RİSALETÜ’S-SÂRİME FÎ İBTÂLİ’T-TA’VÎLİ’L-CEHMİYYÎ VE KEŞFİ CÜZÛRİHİ’L-YUNÂNİYYE
Hamd, sıfatlarıyla kaim, arşına istiva etmiş, zatı ve sıfatları mahlukata benzemekten münezzeh olan Yüce Allah’a aittir. Salat ve selam, "Allah vardı ve O'ndan önce hiçbir şey yoktu" buyuran, Rabbinin sıfatlarını hiçbir felsefi zırvalığa bükmeden ümmetine tebliğ eden Rasulullah’a, onun ashabına ve Selef-i Salihin’in yolunu milim sapmadan takip edenlerin üzerine olsun.
Bilesiniz ki! Kendilerini "akılcı", "münezzehçi" veya "kelamcı" diye pazarlayan, ancak hakikatte Yunan felsefesinin çöplüğünde beslenen muattıla ve ta'vil güruhu, asırlardır ümmetin temiz akidesine zehir akıtmaktadır. "Tanzih yapıyoruz" maskesi altında Allah’ın Kitabı’nı ve Rasulü’nün sünnetini tahrif eden bu felsefe artıkları, Allah'ın "El" sıfatını "kudret" diye, "İstiva"sını "istila" diye geveleyip dururlar. Peki, bu ta'vil ve tahrif nerede doğdu? Sahabe mi icat etti? Tabiin mi çıkardı? HAYIR!
Bu rezil meşrebin kökeni ne Kur'an’dır ne de Sünnet! Bu tahrif mekanizması, Yunan putperest felsefesiyle zehirlenmiş İskenderiyeli Yahudi ve Hristiyan filozofların atığıdır!
Allah’ın fiilî sıfatlarını ve nasslardaki "El" lafzını ilk defa soyutlayıp "kudret/güç" diyerek tahrif eden mülhid, bir İslam alimi değil; MS 50’de ölen Hellenist Yahudi filozof İskenderiyeli Philo’dur!
Philo, Aristoteles ve Eflatun’un (Platon) putperest felsefe metodolojisini Tevrat’a uygulamış, Kutsal Metinlerde geçen Allah’ın ellerini "O'nun dünyayı yaratan güçleri" diye tevil etmiştir.
O gün İskenderiye’de Tevrat’ın lafızlarını büküp "Biz Tanrı'yı tenzih ediyoruz" diyen Yahudi zihniyeti neyse, bugün Kur'an ayetlerini "El = Güçtür" diye tahrif eden Kelamcı zihniyet BİREBİR AYNI BÂTILIN MÜKELLEF İZLEYİCİSİDİR!
Philo’nun açtığı bu tahrif kapısından giren Hristiyan filozofu İskenderiyeli Clement (ö. 215), bu zehri sistematik hale getirmiştir. Clement, Tanrı’yı tanımlarken "O'nun ne olduğunu değil, ne olmadığını bilmeliyiz" diyerek, İbn Mübarek’in ve İmam Ahmed’in lanetlediği Cehmiyye zihniyetinin ilkel taslağını çizmiştir.
Clement ne diyordu?
Hamd, sıfatlarıyla kaim, arşına istiva etmiş, zatı ve sıfatları mahlukata benzemekten münezzeh olan Yüce Allah’a aittir. Salat ve selam, "Allah vardı ve O'ndan önce hiçbir şey yoktu" buyuran, Rabbinin sıfatlarını hiçbir felsefi zırvalığa bükmeden ümmetine tebliğ eden Rasulullah’a, onun ashabına ve Selef-i Salihin’in yolunu milim sapmadan takip edenlerin üzerine olsun.
Bilesiniz ki! Kendilerini "akılcı", "münezzehçi" veya "kelamcı" diye pazarlayan, ancak hakikatte Yunan felsefesinin çöplüğünde beslenen muattıla ve ta'vil güruhu, asırlardır ümmetin temiz akidesine zehir akıtmaktadır. "Tanzih yapıyoruz" maskesi altında Allah’ın Kitabı’nı ve Rasulü’nün sünnetini tahrif eden bu felsefe artıkları, Allah'ın "El" sıfatını "kudret" diye, "İstiva"sını "istila" diye geveleyip dururlar. Peki, bu ta'vil ve tahrif nerede doğdu? Sahabe mi icat etti? Tabiin mi çıkardı? HAYIR!
Bu rezil meşrebin kökeni ne Kur'an’dır ne de Sünnet! Bu tahrif mekanizması, Yunan putperest felsefesiyle zehirlenmiş İskenderiyeli Yahudi ve Hristiyan filozofların atığıdır!
Allah’ın fiilî sıfatlarını ve nasslardaki "El" lafzını ilk defa soyutlayıp "kudret/güç" diyerek tahrif eden mülhid, bir İslam alimi değil; MS 50’de ölen Hellenist Yahudi filozof İskenderiyeli Philo’dur!
Philo, Aristoteles ve Eflatun’un (Platon) putperest felsefe metodolojisini Tevrat’a uygulamış, Kutsal Metinlerde geçen Allah’ın ellerini "O'nun dünyayı yaratan güçleri" diye tevil etmiştir.
O gün İskenderiye’de Tevrat’ın lafızlarını büküp "Biz Tanrı'yı tenzih ediyoruz" diyen Yahudi zihniyeti neyse, bugün Kur'an ayetlerini "El = Güçtür" diye tahrif eden Kelamcı zihniyet BİREBİR AYNI BÂTILIN MÜKELLEF İZLEYİCİSİDİR!
Philo’nun açtığı bu tahrif kapısından giren Hristiyan filozofu İskenderiyeli Clement (ö. 215), bu zehri sistematik hale getirmiştir. Clement, Tanrı’yı tanımlarken "O'nun ne olduğunu değil, ne olmadığını bilmeliyiz" diyerek, İbn Mübarek’in ve İmam Ahmed’in lanetlediği Cehmiyye zihniyetinin ilkel taslağını çizmiştir.
Clement ne diyordu?
"Ellerin, ayakların, ağzın, gözlerin İbraniler tarafından Tanrı'nın sıfatları olarak söylendiğini kimse hayal etmesin... Bunlar alegoriktir!"
Bakın şu felsefi hezeyana! Clement, "Allah’ın zatını cisimler dünyasından kaçırıyorum" derken O’nu yokluğa (adem) mahkûm etmiş, sıfatlarını inkâr (ta'til) etmiştir. Bugün Kelamcıların "Sıfat-ı Selbiyye" veya "Aklî Tanzih" adı altında pazarladığı her felsefi zırva, Clement’in ve pagan Neo-Platoncuların İskenderiye kütüphanelerinde imal ettiği felsefi atıklardan başka bir şey değildir!
Uyanın ey Müslümanlar!
Kur'an-ı Kerim’de Allah Teâlâ kendisini nasıl tavsif ettiyse Selef-i Salihin öylece iman etti. Ne teşbihe düştüler ne de ta'tile! İmam Malik’in o meşhur tokat gibi cevabı açıktır: "İstiva malumdur, nasıllığı meçhuldür, ona iman etmek vaciptir, onun hakkında soru sormak ise bid'attır!"
Peki, İbn Safvan’dan, Vasıl b. Ata’da türeyip günümüzün kelamcılarına kadar ulaşan bu ta'vilciler ne yaptı?
Uyanın ey Müslümanlar!
Kur'an-ı Kerim’de Allah Teâlâ kendisini nasıl tavsif ettiyse Selef-i Salihin öylece iman etti. Ne teşbihe düştüler ne de ta'tile! İmam Malik’in o meşhur tokat gibi cevabı açıktır: "İstiva malumdur, nasıllığı meçhuldür, ona iman etmek vaciptir, onun hakkında soru sormak ise bid'attır!"
Peki, İbn Safvan’dan, Vasıl b. Ata’da türeyip günümüzün kelamcılarına kadar ulaşan bu ta'vilciler ne yaptı?
- Allah "İki elimle yarattım" buyurdu; onlar Philo'nun izinden gidip "Hayır, iki kudretimle yarattım" dediler!
- Allah "Arş'a istiva etti" buyurdu; onlar pagan filozofların mantığıyla "Hayır, zapt etti/istila etti" dediler!
Sormak gerek bu mantık tüccarlarına: Siz dindeki tenzihi Kur'an’dan ve Sahabe’den mi öğrendiniz, yoksa Tevrat ve İncil’i felsefeyle tahrif eden İskenderiyeli Yahudi ve Hristiyan mülhidlerden mi ithal ettiniz?
Sizin "Aklî Delil" ve "Tanzih" dediğiniz şey, İskenderiye ekolünün dinleri bozmak için uydurduğu alegorik (bâtınî/mecazî) tahrif metodunun ta kendisidir!
Akıl adı altında vahye kılıç çeken, İskenderiye felsefecilerinin çöplüğünden topladıkları kırıntılarla Allah’ın sıfatlarını buharlaştıran ta'vilciler bilmelidir ki:
Sizin "Aklî Delil" ve "Tanzih" dediğiniz şey, İskenderiye ekolünün dinleri bozmak için uydurduğu alegorik (bâtınî/mecazî) tahrif metodunun ta kendisidir!
Akıl adı altında vahye kılıç çeken, İskenderiye felsefecilerinin çöplüğünden topladıkları kırıntılarla Allah’ın sıfatlarını buharlaştıran ta'vilciler bilmelidir ki:
- Ta'vil, Tanzih Değil; Tahriftir! Allah’ın lafzını ve manasını kendi sığ ve kısıtlı felsefi kalıplarınıza uydurmak tenzih değil, açıkça tahriftir.
- Kökünüz Sahabe Değil, Philo ve Clement’tir! Eline "güç", yüzüne "rahmet" dediğiniz her ayette İskenderiyeli mülhidlerin ayak izini taşıyorsunuz.
- İstikamet Selef’in Yoludur: Allah Teâlâ kendisini nasıl vasfettiyse; kayıtsız, şartsız, Keyfiyetsiz, Tahrifsiz, Ta'tilsiz ve Teşbihsiz iman ederiz!
Allah’ın kitabını Yunan-Yahudi felsefesine kurban eden kelamcı artıkları; ya Selef-i Salihin’in saf akidesine teslim olun ya da "İskenderiye Filozoflarının Talebeleri" tabelasını alnınıza asıp dürüstçe safınızı belli edin!
Ve’s-selâmû alâ men ittebe’a’l-hüdâ!
Ve’s-selâmû alâ men ittebe’a’l-hüdâ!

