Ebu Muhammed el-Cevlani Kimdir?

Mubadil

Üye
İslam-TR Üyesi


Suriyeli muhaliflerin en göze çarpan karakterlerinden biri olan Ebu Muhammed el Cevlani'nin 'cihad' geçmişi Amerika'nın Irak işgaline dayanıyor. Suriyeli bir genç olan Cevlani, 2003 Amerika-Irak savaşında El Kaide saflarında savaşmak için Irak’a geçmişti. Suriye devrimi başladığında örgüt tarafından 2012 yılında Suriye’ye gönderildi. El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’ni kuran Cevlani, 2016 yılında El Kaide’den ayrıldığını duyurarak isim değişikliğine gitti.

Doğumu ve yetişmesi

1981 yılında Deyrizor şehrine bağlı Şuheyl (Al Shheel) kasabasında aslen İdlibli olan orta gelirli bir ailede dünyaya geldi. Bir diğer iddiaya göre ise Golan Tepeleri'ndeki el-Rafid köyünde doğdu. İsrail'in bölgeyi işgali sebebiyle ailesi bölgeyi terk etti ve Şam'a yerleşti. Kullandığı "Cevlani-Golani-Colani (Golanlı)" mahlası nedeniyle bu bilgi, doğruluğu daha güçlü olarak değerlendirilmektedir.

Annesinin coğrafya öğrenmeni olduğu belirtilen Cevlani'nin babasının da ekonomi üzerine akademik çalışmaları olduğu ileri sürülmektedir.

Ayrıca uzun yıllar dışişleri ve devlet başkanlığı yardımcılığı yapan Faruk el-Şara'nın akrabasıdır.

Şam (Dımeşk) Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan Cevlani, Amerika’nın 2003 Irak işgalinden sonra El Kaide saflarında savaşmak için tıp fakültesini üçüncü sınıfta terk edip Irak’a geçti.

Fikri yönelim

“Selefi Cihat” ekolüne bağlılığını gizlemeyen Cevlani, özellikle Amerika-Irak savaşının ardından Irak koluna katıldığı El Kaide’yi benimsedi. Irak El Kaidesi lideri Ebu Musab ez-Zerkavi komutanlığında çalışarak daha sonra Eymen ez Zevahiri’ye bağlılığını duyurdu. Nusra Cephesi'ni fesh ederek Şam'ın Fethi Cephesi'ni kuran Cevlani, 2016 Temmuz ayında yaptığı açıklamasında El Kaide’den ayrıldığını duyurdu.

Savaş tecrübesi

Cevlani üniversite öğrencilik yıllarında Ebu Ka’kaa künyeli Şeyh Muhammed Ağasi’nin hutbelerini dinlemek için Cuma günleri Şam’dan Halep şehrine geçerdi. 2003 Mart ayında Amerika’nın Irak’a müdahale etmesiyle Şeyh Muhammed Ağasi, Amerika aleyhinde sert hutbeler vermeye başladı. Şeyh Ağasi’nin Amerika’ya karşı direnişin gerekliliği çağrısına ilk icabet edenler arasında Cevlani de yer alıyordu.

Cevlani, Ürdünlü Ebu Musab Zerkavi’nin kurduğu Irak El Kaidesi’ne katılarak dönemin El Kaide lideri Usame bin Ladin’e bağlılığını duyurdu. Örgüt içerisinde hızlı bir şekilde yükselerek kısa süre içerisinde Zerkavi’nin yakın adamlarından oldu. 7 Haziran 2006’da Amerika tarafından düzenlenen hava saldırılarında Zerkavi’nin hayatını kaybetmesiyle Lübnan’a geçti. Lübnan’da, El Kaide ile ilişkili “Cunduş Şam” savaşçılarını eğittiğine inanılıyor.

Lübnan’dan tekrar Irak’a dönen Cevlani, Amerika kuvvetleri tarafından tutuklanarak ülkenin güneyindeki Bucca kampına götürüldü. 2008 yılında serbest bırakıldıktan sonra Ebu Ömer Bağdadi komutanlığında 2006 yılında kurulan “Irak İslam Devleti” örgütüyle çalışmaya başladı. Kısa sürede Musul muhafazası operasyon komutanı oldu.

Beşşar Esed rejimine karşı halk gösterileri başlamasından aylar sonra, Ağustos 2011’de El Kaide tarafından Suriye’ye gönderildi. Cevlani’nin Suriye’ye gönderilmesinin altında Esed rejimine karşı yürütülen savaşa destek sağlayacak El Kaide bağlantılı bir örgütün kurulması yatıyordu.

24 Ocak 2012 tarihinde Cevlani bir açıklama yayınlayarak Nusra Cephesi’nin oluşumunu resmi olarak duyurdu. O sıralarda kimileri “Şam Mücahitleri” ismini de kullanıyordu.

Nusra Cephesi, Eymen ez Zevahiri'nin direktifleri doğrultusunda El Kaide'nin bir kolu olarak kurulmadı ve özgün bir yapılanmaya gitmesi isteniyordu.

Cevlani’nin doğduğu yer Şuheyl kasabasında faaliyetlerine başlayan grup, bildirilerinde sık sık Suriyelileri, Esed rejiminin düşmesi için cihada, silah taşımaya çağırdı. Kurulduğu ilk günden itibaren Nusra Cephesi’nin liderliği, Cevlani’ye verilmişti.

