İsim ve Sıfatlarda Selefin Yolu

V Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi

İsim ve sıfatlar meselesi, İslam akidesinin en temel konularından biridir. Çünkü dinin özü, kulun Rabbini doğru tanıması ve O'na vahyin bildirdiği şekilde iman etmesidir. Bu sebeple ALLAH-u teala'nın isimleri ve sıfatları hakkında konuşurken esas alınacak ölçü insanların akılları, felsefeleri veya sonradan ortaya çıkan yorumları değil; Kur'an, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sahih sünneti ve bunları en doğru anlayan selef-i salihinin yoludur. Muhacirler, ensar ve onlara güzellikle tabi olanlar dini doğrudan vahyin indiği ortamda öğrenmiş, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in terbiyesinde yetişmiş ve ümmete dini eksiksiz aktarmışlardır. Bu sebeple isim ve sıfatlar konusunda onların yolu en güvenli, en sağlam ve en doğru yoldur. Müslümanların hidayet ve ilimde imam oldukları üzerinde ittifak ettiği âlimler de aynı yolu takip etmiş, akideyi Kur'an ve sünnetten öğrendikleri şekliyle muhafaza etmişlerdir.

Bundan dolayı bu konuda ölçü, onların üzerinde bulunduğu anlayıştır. ALLAH-u teala, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'i hidayet ve hak din ile göndermiş, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmış, onu kendisine davet eden bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak vasfetmiştir. Kur'an'da, "De ki: İşte benim yolum budur. Ben ve bana uyanlar basiret üzere ALLAH-u teala'ya davet ederiz." buyurulmuştur. Bu ayet, peygamberlerin davetinin zan ve tahmine değil, açık delile ve basirete dayandığını göstermektedir. Böyle bir peygamberin ümmetini dinin en önemli meselesi olan ALLAH-u teala'yı tanıma konusunda belirsizlik içinde bırakmış olması düşünülemez. Kur'an'ın dini kemale erdirdiğini bildirmesi de bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Din tamamlanmışsa, bu dinin en büyük esası olan marifetullah da eksiksiz açıklanmıştır. Aksi bir iddia, dinin tamamlandığını bildiren ilahi beyanla çelişir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine yalnızca büyük hükümleri değil, günlük hayatın en ince edeplerini dahi öğretmiştir. Tuvalet adabından ticarete, aile hukukundan ibadetlere kadar ihtiyaç duyulan her mesele açıklanmışken, kulların Rableri hakkında neye inanacakları gibi en büyük konunun açıklanmamış olduğunu düşünmek mümkün değildir. Kendisi ümmetini gecesi gündüzü gibi apaçık bir yol üzerinde bıraktığını haber vermiş, ALLAH-u teala'nın gönderdiği her peygamberin ümmetini bildiği en hayırlı şeye yönlendirmek ve bildiği en büyük kötülükten sakındırmakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.

Bu genel ilkenin içine ilk olarak tevhid ve ALLAH-u teala'nın isim ve sıfatları girer. Çünkü insanın kurtuluşu öncelikle Rabbini doğru tanımasına bağlıdır. Sahabenin naklettiği rivayetler de Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmetine son derece kapsamlı bir eğitim verdiğini göstermektedir. Ebû Zer'in, "Gökte kanat çırpan hiçbir kuş yoktu ki bize ondan bir ilim öğretmemiş olsun." sözü bunun delillerindendir.

Ömer b. Hattâb'ın rivayet ettiği hadiste ise Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in yaratılışın başlangıcından cennet ve cehennem ehlinin son durumuna kadar birçok gaybi meseleyi anlattığı haber verilmiştir. Böylesine kapsamlı bir eğitim veren peygamberin, ALLAH-u teala'nın isim ve sıfatları gibi dinin özü olan bir meseleyi açıklamadan bırakması ne aklen ne de dinen kabul edilebilir. ALLAH-u teala'yı isimleri ve sıfatlarıyla tanımak dinin aslıdır.

Kalplerin elde edeceği en büyük ilim, nefislerin ulaşacağı en değerli kazanç ve akılların kavrayacağı en üstün bilgi budur. İbadetin değeri de kulun Rabbini doğru tanımasıyla doğru orantılıdır. Sevgi, korku, ümit, tevekkül, ihlas ve bütün kalbî ameller marifetullah üzerine bina edilir. Bundan dolayı isim ve sıfatlar konusu tali bir mesele değil, bütün dinin merkezinde yer alan temel bir akide konusudur. Selef bu hakikati bildiği için bu meseleye büyük önem vermiş, Kur'an ve sünnette gelen bütün isim ve sıfatları kabul etmiş, bunları inkâr etmemiş, tahrif etmemiş, keyfiyetini araştırmamış ve mahlukatın sıfatlarına benzetmemiştir. Onların yöntemi teslimiyet ve ittiba üzerine kurulmuştur.​
 
Sâlim Et-Turkî Çevrimdışı

Sâlim Et-Turkî

Mersinli Hanbeliler...
İslam-TR Üyesi

İsim ve sıfatlar meselesi, İslam akidesinin en temel konularından biridir. Çünkü dinin özü, kulun Rabbini doğru tanıması ve O'na vahyin bildirdiği şekilde iman etmesidir. Bu sebeple ALLAH-u teala'nın isimleri ve sıfatları hakkında konuşurken esas alınacak ölçü insanların akılları, felsefeleri veya sonradan ortaya çıkan yorumları değil; Kur'an, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in sahih sünneti ve bunları en doğru anlayan selef-i salihinin yoludur. Muhacirler, ensar ve onlara güzellikle tabi olanlar dini doğrudan vahyin indiği ortamda öğrenmiş, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in terbiyesinde yetişmiş ve ümmete dini eksiksiz aktarmışlardır. Bu sebeple isim ve sıfatlar konusunda onların yolu en güvenli, en sağlam ve en doğru yoldur. Müslümanların hidayet ve ilimde imam oldukları üzerinde ittifak ettiği âlimler de aynı yolu takip etmiş, akideyi Kur'an ve sünnetten öğrendikleri şekliyle muhafaza etmişlerdir.

Bundan dolayı bu konuda ölçü, onların üzerinde bulunduğu anlayıştır. ALLAH-u teala, Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'i hidayet ve hak din ile göndermiş, insanları karanlıklardan aydınlığa çıkarmış, onu kendisine davet eden bir davetçi ve aydınlatıcı bir kandil olarak vasfetmiştir. Kur'an'da, "De ki: İşte benim yolum budur. Ben ve bana uyanlar basiret üzere ALLAH-u teala'ya davet ederiz." buyurulmuştur. Bu ayet, peygamberlerin davetinin zan ve tahmine değil, açık delile ve basirete dayandığını göstermektedir. Böyle bir peygamberin ümmetini dinin en önemli meselesi olan ALLAH-u teala'yı tanıma konusunda belirsizlik içinde bırakmış olması düşünülemez. Kur'an'ın dini kemale erdirdiğini bildirmesi de bunu açıkça ortaya koymaktadır.

Din tamamlanmışsa, bu dinin en büyük esası olan marifetullah da eksiksiz açıklanmıştır. Aksi bir iddia, dinin tamamlandığını bildiren ilahi beyanla çelişir. Nebi sallallahu aleyhi ve sellem ümmetine yalnızca büyük hükümleri değil, günlük hayatın en ince edeplerini dahi öğretmiştir. Tuvalet adabından ticarete, aile hukukundan ibadetlere kadar ihtiyaç duyulan her mesele açıklanmışken, kulların Rableri hakkında neye inanacakları gibi en büyük konunun açıklanmamış olduğunu düşünmek mümkün değildir. Kendisi ümmetini gecesi gündüzü gibi apaçık bir yol üzerinde bıraktığını haber vermiş, ALLAH-u teala'nın gönderdiği her peygamberin ümmetini bildiği en hayırlı şeye yönlendirmek ve bildiği en büyük kötülükten sakındırmakla yükümlü olduğunu bildirmiştir.

Bu genel ilkenin içine ilk olarak tevhid ve ALLAH-u teala'nın isim ve sıfatları girer. Çünkü insanın kurtuluşu öncelikle Rabbini doğru tanımasına bağlıdır. Sahabenin naklettiği rivayetler de Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in ümmetine son derece kapsamlı bir eğitim verdiğini göstermektedir. Ebû Zer'in, "Gökte kanat çırpan hiçbir kuş yoktu ki bize ondan bir ilim öğretmemiş olsun." sözü bunun delillerindendir.

Ömer b. Hattâb'ın rivayet ettiği hadiste ise Nebi sallallahu aleyhi ve sellem'in yaratılışın başlangıcından cennet ve cehennem ehlinin son durumuna kadar birçok gaybi meseleyi anlattığı haber verilmiştir. Böylesine kapsamlı bir eğitim veren peygamberin, ALLAH-u teala'nın isim ve sıfatları gibi dinin özü olan bir meseleyi açıklamadan bırakması ne aklen ne de dinen kabul edilebilir. ALLAH-u teala'yı isimleri ve sıfatlarıyla tanımak dinin aslıdır.

Kalplerin elde edeceği en büyük ilim, nefislerin ulaşacağı en değerli kazanç ve akılların kavrayacağı en üstün bilgi budur. İbadetin değeri de kulun Rabbini doğru tanımasıyla doğru orantılıdır. Sevgi, korku, ümit, tevekkül, ihlas ve bütün kalbî ameller marifetullah üzerine bina edilir. Bundan dolayı isim ve sıfatlar konusu tali bir mesele değil, bütün dinin merkezinde yer alan temel bir akide konusudur. Selef bu hakikati bildiği için bu meseleye büyük önem vermiş, Kur'an ve sünnette gelen bütün isim ve sıfatları kabul etmiş, bunları inkâr etmemiş, tahrif etmemiş, keyfiyetini araştırmamış ve mahlukatın sıfatlarına benzetmemiştir. Onların yöntemi teslimiyet ve ittiba üzerine kurulmuştur.​
Akhim ben misal yed sıfatında şöyle diyorum Allahın yed sıfatı vardır tercüme edemeyiz mahlukata benzemez cisim değildir her şey onun şanına yaraşır biçimdedir. İspat+tenzih
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt