Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;
C 1- Kazaya niyet ederek kılınan namazlar boşa gitmez. Çünkü kişi kaza namazıyla Allah'a yaklaşmak istemiş, İbadet kastıyla namaz kılmıştır, haram işlememiştir.
Bu durumda birçok usûlcüye göre bunların nafile sevabı kazanması umulur.
الأعمال بالنيات = "Ameller niyetlere göredir." (Buhârî, Muslim)
İbn Teymiyye ve öğrencisi İbn Kayyim el-Cevziyye (rahimehumullah) şöyle der: Kasten terk edilen namazın kazası olmaz. Ancak kişi samimi tevbe eder, çokça nafile kılar, salih amel işler.
Allah Onun günahını afveder.
Onlar "kaza kılarsa günaha girer" demezler. Sadece bunun borcu düşürmeyeceğini söylerler. Dolayısıyla Onların usûlüne göre de kaza diye kılınan namazlar ibadet olarak sevab vesilesi olabilir.
C 2- "20 yıllık kaza namazı yükü, dinin kolaylığına aykırı değil mi?"
يُرِيدُ اللَّهُ بِكُمُ الْيُسْرَ وَلَا يُرِيدُ بِكُمُ الْعُسْرَ
"Allah, Sizin için kolaylık ister, zorluk istemez." (Bakara 185)
وَمَا جَعَلَ عَلَيْكُمْ فِي الدِّينِ مِنْ حَرَجٍ
"Allah, din konusunda üzerinize bir güçlük yüklememiştir." (Hac 78)
Rasûlullah ﷺ de buyurmuştur: إن الدين يسر "Şubhesiz bu din kolaylıktır." (Buhârî)
: عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ عَمْرِو بْنِ الْعَاصِ رضي الله عنهما قَالَ
.بَلَغَ النَّبِيَّ ﷺ أَنِّي أَقُولُ: وَاللَّهِ لَأَصُومَنَّ النَّهَارَ، وَلَأَقُومَنَّ اللَّيْلَ مَا عِشْتُ
فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ : أَنْتَ الَّذِي تَقُولُ ذَلِكَ؟
قُلْتُ: قَدْ قُلْتُهُ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي يَا رَسُولَ اللَّهِ
فَقَالَ : فَإِنَّكَ لَا تَسْتَطِيعُ ذَلِكَ، فَصُمْ وَأَفْطِرْ، وَقُمْ وَنَمْ، فَإِنَّ لِجَسَدِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَإِنَّ لِعَيْنِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَإِنَّ لِزَوْجِكَ عَلَيْكَ حَقًّا، وَإِنَّ لِزَوْرِكَ عَلَيْكَ حَقًّا
Abdullah b. Amr (r. anh) şöyle dedi:
Rasûlullah'a ﷺ benim: "Allah'a yemin olsun ki yaşadığım sürece her gün oruç tutacağım ve her gece namaz kılacağım." dediğim ulaşmıştı.
Bunun üzerine Rasûlullah ﷺ bana şöyle buyurdu: "Bunu söyleyen sen misin?"
Ben: "Evet, anam babam sana feda olsun ey Allah'ın Rasûlü." dedim.
Rasûlullah ﷺ buyurdu: "Sen buna güç yetiremezsin. Oruç tut, bazen de tutma. Gece namazı kıl, ama uyu da. Çünkü bedeninin Senin üzerinde hakkı vardır. Gözünün Senin üzerinde hakkı vardır. Eşinin Senin üzerinde hakkı vardır. Misafirinin Senin üzerinde hakkı vardır..."
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu's-Savm, no: 1975; Sahîh-i Muslim, Kitâbu's-Sıyâm, no: 1159)
: عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ رضي الله عنه
. أَنَّ النَّبِيَّ ﷺ دَخَلَ الْمَسْجِدَ، فَإِذَا حَبْلٌ مَمْدُودٌ بَيْنَ سَارِيَتَيْنِ
فَقَالَ: مَا هَذَا الْحَبْلُ؟
. قَالُوا : هَذَا حَبْلٌ لِزَيْنَبَ، فَإِذَا فَتَرَتْ تَعَلَّقَتْ بِهِ
. فَقَالَ النَّبِيُّ ﷺ : لَا، حُلُّوهُ، لِيُصَلِّ أَحَدُكُمْ نَشَاطَهُ، فَإِذَا فَتَرَ فَلْيَقْعُدْ
Enes b. Malik (r. anh) şöyle dedi:
Nebî ﷺ mescide girdi. İki direk arasında gerilmiş bir ip gördü.
Buyurdu ki: "Bu ip nedir?"
Sahâbîler dediler ki: "Bu Zeyneb'e aittir. Yorulunca buna tutunarak namaz kılıyor."
Bunun üzerine Nebî ﷺ : "Hayır! Çözün onu. Sizden biri dinç olduğu sürece namaz kılsın. Yorulunca ise otursun (veya namazı bıraksın)." buyurdu.
(Sahîh-i Buhârî, Kitâbu't-Teheccud, no: 1150; Sahîh-i Muslim, Kitâbü Salâti'l-Musâfirîn, no: 784)
Fakat genel olarak ehl-i sunnetin cumhuru kaza namazını tasdikler. Bu Konuda Hanefi mezhebi alimleri ise şöyle der;
Onlara göre bir borç zor olduğu için düşmez. Mesela;
20 yıl zekât vermeyen, 20 yıl sonra zekâtını öder. 20 yıl oruç borcu varsa öder. Kul hakkı varsa öder. Namaz da böyledir.
Dolayısıyla zorluk, borcu ortadan kaldırmaz. Çünkü kişi bu borcu kendi kusuruyla oluşturmuştur.
Yani Allah başlangıçta Ona zor bir din yüklememiştir. Zorluğu meydana getiren kişinin kendi tercihidir.
Yine Hanefî âlimleri şunu da söyler; Kaza namazlarının hepsini kısa sürede bitirmek şart değildir.
Kişi beş vakti düzenli kılar, yanında fırsat buldukça kaza kılar. Yıllara yayabilir. Ölünceye kadar buna devam eder.
Yani "6 ay içinde 20 yılı bitirmek zorundasın." diye bir yükümlülük yoktur.
Aslında ihtilafın temelinde; "Namaz vakti çıkınca o farz zimmette borç olarak kalmaya devam eder mi, yoksa vakit çıkınca sadece günah mı kalır?" suali vardır.
Hanefî, Mâlikî, Şâfiî ve Hanbelî mezheplerinin cumhuru: Borç zimmette kalır.
İbn Hazm, İbn Teymiyye ve İbn Kayyim ise (kasten terk konusunda) ; Vakit çıkınca farz eda edilemez; zimmette kalan şey günah ve tevbe yükümlülüğüdür, kaza değil.
Görüldüğü gibi tartışma "kolaylık-zorluk" ekseninden ziyade, ibadetin vakitle kayıtlı oluşunun hukukî sonucu üzerinedir. Her iki taraf da Kur'an ve sünnetten deliller getirmiştir; ihtilaf, bu delillerin nasıl anlaşıldığı noktasındadır.