Çözüldü Çift Cinsiyetli Hunsa ve Cinsiyet Değiştiren Travestinin Cenâzesi?

C Çevrimdışı

cendeller

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Esselamu aleykum kardeşler daha önce fıtri olarak çift cinsiyete sahip olan bir kişinin durumu nedir, bu anlamda hangi cinsiyet üzerine hüküm giyer bildiğiniz gibi bazen milyonda birde olsa bazı insanlar çift cinsiyetli olarak doğar yani hem dişi hemde erkek organı kendisinde vardır, islam bu durumda nasıl bir hüküm beyan eder ? bununla beraber böyle bir kişiyi öldüğü taktirde kim yıkar ? Bu sorduğum soru fıtri anlamda olan bir durumdu, bununla beraber fıtri olmadan kişilerin yaşamış oldukları fasiy hayattan dolayı içine girmiş oldukları bazı cinsiyet değiştirmeler mevcut oluyor böyle birisi hayatının sonralarında bu yaptığından dolayı pişmanlık duyarsa acaba öldükten sonra cesedini erkeğinmi yoksa kadının kendisimi yıkar bu anlamda böyle bir kişinin hükmü erkek mi olur yoksa kadın mı olur ? şimdiden cevap veren kardeşlere teşekkür ederim... selam ve dua ile....
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullah ;


Kendisinde hem erkeklik hem de kadınlık aleti bulunan veya her ikisi de bulunmayan kişi Hunsa'dır.
Böyle birisi eğer idrarını erkeklik organından yaparsa erkek, kadınlık aletinden yaparsa kadın sayılır. Şayet her ikisinden de idrar yaparsa, daha önce işemeye başladığı organa göre hüküm verilir. Ama önce işeme bakımından aralarında fark yoksa o zaman bu hunsâyı muşkildir. Ebu Hanife'ye göre bu böyledir. (El-Kâfî - El-Mervezî)
Bir taraftan çıkan idrarın öbüründen çıkandan fazla olmasına itibar edilmez. Sahibeyn ise, idrarın fazlalığına itibar edileceğini söyler. Bu hükümler, buluğdan önce söz konusudur. Ama buluğa erer de kendisinden sakal çıkarsa veya kadınlarla birleşebilirse, yada erkeklerin ihtilam olduğu gibi ihtilâm olursa erkek hükmündedir. Ama göğsü büyürse veya kendisinden süt gelirse yahut hayız olursa yada hamile kalırsa veyahutta kendisine cinsi temas mümkün olursa kadın sayılır.

Hunsâ / interseks, durumu açığa çıkmadan ölürse yıkanmaz, yıkamak mümkün olmadığı için teyemmum ettirilir. Murahık ise, ister erkek olsun ister kadın bir cenazenin yanında bulunamaz. (Kendisi öldüğünde defnedilirken) kabirinin üzerinin örtülmesi mendubdur. Erkek, kadın ve hunsânın birlikte bulunduğu cenazelerin namazı kılınacağında imamın yanına erkek, ondan sonra hunsâ daha sonra da kadın durdurulur. Bu, tertibin hakkına riâyet içindir.

Eğer teyemmum ettiren yabancı ise bir bezle (eline bez sararak) teyemmüm ettiririr, mahremi olan birisi ise beze lüzum yoktur. Hunsânın kadın olması muhtemel olduğu için teyemmüm ettirirken yabancı olan yüzünü kollarından çevirir. Sünnet etme de olduğu gibi, cenazesini yıkaması için cariye satın alınmaz. Çünkü o öldükten sonra mala malik olamaz. Dolayısıyle onun adına bir şey satın almak faydasızdır. (İnâye)

Hunsânın önceden sahib olduğu cariyesi de Onu yıkayamaz. Çünkü cariye ölen efendisini yıkayamaz. Hanımı ise yıkayabilir. Bu izah ile, İbn-i Kemâl'in : Hunsânın mulkunun bâki olduğu tarzında ileri sürdüğü itirazda cevablanmış olur. Nitekim bunu Durru'l-Multekâ da beyan etmiştir.

«Bir cenazenin yanında bulunamaz.» Yâni erkeği de kadını da yıkayamaz. (Nihaye ve Mirac) Bu hükmün «murahık» ile kayıtlanması, buluğdan sonra genelde muşkulluğun kalmamasıdır.

Hunsâ-i muşkil öldüğünde kim yıkar?

Bu da üzerinde önemle durulan meselelerden biridir. Fukahanın çoğuna göre, ne kadın, ne de erkek Onu yıkayabilir. Sadece birisi eline bir bez parçası sarıp Ona teyemmüm verir ve böylece yıkanmış kabul edilir. Eğer yıkayan onun çok yakını ise, eline bez parçası sarmasına gerek yoktur, o vaziyette teyemmüm verir.

Hunsâ-i muşkil, henüz ergen olmadan ölürse, Onu kadın da, erkek de yıkayabilir, bunda bir sakınca görülmemiştir. (El-Cevheretu'n-Neyyire)

Hanbelî mezhebinden İbn Kudâme (rahimehullah), hunsâ konusunda şöyle der:

وَلَا يَخْلُو مِنْ أَنْ يَكُونَ ذَكَرًا أَوْ أُنْثَى ... فَلَيْسَ ثَمَّ خَلْقٌ ثَالِثٌ = "O mutlaka ya erkektir ya da kadındır... Üçüncü bir insan türü yoktur." (el-Muğnî, Kitâbu'n-Nikâh, Bâbu Nikâhi'l-Hunsâ, C. 7, Sf: 618 - Dâru Âlemi'l-Kutub baskısı).
İbn Kudâme'nin istidlâli önemlidir. Hunsânın hakikatte ya erkek ya kadın olduğunu, bize sadece durumunun karışık göründüğünü söylemektedir.

Hunsa "cinsiyet tashihi" (doğuştan hunsâ olanların durumunun düzeltilmesi) ile normal tek cinsiyetli yaratılmışken sonradan "cinsiyet değiştirme" (erkekken kadın, kadınken erkek olmaya çalışma) birbirinden ayrılır.

Doğuştan çift cinsiyetli olmayıp da, sonradan cinsiyet değiştiren dönmelerin (Travesti, transeksüel vb.)
hakkında fıkıh eserlerinde doğrudan "modern transseksüel cenazesi" başlığı bulunmaz. Çünkü bu muasırdır. Ancak böyle durumlarda şu kaide uygulanır;

اليقين لا يزول بالشك = "Yakîn (kesin olarak bilinen şey), şubhe ile ortadan kalkmaz."
Dolayısıyla; bir kimsenin erkek veya kadın olduğu doğumuyla sabit olmuşsa, sonradan yapılan haram bir mudahale bu aslî hükmü kaldırmaz. Bu sebeble çağdaş bazı âlimler şöyle fetva vermiştir:
Erkek yaratılmış bir kimse, ameliyatla kadın görünümüne girse de cenazesi erkek hükümlerine göre işlem görür; Kadın yaratılmış bir kimse, ameliyatla erkek görünümüne girse de cenazesi kadın hükümlerine göre işlem görür.

Uluslararası İslam Fıkıh Akademisi 2023 yılında şu kararı yayımlamıştır: "Erkeğin kadına veya kadının erkeğe dönüştürülmesi şer'an haramdır." ve daha önemlisi "
Erkek ve kadına ait dinî ve hukukî hükümler, dönüşümden önce ne ise öyle kalır. Çünkü meydana gelen şey hakikî bir cinsiyet değişimi değil, görünüş değişikliğidir."
Bu karar doğrudan miras, nafaka, nikâh gibi hükümleri zikretmektedir. Aynı mantık cenaze hükümlerine de uygulanır.
"Şer'î hükümler dönüşümden önce nasılsa öyle kalır."



İbn Kudâme'nin: فَلَيْسَ ثَمَّ خَلْقٌ ثَالِثٌ "Üçüncü bir cins yoktur" esasına ve çağdaş fetvaların "haram dönüşümün hükmü değiştirmediği" yaklaşımına bakıldığında, cenaze hükümlerinde aslî cinsiyetin esas alınması görüşü daha güçlü görünmektedir.
 
Y Çevrimdışı

yahyademirors

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
sitenizi takip ederim, güzel ilmi cevaplarınız var lakin şu "hayatta iken hangi cinse yatkın ve tanınıyorsa, o şekilde cenaze işlemi görülebilir." yorumunuz beni hayrete düşürdü desem yeridir. bunu hangiusul ve esasa hangi müctehidin görüşüne veya eserlerimizden hangisine atıfla yaptınız çok merak ettim.. bu arada ben müftüyüm.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimiçi

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
sitenizi takip ederim, güzel ilmi cevaplarınız var lakin şu "hayatta iken hangi cinse yatkın ve tanınıyorsa, o şekilde cenaze işlemi görülebilir." yorumunuz beni hayrete düşürdü desem yeridir. bunu hangiusul ve esasa hangi müctehidin görüşüne veya eserlerimizden hangisine atıfla yaptınız çok merak ettim.. bu arada ben müftüyüm.
Cezakâllahu hayran muhterem;
Sorunuz üzere konuya bakınca , cevabdaki son satırdaki yazıma ben de hayret ettim. Nasıl böyle detaylı incelemeden yanlış / hatalı bir cevab yazmışım kendim de şaşırdım. Aslen, bu konuda usûlen de araştırmadan cevab mâlumdur ama nasıl böyle hatalı bir ifade kullanmışım anlam veremedim. Bilmiyorum yoğunluk ve yorgunluktan mıdır veya başka bir meseleye mi kıyas ettim bilemiyorum.
Zaten kaynak vermemişim, dolayısıyla şahsi hatalı yazımdır. "Cezâkâllâhu hayran. Vesilenizle delilleriyle cevabi tashih etmiş oldum. İlmî emanet açısından önemli bir düzeltmeydi, Allah hayırla mükâfatlandırsın. Bu sayede yanlış bir nisbeti düzeltmiş oldum. Bundan dolayı da size muteşekkir ve duacınızım. Fi emanillah


كُلٌّ يُؤْخَذُ مِنْ قَوْلِهِ وَيُتْرَكُ إِلَّا صَاحِبَ هَذَا الْقَبْرِ
"Şu kabrin sahibi mustesna, herkesin sözü alınır da terk edilir de." (Mâlik b. Enes b. Mâlik b. Ebî Âmir el-Asbahî el-Medenî rahimehullah)
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt