Soru Dolapta Bulduğumuz Bu Kağıtlar Nedir?

L Çevrimdışı

Leddore

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Dolapta bulduğumuz bu kağıtlar nedir?
c8d5d8f9-98d5-4af9-ac70-39b75dbc44bc.jpeg
f5afdcb3-9c9f-47ec-8ab5-36c61e850dda.jpeg
d9c75022-ad1f-47c1-acdd-3985671891d0.jpeg
4e5bef1e-9b27-4047-bb02-c989dbc5d71a.jpeg
 
Moderatör tarafında düzenlendi:
M Çevrimdışı

Marrakushi

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
VEFK

Sözlükte “uyum; uygun, münasip” anlamındaki vefk, harflerin tek olarak veya terkip halinde özelliklerini (havas) konu edinen hurûf ilminin bir koludur ve harf ile rakamların birtakım sihrî anlamlar taşıdığı düşüncesine dayanır; bir tabloda yer alan kare veya dikdörtgen kutucuklar içine belirli zaman ve şartlarda belli kurallarla sayılar, sayı değerindeki harfler, kelimeler ya da hepsinin beraber yazılmasıyla elde edilir. Kaynaklarda vefkin etkili olması için değişik yol ve yöntemlere yer verilir. Bunlar harflerin, rakamların, isimlerin, günlerin sihrî özelliği, vefklerin mertebeleri, sayı ve harflerin tabiatı ve nitelikleri şeklinde özetlenebilir. Sağdan sola, yukarıdan aşağıya veya bir köşeden diğer köşeye kutucuklardaki sayıların toplamı birbirine eşitlendiğinden bu işleme vefk adı verilmiştir. En yaygın olarak 3 × 3, 4 × 4, 5 × 5’li kareler kullanılır. Buna göre kullanılacak kelime veya isimlerin ebced hesabıyla belirlenen rakam değerleri çeşitli sayılara ayrılarak kareler içine yerleştirilir. Sayılar soldan sağa veya yukarıdan aşağıya toplandığında kelimenin sayısal değeri elde edilmelidir. Bu düzenlemeyle vefkin konusu olacak kelime, isim, âyet veya sûrenin sayıların toplamı kadar tekrarlanmasıyla bir gizli gücünün ortaya çıkarıldığı kabul edilir. Bazan rakam yerine harfler kullanılır. Vefk, kareler içine insanların ümit ve isteklerine uygun harfler ve şekiller yazarak dileklere kavuşturma ve kötülüklerden uzaklaştırmaya güç kazanmak için yapılır. Gizli ve gizemli güçleri içerdiğine inanılan vefke büyü bozma, iki kişi arasında aşk ve muhabbet sağlama, eşler arasında sevgiyi arttırma veya nefreti tesis etme, evlenemeyen kızların kısmetini açma, çocukların sebepsiz korkularını önleme, hastalık veya felâketten kurtulma gibi amaçlarla da başvurulur.

İslâm öncesinde Araplar’ın çok ilgilendiği vefkin İslâm coğrafyasına Hint’ten veya Sâbiîler’den geçtiği tahmin edilmektedir. Kaynaklarda Sâbit b. Kurre’nin vefklere dair bir eserinden söz edilir ve onun dokuz hâneli vefklerle yetinmeyip on altı, yirmi beş, otuz altı ve daha fazla hâneli tabloların nasıl teşkil edileceğini gösterdiği belirtilir. Yahudi Abraham İbn Ezra’nın Safer ha-şem adlı eserinde Tanrı’nın adıyla vefk arasında ilişki kurulur. Kur’an ve hadislerde vefk veya onu çağrıştıracak herhangi bir ifade geçmez. İslâm kültüründe vefklerin ilk örneklerine Câbir b. Hayyân ve İhvân-ı Safâ’da rastlanmaktadır. Câbir Kitâbü’l-Mevâzîn’inde Belînûs’a (Tyanalı Apollonios) atfedilen bir vefkten bahseder; bu vefkin iki bez parçasına yazılıp doğum sancısı çeken kadının ayaklarının altına bağlanması durumunda doğumun kolaylaşacağının ileri sürüldüğünü söyler. İhvân-ı Safâ risâlelerinde dokuz sütunlu dörtgenlere kadar vefklerin oluşturulduğu, vefk tablosunun doldurulmasının satranç taşlarının hareket tarzı ile tasvir edildiği görülür. Daha sonraki dönemlerde Ahmed b. Ali el-Bûnî tarafından kaleme alınan Şemsü’l-maʿârifi’l-kübrâ ile Kitâbü’d-Dürri’l-manẓûm fî ʿilmi’l-evfâḳ ve’n-nücûm adlı eserlerde vefk hakkında bilgi verilir. Bûnî’nin eserlerinde dört hâneli vefkler hâkimdir. Bu eserlerdeki yeniliklerden biri de kutucuklara yazılan rakamların artmasıdır. Vefklerde hânelerin doldurulma şartları, hânelerdeki her rakamın aynı miktarla yükseltilmesi veya bir aritmetik seri teşkil edilmesidir. Seyyid Süleyman el-Hüseynî’nin Kenzü’l-havâss’ında özellikle esmâ-i hüsnâ ile yapılan vefk örnekleri yer almaktadır. Gazzâlî, el-Münḳıẕ mine’ḍ-ḍalâl adlı eserinde buna benzeyen ve aynı maksatla kullanılan bir vefki filozofları eleştirmek amacıyla tasvir eder. Onunla ilgisi bulunmadığı halde sonradan bu vefk “Gazzâlî Hâtemi” diye anılmıştır.

Vefkler umumiyetle şu şekilde tertip edilir: Yön verici unsur olarak bir kelime, özellikle de Allah’ın isimlerinden biri sessiz harflerine ayrılarak vefkin üst hânelerine yazılır. Ardından her biri kaydırılıp hânelere yerleştirilir. “el-Vefku’l-harfî” adı verilen bu vefkteki harflerin ebced hesabıyla sayı değerleri söz konusu hânelere yerleştirilmek suretiyle de “el-vefku’l-adedî” elde edilir. Bunların ebceddeki sayı değerleri en üst sıradaki hânelere yazılır. Öteki sıralar diğer rakamlarla doldurulur.

Vefkler felekî, vasatî ve süflî kısımlarına ayrılır. Felekî olduğunda harfî, ulvî, tabiî, ruhanî ve hakikî; vasatî olduğunda lafzî; süflî olduğunda ise rakamî-hattîdir. Tasrif hususiyeti itibariyle vefkler sadece harf ve isimlerle yapılanlar ve harfî ve adedî olanlar diye üçe ayrılır. Birincisine gizli ilim erbabı (erbâb-ı havâfî) ilgi göstermektedir. Eflâtun’a nisbet edilen Ḫâfiyetü Eflâṭûn, Semûr el-Hindî’ye nisbet edilen Ḫâfiyetü Semûr el-Hindî ve Ca‘fer es-Sâdık’a nisbet edilen el-Ḫâfiyetü’l-Caʿferiyye (Kitâbü’l-Cefr) bu türde yazılmış eserlerdir. İkincisine güneş sistemiyle ilgilenenler (erbâb-ı şümûs) alâka duyar. Şemsü’l-maʿârif, Şemsü’l-âfâḳ, Kenzü’l-esrâr fî keşfi’l-esrâr gibi eserlerde buna riayet edilmiştir. Daha karmaşık olan üçüncüsüne her iki gruptan bazı kişiler ilgi göstermektedir; Ṭavâliʿu’l-eşrâḳ fî vażʿi’l-evfâḳi’l-ʿadediyye, Keşfü’l-esrâri’l-ḫafiyye fî vażʿi’l-evfâḳ gibi eserler bu türde yazılmıştır (Risâle fî haḳḳı ʿilmi’l-vefḳ, vr. 3-4). Vefki oluşturan karelerin içinde sayılar varsa sayı vefki, harfler varsa harf vefki diye adlandırılır. Yine vefkler her sırasında yer alan kare sayısına göre üçlü, dörtlü, beşli, altılı, yedili şeklinde isimlendirilir. Ayrıca vefklere bulundukları gruba göre toprak, hava, ateş ve su vefki; bağlı oldukları gezegene göre güneş vefki, ay vefki ... diye ad verilir. Vefklerin bunların dışında birçok çeşidi vardır. Üçlü bir vefk karesinin içinde dokuz, dörtlü vefk karesinin içinde on altı, beşli vefk karesinin içinde yirmi beş, altılı vefk karesinin içinde otuz altı ve yedili vefk karesinin içinde kırk dokuz kare bulunur. Amaç doğrultusunda bu vefk kutucuklarının içine yazılan sayı veya harflerin de özel bir yerleştirme düzeni vardır. Bu düzen dileğe göre belirlenir. Meselâ dilek iyilik ya da hayır için tutulmuşsa çift olan sayılar (müzevvecât) veya bunların karşılığı harfler büyük karenin dört köşesindeki küçük karelere yazılır. Amaç kötülük yapmaksa tekler (müfredât) kullanılır. Hem hayır hem şer isteniyorsa her ikisi de kullanılır. Vefklerde kullanılan mürekkep misk ve safranın gül suyu içinde ezilmesiyle yapılır. Bu mürekkep bütün havas yazımlarında aynıdır. Vefk uygulamalarının vazgeçilmez malzemelerinin biri de tütsüdür. Vefkin konusu, hatta vefk yapılacak kişinin yıldızı da bu hususta belirleyicidir. Vefkler genelde kâğıda yazılır. Fakat özel durumlarda demir, taş, cam ve başka malzemeler üzerine de yazılabilir. Önemli olan üzerinde vefk yapılacak malzemenin yeni, temiz ve daha önce kullanılmamış olmasıdır. Üçlü vefkin (müselles) dört köşesindeki harflerin soldan sağa dizilmesiyle oluşan şekle bedûh denir (bk. BEDÛH).

Fal, kehanet, astroloji, matematik ve astronominin verilerinden yararlanılarak yapılan bir tılsım türü olan vefkin temelinde harf ve rakamların özel güçlere ve niteliklere sahip olduğu inancı yatmaktadır. Bu sanal bilgi dalı, mitoloji ve düzenli bilgi öncesine ilişkin bir uygulamadır. Hint, Sumer ve Bâbil toplumları gibi Araplar da halk kültüründe bunu yaşatmıştır. İslâmî dönemde ulemâ cevaz vermese de bu uygulamalar halk arasında devam edegelmiştir. İslâm inancına göre bütün yaratıklar Allah’ın emir ve kanunlarına boyun eğmekte, âlemin işleyişi Cenâb-ı Hakk’ın koyduğu kanunlara göre yürümektedir. Gayb âlemiyle irtibat peygamberler ve onların getirdiği vahiyler yoluyla olmaktadır. Dolayısıyla sünnetullahı göz önünde bulundurmayan bu tür uygulamaların ciddiye alınması ve bu yolla ortaya konan iddiaların onaylanması dinen doğru değildir.

Vefk meselesi dinî literatürde yer almamasına ve din âlimlerince reddedilmesine rağmen folklorda ve halk inançlarında yaşatılmış, konu havas literatüründe yer almış ve bu uygulama devam edegelmiştir. Konuyla ilgili yazılan onlarca eser bulunmaktadır.

 
M Çevrimdışı

Marrakushi

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Bu nesneyi yakarak küllerini toprağa gömebilirsin. Bununla birlikte, sana zarar verdiğini düşünüyorsan, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’den gelen sahih rivayetlerde tavsiye edilen sabah-akşam zikirlerini okuyabilirsin. Hatta böyle bir zarar olmadığını düşünsen bile, bu zikirleri düzenli olarak yaparsan sünnete uymuş olur ve Allah’ın izniyle sana dokunabilecek her türlü zarardan korunmuş olursun.

Zeyd bin Erkam (r.a.) şöyle anlatır:

“Peygamber Efendimiz ﷺ’e bir Yahudi sihir yaptı. Bunun üzerine hastalandı. Cebrâil (a.s) geldi ve O'na Muavvizeteyni (Felak ve Nas sureleri) indirdi. Cebrâil şöyle dedi: ‘Sana sihir yapan kişi bir Yahudidir. Sihir, filan kişinin kuyusundadır.’

Bunun üzerine Efendimiz ﷺ Ali’yi gönderdi. Ali sihirli nesneyi getirdi. Efendimiz ona şöyle emretti: ‘Düğümleri çöz ve her birini çözerken bir ayet oku.’ Ali okumaya ve çözmeye başladı. Her düğüm çözüldükçe Efendimiz’in rahatsızlığı hafifledi. Sonunda ayağa kalktı; sanki bir bağdan kurtulmuş gibiydi.

Peygamber Efendimiz ﷺ, kendisine sihir yapan o Yahudi hakkında hiçbir şey söylemedi. Onun yüzüne bile bakmadı.”

(el-Muntehab min Müsned Abd b. Humeyd 271.Hadis)



“Eğer sihir aracı olduğuna dair bir şey bulunursa, o şey parçalanmalı ve imha edilmelidir. Örneğin düğümlenmiş saç, düğümlenmiş iplikler veya sihirbazın işi olduğu düşünülen başka nesneler bulunursa, bunlar mutlaka imha edilmelidir. Yakılarak veya başka yollarla yok edilmelidir. Böylece sihrin etkisi ortadan kalkar.” (Nur ‘ala’d-Darb” Fetvalarından – Şeyh İbn Bâz (rahimehullah)
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt