi. Ben de ona yedirdim. Bir süre sonra tekrar o rahibin yanına uğradım. Yanında güzel ve taze hurmalar gördüm.
Rahib bana: «Bunlar bana yedirdiğin o taze hurmalardan arta kalanlardır.» dedi.
Bir zaman sonra yemek kabına sarılı o beyaz mendil, Sıla'nın karısının eline geçti. Kadın da o mendili insanlara gösteriyordu.
Sıla, Muaze ile evleneceği zaman yeğeni, kendisini hamama götürdü. Hamamda yıkadıktan sonra onu alıp gerdek odasına soktu. Odanın içi esansla kokulandırılmıştı. Kalkıp namaza durdu. Gün ışıyıncaya kadar namaz kıldılar.
Yeğeni yanına gelip Sıla'ya şöyle dedi:
- Ey amca! Sanı dün gece amcam kızı Muaze ile gerdeğe koydum. Ama sen onunla ilgilenmeyip kalkıp namaz kıldın. Bu nasıl iştir?
- Sen beni sabahleyin öyle bir eve (hamama) soktun ki, o evle bana Cehennem ateşini hatırlattın. Akşama doğru da beni öyle bir eve (gerdek odasına) soktun ki, o evle bana Cennet'i hatırlattın. Ben de sabaha dek Cennet ve Cehennemi düşündüm.

Adamın birisi Sıla'ya şöyle dedi: — Benim için dua et.
Sıla da ona şu cevabı verdi: — Allah, seni kalıcı ahiret yurduna rağbet ettirsin. Fani olan dünyada da zahid kılsın. Sadece kendisine yönelinen yakîni sana nasib etsin. Zaten din hususunda da sadece yakîne itibar edilir.

Sıla b. Eşyem bir gazaya katılmıştı. Beraberinde oğlu da vardı. Oğluna şöyle dedi: «Ey oğulcuğum, ilerle ve savaş ki, öldürülesin de senin ecrini Allah'tan isteyeyim
Oğlu düşmana hamle yaptı. Savaştı ve nihayet öldürüldü. Sonra Sıla'nın kendisi de düşman üzerine atıldı. Savaştı ve nihayet öldürüldü. Kadınlar, karısı Muaze el-Adeviye'nin yanma gidip toplandılar.
Karısı onlara şöyle dedi: «Eğer beni tebrike gelmişseniz, hoşgeldiniz. Eğer taziyetlerinizi sunmaya gelmişseniz, geri dönün.» .
Sıla ile oğlu, bu senede Fars illerinde yapılan bir savaşta vefat ettiler.
(İbn Kesîr, El Bıdaye Ve'n-Nihaye, Çağrı Yayınları: C.9 , S. 29-31)

İbni Mubârak'in Seriy b. Yahya'dan, onun da Ala b. Hilal el Bahili'den rivayet ettiğine göre;

Sıla'nın kavminden bir adam Sıla'ya şöyle dedi: "Ey Ebu Sahba! Ruyamda bana bir kap bal (Sihah: 2/495 de şöyle diyor: "Eş Şehdu, kovandaki bal'dır) sana ise iki kap bal verildiğini gördüm."
Sıla şöyle cevap verdi: "Sen hayırlı bir ruya görmüşsün. Sen şehid edileceksin, ben ve oğlum da şehid edileceğiz" şöyle diyor:
"Yezid b. Ziyad'ın döneminde, Sicistan'da Türk'lerle karşılaştılar. Müslümanlardan ilk yenilen ordu, bu ordu oldu. Sıla oğluna şöyle dedi: "Ey oğlum! Annenin yanma dön."
Oğlu şöyle cevap verdi: "Ey baba! Sen kendin için hayır istiyorsun, bana ise geri dönmemi emrediyorsun. Allah'a yemin ederim ki sen, annem için benden daha hayırlısın."
Sıla şöyle dedi: "Madem böyle söyledin, o zaman ilerle."
Oğlu ilerledi ve vuruldu. Sıla, onun cesedinin etrafından bulunanları ok yağmuruna tuttu. Onları oradan savınca yanına gitti. Başında durup onun için dua etti. Sonra öldürülünceye kadar savaştı.

(İbni Mubârak, Cihad kitabında, S. 126, No; 154 de rivayet etmektedir; Zehebi, Siyer'i A'lamun Nubela'da, 3/499-500 da İbni Mubârak yoluyla rivayet etmektedir. Şuayb el Arnavuti, ravilerinin sika olduğunu söylemektedir.)


İsabe'de şöyle diyor: "Yezid b. Ebi Ziyad; Yezid b. Ziyad el Eşlemi olduğu da söylenmektedir. Sahabeden biridir. Ondan Yezid b. Ebi Habib rivayette bulunmuştur. Bunu İbni Yunus söylemiştir.
İbni Mende şöyle diyor: "Onun musned hadisini bilmiyoruz."
Tarihul Halife'de şöyle diyor: "Altmış iki senesinde Kabil ehli sözlerini bozdular Ebu Ubeyde b. Ziyad b. Ebi Sufyan'ı esir aldılar. Yezid b. Ziyad b. Ebi Sufyan ilerleyerek düşmana saldırdı. Öldüriilünceye kadar savaştı. Onunla beraber Zeyd b. Ced'an veya Ali b. Zeyd b. Ced'an ve Sıla b. Eşyem de öldürüldü."
Bu açıklamadan sonra Ebu Yezid'in, Ziyad b. Ebi Sufyan olduğu ortaya çıktı. Usudu'l Ğabe'de dediği gibi sahabeliğinde ihtilaf vardır. Rivayete göre Hicretten önce doğmuştur. Başka bir rivayete göre Hicret yılında doğmuştur. Başka bir rivayete göre ise Bedir yılında doğmuştur. Dolayısıyla oğlu da sahabeden değildir.

(Usudu'l Ğabe: 2/271, No: 1800; İsabe: 3/656, No: 9261; Tarihu't Halife: S. 236)

Sicistan: "Büyük bir şehirdir. Ora ile Herat arası on günlük mesafe, seksen fersahtır, Herat'ın güneyindedir."
Muncid: S. 277 de şöyle diyor: "Sistan veya Sicistan: İran ile Afganistan arasında bir şehirdir. Belgesine Nasratabad deniliyor."
(Mu'cemul Buldan: 3/190)

Muaze binti Abdullah el Adeviyye: Kunyesi Ummu Sahba'dır. Sika'dır. Üçüncü tabakadandır.
"Alim ve Abide bir hanımdır. Sıla b. Eşyem'in hanımıdır. Sahih hadis kitaplarında hadisiyle delili getirilmektedir. Yahya b. Main onu sika'lardan saymıştır. Ebul Ferec b. El Cevzi, ölüm tarihini seksen üç olarak belirlemiştir."

(Takrib: 2/614, No: 6; Siyeri A'lamun Nubela: 4/508-509, No: 200)

Not :
Özellikle Türkiye'deki Nakşıbendi Tarikatına mensub ehl-i tasavvuf, yukarıdaki bahsi geçen zayıf hadisteki "Sıla" isimli şahsın Nakşıbendi tarikatından İmam Rabbani namıyla "Ahmed Faruki' olduğunu zann etmeleri vehimden, safsatadan ibarettir.
 

Benzer konular

Üst Alt