El Kaide-IŞİD anlaşmazlığı

9 Nisan 2013 tarihinde şuanki IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi, Irak İslam Devleti ile Nusra Cephesi isimlerini ilga ettiğini, iki grubu, “Irak-Şam İslam Devleti” adında yeni bir oluşumda birleştireceğini deklare eden bir bildiri yayınladı. Ancak el Bağdadi tarafından yapılan bu açıklama Cevlani tarafından reddedilmişti. O ana kadar El Kaide'ye bağlılığını açıklamayan Nusra Cephesi, Eymen Zevahiri liderliğindeki El Kaide merkez komutanlığına bağlılığını şu açıklamalarla duyurdu: “Nusra Cephesi savaşçıları ve genel sorumlusu olarak bizler, Eymen Zevahiri’ye olan bağlılığımızı yeniliyor, işitme ve itaat etme üzerine ona biat ediyoruz.” Cevlani’nin bu açıklamasının ardından Nusra Cephesi ile IŞİD’in arasında savaş başladı ve özellikle petrol yataklarının bulunduğu birçok mıntıka IŞİD tarafından ele geçirildi.

Cevlani'nin bağlılık açıklaması El Kaide lideri Zevahiri tarafından olumlu karşılanmamış olsa da kabul edildi. Zevahiri, Suriye'de bir El Kaide yapılanmasının politik nedenlerle doğru olmayacağını düşünüyordu. Ancak bu bağlılığın kabul edilmemesi halinde Nusra Cephesi IŞİD karşısında güçsüz kalacak ve 'kolay lokma' olacaktı.

“Stratejileri, onları ayrıcalıklı kılıyor”

Bölgeyi takip eden uzmanlar ve analistler, IŞİD'in yoğun yıpratma saldırılarına rağmen Cevlani liderliğindeki Nusra Cephesi’ni Suriye’deki en güçlü gruplardan kabul ediyordu. Diğer gruplara göre daha sofistike yöntemler kullanan örgüt, taktik ve stratejik bir akla sahip. Suriye’nin çeşitli muhafazalarında güvenlik merkezlerini hedef alan taktiksel operasyonları ve diğer örgütlere nazaran stratejisinin olması, uzmanların işaret ettiği diğer ayrıcalıklı noktalar.

Al Jazeera kanalına 2013’de ilk röportajını verdikten sonra uzmanlar, yeni nesil El Kaide temsilcisi olarak kabul ettikleri Cevlani hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Kültürlü birisi. Kendine özel dini bir projeye sahip. Buna ulaşmaya çalışırken Irak El Kaidesi’nin yaptığı hatalardan faydalanıyor.”

“Tekfirci örgütleri asla desteklemiyorum”

Cevlani, Al Jazeera’ye verdiği röportajında 'tekfirde aşırıya giden cemaatler' hakkında sorulan soruya, “tekfir silahını kullanan İslami örgütleri asla desteklemediği” şeklinde cevap vererek şu ifadeleri kullanmıştır: “Bizler Müslümanları tekfir etmeyiz. Bir Müslümanın tekfir edilmesi, ancak fetva ile mümkündür. Bu da ilim ehlinin uzmanlık alanına girer. Bu nedenle bu konuları, şer’i mahkemelere ve alimlere bırakıyoruz.”

“Toplum liderliği isteğimiz yok”

Suriye’nin geleceği hakkında sorulan soruyu ise şu cevabı vermişti: “Esed rejimi düştükten sonra Suriye’nin siyasi geleceğinde tek başımıza hareket etme gibi bir düşüncemiz olmadığı gibi toplum liderliğini tek başımıza yürütme gibi bir isteğimiz de yok. Âlimler ve şer’i komiteler, şeriat endeksli bir yönetim planı ortaya koyacaklardır.”

El Kaide ve Arap Baharı

Al Jazeera ile yaptığı ikinci röportajında Cevlani, El Kaide yapılanması olarak Arap Baharı devrimlerini desteklediklerini, El Kaide lideri Eymen Zevahiri’nin de destek açıklamaları olduğunu vurguladı.

Arap Baharı devrimlerinin başarısızlığı hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Bölgedeki ordulara milyonlarca dolarların akıtılması, halkları koruma amacı taşımamaktadır. Halk ayaklandığı zaman, onları engelleme amacı yatmaktadır bunun altında. Özel bir ordu teşkil etmedikleri sürece bu halklar özgürlüklerini asla elde edemeyeceklerdir. Barışçıl gösteriler, bu yöneticilerin ve diktatörler üretip korumalığını üstlenen ulusal sistemin asla anlamadığı bir dildir.”

Zevahiri’nin Suriye’deki emirlerine de değinen Cevlani şunları dile getirdi: “Bizim öncelik meselemiz, rejim ve Hizbullah gibi müttefiklerinin düşmesidir. Sonra ortaklarımızla İslami bir yönetim üzerinde anlaşmak. Şam’ı, Amerika ve batılı devletlerin hedef aldığı bir üs olarak asla kullanmayacağız. İran’a gelince Suriye’den ellerini çekmesinin sağlayacağız. Aksi takdirde savaşı İran’a taşıyacağız.”

"Hilafet şer'i olmayan temeller üzerine kurulmuştu"

Nusra Cephesi ile IŞİD arasındaki inanç anlaşmazlığı hakkında sorulan soruya “IŞİD’in ilan ettiği hilafeti meşru görmüyoruz, Çünkü şer’i olamayan temeller üzerine kuruldu.” şeklinde cevap veren Cevlani sözlerini şöyle sürdürdü: “Âlimler, IŞİD’in açıklamalarını ve fiillerini gözlemledikten sonra onların günahlardan dolayı insanları tekfir eden, şer’i kurallar gözetmeksizin insanların kanlarını helal gören Hariciler olduğu sonucuna vardı. Düşman gördükleri herkesi tekfir ediyorlar. Bizi de tekfir ediyorlar.”

El Kaide'den ayrılış

28 Temmuz 2016 tarihinde Nusra Cephesi lideri Cevlani bir açıklama yayınlayarak El Kaide ile bağlarını kopardığını duyurarak örgütün ismini Şam’ın Fethi Cephesi (ŞFC) olarak değiştirdi.

Uluslararası toplumun bahanelerini ortadan kaldırma amaçlı Suriyeli halkın talebinden dolayı El Kaide’den ayrıldığını belirten Cevlani, bu adımın 5 amacı gerçekleştirmeyi hedeflediğine dikkat çekti: “(1) Allah’ın dini üzere çalışmak, şeriatıyla hükmetmek, insanlar arasında adaleti gerçekleştirmek. (2) Mücahitleri tek çatı altında toplayıp, Şam toprağını özgürleştirmek için muhalif gruplarla birlik sağlamak. (3) Rejim ve müttefiklerini bitirmek. (4) Şam cihadını koruyup, devam etmek. Buna yardım edecek bütün şer’i araçlara güvenmek. (5) Müslümanların hizmeti için gayret göstermek, işleriyle ilgilenmek. Bütün insanlar için güvenli ve saygın bir hayat sağlamak.”

Tahriru'ş Şam'a giden yol

Suriye askeri muhalefetini tek bir çatı altında birleştirmek isteyen Cevlani, rejime karşı elde edilecek başarının ancak bu yolla gelebileceğini düşünüyor. Suriyeli komutan, diğer muhalif grupları birleşmeye davet eden bir çok konuşma gerçekleştirdi ve girişim başlattı. Bu yöndeki hamlelerin en somut olanı ise Tahriru'ş Şam'ın kuruluşu oldu. ŞFC, Nureddin Zengin, Livau'l Hak, Ensaruddin, Ceyşu's Sünne gruplarının birleşmesi ile kurulan Tahriru'ş Şam'ın askeri liderliğine Cevlani getirildi.

Suriyeli muhaliflerin en etkili saha komutanlarından biri olan Cevlani, muhaliflerin tamamen birleşmesi ve rejimin yıkılarak Suriye'de bir İslam devletinin kurulması için çaba gösteriyor.

Kaynak: Mepa News
 
Son düzenleme:

İmam Ebu Hanif

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
Suriyeli muhaliflerin en göze çarpan karakterlerinden biri olan Ebu Muhammed el Cevlani'nin 'cihad' geçmişi Amerika'nın Irak işgaline dayanıyor. Suriyeli bir genç olan Cevlani, 2003 Amerika-Irak savaşında El Kaide saflarında savaşmak için Irak’a geçmişti. Suriye devrimi başladığında örgüt tarafından 2012 yılında Suriye’ye gönderildi. El Kaide’nin Suriye kolu Nusra Cephesi’ni kuran Cevlani, 2016 yılında El Kaide’den ayrıldığını duyurarak isim değişikliğine gitti.

Doğumu ve yetişmesi
1981 yılında Deyrizor şehrine bağlı Şuheyl (Al Shheel) kasabasında aslen İdlibli olan orta gelirli bir ailede dünyaya geldi. Bir diğer iddiaya göre ise Golan Tepeleri'ndeki el-Rafid köyünde doğdu. İsrail'in bölgeyi işgali sebebiyle ailesi bölgeyi terk etti ve Şam'a yerleşti. Kullandığı "Cevlani-Golani-Colani (Golanlı)" mahlası nedeniyle bu bilgi, doğruluğu daha güçlü olarak değerlendirilmektedir.

Annesinin coğrafya öğrenmeni olduğu belirtilen Cevlani'nin babasının da ekonomi üzerine akademik çalışmaları olduğu ileri sürülmektedir.

Ayrıca uzun yıllar dışişleri ve devlet başkanlığı yardımcılığı yapan Faruk el-Şara'nın akrabasıdır.

Şam (Dımeşk) Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde okuyan Cevlani, Amerika’nın 2003 Irak işgalinden sonra El Kaide saflarında savaşmak için tıp fakültesini üçüncü sınıfta terk edip Irak’a geçti.

Fikri yönelim
“Selefi Cihat” ekolüne bağlılığını gizlemeyen Cevlani, özellikle Amerika-Irak savaşının ardından Irak koluna katıldığı El Kaide’yi benimsedi. Irak El Kaidesi lideri Ebu Musab ez-Zerkavi komutanlığında çalışarak daha sonra Eymen ez Zevahiri’ye bağlılığını duyurdu. Nusra Cephesi'ni fesh ederek Şam'ın Fethi Cephesi'ni kuran Cevlani, 2016 Temmuz ayında yaptığı açıklamasında El Kaide’den ayrıldığını duyurdu.

Savaş tecrübesi
Cevlani üniversite öğrencilik yıllarında Ebu Ka’kaa künyeli Şeyh Muhammed Ağasi’nin hutbelerini dinlemek için Cuma günleri Şam’dan Halep şehrine geçerdi. 2003 Mart ayında Amerika’nın Irak’a müdahale etmesiyle Şeyh Muhammed Ağasi, Amerika aleyhinde sert hutbeler vermeye başladı. Şeyh Ağasi’nin Amerika’ya karşı direnişin gerekliliği çağrısına ilk icabet edenler arasında Cevlani de yer alıyordu.

Cevlani, Ürdünlü Ebu Musab Zerkavi’nin kurduğu Irak El Kaidesi’ne katılarak dönemin El Kaide lideri Usame bin Ladin’e bağlılığını duyurdu. Örgüt içerisinde hızlı bir şekilde yükselerek kısa süre içerisinde Zerkavi’nin yakın adamlarından oldu. 7 Haziran 2006’da Amerika tarafından düzenlenen hava saldırılarında Zerkavi’nin hayatını kaybetmesiyle Lübnan’a geçti. Lübnan’da, El Kaide ile ilişkili “Cunduş Şam” savaşçılarını eğittiğine inanılıyor.

Lübnan’dan tekrar Irak’a dönen Cevlani, Amerika kuvvetleri tarafından tutuklanarak ülkenin güneyindeki Bucca kampına götürüldü. 2008 yılında serbest bırakıldıktan sonra Ebu Ömer Bağdadi komutanlığında 2006 yılında kurulan “Irak İslam Devleti” örgütüyle çalışmaya başladı. Kısa sürede Musul muhafazası operasyon komutanı oldu.

Beşşar Esed rejimine karşı halk gösterileri başlamasından aylar sonra, Ağustos 2011’de El Kaide tarafından Suriye’ye gönderildi. Cevlani’nin Suriye’ye gönderilmesinin altında Esed rejimine karşı yürütülen savaşa destek sağlayacak El Kaide bağlantılı bir örgütün kurulması yatıyordu.

24 Ocak 2012 tarihinde Cevlani bir açıklama yayınlayarak Nusra Cephesi’nin oluşumunu resmi olarak duyurdu. O sıralarda kimileri “Şam Mücahitleri” ismini de kullanıyordu.

Nusra Cephesi, Eymen ez Zevahiri'nin direktifleri doğrultusunda El Kaide'nin bir kolu olarak kurulmadı ve özgün bir yapılanmaya gitmesi isteniyordu.

Cevlani’nin doğduğu yer Şuheyl kasabasında faaliyetlerine başlayan grup, bildirilerinde sık sık Suriyelileri, Esed rejiminin düşmesi için cihada, silah taşımaya çağırdı. Kurulduğu ilk günden itibaren Nusra Cephesi’nin liderliği, Cevlani’ye verilmişti.

El Kaide-IŞİD anlaşmazlığı
9 Nisan 2013 tarihinde şuanki IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi, Irak İslam Devleti ile Nusra Cephesi isimlerini ilga ettiğini, iki grubu, “Irak-Şam İslam Devleti” adında yeni bir oluşumda birleştireceğini deklare eden bir bildiri yayınladı. Ancak el Bağdadi tarafından yapılan bu açıklama Cevlani tarafından reddedilmişti. O ana kadar El Kaide'ye bağlılığını açıklamayan Nusra Cephesi, Eymen Zevahiri liderliğindeki El Kaide merkez komutanlığına bağlılığını şu açıklamalarla duyurdu: “Nusra Cephesi savaşçıları ve genel sorumlusu olarak bizler, Eymen Zevahiri’ye olan bağlılığımızı yeniliyor, işitme ve itaat etme üzerine ona biat ediyoruz.” Cevlani’nin bu açıklamasının ardından Nusra Cephesi ile IŞİD’in arasında savaş başladı ve özellikle petrol yataklarının bulunduğu birçok mıntıka IŞİD tarafından ele geçirildi.

Cevlani'nin bağlılık açıklaması El Kaide lideri Zevahiri tarafından olumlu karşılanmamış olsa da kabul edildi. Zevahiri, Suriye'de bir El Kaide yapılanmasının politik nedenlerle doğru olmayacağını düşünüyordu. Ancak bu bağlılığın kabul edilmemesi halinde Nusra Cephesi IŞİD karşısında güçsüz kalacak ve 'kolay lokma' olacaktı.

“Stratejileri, onları ayrıcalıklı kılıyor”
Bölgeyi takip eden uzmanlar ve analistler, IŞİD'in yoğun yıpratma saldırılarına rağmen Cevlani liderliğindeki Nusra Cephesi’ni Suriye’deki en güçlü gruplardan kabul ediyordu. Diğer gruplara göre daha sofistike yöntemler kullanan örgüt, taktik ve stratejik bir akla sahip. Suriye’nin çeşitli muhafazalarında güvenlik merkezlerini hedef alan taktiksel operasyonları ve diğer örgütlere nazaran stratejisinin olması, uzmanların işaret ettiği diğer ayrıcalıklı noktalar.

Al Jazeera kanalına 2013’de ilk röportajını verdikten sonra uzmanlar, yeni nesil El Kaide temsilcisi olarak kabul ettikleri Cevlani hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Kültürlü birisi. Kendine özel dini bir projeye sahip. Buna ulaşmaya çalışırken Irak El Kaidesi’nin yaptığı hatalardan faydalanıyor.”

“Tekfirci örgütleri asla desteklemiyorum”
Cevlani, Al Jazeera’ye verdiği röportajında 'tekfirde aşırıya giden cemaatler' hakkında sorulan soruya, “tekfir silahını kullanan İslami örgütleri asla desteklemediği” şeklinde cevap vererek şu ifadeleri kullanmıştır: “Bizler Müslümanları tekfir etmeyiz. Bir Müslümanın tekfir edilmesi, ancak fetva ile mümkündür. Bu da ilim ehlinin uzmanlık alanına girer. Bu nedenle bu konuları, şer’i mahkemelere ve alimlere bırakıyoruz.”

