Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Video Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeme Meselesinin Tafsilatı - Şeyh Suleyman Nâsır el-Ulvan

Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeme Meselesinin Tafsilatı
Şeyh Suleyman Nâsır el-Ulvan



Kardeş, Allah (subhanehu ve teâlâ)’nın “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” diğer ayette “...zalimlerin ta kendisidir” diğer ayette ise “...fasıkların ta kendisidir” sözü hakkında sormaktadır.
Birçok sahabeden aktarıldığına göre bu ayetler kâfirler hakkında nazil olmuştur. Onlar ki(kâfirler) Allah’ın şeriatıyla hükmetmezler. Bazı âlimler bu ayetlerdeki Allah’ın hükümleriyle hükmetmeme durumunun derece derece olduğunu söylemişlerdir. Küfür kelimesi elif ve lam (harfleriyle) marife kılındığında yalnızca büyük küfre delalet eder. Allah (azze ve celle)’nin “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide sûresi, 44. ayet meali) sözündeki küfür; büyük küfürdür. Zira bu ayette küfür kelimesi elif ve lam harfiyle marife(belirli) kılınmıştır.
İmam Abdurrezzak (rahimehullah) tefsirinde Ma’mer’den o da Zuhri’den o da Abdullah ibni Tâvus’tan özür dilerim. Mâmer’den o da Abdullah ibni Tâvus’tan o da babasından o da İbni Abbas’tan rivayetinde İbni Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle der: “İşte küfür olan budur.
İmam Hâkim ve başkalarından Hişam ibni Huceyr O da Abdullah ibni Tâvus O da babasından O da İbni Abbas’tan rivayetinde İbni Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle der: “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” Bu "kufrun dune kufr"(kişiyi dinden çıkaran küfür değildir)” diye açıklamıştır.
Bu rivayet iki sebebden ötürü mâlul(illetli)dir. Birinci illet Hişam ibni Huceyr: hafızası kötüdür. İkinci illet Hişam ibni Huceyr, Mâmer’e lafzında muhalefet etmiştir. Mâmer, Hişam’dan çok daha güvenilirdir.
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeme konusu kısım kısımdır.

Birinci kısım: Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemeyi helal gören. “Allah’ın indirdiklerinin dışında başka hükümlerle hükmetmek caizdir” demesi gibi. Bu icma ile küfürdür. Bu konuda ihtilaf yoktur. Bütün taifeler bunda ittifak halindedir.

İkinci kısım: Mesela; “Allah’ın indirdikleriyle hükmetme ve başka hükümlerle hükmetme arasında muhayyerdir” sözünü söylemesi. Bu söz icma ile küfürdür. Bütün taifeler bu konuda ittifak halindedir.

Üçüncü kısım: Allah’ın hükümlerinin dışındaki hükümlerin Allah’ın hükümlerinden daha güzel olduğuna inanması gibi. Bu şekilde inanan icma ile kâfirdir. Allah’ın indirdiğiyle hükmetse bile durum değişmez.

Dördüncü kısım: Allah’ın hükümlerini değiştirip beşeri kanunlar ile hükmetmesi gibi; kısasın yerine para cezası getirmesi, el kesmenin yerine hapis cezası vermesi gibi. Bunu insanların uyması ve asla ihlal etmemeleri gereken bir kanun kılıyor. Bu da icma ile küfürdür; İshak ibni Râheveyh, Ebu Muhammed ibni Hazm, İbni Teymiyye, İbni Kesir ve başka âlimler bu noktada icma aktarmışlardır. Bu gibi durumlarda ihtilaf etmemesi gerekir. Çünkü âlimler Kur’an’ı bırakıp Tevrat’a ve İncil’e uyanların kâfir olduğunda icma etmişlerdir. Halbuki bu iki kitab nesh edilmiş olan Allah’ın hükümleridirler. O halde Allah’ın hükümlerini bırakıp şeytanların vahyine ve batının alçak ve rezil kanunlarına tabi olanın durumu nasıl olur?

Beşinci kısım: Allah’ın hakkında izin vermediği hükümleri insanlara teşri/kanun yapması. Örnek: Öğle namazına beşinci rekatı ekleyerek kanunlaştırması veya üzerinde oldukları kıblenin dışında başka bir kıble belirlemesi ya da Allah’ın ve Rasûlü’nün hükmüne zıt nizamları kanunlaştırması. Bu kimse muşriktir.
Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Yoksa, Allah’ın izin vermediği şeyleri, kendilerine dinden şeriat kılan/kanun yapan ortakları mı var? (Şuâra sûresi, 21.ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz (tek hükümran, yasamada bulunan, doğru ve yanlış belirleyen O’dur.)” (Kehf sûresi, 26. ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Hüküm yalnızca Allah’ındır.” (Yusuf sûresi, 40. ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Şayet onlara itaat edip hiç şubhesiz muşriklerden olursunuz.” (En’am sûresi, 121. ayet meâli)
Teşride bulunmak/Kanun yapmak (hükmü) tebdil etmek/değiştirmek değildir. Her (hükmün) değişmesi teşridir. Ancak her teşride bulunmak tebdil değildir. Öyleyse teşride bulunmak tebdil yoluyla da olabilir tebdil olmadan da olabilir.

Altıncı kısım: Allah’ın hükmünü külli olarak terk etmesi ve Allah’ın şeriatına iltizam göstermemesi. Bu kişinin küfrü; şeriata uymaktan kaçınma küfrüdür.

Yedinci kısım: Tebdil ve teşri yapmaksızın bazen Allah’ın şeriatıyla bazen de başka hükümlerle hükmetmesi gibi. Bu kişi mumteni değilse hakkında ihtilaf edilmiştir.

Sekizinci kısım: Belirli bir meselede istihlal (helal kabul etmek) olmaksızın ve Allah’ın hükmünden daha üstün olduğuna inanmaksızın Allah’ın hükmünü terk etmesi; Bir hâkimin kısas meselesinde istihlal ve tebdil olmaksızın yakınının lehine hükmetmesi gibi. İşte bu kişi hakkında selef imamları şöyle demişlerdir: “Kufrun dune kufr (Dinden çıkarmayan küfür)”.


 
A Çevrimdışı

Akansu55

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeme Meselesinin Tafsilatı
Şeyh Suleyman Nâsır el-Ulvan



Kardeş, Allah (subhanehu ve teâlâ)’nın “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” diğer ayette “...zalimlerin ta kendisidir” diğer ayette ise “...fasıkların ta kendisidir” sözü hakkında sormaktadır.
Birçok sahabeden aktarıldığına göre bu ayetler kâfirler hakkında nazil olmuştur. Onlar ki(kâfirler) Allah’ın şeriatıyla hükmetmezler. Bazı âlimler bu ayetlerdeki Allah’ın hükümleriyle hükmetmeme durumunun derece derece olduğunu söylemişlerdir. Küfür kelimesi elif ve lam (harfleriyle) marife kılındığında yalnızca büyük küfre delalet eder. Allah (azze ve celle)’nin “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide sûresi, 44. ayet meali) sözündeki küfür; büyük küfürdür. Zira bu ayette küfür kelimesi elif ve lam harfiyle marife(belirli) kılınmıştır.
İmam Abdurrezzak (rahimehullah) tefsirinde Ma’mer’den o da Zuhri’den o da Abdullah ibni Tâvus’tan özür dilerim. Mâmer’den o da Abdullah ibni Tâvus’tan o da babasından o da İbni Abbas’tan rivayetinde İbni Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle der: “İşte küfür olan budur.
İmam Hâkim ve başkalarından Hişam ibni Huceyr O da Abdullah ibni Tâvus O da babasından O da İbni Abbas’tan rivayetinde İbni Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle der: “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” Bu "kufrun dune kufr"(kişiyi dinden çıkaran küfür değildir)” diye açıklamıştır.
Bu rivayet iki sebebden ötürü mâlul(illetli)dir. Birinci illet Hişam ibni Huceyr: hafızası kötüdür. İkinci illet Hişam ibni Huceyr, Mâmer’e lafzında muhalefet etmiştir. Mâmer, Hişam’dan çok daha güvenilirdir.
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeme konusu kısım kısımdır.

Birinci kısım: Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemeyi helal gören. “Allah’ın indirdiklerinin dışında başka hükümlerle hükmetmek caizdir” demesi gibi. Bu icma ile küfürdür. Bu konuda ihtilaf yoktur. Bütün taifeler bunda ittifak halindedir.

İkinci kısım: Mesela; “Allah’ın indirdikleriyle hükmetme ve başka hükümlerle hükmetme arasında muhayyerdir” sözünü söylemesi. Bu söz icma ile küfürdür. Bütün taifeler bu konuda ittifak halindedir.

Üçüncü kısım: Allah’ın hükümlerinin dışındaki hükümlerin Allah’ın hükümlerinden daha güzel olduğuna inanması gibi. Bu şekilde inanan icma ile kâfirdir. Allah’ın indirdiğiyle hükmetse bile durum değişmez.

Dördüncü kısım: Allah’ın hükümlerini değiştirip beşeri kanunlar ile hükmetmesi gibi; kısasın yerine para cezası getirmesi, el kesmenin yerine hapis cezası vermesi gibi. Bunu insanların uyması ve asla ihlal etmemeleri gereken bir kanun kılıyor. Bu da icma ile küfürdür; İshak ibni Râheveyh, Ebu Muhammed ibni Hazm, İbni Teymiyye, İbni Kesir ve başka âlimler bu noktada icma aktarmışlardır. Bu gibi durumlarda ihtilaf etmemesi gerekir. Çünkü âlimler Kur’an’ı bırakıp Tevrat’a ve İncil’e uyanların kâfir olduğunda icma etmişlerdir. Halbuki bu iki kitab nesh edilmiş olan Allah’ın hükümleridirler. O halde Allah’ın hükümlerini bırakıp şeytanların vahyine ve batının alçak ve rezil kanunlarına tabi olanın durumu nasıl olur?

Beşinci kısım: Allah’ın hakkında izin vermediği hükümleri insanlara teşri/kanun yapması. Örnek: Öğle namazına beşinci rekatı ekleyerek kanunlaştırması veya üzerinde oldukları kıblenin dışında başka bir kıble belirlemesi ya da Allah’ın ve Rasûlü’nün hükmüne zıt nizamları kanunlaştırması. Bu kimse muşriktir.
Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Yoksa, Allah’ın izin vermediği şeyleri, kendilerine dinden şeriat kılan/kanun yapan ortakları mı var? (Şuâra sûresi, 21.ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz (tek hükümran, yasamada bulunan, doğru ve yanlış belirleyen O’dur.)” (Kehf sûresi, 26. ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Hüküm yalnızca Allah’ındır.” (Yusuf sûresi, 40. ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Şayet onlara itaat edip hiç şubhesiz muşriklerden olursunuz.” (En’am sûresi, 121. ayet meâli)
Teşride bulunmak/Kanun yapmak (hükmü) tebdil etmek/değiştirmek değildir. Her (hükmün) değişmesi teşridir. Ancak her teşride bulunmak tebdil değildir. Öyleyse teşride bulunmak tebdil yoluyla da olabilir tebdil olmadan da olabilir.

Altıncı kısım: Allah’ın hükmünü külli olarak terk etmesi ve Allah’ın şeriatına iltizam göstermemesi. Bu kişinin küfrü; şeriata uymaktan kaçınma küfrüdür.

Yedinci kısım: Tebdil ve teşri yapmaksızın bazen Allah’ın şeriatıyla bazen de başka hükümlerle hükmetmesi gibi. Bu kişi mumteni değilse hakkında ihtilaf edilmiştir.

Sekizinci kısım: Belirli bir meselede istihlal (helal kabul etmek) olmaksızın ve Allah’ın hükmünden daha üstün olduğuna inanmaksızın Allah’ın hükmünü terk etmesi; Bir hâkimin kısas meselesinde istihlal ve tebdil olmaksızın yakınının lehine hükmetmesi gibi. İşte bu kişi hakkında selef imamları şöyle demişlerdir: “Kufrun dune kufr (Dinden çıkarmayan küfür)”.



Gayet iyi açıklamış.Eskiden izlediğim bir videosuydu. Allah şeyhten razı olsun.Hala bu basit meseleyi anlamayan milyonlarca kendini islama nispet edip aslında demokrasi dininin doğrudan veya dolaylı kulluğunu yapan nice insanlar var.Maide 44 ü "sözde delil" alıp,İbn Abbas'a iftira edip onlarca insanı saptıran onlarca hoca var piyasada.Adamlar daha teşri' ile kadı'nın şeriatı kabul edip de belli sebeplerden dolayı hükmü farklı vermesini ayırt edemeyecek kadar da ilmi noksan insanlar.Şeyh son madde de buna değinmiş.Kur'anda onlarca ayette hakimiyet konusu anlatıldığı halde cahil bir tavırla maide 44 tefsirine yapışıp onu da yanlış anlayarak İbn Abbas'a iftira edenler ne büyük bir suç işliyorlar.Allah el Hakem,el Hakim,el Adl isimlerinde kendisine ortak koşan bu yöneticilere,şeyhlere,topluma el Hadi isminin hürmetine hidayet versin.Hakimiyet ve itaat şirki ile ilgili apaçık ayetleri sıralayacak olursak:


Şüphesiz ki Tevrat’ı biz indirdik. Onun içinde hidayet ve nur vardır. (Allah’a hakkıyla) teslim olmuş olan nebiler o Kitap’la Yahudi olan kimselere hükmeder. Rabbaniler ve din bilginleri Kitab’ı korumakla görevli olduklarından ve Kitab’ın şahitleri olduklarından (insanlar arasında Kitap’la) hükmederler. (Öyleyse) insanlardan korkmayın. (Yalnızca) benden korkun! Ayetlerimi az bir paha karşılığında satmayın. Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.

(5/Mâide, 44)

Yoksa cahiliyenin hükmünü mü istiyorlar? Yakinen inanmış bir kavim için kim Allah’tan daha güzel hüküm sahibi olabilir?

(5/Mâide, 50)




De ki: “Ne kadar kaldıklarını en iyi bilen Allah’tır. Göklerin ve yerin gaybı (bilgisi) O’na aittir. O, ne güzel görür, ne güzel işitir. Onların, O’ndan başka bir dostu yoktur. Hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz.

(Kehf 26)



Yoksa onların, Allah'ın dinde izin vermediği şeyi kendilerine meşru kılacak ortakları mı vardır? Eğer azabın ertelenmesine dair kesin yargı sözü olmasaydı, aralarında hemen hüküm verilir, işleri bitirilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azab vardır.

(Şura 21)


Allah’ı bırakıp da taptıklarınız, sizin ve atalarınızın taktığı birtakım isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında herhangi bir delil indirmemiştir. Hüküm sadece Allah’a aittir. O size kendisinden başkasına ibadet etmemenizi emretmiştir. İşte dosdoğru din budur. Fakat insanların çoğu bilmezler.

(Yusuf 40)


Sonra şunu söyledi: “Oğullarım! (Şehre) hepiniz bir kapıdan girmeyin, ayrı ayrı kapılardan girin. Ama Allah’tan gelecek hiçbir şeyi sizden savamam. Hüküm yalnızca Allah’ındır. Ben O’na tevekkül ettim. Tevekkül edecek olanlar da yalnızca O’na tevekkül etsinler.” dedi.

(Yusuf 67)





De ki: “Şüphesiz ben, rabbimden gelen apaçık bir delile dayanıyorum. Siz ise onu yalanladınız. Çabucak gelmesini istediğiniz (azap) benim yanımda değildir. Hüküm ancak Allah'ındır ve Allah hakkı anlatır; O, doğru hüküm verenlerin en hayırlısıdır.”

(En'am 57)


Sonra onlar, gerçek mevlaları olan Allah'a döndürülürler. Dikkat edin, hüküm yalnız O'nundur ve O, hesabı çabuk görendir.

(En'am 62)




Şüphesiz ki sizin Rabbiniz, altı günde gökleri ve yeri yaratan, sonra arşa istiva eden Allah’tır. Gündüzü, ısrarla kovalayan geceyle örter. Güneş, Ay ve yıldızları emrine amade kılıp, boyun eğdirendir. Dikkat edin! Yaratmak da emretmek de Allah’a aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir.

(A'râf, 54)


Haram ayların (yerlerini değiştirip) ertelemek, küfürde ileri gitmektir. Bununla kâfirler saptırılır. Allah’ın haram kıldığına sayı bakımından uydurmak için onu bir yıl haram, bir yıl da helal kılıyorlar. Böylelikle Allah’ın haram kıldığı (ayları) helal kılmış oluyorlar. Kötü amelleri onlara süslü gösterildi. Allah, kâfirler topluluğunu hidayet etmez.

(Tevbe 37)



Ey îmân edenler! Allah'a itaat edin, Rasûle de itaat edin, sizden olan yöneticilere de (itaat edin). Eğer bir hususta ayrılığa düşerseniz, eğer Allah'a ve âhiret gününe îmân ediyorsanız onu Allah'a ve Rasûlü'ne götürün. Bu, hem daha hayırlı hem de sonuç olarak daha güzeldir."

[Nisâ, 59]


Hayır! Rabbine yemîn olsun ki aralarındaki ihtilâflarda seni hakem kılmadıkça ve sonra da verdiğin hükme içlerinde bir sıkıntı duymadan tam bir teslimiyetle teslim olmadıkça îmân etmiş olmazlar."

[Nisâ, 65]



Allah’ı bırakıp da din âlimlerini, rahiplerini, Meryem oğlu Mesîh’i rab edindiler. Oysa tek bir Tanrı’ya kulluk etmekle emrolunmuşlardı. O’ndan başka tanrı yoktur; O yüceler yücesidir, onların yakıştırdıkları eş ve ortaklardan bütünüyle uzaktır.

(Tevbe 31)

Adiy, Medine’ye geldi. O, Tay Kavmi'nin lideriydi. Boynunda gümüş bir haçla Resûlullah’ın (sav) huzuruna girdi. Resûlullah (sav) Tevbe Suresinin 31. ayetini okuyordu. Adiy, Peygamber’e (sav): ‘Onlar, din adamlarına tapmadılar ki!’ dedi. Resûlullah (sav): ‘Evet, fakat din adamları, onlara helali haram, haramı helal kıldılar. Onlar da tabi oldular. Bu, onların, din adamlarına ibadetidir.’ buyurdu.” (Tirmizi, 3095,Tefsir9/10; İbni Ebi Hatim, 10057-10058,Müsned)

(Zemahşerî, II, 149; Râzî, XVI, 37,İbn kesir,Cerir et Taberi).


Ey Âdemoğlulları! ‘Şeytana ibadet etmeyin, o sizin apaçık düşmanınızdır.’ diye size emretmedim mi?”

(Yasin 60)


Üzerine Allah’ın adı anılmadan kesilen hayvanlardan yemeyin. Kuşkusuz bu fısktır. Gerçekten şeytanlar dostlarına, sizinle mücadele etmeleri için telkinde bulunurlar. Eğer onlara uyarsanız şüphesiz siz de Allah’a ortak koşmuş olursunuz.

(En'am 121)


Hidayet kendilerine apaçık belli olduktan sonra, gerisin geriye dönenler/mürtedleşenler, şeytan (bu durumu) onlara süslü göstermiş ve uzun emellerle (onları kandırmıştır). (Bunun nedeni) onların Allah’ın indirdiğinden hoşlanmayanlara: “Size, bazı işlerde itaat edeceğiz.” demelerindendir. Allah, onların sırlarını bilir.

(Muhammed, 25,26)


Sonra işte şimdi sizler birbirinizi öldürüyorsunuz; içinizden bir kesimi yurtlarından sürüyor, onlara karşı kötülük ve düşmanlıkta birbirinize arka çıkıyorsunuz. Esirler olarak size geldiklerinde de fidye verip kendilerini kurtarıyorsunuz. Hâlbuki onları sürgün etmek size haram kılınmıştı.
Yoksa siz kitabın bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? İçinizden bu şekilde davranan birinin dünya hayatındaki cezası ancak rezil rüsvâ olmaktır; kıyamet gününde ise onlar azabın en şiddetlisine itilirler. Allah sizin yapmakta olduğunuzdan habersiz değildir.

(Bakara 85)


De ki: “Ey Ehl-i Kitap! Gelin sizinle bizim aramızda ortak bir kelimede buluşalım: Yalnızca Allah’a ibadet edelim, hiçbir şeyi O’na ortak koşmayalım, (Allah’ı bırakıp da) birbirimizi Allah’ın dışında rabler edinmeyelim.” Şayet yüz çevirirlerse deyin ki: “Şahit olun ki biz müslimlerdeniz.”

(Âl-i İmran, 64)



Sana indirilene (Kur’ân) ve senden önce indirilen (Kitaplara) iman ettiğini zannedenleri görmedin mi? İnkâr etmekle emrolundukları hâlde tağuta muhakeme olmak istiyorlar. Şeytan onları (hakka geri dönüşü zor) uzak bir saptırmayla saptırmak ister.

(4/Nisâ, 60)


Ey Davud! Seni yeryüzünde halife kıldık. (Öyleyse) insanlar arasında hak ile hükmet. Sakın hevaya/arzuya uyma, yoksa seni, Allah’ın yolundan saptırır. Hiç şüphesiz, Allah’ın yolundan sapanlara, Hesap Günü'nü unuttukları için çetin bir azap vardır.

(Sâd, 26)


Hakimiyet ve itaat şirki ile alakalı onlarca ayet yazılabilir ama bu kadarı yeter,artar bile.

Selametle...
 
Abdullah el Hanbeli Çevrimdışı

Abdullah el Hanbeli

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeme Meselesinin Tafsilatı
Şeyh Suleyman Nâsır el-Ulvan



Kardeş, Allah (subhanehu ve teâlâ)’nın “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” diğer ayette “...zalimlerin ta kendisidir” diğer ayette ise “...fasıkların ta kendisidir” sözü hakkında sormaktadır.
Birçok sahabeden aktarıldığına göre bu ayetler kâfirler hakkında nazil olmuştur. Onlar ki(kâfirler) Allah’ın şeriatıyla hükmetmezler. Bazı âlimler bu ayetlerdeki Allah’ın hükümleriyle hükmetmeme durumunun derece derece olduğunu söylemişlerdir. Küfür kelimesi elif ve lam (harfleriyle) marife kılındığında yalnızca büyük küfre delalet eder. Allah (azze ve celle)’nin “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” (Mâide sûresi, 44. ayet meali) sözündeki küfür; büyük küfürdür. Zira bu ayette küfür kelimesi elif ve lam harfiyle marife(belirli) kılınmıştır.
İmam Abdurrezzak (rahimehullah) tefsirinde Ma’mer’den o da Zuhri’den o da Abdullah ibni Tâvus’tan özür dilerim. Mâmer’den o da Abdullah ibni Tâvus’tan o da babasından o da İbni Abbas’tan rivayetinde İbni Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle der: “İşte küfür olan budur.
İmam Hâkim ve başkalarından Hişam ibni Huceyr O da Abdullah ibni Tâvus O da babasından O da İbni Abbas’tan rivayetinde İbni Abbas (radıyallahu anhuma) şöyle der: “Her kim Allah’ın indirdikleriyle hükmetmezse onlar kâfirlerin ta kendileridir.” Bu "kufrun dune kufr"(kişiyi dinden çıkaran küfür değildir)” diye açıklamıştır.
Bu rivayet iki sebebden ötürü mâlul(illetli)dir. Birinci illet Hişam ibni Huceyr: hafızası kötüdür. İkinci illet Hişam ibni Huceyr, Mâmer’e lafzında muhalefet etmiştir. Mâmer, Hişam’dan çok daha güvenilirdir.
Allah’ın İndirdikleriyle Hükmetmeme konusu kısım kısımdır.

Birinci kısım: Allah’ın indirdikleriyle hükmetmemeyi helal gören. “Allah’ın indirdiklerinin dışında başka hükümlerle hükmetmek caizdir” demesi gibi. Bu icma ile küfürdür. Bu konuda ihtilaf yoktur. Bütün taifeler bunda ittifak halindedir.

İkinci kısım: Mesela; “Allah’ın indirdikleriyle hükmetme ve başka hükümlerle hükmetme arasında muhayyerdir” sözünü söylemesi. Bu söz icma ile küfürdür. Bütün taifeler bu konuda ittifak halindedir.

Üçüncü kısım: Allah’ın hükümlerinin dışındaki hükümlerin Allah’ın hükümlerinden daha güzel olduğuna inanması gibi. Bu şekilde inanan icma ile kâfirdir. Allah’ın indirdiğiyle hükmetse bile durum değişmez.

Dördüncü kısım: Allah’ın hükümlerini değiştirip beşeri kanunlar ile hükmetmesi gibi; kısasın yerine para cezası getirmesi, el kesmenin yerine hapis cezası vermesi gibi. Bunu insanların uyması ve asla ihlal etmemeleri gereken bir kanun kılıyor. Bu da icma ile küfürdür; İshak ibni Râheveyh, Ebu Muhammed ibni Hazm, İbni Teymiyye, İbni Kesir ve başka âlimler bu noktada icma aktarmışlardır. Bu gibi durumlarda ihtilaf etmemesi gerekir. Çünkü âlimler Kur’an’ı bırakıp Tevrat’a ve İncil’e uyanların kâfir olduğunda icma etmişlerdir. Halbuki bu iki kitab nesh edilmiş olan Allah’ın hükümleridirler. O halde Allah’ın hükümlerini bırakıp şeytanların vahyine ve batının alçak ve rezil kanunlarına tabi olanın durumu nasıl olur?

Beşinci kısım: Allah’ın hakkında izin vermediği hükümleri insanlara teşri/kanun yapması. Örnek: Öğle namazına beşinci rekatı ekleyerek kanunlaştırması veya üzerinde oldukları kıblenin dışında başka bir kıble belirlemesi ya da Allah’ın ve Rasûlü’nün hükmüne zıt nizamları kanunlaştırması. Bu kimse muşriktir.
Allah’u Teâlâ şöyle buyurmaktadır: “Yoksa, Allah’ın izin vermediği şeyleri, kendilerine dinden şeriat kılan/kanun yapan ortakları mı var? (Şuâra sûresi, 21.ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Hükmünde hiç kimseyi ortak kılmaz (tek hükümran, yasamada bulunan, doğru ve yanlış belirleyen O’dur.)” (Kehf sûresi, 26. ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Hüküm yalnızca Allah’ındır.” (Yusuf sûresi, 40. ayet meâli) yine şöyle buyurmaktadır: “Şayet onlara itaat edip hiç şubhesiz muşriklerden olursunuz.” (En’am sûresi, 121. ayet meâli)
Teşride bulunmak/Kanun yapmak (hükmü) tebdil etmek/değiştirmek değildir. Her (hükmün) değişmesi teşridir. Ancak her teşride bulunmak tebdil değildir. Öyleyse teşride bulunmak tebdil yoluyla da olabilir tebdil olmadan da olabilir.

Altıncı kısım: Allah’ın hükmünü külli olarak terk etmesi ve Allah’ın şeriatına iltizam göstermemesi. Bu kişinin küfrü; şeriata uymaktan kaçınma küfrüdür.

Yedinci kısım: Tebdil ve teşri yapmaksızın bazen Allah’ın şeriatıyla bazen de başka hükümlerle hükmetmesi gibi. Bu kişi mumteni değilse hakkında ihtilaf edilmiştir.

Sekizinci kısım: Belirli bir meselede istihlal (helal kabul etmek) olmaksızın ve Allah’ın hükmünden daha üstün olduğuna inanmaksızın Allah’ın hükmünü terk etmesi; Bir hâkimin kısas meselesinde istihlal ve tebdil olmaksızın yakınının lehine hükmetmesi gibi. İşte bu kişi hakkında selef imamları şöyle demişlerdir: “Kufrun dune kufr (Dinden çıkarmayan küfür)”.



Es selamu aleykum,
Hocam burada bazı sorularım olacak:

1.)
Dördüncü Ve beşinci Kısımda fark nedir? İkisi de teşri ve bu kanunları esas alarak hükmetme meselesine dahil değil mi? Acaba beşincisini ayrıca zikretmesinin sebebi, bunların dine nispet edilen teşri olmasından dolayı mı? Yani dördüncüsü, kanun koyma (teşri) ve bu esaslara göre hükmetme küfrü; beşincisi, beşeri bir hükmü dine nispet ederek teşri koyma küfrü?

2.) Şeyh, külli terk meselesinde ihtilafın olduğunu söylüyor, bu doğru mu?

3.) Yedinci ile sekizinci kısımda anladığım kadarıyla fark şu; yedinci kısımda hevasına uyarak arasıra bazı meselelerde şeriata göre hükmetmiyor ama bu hükmü kanun ve anayasa yapmıyor, anayasa hala İslam olarak devam ediyor, (kadı) kendisi ama bu anayasaya uymuyor, böyle bir kadı'nın hükmü ihtilaflı (yani küçük küfür mü, büyük küfür mü ihtilaflı) oluyor. Sekizinci kısımda ise mesela yakınlıktan dolayı kadı akrabasını aklamak için hileler kullanıyor ve görünürde şer'i mazeretler getiriyor ama farklı bir hüküm uygulamıyor sadece getirdiği mazeretler vakıada hakikatte yok veya olayı tahrif ediyor ve şahitlere yalancı damgası vurup adil oldukları halde cezalandırıyor, işte bu da icma ile küçük küfürdür. Doğru mu?
 
A Çevrimdışı

Akansu55

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi

Seçime 1 hafta kalmışken ara ara video atarak konuyu güncel tutalım.Elimizden geldiği kadar da insanları uyaralım.

Ey iman edenler! Allah’ın yardımcıları olun. Meryem oğlu İsa’nın, Havarilere: “Allah’a (giden yolda) benim yardımcılarım kimlerdir?” demesi gibi. Havariler dediler ki: “Bizler, Allah’ın (dininin) yardımcılarıyız.” İsrailoğullarından bir grup iman etti, bir grup da kâfir oldu. Biz, iman edenleri düşmanlarına karşı destekledik, onlar da üstün geldiler.

(Saff 14)


Ey iman edenler! Allah’a yardım ederseniz O da size yardım eder ve ayaklarınızı sağlam bastırır.

(Muhammed 7)

Allah'ın kimsenin yardımına ihtiyacı yoktur.Burda önemli olan Rabbimizin rızasını kazanmak,O'nun dini uğrunda mücadele edenlerden,dine hizmet edip Allahın dinine yardım edenlerden olmalıyız.Yoksa Allah elbet nurunu tamamlayacaktır.


Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Kâfirler istemese de Allah, nurunu tamamlayacak olandır.

(Saff, 8)


Biz olsak veya olmasak bir şey değişmiyecek.Ne yaparsak kendimiz için yapmış olacağız.

... Kim arınırsa sadece kendi yararına arınmış olur. Her şeyin sonu Allah’a varır.

(Fatır 18)

Kim cihad ederse, kendisi için cihad etmiş olur. Şüphesiz ki Allah, âlemlere (ve onların kulluğuna) muhtaç değildir.

(Ankebût, 6)

Biz bu din uğrunda canlarımızla, mallarımızla, dillerimizle mücadele etmesek kendimiz kaybederiz.Allah dilerse bir facirle bile dinini tamamlar.

..."Cennete sadece Müslüman nefisler girecek. Şurası muhakkak ki, Allah bu dini, facir bir kimse ile de güçlendirir."

(Buhari, Cihad 182, Megazi 38, Kader 5, Müslim, İman 173, (111))
 
Son düzenleme:
عبد الرحمن Çevrimdışı

عبد الرحمن

قُل آمَنتُ بِاللهِ ثُمَّ استَقِم
İslam-TR Üyesi
"Kufrun dûne kufr" rivayetlerine za'f ile hükmedenlerin dayanaklarını ortaya koydukları bir yazı var mı? @Akansu55 İbn Abbas'a iftira edildiğinden söz etmiş. Halbuki bu rivayet hem İbn Abbas'dan hem Atâ'dan farklı tariklerden rivayet edilmiştir. Sonra Ahmed bin Hanbel ve seleften bir çok zat sözlerinde bu rivayete işaret etmişlerdir ki bu rivayet Haricelere karşı en büyük hüccetimizdir. Muhammed bin Nasr kitabında bu sözü sekiz tarikten aktarır. Kaldı ki bu rivayeti esas almayanların bir çok amele küfür ile hükmetmeleri gerekir ki bu onları büyük günah işleyenleri tekfir eden Hariciler ve Mutezile'yle aynı safta bırakır. Sonra acaba bu kişiler ameli küfrü tümden mi reddediyorlar yoksa yalnızca belli hükümler siyakında uygulanmasını mı kabul etmiyorlar?
 
Üst Ana Sayfa Alt