Çözüldü Cuheyman El Uteybi ve Kabe Baskını Hakkında Aklıma Takılan Sorularıma Cevab Verir misiniz?

Mustafa19 Çevrimdışı

Mustafa19

الله أكبر
İslam-TR Üyesi
Selamunaleyküm.

Cuheyman El Uteybinin başka birini mehdi ilan edip Allah tarafından haram edilmiş bir bölgede kan akıtması ne kadar caizdir ve bu olay sonucunda şehit olmuş oluyormu?

Yanlış anlasılmasın kimseyi eleştirmek için yazmıyorum bilmediğin bir şeyi öğrenmek için yazıyorum.
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Âleykum selam we rahmetullahi we berakatuh;

Suud Rejiminin Katlettiği ŞEHİD : Cuheyman El Uteybi ve Kâbe Baskını
(Şehadetinden 1 Gün Öncesi)
Cuheyman el-Uteybî ve arkadaşları, Hicrî 1400 yılının başında (20 Kasım 1979) sabah namazı vaktinde Kâbe’yi silah zoruyla işgal ettiler.
Grup, yanında bulunan bir kişinin “Mehdi” olduğunu ilan etti.
Bu kişi, Cuheyman’ın kayınbiraderi olan Muhammed bin Abdullah el-Kahtânî
( محمد بن عبد الله القحطاني ) idi.
Kimdi bu "Mehdi" denilen kişi?
Aslen Yemen kökenli Kahtan kabilesinden Cuheyman’ın kız kardeşiyle evli dolayısıyla Cuheyman’ın kayınbiraderi Muhammed bin Abdullah el-Kahtânî idi. Cuheyman, bazı hadislerde geçen Mehdi’nin isminin “Muhammed bin Abdullah” olmasını gerekçe göstererek, bu kişinin “beklenen Mehdi” olduğunu iddia etti.

Grup, Kâbe’de sabah namazından sonra mikrofonu ele geçirip biat çağrısı yaptı. Harem imamı, silah zoruyla bu biatı okudu. Yaklaşık 2 hafta süren çatışmalar yaşandı.
Sonunda Suûd yönetimi, Fransız özel birlikleri (GIGN) ve Pakistanlı askerlerin yardımıyla Mescid-i Haram’a gaz operasyonu yaparak isyanı bastırdı. Muhammed el-Kahtânî çatışmalarda öldü. Baskını (Kıyamı) yöneten ve Mehdiyi İlan eden Cuheyman el-Uteybî ise sağ yakalandı ve daha sonra Suûd rejimi tarafından idam edildi.

Cuheyman olayının iki yönü birbirinden ayırmak gerekir:
Birincisi, niyetin ihlâslı oluşu: Cuheyman ve arkadaşlarının, rejimin küfrüne karşı bir kıyam düşüncesiyle hareket ettiklerini, yani cihad ve kıyam mefhumunu tamamen reddetilmemesi;

İkincisi, metod ve ilim noktasındaki hatasıdır:
Cuheyman’ın, ilim ehline danışmadan, kendi içtihadıyla bir kişiyi Mehdi ilan etmesi ve Kâbe’de silahlı kıyam başlatması “teklîfî ve şer‘î kaidelere aykırı bir adım”dır.

“Cuheyman’ın kıyamında aslolan mesele ‘niyet’ değil, ‘menhec’tir. Zalim rejimlere karşı kıyam meşrudur; ancak Mehdi iddiası gibi bir bidat ile başlatılması batıldır. Bu, hak bir meseleye bâtıl bir sebep karıştırmaktır.” Yani Mehdi’nin kim olduğunu önceden ilan etmek bidattır . Buradaki fark şudur:
Mehdi inancı sahih ve sabit bir akidedir. Falanca kişiyi “Mehdi” ilan etmek bâtıl ve bidattır.
Çünkü Rasûlullah (s.a.v.) Mehdi’nin çıkış zamanını, yerini, kimliğini kimseye bildirmemiştir.
Buna dair açık bir nas yoktur. “Hak bir meseleye bâtıl bir sebeb karıştırmak” sözü, tam olarak şunu anlatır: Mehdi’nin geleceği haktır, ama Cuheyman’ın kendi kayınbiraderini ‘işte O Mehdi’ diyerek ilan etmesi bâtıldır.”
Rasûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

اسمه اسمي، واسم أبيه اسم أبي
“Onun ismi benim ismim, babasının ismi babamın ismidir.”
(Ebu Davud, Mehdî, Hadis no: 4282 – hasen sahih)
Bu hadis, Mehdi’nin adının “Muhammed bin Abdullah” olacağını gösterir. Cuheyman da kayınbiraderi Muhammed bin Abdullah el-Kahtânî olduğu için onu Mehdi zannetti. Ama bu tek işaretle hüküm vermek doğru değildir; çünkü Mehdi’nin diğer şartları (örneğin zulme son verip adaletle hükmetmesi, yeryüzünde fitneleri kaldırması vb.) yoktu.

Şeyh Nasır el-Fahd (hafizahullah), Suûd rejimini “tağutî ve murted bir rejim” olarak nitelendirir. Ancak Cuheyman hadisesine dair şu açıklamayı yapar: “Kıyam, şer‘î bir ilkeye dayanmalıdır. İlimsiz, istişaresiz ve ferdî bir girişim olmamalıdır. Cuheyman, rejimin küfrünü fark etmişti; fakat kıyamı, Mehdi meselesine dayandırarak şer‘î istikametini kaybetti.” (Şeyh Nasır el-Fahd , Risâle fi hükmi’t-tağut, Sf: 24; et-Tevziḥ fi Mas’eleti’t-Tekfir, ms.)

Şeyh Suleyman el-Ulvân (hafizahullah) Cuheyman olayını şu şekilde değerlendirir; “Cuheyman’ın kıyamı, Suûd rejiminin zulmüne karşı bir uyanıştı. Fakat O, ‘Mehdi zuhur etti’ zannıyla hareket etti. Bu da onu doğru bir menhecden uzaklaştırdı. Kıyamın batıl oluşu, Mehdi iddiasındandır; yoksa zalim rejime karşı kıyamın aslı haktır.” (Şeyh Suleyman el-Ulvân , el-İcâbât alâ Es’ileti’s-Sâ’ilîn fi’l-Kıyâm ‘ale’t-Tuvât, ms. 1999 baskısı, Sf: 42)
Yine Şeyh şöyle söyler; “Eğer Cuheyman, Mehdi iddiasına değil de şer‘î delillerle küfrî rejime karşı kıyam etseydi, Onun kıyamı Allah katında makbul bir cihad olabilirdi.”

Şeyh Ahmed el-Hazimî, Cuheyman meselesini “iman ve küfür ölçüsü” açısından değerlendirir. O, Cuheyman’ın “rejimi tekfir etmesi” noktasında haklı, ancak “Mehdi’yi ilan etmesi” noktasında hatalı olduğunu belirtir.
“Mehdi iddiası bâtıldır. Ancak Cuheyman’ın rejim hakkındaki teşhisi, yani ‘tağutî rejim’ nitelemesi doğrudur. Hataları, kıyamın temelini bu bâtıl iddiaya bağlamasıdır.” (Şeyh Ahmed el-Hazimî, el-Kavl el-Mufassal fi’l-Fırak ve’t-Tevessul bi’l-Mesih ed-Deccal, el-Medînetu’l-Munevvere, ms. Sf: 211)

Kıyamı başlatan Cuheyman el-Uteybî ve Mehdi ilan edilerek Onun arkasında kıyam edilen kayınbiraderi Muhammed bin Abdullah el-Kahtânî Şehid midir?

Şeyh el-Ulvân (hafizahullah) bu konuda şöyle der: “Cuheyman ve ashabı, zalim rejime karşı kıyam ettiklerinde tevhid gayesiyle hareket ettiler; hata ettikleri nokta Mehdi iddiasıdır. Bu hata, onları tekfir ettirmez. Onlar, hatalı bir içtihadla kıyam eden mucahidlerdir. Allah dilerse bağışlar, dilerse cezalandırır.” (el-İcâbât alâ Es’ileti’s-Sâ’ilîn fi’l-Kıyâm ‘ale’t-Tuvât, ms. Sf: 45)

Şeyh Nasır el-Fahd (hafizahullah) şöyle der: “Onlar zalim tağutlara karşı çıkmak istediler. Ancak ilimden yoksun bir kıyam başlattılar. Böyleleri hakkında ‘şehiddir’ veya ‘değildir’ hükmü verilemez; çünkü onlar batıl bir davayla, fakat ihlâslı bir niyetle hareket ettiler. Hüküm Allah’a aittir.” (et-Tevziḥ fi Mes’eleti’t-Tekfîr, ms.)

“Bir kimse zalim tağutlara karşı kıyam ederken Allah rıdası niyetiyle hareket etmişse ve şer‘î delillerdeki hatası içtihadî bir hata ise, o kimse Allah katında mazur olabilir. Ancak, eğer kıyamını batıl bir itikada dayandırmışsa (mesela Mehdi’lik iddiası gibi) o zaman bu kıyam şer‘î hükümce bâtıldır, ama bu durum her ferdin şehadet hükmünü düşürmez. Çünkü hüküm ‘fiil’ üzerine verilir, ‘niyet’ Allah’a kalmıştır.” Cuheyman ve arkadaşlarının ameli (kıyam şeklini) hatalı olup niyetleri Allah için olduğundan “tekfir edilmez, şehadetleri Allah’a havale edilir”
Bu konuda Şeyhu'lİslam şöyle bir usûl-i kaide söyler; “Kim Allah yolunda savaşır veya zalimlere karşı kıyam ederken hata ederse, (Eğer niyeti ihlâs ve tevhid üzereyse) O kişi isyan etmiş sayılmaz, ve şehadet hükmü Allah’a bırakılır.” (İbn Teymiyye, Mecmû‘u’l-Fetâvâ, C. 28, Sf: 540)
 

Benzer konular

Geri
Üst Ana Sayfa Alt