“Toplum liderliği isteğimiz yok”
Suriye’nin geleceği hakkında sorulan soruyu ise şu cevabı vermişti: “Esed rejimi düştükten sonra Suriye’nin siyasi geleceğinde tek başımıza hareket etme gibi bir düşüncemiz olmadığı gibi toplum liderliğini tek başımıza yürütme gibi bir isteğimiz de yok. Âlimler ve şer’i komiteler, şeriat endeksli bir yönetim planı ortaya koyacaklardır.”

El Kaide ve Arap Baharı
Al Jazeera ile yaptığı ikinci röportajında Cevlani, El Kaide yapılanması olarak Arap Baharı devrimlerini desteklediklerini, El Kaide lideri Eymen Zevahiri’nin de destek açıklamaları olduğunu vurguladı.

Arap Baharı devrimlerinin başarısızlığı hakkında şu açıklamalarda bulundu: “Bölgedeki ordulara milyonlarca dolarların akıtılması, halkları koruma amacı taşımamaktadır. Halk ayaklandığı zaman, onları engelleme amacı yatmaktadır bunun altında. Özel bir ordu teşkil etmedikleri sürece bu halklar özgürlüklerini asla elde edemeyeceklerdir. Barışçıl gösteriler, bu yöneticilerin ve diktatörler üretip korumalığını üstlenen ulusal sistemin asla anlamadığı bir dildir.”

Zevahiri’nin Suriye’deki emirlerine de değinen Cevlani şunları dile getirdi: “Bizim öncelik meselemiz, rejim ve Hizbullah gibi müttefiklerinin düşmesidir. Sonra ortaklarımızla İslami bir yönetim üzerinde anlaşmak. Şam’ı, Amerika ve batılı devletlerin hedef aldığı bir üs olarak asla kullanmayacağız. İran’a gelince Suriye’den ellerini çekmesinin sağlayacağız. Aksi takdirde savaşı İran’a taşıyacağız.”

"Hilafet şer'i olmayan temeller üzerine kurulmuştu"
Nusra Cephesi ile IŞİD arasındaki inanç anlaşmazlığı hakkında sorulan soruya “IŞİD’in ilan ettiği hilafeti meşru görmüyoruz, Çünkü şer’i olamayan temeller üzerine kuruldu.” şeklinde cevap veren Cevlani sözlerini şöyle sürdürdü: “Âlimler, IŞİD’in açıklamalarını ve fiillerini gözlemledikten sonra onların günahlardan dolayı insanları tekfir eden, şer’i kurallar gözetmeksizin insanların kanlarını helal gören Hariciler olduğu sonucuna vardı. Düşman gördükleri herkesi tekfir ediyorlar. Bizi de tekfir ediyorlar.”

El Kaide'den ayrılış
28 Temmuz 2016 tarihinde Nusra Cephesi lideri Cevlani bir açıklama yayınlayarak El Kaide ile bağlarını kopardığını duyurarak örgütün ismini Şam’ın Fethi Cephesi (ŞFC) olarak değiştirdi.

Uluslararası toplumun bahanelerini ortadan kaldırma amaçlı Suriyeli halkın talebinden dolayı El Kaide’den ayrıldığını belirten Cevlani, bu adımın 5 amacı gerçekleştirmeyi hedeflediğine dikkat çekti: “(1) Allah’ın dini üzere çalışmak, şeriatıyla hükmetmek, insanlar arasında adaleti gerçekleştirmek. (2) Mücahitleri tek çatı altında toplayıp, Şam toprağını özgürleştirmek için muhalif gruplarla birlik sağlamak. (3) Rejim ve müttefiklerini bitirmek. (4) Şam cihadını koruyup, devam etmek. Buna yardım edecek bütün şer’i araçlara güvenmek. (5) Müslümanların hizmeti için gayret göstermek, işleriyle ilgilenmek. Bütün insanlar için güvenli ve saygın bir hayat sağlamak.”

Tahriru'ş Şam'a giden yol
Suriye askeri muhalefetini tek bir çatı altında birleştirmek isteyen Cevlani, rejime karşı elde edilecek başarının ancak bu yolla gelebileceğini düşünüyor. Suriyeli komutan, diğer muhalif grupları birleşmeye davet eden bir çok konuşma gerçekleştirdi ve girişim başlattı. Bu yöndeki hamlelerin en somut olanı ise Tahriru'ş Şam'ın kuruluşu oldu. ŞFC, Nureddin Zengin, Livau'l Hak, Ensaruddin, Ceyşu's Sünne gruplarının birleşmesi ile kurulan Tahriru'ş Şam'ın askeri liderliğine Cevlani getirildi.

Suriyeli muhaliflerin en etkili saha komutanlarından biri olan Cevlani, muhaliflerin tamamen birleşmesi ve rejimin yıkılarak Suriye'de bir İslam devletinin kurulması için çaba gösteriyor.

Kaynak: Mepa News
Küfr Bize terör demesin el Nusra olamayak Tahrir daha iyi
 

Mubadil

Üye
İslam-TR Üyesi
Tahriru'ş Şam'a giden yol

Ebu Muhammed El-Cevlani, gerçek ismi ile Ahmed Hüseyin El-Şara 1982 yılında Suudi Arabistan'ın başkenti Riyad'da doğdu. Sekiz sene orada kaldı.
Dedesi Fransız işgaline karşı, babası da Golan'da İsrail'e karşı savaşmış olan Cevlani, Sünni bir aileye mensuptur. Babası petrol mühendisidir ve Suudi Arabistan'da çalıştıktan sonra Suriye'ye dönerek petrol bakanlığında danışmanlık görevi almıştır.
Cevlani'nin yaşadığı kent Mezzeh, genel olarak sakin, çatışmalardan uzak ve zengin bir nusayri kentidir. 11 Eylül saldırıları akabinde El-Kaide ve Usame Bin Ladin'i araştırmaya başladı.
Yaşadığı yerdeki bir yaşlının tavsiyesi üzerine Sabineh ve El-Hicret mahallelerinde sohbetlere katılmaya başladı. Irak savaşı ile birlikte Cevlani, Şam Üniversitesinden mezun olamadan 2003'te Irak'a geçiş yaptı. Felluce'de Al-Sawy isimli grupta bulundu.
2005 yılında geri dönen Cevlani ve Suriye'de ki akrabaları, örgüt üyeliği nedeniyle Suriye hükümeti tarafından tutuklanarak Sednaya hapishanesine götürüldü. Suriye iç savaşı başladığında Ceysul İslam komutanı olan Zahran Alluş ve IŞİD liderlerinden Kureyşi ile hapishanede kaldı.
Serbest bırakıldıktan sonra Irak'a geri dönen Cevlani, Ebu Musab Zerkavi'ye biatlı Ebu Talha El-Iraki liderliğindeki Mücahid Tugayları'na katıldı. Gelişinden birkaç ay sonra EYP yerleştirirken yakalandı.
Sahte Irak pasaportu ve Irak'lılar ile diğer Arapların ayrıldığı lehçe testini geçerek Irak'lı savaşçıların bulunduğu koğuşa yerleştirildi. Ebu Garib cezaevine nakledilen Cevlani, burada beş sene kaldı.
Bu süre zarfında hapishanede ki vaazları ve sohbetleri ile diğer örgüt üyeleri arasında tanındı ve saygı gördü. Cevlani, hapisten çıktığından takvimler 2011'i gösteriyordu ve hapse girdiği yıl Irak İslam Devleti, El-Kaide tarafından ilan edilmişti.
Cezaevinde tanıdığı önemli bir isim olan Ebu Müslim El-Türkmeni ile iletişim kuran Cevlani, El-Kaide'nin önemli emirlerinden biri oldu. 2011 yılında Suriye Devrim'inin başlaması ile Irak İslam Devleti lideri Bağdadi'ye plan sunan Cevlani, diğer emirlerin uygun görmemesine rağmen altı kişi ile birlikte Suriye'ye geçerek hücrelenmeye başladı. Bu süre zarfında Bağdadi'den bir kaç yüz bin dolar ve silah aldı. IİD, o zamanlar ekonomik olarak güçlü değildi.
2012'nin Ocak ayında Deyrizor'u merkez belirleyen Nusra/Nusret Ehli Şam Cephesi (Şam Halkına Yardım Cephesi), Cevlani tarafından yayınlanan bir ses kaydı ile kuruluşunu ilan etti. Aralık 2012'de ABD ve diğer ülkeler Nusra Cephesi'ni terör örgütü listesine aldı.
Irak'ta Bağdadi liderliğindeki Irak İslam Devleti savaşıyorken Suriye'de ise Ebu Muhammed El-Cevlani önderliğindeki Nusra Cephesi savaşıyordu. Ancak 2013'te bir ses kaydı yayınlayan Bağdadi, "Şam ve dünya halkı önünde ilan etmenin zamanı gelmiştir ki, Nusra Cephesi, Irak İslam Devleti’nin bir uzantısıdır ve onun parçasıdır" açıklaması yaptı. İki gün önce Zevahiri'nin yapmış olduğu "Allah'ın izniyle cihadi bir İslam Devleti kurun" açıklaması akıllara Bağdadi'nin ses kaydının planlı olduğunu getirdi. Ancak durum öyle değildi.
Nusra lideri Cevlani bunun üzerine bir ses kaydı yayınlayarak Irak İslam Devleti lideri Bağdadi'nin kendilerine para ve destek verdiğini, Şam ehlini yalnız bırakmadığını söyleyerek teşekkür etti ve işlerinin Suriye'de olduğunu, birleşmeyi kabul etmediğini El-Kaide lideri Eymen Zevahiri'ye biat ettiğini açıkladı. Olaylar üzerine El-Kaide lideri Zevahiri bir mektup yayınlayarak iki liderinde hata yaptığını söyledi.
"Irak-Şam İslam Devleti'ni ilan eden Bağdadi yanlış bir karar vermiştir. Cevlani ise bizim buyruğumuza ihtiyaç duymadan, bize danışmadan, en azından bize haber vermeden, Irak ve Şam İslam Devleti'ni reddederek El-Kaide ile olan bağlantısını açıkça ilan etmekle yanlış yapmıştır."
Zevahiri'nin açıklaması üzerine IŞİD lideri Bağdadi, aynı ay içerisinde bir ses kaydı yayınlayarak birleşmenin gerçekleştiğini ve El-Kaide'ye olan biatını bozduğunu açıkladı. Cevlani komutasındaki bir çok asker IŞİD saflarına geçti. Rakka ve Deyrizor gibi bölgeler savaşılmadan IŞİD tarafından alındı. Nusra Cephesi'nin büyük bir bölümünü de kendine katan IŞİD, Suriye kuzeyinde bir çok alanda hızlı bir şekilde kontrolü sağladı. İlk kan dökülmeden önce IŞİD'in Suriye emiri olan Ebu Ali El-Anbari ile bir çok komutan ve alim temas kurdu.
Seyfullah Şişani, Abdullah Muhaysini, Cundul Aksa lideri Abdulaziz El-Katari başta olmak üzere bir çok komutanın çabası sonuç vermedi. İlk zamanlar ÖSO ve diğer grupları tekfir etmeyen IŞİD, bu grupları tekfir etmeye ve askerlerini öldürmeye başladı.
Hem Suriye Rejim'i, hem İran hem de IŞİD ile savaşan Cevlani komutasındaki Nusra Cephesi savaşı sürdürdü. 2015'te diğer gruplar ile birlikte Fetih Ordusu kuruldu ve İdlib alındı. 2016-17 yıllarında El-Kaide ile bağını kopartan Cevlani, Şam Fethi Cephesi'nin kurulduğunu duyurdu.
Dera, Halep, Şam, Lazkiye ve Hama'da devam eden savaş Rusya'nın müdahalesi ile iyice zora girdi. Kendi grubunu ayakta tutan Cevlani, defalarca Rejim üzerine yürümesine rağmen diğer gruplar tarafından yalnız bırakıldı.
2017'de Şam Fethi Cephesi'nin fesh edildiğini duyuran Cevlani, Heyet Tahriruş Şam'ın (Şam Kurtuluş Heyeti) kurulduğunu duyurdu. ÖSO grubu Nurettin Zenki, Liva El-Hak, Ensarud Din gibi gruplar destek verdi ve HTŞ'de birleşti.
Halep'in kaybedilmesi, Şam ve Dera'da ki cephelerin kapanması ile birlikte savaş Hama, Batı Halep ve İdlib'e döndü. ÖSO gruplarının HTŞ ile savaşması, bazı cepheleri terk etmesi sonucunda adam ve silah eksikliği çeken HTŞ, geri çekilmek durumunda kaldı. Rejim, İdlib'e yaklaştı.
2020 yılındaki Rejim taarruzu ile birlikte Batı Halep, M5 karayolu ve Güney İdlib'te çoğu köy Rejim kontrolüne girdi. Rejim İdlib'e 13 kilometre kadar yaklaştı.
2020'de ateşkesin başlaması ile birlikte Cevlani, senelerdir hayalini kurduğu birleşmeyi zorla olsa da gerçekleştirdi. Gerek baskı gerek silah zoru ile İdlib'teki tüm gruplar tek çatı altında, Fethul Mubin Operasyon Odası adı altında birleşti.
İtaat etmeyen Huras Ed Din gibi gruplar dağıtıldı ve liderleri hapse atıldı. Siyasi ve Askeri yönetimi ayıran Cevlani, sivil idareyi ve yürütmeyi İdlib Kurtuluş Hükümeti'ne bırakarak askerlerin kamu, iç güvenlik vb. işlerde bulunması yerine savaşa odaklanmasını sağladı.
Yeni teçhizatlar ve silahlar alındı. Afganistan Savaşı'nın bitmesi ile birlikte İdlib'e savaşçılar gelmeye başladı. Askeri eğitimlere hız verildi ve yeni savaşçıların yetiştirilmesi sağlandı. ÖSO gruplarından da savaşçıların HTŞ'ye katılması ile birlikte grup büyüdü.
Cevlani, 2021'de Ahraruş Şam grubuna darbe yaparak kendi desteklediği lideri getirdi. Böylece İdlib savunması için diğer gruplardan daha fazla destek alınabilecekti. Son olarak Afrin'de nüfuz sağlayan Cevlani, Şam Cephesi ve Ceyşul İslam'ı pasifize ederek Hamza Tümeni, Süleyman Şah Tümeni ve Sultan Murat ile şeffaf bir birliktelik kurdu. Cevlani'nin planına göre Kuzey ÖSO grupları tek çatı altında birleşmeli ve askeri grupların sivil yönetimde işi olmamalıydı.
İdlib savaşı, Suriye sahasında Muhalifler ve Rejim arasında yaşanacak son büyük savaş olacak. Bu yüzden Kuzey Halep'ten cephe açılması ve Rusya zor durumda iken Rejim'e güçlü bir darbe vurulması için Cevlani, ÖSO gruplarını birleştirmeye çalışıyor. SON.

