aleyküm selam ve rahmetullah,
Bir bedevi Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) yanına gelerek:
— "Ey Allah’ın Resulü! Kıyamet günü mahlukatın hesabını kim görecek?" diye sorar.
Efendimiz (s.a.v.):
— "Yüce Allah bizzat kendisi görecek," buyurur.
Bunu duyan bedevi tebessüm eder ve sevinçle dönüp gitmeye hazırlanır. Efendimiz onun bu sevincini görünce arkasından seslenir:
— "Ey Arap kardeşim, neden güldün?"
Bedevi, İslam tasavvufuna yön veren şu cevabı verir:
— "Ey Allah'ın Resulü! Kerîm (cömert ve şerefli) olan zat, hesaba çektiğinde müsamaha gösterir; gücü yettiğinde ise affeder!"
Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bedevinin bu derin kavrayışını ve Allah'a olan hüsnüzannını doğrulayarak yanındakilere, "Bedevi doğru söyledi," buyurur.
hocam bu şeklinde olan İmam Gazali’nin İhyâu Ulûmi’d-Dîn adlı eserinde (Rica / Ümit Bölümü'nde) varmış ancak hadis alimleri bu diyalog zincirinin de sened açısından zayıf veya asılsız olduğunu, ancak edebi bir menkıbe olarak taşınabileceğini belirtmiş.
başka bir versiyonunda ise ;
Günahkâr bir bedevi, mahşer gününü veya Allah'ın huzuruna çıkacağı anı düşünürken etrafındakilere, "Eğer Allah beni kıyamet günü hesaba çekerse, ben de O’nu hesaba çekerim!" der. Çevresindekiler şaşkınlıkla, "Sen küçücük, günahkâr bir kulsun. Koca kainatın sahibini nasıl hesaba çekebilirsin ki?" diye sorduklarında, bedevi kendi sıfatları ile Allah'ın sıfatlarını üçe üç olacak şekilde şöyle karşılaştırır:
1. Sıfat Karşılaştırması: "Eğer O beni günahlarımla hesaba çekerse, ben de O’nu mağfiretiyle (bağışlayıcılığıyla) hesaba çekerim."
2. Sıfat Karşılaştırması: "Eğer O beni kusurlarımla ve isyanımla hesaba çekerse, ben de O’nu affıyla hesaba çekerim."
3. Sıfat Karşılaştırması: "Eğer O benim cimriliğimi (kulluktaki eksikliğimi) öne sürerse, ben de O’nun Keremini ve cömertliğini (Kerîm oluşunu) öne sürerim."
Bedevi sözlerini şöyle bitirir: "O öyle Kerîm (sonsuz ikram sahibi) bir Allah'tır ki, O'nun cömertliği ve affı karşısında benim günahlarımın lafı bile olmaz. Kerîm olan, kendi keremine yakışanı yapar." Bu hüsnüzan ve ümitle oradan içi rahatlamış ve mutlu bir şekilde ayrılır.
ancak bunun kaynağı bulamadım bende