Çocuklarda Değerlilik Hissi

Muddessir

İyi Bilinen Üye
Moderatör
Üye
Değersizlik hissi söz konusu olduğunda kişinin ilk kontrol edeceği şey iletişimin kalitesi ve doğallığıdır. Bu ister sözlü ister sözsüz olsun. Çocuk onunla kurulan iletişimin içinde arar kendi değerini. Bunu bilinçli şekilde yapmaz asla. Sadece onunla iletişim kurulduğunda karşıdan gelen sinyaller çocuğun içinde uyandırır değerlilik hissini.

Duygular harekete geçtiyse kaliteli iletişimden söz edebiliriz ancak. Buna ebeveynin değil, çocuğun penceresinden bakmak gerekir. Anne-babanın değil, çocuğun ne hissettiği önemlidir.

“Dünyanın en değerli varlığı benim çocuğum.” diyen bir ebeveyn, eğer bu hissi oğlunun-kızının içinde oluşturamamışsa arada kopukluk var demektir. Bunun sebebi, ebeveynin duruşu, bakışı, mimikleri, kullandığı kelimeler ya da başkalarına verdiği değerle kıyas olabilir

. Yetişkinler, “Ben bu kadar çaba sarf ediyorum, fedakârlık yapıyorum, ama sen hâlâ böyle düşünüyorsun!” diye çocuğu aşağılamak yerine; kendini kontrol etmeli, bu değer-algı yanılmasının sebeplerini tek tek bulmalıdır.

Ebeveynlerin zeki, hafızalarının da güçlü olması, büyük avantajdır, eğer yerinde ve zamanında kullanılıyorsa...

Örneğin, çocuk babasıyla yolda yürürken oyuncak mağazasının vitrinindeki bir oyuncağı gösterir, “Şunun gibi bir arabam olsun isterdim.” ya da “Arkadaşımın böyle bir oyuncağı var. Çok beğeniyorum.” der. Günlük bir konuşmanın içinde tek kelimelik önemli bir iletişim saklıdır aslında.

Ebeveyn oğlunun-kızının beğendiği oyuncağı zihnine yazar, özel bir günde alıp sürpriz yaparsa, çocuk, “Demek ki konuştuğum an babam beni dinliyormuş, neyi beğendiğime dikkat etmiş. Bana değer verdiği için o anı yakalamış. Aradan bir ay geçmesine rağmen hep aklındaymış, unutmamış. O unutmadığı şey hediye değil. Aslında babam-annem beni unutmamış.” diye düşünür. Hediyeyi vermek için uygun atmosfer de oluşturulmuşsa, çevredekilerin de hissettirdiği artı değerle çocuk, küçük bir hediyeden aslında koca bir değer kazanmış olur.

Çok defa ebeveynler çocukları için bir eşya satın alır. Çocuk da bundan dolayı büyük mutluluk yaşar. Fakat anne-baba aldıkları hediyeyi, “Derslerine iyi çalışacaksın ama!..” diyerek verirse; çocuğun duygularına akacak değer hissi birdenbire kesintiye uğrar. Hediye araç değil, amaç olur. Oysa değerlilik hissi amaçsızdır; “Sadece senden dolayı.” demektir.

Çocuk, “Babacığım bu çok istediğim oyuncağı bana almışsın. Ben de derslerime daha iyi çalışacağım.” demiş olsa bile anne-baba, “Hayır çocuğum. Derslerine ister iyi, istersen kötü çalış. Ben bunu sadece seni düşündüğüm, seni çok sevdiğim için aldım. Başka hiçbir amacı yok.” şeklinde cevap vermelidir.

Karı-koca arasındaki ilişkide de aynı şekilde tavır geliştirilmelidir. Eğer alınan bir hediye, eşya, mutlu olunacak bir an paylaşılıyor ya da özel bir yerde yemek yeniyorsa orada eşler beklentilerinden söz etmemelidir. Çiftin o anı yaşaması, bedenlerinin, ruhlarının, zihinlerinin kenarlarındaki tüm bağlantılardan kopması gerekir ki; gerçek bir değerden söz edebilelim...
 

Benzer konular

Üst Alt