Kaynak: SyriaJournal_1
 
Son düzenleme:

TUVEYLİB

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Amerikanın, Rusyanın ve Türkiyenin bu adama bir şey yapmaması, öldürmemesi, başına para ödülü koymaması ÇOK ŞEYLER ANLATIYOR :)
 

Mubadil

Üye
İslam-TR Üyesi
Amerikanın, Rusyanın ve Türkiyenin bu adama bir şey yapmaması, öldürmemesi, başına para ödülü koymaması ÇOK ŞEYLER ANLATIYOR :)
ABD, Cevlani'nin başına 10 Milyon $ ödül koyduda şuan niye vursun? Düşmanı olan Rusya, İran ve Esed ile savaşıyor. Ayrıca ben sana küresel bir tehdit olmayacağım diyor.

Türkiye niye vursun? Cevlani, 3-4 milyona yakın mülteciyi barındıran İdlib'i güvenli ve istikrarlı bir şekilde kontrol ediyor üstelik Türkiye için şimdilik bir sınır tehtidi oluşturmuyor.

Rusya konusuna gelecek olursak ABD kadar istihbaratı kuvvetli değil ve daha Müslim Şişani'yi bile vuramadı.

Ayrıca insanın ölümü tağutların değil Allah subhanehu ve teâlânın elinde. Ortaya birşey atıyorsun altını doldur bari.
 

İmam Ebu Hanif

Aktif Üye
İslam-TR Üyesi
ABD, Cevlani'nin başına 10 Milyon $ ödül koyduda şuan niye vursun? Düşmanı olan Rusya, İran ve Esed ile savaşıyor. Ayrıca ben sana küresel bir tehdit olmayacağım diyor.

Türkiye niye vursun? Cevlani, 3-4 milyona yakın mülteciyi barındıran İdlib'i güvenli ve istikrarlı bir şekilde kontrol ediyor üstelik Türkiye için şimdilik bir sınır tehtidi oluşturmuyor.

Rusya konusuna gelecek olursak ABD kadar istihbaratı kuvvetli değil ve daha Müslim Şişani'yi bile vuramadı.

Ayrıca insanın ölümü tağutların değil Allah subhanehu ve teâlânın elinde. Ortaya birşey atıyorsun altını doldur bari.
Bagdadi herkesin gözünde büyük bir canvar oldu ama bir cevlani olamadı şuna bak zahran alluş bile Rusya ve Hizbullatin tek hedefydi adam öldü cevlani kaide den bundan ayrılmış olabilir mi acaba Türkiye yillar önce talibani vuran abd ye destek verdi şimdi ne taliban ne cevlani hiç biri tehdit değil bence bunda bir bit yeni var
 

Mubadil

Üye
İslam-TR Üyesi
Bagdadi herkesin gözünde büyük bir canvar oldu ama bir cevlani olamadı şuna bak zahran alluş bile Rusya ve Hizbullatin tek hedefydi adam öldü cevlani kaide den bundan ayrılmış olabilir mi acaba Türkiye yillar önce talibani vuran abd ye destek verdi şimdi ne taliban ne cevlani hiç biri tehdit değil bence bunda bir bit yeni var
"Saflar, kendileri kaybeder,başkalarına kazandırırlar; zekiler, kendileri de kazanır, başkanlarına da kazandırırlar; aptallar, kendileri de kaybeder,başkalarına da kaybettirirler; haydutlar ise kendileri kazanır, başkalarına kaybettirirler."

Cevlani'nin Musul'dan, Dera'dan, Haleb'den... bugünümüze kadar her olaydan bir şekilde sağ çıkması onun kıvrak bir zekaya sahip olduğunu gösteriyor. Irak'ta, Irak Arapçası kullanarak kendini muhacir olarak göstermemesi, Dera'da hücrelenmesi, büyümek için başka grupları yutması, küçülmemek için varlığını tehdit eden grupları bitirmesi veya yakın zamanda ABD'li gazeteciyle röportaj yapmadan önce birkaç kez sahte randevu yeri ve saati vermesi bunların bir alameti. Bağdadi ise 70 düvele cephe açan, komşu ülkeleri vilayet ilan eden, Müslüman kanı konusunda hassasiyeti olmayan, arkasında binlerce bacıyı esir bırakıp tarihin tozlu sayfalarında kaybolup giden bir adam. Bize düşen ise bunlardan ders çıkarmak çünkü İslam devletini uzaylılar kurmayacak şehidlerin kanı üzerine biz kuracağız. Bu dünyaya yiyip, içip, çocuk yapıp kalan yaşlılık hayatımızıda bir köyde yaşamaya gelmedik. Diğer meselede Taliban'da, HTŞ'de ben başka ülkeler için tehdit olmayacağım diyor. Rasulullah ﷺ'da zaman zaman bir kabileyle savaşırken başka kabilelerle antlaşma yapmıştır. Tekrar söylüyorum Rusya'nın istihbaratı öyle çok kuvvetli değil genellikle yakıp yıkan kaba gücü seviyor. ABD ise HTŞ, PKK ile savaşana kadar Cevlani ile çok uğraşmaz. Türkiye ise şuan İdlib'de olan durumdan memnun. Mülteci gelmiyor, sınırları güvenli, idaresi iyi ve kaç bin askeri Suriye'de... Cezayir cihadında nasıl hatalar yapıldı? Çeçenistan cihadı nasıl bitti? Taliban nasıl başarıya ulaştı? bunlarda bizim için ders çıkarılacak örnekler var. Gelecekte kuracağımız İslam Devleti'nin temellerinin sağlam olması için araştırıp, okumak lazım.
 

Mubadil

Üye
İslam-TR Üyesi
Ayrıca Türkiye, ÖSO (SMO) ile Heyeyi bitirmek istedi ama Heye erken davranıp ÖSO'ya bağlı grupları İdlib'den Afrin'e kovdu. Cevlani öyle basit bir adam değil. Uyanık bir adam.
 

Hattab Amedi

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Amerikanın, Rusyanın ve Türkiyenin bu adama bir şey yapmaması, öldürmemesi, başına para ödülü koymaması ÇOK ŞEYLER ANLATIYOR :)
Bir suikast veya bombayla öldürülürse tüm şüpheler gider ama öldürülmezse bu iş içinde bir iş var demeye getirdin.
Unutma...
Kendi Aslanlarını yemek isteyenler, Çakallara yem olur...
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt