El-kaide Fetva Kurulu'ndan Şii Husilerin Öldürülmesine Ilişkin Fetva

Cihad.Biz

Yeni Üye
Üye
Arap Yarımadası El-Kaide Cihad Örgütü Şer’i Komitesi’nin
Arap Yarımadası’nın Güneyindeki Şii Husilerin Öldürülmesine İlişkin Fetvası


Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla


‘Allah, kendilerine kitap verilenlerden, "Onu mutlaka insanlara açıklayacaksınız, onu gizlemeyeceksiniz " diyerek söz almıştı.’
Hamd alemlerin rabbine, salat ve selam Allah resulü Muhammed’e, ehline, ashabına, eşlerine ve zürriyetine olsun.. ve sonra:

Allahu Teala kullarına cehalet veya çekişme durumunda Allah ve Resulü’ne başvurmayı emretmiştir. Zira Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: ‘Ey iman edenler! Allah'a itaat edin, peygambere ve sizden olan yöneticilere itaat edin. Bir konuda anlaşmazlığa düşerseniz, Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsanız onu Allah'a ve Peygamber'e götürün. Bu daha hayırlı ve sonuç bakımından da daha güzeldir.’ (Nisa Suresi, 59).

Müslümanların, bir musibet söz konusu olduğunda Allahu Teala’nın buyurduğu gibi ilim ehline başvurması gerekir: ‘Onlara güven ya da korku ile ilgili bir haber gelecek olsa hemen onu yayarlar. Oysa onu Peygamber'e yahut içlerindeki yöneticilere götürselerdi o haberi inceleyip sonuç çıkarabilecek olanlar onu bilirlerdi. Eğer size Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı çok azınız hariç hep şeytana uyardınız.’ (Nisa Suresi, 83).

İlim sahiplerinin üzerine düşen şer’i vacip olan hakkı beyan etme, musibet hususunda şer’i hükümleri yerine oturtma adına Arap Yarımadası’ndaki El-Kaide Cihad Örgütü Şer’i Komitesi, Arap Yarımadası’nın güneyinde Şii Husi Hareketi’nin Müslümanların kanlarına, mallarına ve namuslarına saldırısına ilişkin fetva yayınlamaktadır.

Husilerin durumlarına, akidelerine, eylemlerine, işledikleri çeşitli suçlara bakıldıktan sonra ki bunlardan bazılarını aşağıda sıralıyoruz:

- Peygamberimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) hanımı, müminlerin annesi Ayşe radiyallahu anha’ya Allah’ın kendisini temize çıkardığı bir hususta suçlamada bulunup hakaret etmek, kötü söz söylemek.

- Peygambere (sallallahu aleyhi ve sellem) iki (evlilikten dolayı) akrabası, veziri ve kendinden sonra halifesi olan Ebu Bekir Sıddık ve Ömer Bin Hattab’a (radiyallallahu anhuma- hakaret ederek eziyet vermek.

- Allahu Teala’nın ‘Muhacirler ve Ensardan öne geçerek ilklerden olanlardan ve onlara iyilikle uyanlardan Allah hoşnut olmuş, onlar da O'ndan hoşnut olmuşlardır. (Allah) onlara içinde sonsuza kadar kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler hazırlamıştır. Büyük kurtuluş işte budur.’ (Tevbe suresi, 100.ayet) buyruğuna muhalefet ederek muhacir ve ensardan fazilet ve adaletleriyle tanınan sahabeyi kirama hakaret etmek.

- Şii mezhebini silah zoruyla Müslümanlara dayatmak.

- Müslümanları öldürmek, topraklarını istila etmek ve adaletsiz, Kur’an ve sünnete aykırı Şii hükümlerini dayatmak.

- Müslümanların köylerini ve şer’i ilim kalelerini kuşatmak, buralara silahlı saldırılar düzenlemek, içinde silahsız, kadın, çocuk her kim varsa öldürmek.

Bu nedenlerle Arap Yarımadası’ndaki El-Kaide Cihad Örgütü şu fetvayı vermektedir:

Öncelikle: Peygamberin (sallallahu aleyhi ve sellem) namusunu, Müslümanların kutsal değerlerini, kanlarını ve canlarını savunmak için Husilere karşı cihad etmek ve onları öldürmek güç yetirebilen tüm Müslümanların üzerine şer’i bir vaciptir. Allahu Teala şöyle buyurmaktadır: ‘(Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur. Haram ay, haram aya karşılıktır; hürmetler (de) karşılıklıdır. Öyleyse kim size saldırırsa, onun saldırdığı gibi siz de ona saldırın. Allah'tan korkup sakının ve bilin ki Allah, muhakkak ki korkup sakınanlarla beraberdir.’ (Bakara Suresi, 193-194).

İkincisi: Husilerin öldürülmesi İslam’da ‘zorunlu savunma cihadı’ arasında sayılmaktadır ki bu cihad türünde güç yetirebilene hiçbir şart ön koşulmaz. Buna delil de alimlerin saldırgan düşmana karşı savunmanın vacip olduğu üzerindeki icmaıdır. Şeyhu’l İslam İbn Teymiye bu hususta şöyle demiştir: ‘Savunma savaşı, dine ve kutsallara saldıran düşmanı savmanın en çetin şeklidir. İcma ile vaciptir. Dini ve dünyayı bozan saldırgan düşmanı savmak, imandan sonra gelen en büyük vaciptir. Bu nedenle hiçbir şart yoktur(koşulmaz) ve imkan ölçüsünde defedilir.’ (El-Fetava El-Kubra 537/5).

Üçüncüsü: Husiler, silah gücüyle şeriat hükümlerine bağlılığı engellemekte, Müslümanlara saldırıp öldürmektedir. Bu nedenle savaşçı, Rafızi Husilere mensup olan herkesin kanı helaldir. Nerede, hangi toprakta bulunurlarsa bulunsunlar -Ebu Bekir Sıddık’ın (radiyallahu anh) zekat vermeyen mürtedlere karşı savaştığı ve sahabenin de –rıdvanallahu aleyhim- üzerinde ittifak ettiği gibi- öldürülmeleri vaciptir.

Dördüncüsü: Husilerden tevbe edip savaşı bırakarak gelenler bundan müstesnadır. Allahu Teala şöyle buyuruyor: ‘(Yeryüzünde) Fitne kalmayıncaya ve din (yalnız) Allah'ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Eğer vazgeçerlerse, artık zulüm yapanlardan başkasına karşı düşmanlık yoktur.’ (Bakara Suresi, 193).

El-Kaide Cihad Örgütü’nün Şer’i Komitesi bu fetvayı zimmet ehline karşı savaşmadıklarının bir delili olarak ve Müslümanların dinini, kanlarını ve namuslarını korumak için yayınlamaktadır.

Allahu Teala’dan Müslümanlara zafer vermesini, kindar Rafızilerin saldırısına karşılık vermesini niyaz ediyoruz.

Allah’ın salatı, selamı, bereketi peygamberlerin sonuncusu, Allah’ın Resulü Muhammed’in, ehlinin, ashabının, eşlerinin ve zürriyetinin üzerine olsun.

Arap Yarımadasındaki El-Kaide Cihad Örgütü Fetva Komitesi

Fetva No: 18
Tarih: 08/Safer/ 1433 (Hicri), 02/01/2012 (Miladi)
Tercüme: Cihad.Biz
 

turgay06

Yeni Üye
Üye
ALLAHIM SANA SIGINIRIM
' Bu nedenle savaşcı, rafizi husilere mensup herkesin kanı helaldir.Nerde ve hangi tobraklarda olursa olsun' bu fetvadan anlamamız gereken savaşan mı yoksa bütün şiaların mı yoksa bu günahları işleyen bütün insanların mı öldürülmesi vaciptir.
 

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Yönetici
Frm. Yöneticisi
RABBİM,isabetli kılsın her daim amin

gerçekten bizler şiilerle iç içi değiliz ama misal olarak eşimize,bacımıza küfür ettiklerinde nasılda köpürüyoruz,
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi

HUSİ HAREKETİ DOSYASI

WWW.İRANANALİZ.WORDPRESS.COM

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası2


HUSİ HAREKETİ DOSYASI

ÇeŞitli internet siteleri, kitaplar, raporlar ve makalelerden derleyerek oluŞturduğumuz Husi Hareketiyle ilgili önemli bilgileri içeren dosyda Zeydilikten kopan Husi Hareketinin sahip olduğu fikriyatı, kurucusu, lider kadrosu, mevkileri, İranla iliŞkileri ve sahip oldukları güç gibi birçok alt baŞlıkla ilgili detayı bilgiler yer almaktadır.

12 İmamcı İii anlayıŞına bu hareket Yemen’in kuzeyindeki Sada (veya Sa’da, Sa’ada, Sa’de, Saada) bölgesinde kurulmuŞtur. İddia edildiği gibi Zeydi mezhebi mensubu olmayıp bu mezhepten ayrıdırlar. 12 İmam (İsna AŞeriye-İmamiye-Caferilik) denilen Rafızi düŞünceyi benimsemiŞlerdir.

Siyasi ve dini olarak Lübnan’daki Hizbullah modelini taklit etmektedirler.

Kendilerini “Mümin Gençlik” örgütü olarak isimlendirmekte olup manevi liderleri Hicri 17 Cemaziyelevvel 1345 / 22 Kasım 1926 tarihinde Dahyan Şehrinde doğan ve Saada’da büyüyen Bedrettin bin Emiruddin bin el Hüseyin bin Muhammed el Husi’dir. Kendisi yaklaŞık 85 yaŞında olup el Carudiyye adlı Rafiziliğe en yakın Zeydi mezhebi ekolündendir. Ki bu mezhep aslında Sünniliğe daha yakın olan Zeydi mezhebinden son derece uzak olup daha çok Rafizi Caferiliğe yakındır. Bunun en güzel örneği İsna AŞeriyye (İmamiyye-Caferilik) hattına karŞı çıkan Zeydi alimlere karŞı olan Şiddetli muhalefetidir. Dahası tarihsel olarak verilen Zeydi alimlerin fetvalarına ve içtihatlarına karŞı çıkmaktadır. Örneğin Merci Meciduddin el Müeyyidi, Hammud Abbas el Müeyyed, Muhammed bin Muhammed el Mansur ve Ahmed el İami gibi alimleri imzaladıklarını kabul etmemektedir. Kendisi imamlık için “Batniyyin” ve el HaŞimi soyundan gelinmesi Şartının artık bugün makbul olmadığını ileri sürmektedir! Bunun tarihi Şartlara bağlı olduğu iddiasını dile getirmektedir ki böylece Humeyni’nin baŞını çektiği İiilerin tezleri ile tezat teŞkil eden teorik ve sağlam zemini yıkmıŞ olsun! Zaten el Husi Tahran’a da bir müddetliğine gitmiŞ burada iddialara göre zaten yakın durduğu Caferi zihniyetine tabii olmuŞtur.

Oğlu Hüseyin babasının bu fikirlerinden o kadar etkilenmiŞtir ki 1997 yılında teŞkilat içerisinde oldukça sessiz bir Şekilde Zeydilikten 12 İmam fikrine dönüŞümü ve bu fikre intibak sürecini baŞlatmıŞtır. Yemen istihbarat güçlerinin Hüseyin el Husi mensubu ismi Faris Musfir Salim adlı bir Şahsı tutukladığı ve üzerinde Husi’ye “beklenen imam mehdi” olarak biat ettiği bir belgeyi yakaladıkları yönünde haberlerin çıktığını da yeri gelmiŞken belirtmekte fayda var.

Bedreddin el Husi, 1991 yılında kurulan Mümin Gençlik hareketinin hedefinin Sa’da ve Yemenin diğer bölgelerindeki Zeydi mezhebinin tüm alimlerini bir bayrak altında toplamak olduğunu ileri sürüyordu. Yine Zeydileri temsil eden Hak Partisinde yer almaları nedeniyle hareket kendilerini destekledi. Ki zaten Hüseyin Bedrettin el Husi parti liderleri arasında yer alıyordu ve böylece 1993-1997 arasında Meran bölgesinden “Hak Partisini” temsilen parlamentoya milletvekili olarak girdi. Büyük kardeŞlerden biri olan Yahya el Husi de Halk Konferansı Partisinden milletvekili idi.

İii alimlerinin önde gelen Şahsiyetlerinden birisi olan Bedruddin bin Emiruddin el Husi Carudiyye mezhep mensubudur. Bu mezhep Zeydilikten ayrı olup Ebubekir ile Ömer’i kabul etmeyi, onlardan razı olmayı reddetmektedirler. Hakeza AyŞe’den (ra) de

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası3


nefret etmektedirler. Birçok eserinde İmam Buhari ile Müslim’in derlediği sahih hadis kaynaklarına Şiddetle saldırmaktadır. Bunları “sultanları” razı etmek amacıyla Muhammed’e (sav) yalan atmakla itham etmektedir. Oğlu Hüseyin de aynı mezhebi takip etmektedir. Kendisine tabi olanlar ve mensupları da aynı düŞünceyi taŞımaktadırlar.

Bedrettin el Husi’nin 1996 yılında çocuklarıyla birlikte cemaat olarak Hak Partisi ile herhangi bir iliŞkileri olmadığını duyurdukları kaydedilmektedir. Sebebinin mezhep mercisi olan Meciduddin el Müeyyidi ile aralarındaki ihtilaflara dayandığı ifade edilmektedir.

Bunun iki temele dayanma ihtimali mevcut. Birincisi esasla ilgili olup bu; fikri ve mezhebi hususlara dayanıyor. Bunlar Hüseyin el Husi’nin yazdığı veya verdiği sohbetler, derslerde açığa çıkıyor. Burada kendisi alenen Zeydi mezhebine ve muasır alimlerine itiraz ediyor. Yine ilan ettiğine göre rafizi İiilerin baŞta Ebubekir, Ömer olmak üzere sahabelerine kalanlarına ve elbette Hz AyŞe (ra)’ye olan kin ve buğzunu açığa çıkarıyor. Dahası sohbetlerinde ve derslerinde imamların ismet sıfatını haiz olduğu ve mehdinin geliŞini beklediğini ifade ediyor! Ki bu iki iddia kesinlikle Zeydilerin kabul etmediği esaslar. Yine Husi’nin konuŞmalarında Sünni külliyat ile çağımızdaki Sünni alimlerle dalga geçtiği gözlemleniyor.

Konunun ikinci boyutu ise teŞkilatlanma ile ilgili. Zira Hak Partisi faaliyet ve çalıŞmalarda geleneksel bir yol ve yöntem takip ediyor, liderliği bu çerçevede denetim sağlıyor. Bunun üzerine Bedrettin el Husi ve çocukları Mümin Gençlik hareketini oluŞturdu, faaliyetlerini gençlik üzerine yoğunlaŞtırdılar. Mensuplarının çoğunluğu Saada bölgesindeki Zeydi mezhebi ve HaŞimiyye kabilesinden, oradaki önde gelen aŞiret ve kabilelerden idi. Kendisi 2000 yılında tam olarak teŞkilattan istifa ettikten sonra aylık olarak hükümetten mali yardım aldı. Hedef, yöntem ve fikir olarak el Husi faaliyetlerini Saada bölgesinin dıŞına taŞıdı. Birkaç eyalette merkezler kurdu. Kendisine yakın öğrencilerini, körfez harbi nedeniyle ülkeden Yemen’e gelen Iraklı hocaları buralara eğitim vermeye gönderdi. Mümin Gençlik faaliyetleri San’aa, Saada, Umran, Hacce, Zimar ve el Mihveyt gibi birçok bölgede teŞkilatlı olarak çalıŞmaya baŞlar.

Husi’nin yukarıda iŞaret edilen görüŞleri çerçevesinde camiler ve özel merkezler aracılığıyla sözde Zeydilik öğretilir. Husi gençler Saada bölgesinde imamiyye’nin iddia ettiği Ğadir Gününü kutlama programları düzenler. Buralar kabilelerin kalabalık olarak katılması nedeniyle bir fırsat olarak değerlendirilir. Programlarda katılımcılarda bulunan hafif, orta ve ağır silahlar ateŞler açılır, gövde gösterileri yapılır. Yine mümin gençlik örgütü birçok bölgede yaz kampları düzenler. Bedrettin bu programlara katılarak insanları teŞvik eder. Kabilelere çocuklarını kamplara göndermelerini ister. Çoğu yaŞça küçük olan kamp katılımcılarına birçok video filmler seyrettirilir. Buralarda İran’dakŞ İah rejiminin nasıl devrildiği, Humeyni devriminin nasıl gerçekleŞtiğine dair filmler gösterilir.

Kamplarda gençlere liderlerinin tanklara karŞı nasıl durdukları, ateŞ altında boyun eğmedikleri ve kanları akarken bile : “Allahuekber, Amerikaya Ölüm” dedikleri seyrettirilir. Bazı videolarda devrim gençliğinin İah orduları karŞılarında ilerlemesin diye ayaklarını nasıl bağladıklarına yer verilir! Elbette bu videolarla ilgili gençlere çıkartılması gereken dersleri anlatan birileri olurdu! Bu Abdulkerim Cedban veya bir baŞkası idi. Gençlere Humeyni devrimindeki genç kardeŞlerine benzemeleri gerektiği, tağilere ve bağilere karŞı durmaları

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası4


salık verilirdi.

Mümin Gençlik örgütü iki önemli slogan atıyordu, bunlar Amerika ve İsrailin lanetlenmesiydi! Bu sloganlar Cuma namazının akabinde yapılıyordu. Yine Saada’ki el Kebir Camisinde. Konular örneğin Filistin ve Yahudi Cinayetleri, halkı provoke edecek örneğin açlık, yoksulluk, fakirlik ve devlet yetkililerinin mali fesada karıŞmaları, İslam tarihindeki acıklı hadiselerin anlatılmasıydı. Dahası sözde Ehli Beyt adı kullanılarak tamamen hizipçi sloganlarla örülü vaazlar verilmekteydi. Yine Ğadir Günü, AŞura gibi mezheplerini bağlayan günleri fırsat bilerek güç ve gövde gösterisinde bulunuyorlardı. İnsanları Vahhabilik ve Selefilik gibi kavramlar üzerinden tahrik edip, korkutarak mezhebi argümanlarına devam ediyorlardı.

HUSİLERİN İKİNCİ LİDERİ: ABDULMELİK EL HUSİ

Saa’da’da 1979 yılında dünyaya geldi, yani Şu an otuzlu yaŞlarında.

Kendisi Zeydilik mezhebine göre eğitim aldı. KardeŞinin 2004 yılında öldürülmesinden sonra Husi hareketinde diğer önde gelen Şahsiyetlerle birlikte ileri gelen bir Şahıs. Bunlar arasında kendisinden yaŞça büyük olan birçok arkadaŞı var. Kendisi terör hareketinin fiili lideri konumunda.

Destekçilerini ve takipçilerini harekete geçirebilecek yetenekte bir hatip.

2007 yılında hareketini dünyaya tanıtmak için Minber adlı internet sitesini kurdu. Bu site bugün Türkiye’deki İrancı & İii lobisi tarafından direk çevirilerin yapıldığı, Yemen’deki geliŞmelerde sanki bir kaynakmıŞ gibi kamuoyuna servis edildiği bir yer.

Bu hareket içinde önde gelen diğer Şahsiyetler: 49 yaŞındaki Yahya el Husi.

Yemen dıŞında yaŞıyor, siyasi iltica talebinde bulunduğu 2004 yılından beri Almanya’nın baŞkenti Berlin’de ikamet ediyor. Husi hareketinin siyasi kanat sorumlusudur.

HUSİ HAREKETİNİN TEMEL DÜŞÜNCE YAPISI

Husi hareketi liderleri her ne kadar Zeydiyye mezhebine göre eğitim almıŞ olsalar da kamuoyuna lanse edildiği gibi Zeydi değildirler. Bilakis hareket İsna AŞeriye (12 İmam -İmamiye) düŞüncesini sahiplenmektedir. İnsanları davet ettikleri fikirlerde öne çıkan en önemli mesaj “İmamettir”. Yani, Ali (ra)’nin sözde vasiyyeti olduğu iddia edilen fikrin ihyasıdır. Hüküm ancak ve ancak Ali’nin evlatlarıyla sağlanacaktır. Oysa Zeydilik’teki temel anlayıŞ İmamiyeden tamamen farklıdır. Dahası Zeydiler Gaib İmam gibi uyduruk bir düŞünceyi de kesinlikle kabul etmemektedirler.

Husi liderliği insanları tıpkı İmamiye zihniyeti mensuplarının bulunduğu her yerde olduğu gibi kendi rejimlerini kuruncuya kadar bulundukları devlete, hükümete ve elbette sistem adına ne varsa bunlara karŞı hazırlık yapmaya, savaŞmaya çağırmaktadır.

Yine Husi liderliği (zira hareket bünyesinde olayın mahiyetinden habersiz Zeydi kökenli vatandaŞlar da yer almaktadır) tıpkı İmamiyye/Caferi mezhep mensuplarının yaptığı gibi Sünnilere karŞı hakaret etmektedirler; zira onlar Ebubekir ve Ömer’e bağlıdırlar ve bu

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası5


ikisini Ali’den ileri tutmaktadırlar!

Husi hareketi Humeyni Devrimini, Lübnan’daki Hizbullah’ı methu sena etmektedirler. İkisini takip edilmesi gereken örneklikler olarak görmektedirler.

Özellikle ilk üç raŞid halifeyi ( Ebubekir, Ömer ve Osman) baŞta olmak üzere sahabey-i kiramı reddetmektedirler. Çünkü bunlar Husilere göre günümüzde ümmet için asıl beladırlar! Bedrettin el Husi Şunları söylüyor: “Ben kendi nefsimce inanıyorum ve onları (yani sahabeleri) tekfir ediyorum; çünkü onlar Resulullah (sav)’a ve aline temelde muhalefet ettiler!

Husiler Resulullah’ın (sav) ashabına küfür etmekte ve Peygamber Efendimizin (sav) eŞlerine lanet okumaktadırlar. Ümmetin baŞına ne bela geldiyse...sorumlusu sahabilerdir…diyor Hüseyin el Husi ve ekliyor: “Bu ümmetteki tüm kötülüğün, baŞına gelen tüm zulmün asıl sorumlusu bizzat Ömer’dir, çünkü kendisi tüm bu yaŞanan sürecin tamamını tasarlayandır, Ebubekir, Ömer ve Osman’dır…”

Ebubekir (ra)’e biat eden sahabelerle ilgili olarak Şunları söylüyor: “Bu biat Şerdir ve halen günümüzde de bu böyledir.” İunları söylüyor yine: “Ebubekir ve Ömer’in sorunu tehlikeli bir sorundur. Onlar bu ümmete gelen Şeylerin arkasındakilerdir. Onlar çözümün düğümlenmesinin arkasındakilerdir.”

Diyorlar: “Selef-i salih ümmetle oynayanlardır. Aslında onlar ümmete zulmün ve ayrılığın esasıdırlar. Çünkü selef-i salih diyerek zihinleri bulandıran en önemli Şahsiyetler onlardır: Ebubekir, Osman, Muaviye, AiŞe, Amr ibnül As, Muğire bin İube…İleri gelenler bunlardır. İŞte bunlardır selef-i salihinler. İŞte bu da bir fiyaskodur!”

Mecusi eliyle Şehit edilen Ömer bin Hattab’a olan düŞmanlıkları özellikle had safhadadır. Tıpkı diğer İii zihniyetine mensup mezhep yandaŞlarında olduğu gibi. Husi Şunları söylüyor: “GörüŞüme göre Muaviye Ömer’in kötülüklerinden bir kötülüktür. Muaviye tamamen bir kötülük değildir; ancak Ömer bin Hattab’ın kötülüklerinden bir tanesidir. Ebu Bekir kötülüklerinden bir tanesidir, Osman kötülüklerinden bir tanesidir.

Zeydiler ile Husiler Arasındaki İliŞki, Kendilerini Zeydilik Kisvesiyle Saklamaları

Zeydiliğin DoğuŞu: Zeydilik İmam Zeyd bin Ali bin el Hüseyin bin Ali bin Ebi Talib’e (Hicri 80-122) dayanmaktadır. İmam Zeyd Hicri 122 senesinde HiŞam bin Abdulmelik zamanında Emevilere karŞı baŞ kaldırdı.

Bunun bedelini Kufe Ehlinden ayrılmakla ödedi, sonrasında Ebubekir ile Ömer’den teberri etmediğini anlayınca kendisini yüzüstü bırakıp terk ettiler. Kendisini Emevi Ordusuyla karŞı karŞıya gelmeye zorladılar, yanında sadece 500 kiŞi vardı. Neticede kendisi oklarla Şehit edildi.


ZEYDİLİK AKİDESİ VE DÜŞÜNCELERİ

Zeydiler imamların Fatıma’nın (ra) tüm çocuklarından olmasına izin verirler, hem Hasan hem de Hüseyin (ra)’in torunlarından olsun. İmamet onların nezdinden nas değildir, verasetle gelmez bilakis biata yaslanır. Yine imam Ehlül Hal vel Akd tarafından

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası6


seçilir. Zeydi Mezhebi ortaya çıktığında Ehli Beyt Fıkhı ile Mutezile arasında Hanefi Mezhebine meyilli olarak toplanmıştır. Meşruiyetini zalim otoriteye karŞı ortaya çıkmaktan almaktadır. Bu düzen Zeydilerce nesillerden nesillere aktarıldı.

Aynı vakitte birden fazla imamın iki farklı ülkede bulunabileceğini caiz görürler. Faziletli imameti en faziletlisiyle birlikte caiz görürler. Ebubekir (ra) ve Ömer’in (ra) hilafetini kabul ederler ve onlara lanet etmezler.

Zeydiler ile 12 İmamcılar (İsna AŞeriye-Caferi) Arasındaki Benzerlikler

- Her ikisi de İiidirler.

- Humus Zekatında ittifak halindedirler.

- Takiyye’ye gerekli olduğunda kullanılması için cevaz verirler.

- Hilafette Ehli Beyti’n hakkı olduğunu söylerler.

- BaŞkaları hakkında kendilerinden varid olan hadisleri tercih ve taklid ederler.

- Ezanlarında Hayye Ala Hayril Amel – Hayırlı Amele Geliniz derler.

Zeydiler İle Caferiler Arasındaki Farklar

Caferiler 12 İmamın hepsine inanmayanların kafir olduğunu söylerler, elbette İii İsna AŞeriye alimleri bu durumda Zeydilerin de kafir olduğu yönünde fetva verirler.

Bunun aksine Zeydi alimler Rafızilerin özelliklerini bilirler ve onları uyarırlar. Delalet ehli ve münkir olarak gördükleri Caferilerden yüz çeviriler.

Zeydiliğin dıŞında bir farklılık vardır ki o da Carudiye’dir. Bunlar Rafizilere temayül taŞırlar ve Bedrettin el Husi ile Tebaası bu ekole bağlıdırlar.

CARUDİYE

Ebil Carud Ziyad bin Munzir el Hemadani el A’ma el Kufi’ye nisbet edilmektedir. Zeydiye’nin aŞırı kolundandır. Aslında Rafizi İiiler olup bazı araŞtırmacılar bunun Zeydilikten bağımsız bir mezhep olduğunu ancak Zeydi örtüsüyle saklandıklarını ifade etmektedirler. Bu nedenle Ebil Carud’u zamanın İmam-ı Zeydi olarak görmektedirler.

Mezheplerine göre sahabeler küfre girmiŞler, mevcut nassa rağmen muhalefet ederek Ali bin Ebi Talibe (ra)’e biatı terk etmiŞlerdir! Diğer Zeydi mezhep ekolleri Carudiyye’yi sahabeleri tekfir etmeleri nedeniyle kafir olarak görmektedirler.

İRAN’IN ROLÜ

İran’ın terörist Husi hareketini halihazırda desteklediğine dair birçok delil mevcut. Elbette İran bu desteği Lübnan’daki Hizbullah hareketine yaptığı gibi dıŞarıdan ve çeŞitli yollarla yürütüyor. Böylece İran devleti İslam dünyasındaki mezhebi etkinliğini kontrol altında tutarak mezhep temelli projesini yaymaya ve kırılgan durumu istismar etmeye çalıŞıyor.

HUSİLERİN İRAN’A MEYİLLİ OLUŞLARININ İŞARETLERİ

Hüseyin Bedreddin’in biyografisinde onun İmam Humeyni’den etkilendiği ve İran modelinin

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası7


Yemen’de uygulanabileceğini düŞündüğü ifade edilmektedir. Hüseyin’in kardeŞlerinden bir tanesi 1986 yılında kurulan ve İran tarafından desteklenen İmanlı Gençlik Birliğindeki eğitim seminerlerinde İran devrimini öğretmiŞtir. Babası Bedrettin Zeydi mezhebi alimlerinden bir çoğunun muhalefetine rağmen Tahran’da ve Kum’da kuruluŞu gerçekleŞtirmiŞtir. Husilerin İran’a ziyaretleri ve İranlıların Yemen’e ziyaretleri bu birlik ile iliŞkili grupların gizli toplantılarını da kapsadı.

İran’ın medya alanında Husi terör örgütüne alenen destek verdiği de bilinmektedir. Bunlar gerek İran’ın Arapça uydu kanalı olan el Alem ve gerekse Hizbullah’a ait el Menar televizyon kanalı ve diğer sair uydu kanalları aracılığıyla yapılmaktadır. Buna ek olarak Yemen ordusu çatıŞmalarda teröristlerden ele geçirdikleri mühimmat ve silahlar arasında İran yapımı olan bazı hafif makineli silahlara, havan toplarına, kısa mesafeli füzelere rastladı.

Öte yandan baŞkent Sana’daki İran hastanesinde ele geçirilen belgeler de burasının Husi hareketine espiyonaj, finansal ve askeri destek verdiğini göstermekteydi. Bunun üzerine Yemen Hükümeti burasını kapattı. İran’ın desteği Yemen hükümetinin zayıflatılması ve dağıtılması için baŞlatılan çok sayıdaki Husi savaŞının vuku bulduğu Yemen’in güneyindeki ayaklanmalarla paralellik arz etmektedir. Husilerin çatıŞmalarda Sa’da’ya yakın Kızıldeniz’e kadar geniŞletmeleri de İran’ın anlaŞmazlıktaki müdahalesini teyid etmektedir.

Konuyla ilgili olarak terörist Husi hareketinin Beni Muaz bölgesindeki eski saha komutanlarından birisi olan Abdullah el Mahdun konuŞmasında Abdulmelik el Husi’nin sınırsız Şekildeki İran desteği sayesinde Fars Medeniyetini yeniden tesis etmek için savaŞtığını söylemiŞti.

Hareket kendisine bağlı bazı merkezlerde Lübnan’daki İii Hizbullah hareketini bir örneklik olarak teyid eden sloganlar asmıŞtır. Husiler ile iliŞkileri tıpkı Lübnan’daki, Kuveyt’teki, Bahreyn ve diğer yerlerdeki Hizbullah teŞkilatları gibidir. İran basın ve yayın kuruluŞları, Necef ve Kum’daki İii Merciiyyet makamlarının demeç ve yayınları hep Husileri teyid eder bir nitelik arz etmektedir.

Humeyni devriminden bu yana İran; bir değiŞmez politika olarak batıl İii mezhebini İslam ve Arap alemine ihraç edip yaymaya çalıŞmaktadır. Sana’daki İran elçiliği ve diplomasisi de Zeydi Mezhebi bağlılarını cezbetmek için yoğun bir gayret sarf etmektedirler.

Yukarıdaki bilgilerin yanı sıra Iraklı savaŞçıların Husi saflarındaki mevcudiyeti ve çok sayıda Iraklının cesedine rastlanması ve tutuklanması da İii teŞkilatlar arasındaki iliŞkinin boyutlarını gözönüne sermektedir. Basında çıkan son haberler Yemenli Husi teröristleri arasında Farsça konuŞan kiŞilerin de bulunduğunu doğrulamaktadır. Husi hareketine karŞı baŞlatılan son savaŞa yönelik olarak İiilerin Şiddetli öfkesi İran dıŞiŞleri bakanının, Bahreyn meclisindeki İii milletvekillerinin demeçlerine de yansımıŞtır.

HUSİ HAREKETİNİN TEHLİKESİ VE HEDEFLERİ

Bu hareketin en tehlikeli düŞüncesi İiilerin sahip olduğu Mehdi’ye iman meselesidir. Tabi bu imanda Mehdi’nin geliŞine hazırlık için Harem-i İerif’in (Kabe ve civarının) iŞgali, Ehli Sünnet vel Cemaat’ın tasfiyesi ve baŞta Suudi Arabistan olmak üzere Sünnilerin yoğunlukta yaŞadığı devletlerin ele geçirilmesi gerektiği düŞüncesidir.

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası8


İlk bakıŞta okurlara gerçekten son derece garip ve hatta abartılmıŞ bir iddia gibi görünen; Mekke-i Mükerreme’nin iŞgali, oranın necisten ve Şirkten temizlenmesi, pâk hale gelmesi gibi birçok uç ancak oldukça yaygın görüŞler İii mezhebine dair ciddi sayılabilecek miktardaki kitapta mevcuttur. Kabe’de düzenlenen ve Şanlı direniŞ Şeklinde lanse ettirilen İranlı İiilerin gerçekleŞtirdikleri kanlı ayaklanma bu düŞüncenin tatbikinden baŞka bir Şey değildi.

Yeri gelmiŞken Pakistanlı bir Caferi’nin 1430 Hicri senesi Zilkade ayında bir film gösterime soktuğunu hatırlatalım. İngiltere’de yayımlanan filmde Mehdileri ortaya çıkmakta, insanları öldürerek, terör estirerek Kabe’yi kirletmektedir. Filmin senaryosu Ali el Kevrani el Amili adlı İii bir yazarın kaleme aldığı Asru-z Zuhûr adlı eserden esinlenmiŞtir. Not edilmelidir ki bu eserde Ehli Beytten nakledilen çok sayıda konuyla ilgili hadis vurgulanmaktadır ve yine “Yemen’deki İslami Devrimi Mehdi Aleyhisselamın zuhuruna yol açmıŞ, kesinlikle onun asrımızda görünmesi için sancakları hediye etmiŞtir denilmektedir. “el Yemani” adlı Şahsın naklettiği bu rivayetlerdeki lidere gelince o gayet tanınmıŞ bir kiŞidir. İsmi Hasan veya Hüseyin olarak rivayet edilen bu Şahıs Zeyd bin Ali (ra)’nin zürriyetindendir. Kitapta el Yemani’nin “Kar’ah” adlı bir köyden çıkacağı iddia edilen bazı hikayeler yer almaktadır. Köy Sa’da yakınındaki Beni Havlan bölgesindeki bir köydür.

Husilerin düŞünce esasları, mensuplarının tahrif edilmiŞ düŞüncelerinde ve hatta bazılarının kendilerini Zeydi mezhebinden ziyade 12 İmam mezhebine (Caferilik) daha yakın hissettiklerini ifadeleriyle birlikte açığa çıkmıŞtır. Bunun en önemli göstergesi ve örneği hareketin liderlerinden olan Bedrettin Husi’nin Zeydilikten tahrif edilmiŞ Caferiliğe dönmesidir.

Husiler tam anlamıyla yeterince silahlanmıŞ, siyasi projesi olan bir harekettir. Elbette muhtelif teŞkilatlarıyla Yemen ordusunun baŞarısızlığının ıŞığında okumak lazım hadiseyi. Hareket kendisinin iktidara en layık olduğuna inanıyor, imamet idaresinin yeniden ülkeye gelmesi için çalıŞıyor. Suudi Arabistan ile çatıŞmaya girmelerindeki Şer’i hususta bu hedef de yatıyor. Bu nedenle Yemenliler ve Suudluların kendilerine karŞı savaŞtığı iddialarıyla kafaları karıŞtığı İslam ve Arap aleminin desteğini almak istiyorlar. Bir önceki bölümde ifade edildiği gibi Husi hareketinin direk İran ile irtibatı ve harekete yönelik İran’ın her anlamda tam desteği söz konusudur.

Bu çerçevede yeniden hatırlanacak olursa:

1- Geçtiğimiz aylarda ölen Hüseyin Bedrettin el Husi İmam Humeyni’den ciddi Şekilde etkilenmiŞ ve Yemen’de İran tecrübesini tatbik etmeye çalıŞmıŞtır.

2- Mümin Gençlik Birliğindeki eğitim derslerinde İran devrimi bir madde olarak konulmuŞtur.

3- Zeydi alimlerin birçoğuyla akaidi ve ilmi muhalefet nedeniyle Bedrettin el Husi Tahran’da ikamet etti, burada çok yönlü iliŞkiler kurdu ve geliŞtirdi.

4- Husilerden İran’a, İranlılardan Husilere yönelik ziyaretler gerçekleŞti, Mümin Gençlik Örgütü ile ilgili gruplar arasında gizli görüŞmeler gerçekleŞtirdi.

5- ÇatıŞmalarda ele geçirilen silah depolarında İran yapımı çeŞitli menzilli füzeler, silahlar ve mühimmata rastlandı.

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası9


Tehlikelerine rağmen Husi hareketinin geleceği yoktur, aksine çatıŞmaların devam etmesi hareketin kendi sonunu getirecektir. Kanlı çatıŞmaların sürmesi kesinlikle hareketin çıkarına değildir. Zira bu tüm bölgeyi kapsayacak mezhepçilik ve patlamalara sebebiyet verecektir.

İiiler ile Sünniler arasında esasta bir problem olmadığı, mezhep çatıŞması çıkarma yönünde projeler olduğu, bunun arkasında emperyalistler ve Siyonistlerin bulunduğu gibi iddiaların kısmen doğru olmakla esasta tashihe ihtiyaç duyduğu açıktır. Yemen’in yolsuzluk ve ciddiyetten yoksun, Amerikan yanlısı bir rejime, orduya sahip olması ülkedeki on binlerce vatandaŞı hedef alan ve zarar veren terörist Husi hareketinin eylemlerini haklı çıkarmamaktadır. Dahası esasta mezhepler arasında sorun bulunmadığı yönündeki bir iddianın tarihsel, düŞünsel ve mevcut durumla bağdaŞır hiçbir yönü yoktur. Zira İii mezhebi İslam’ın hak mezhepleri dıŞında olan akidevi temellerde ve pratiğe yansımalarında münharif, yer yer sapkın ve çoğu bid’at düŞünceleri taŞıyan bir mezhep olarak kabul edilmektedir.

Irak’ta mezhep çatıŞmalarının fitilinin ateŞlendiği 2006 İmam Hadi el Askeri Türbesini bombalayanlar aradan kısa süre geçmesinin ardından açığa çıkmıŞtır. İçinde İran’ın bizzat desteklediği Bedir Tugayları da baŞta olmak üzere Nuri Maliki’ye bağlı Irak hükümet güçlerinin tezgahladığı bu çirkin saldırının olduğu günün hemen akabinde Mehdi Ordusu gibi terörist milis gruplar sadece bir gün içinde 300’den fazla Sünni camisine saldırmıŞ, yakmıŞ, yıkmıŞ ve iŞgal etmiŞtir. Yine o günkü saldırılarda binlerce alim, imam, hatip, vaiz ve sıradan masum Sünni Iraklılar katledilmiŞtir. Buna rağmen Irak Müslüman Alimler Heyeti (HEYET) gibi Sünnilerin mercii konumundaki oluŞumlar ve el Kaide gibi tekfirci akımlar dıŞındaki tüm Sünni direniŞ grupları bu fitneye karŞı durmuŞ, tek bir İii camisine, Hüseyniyelere veya mukaddes yerlere saldırmamıŞtır. Dahası öfkelerini zapt, kendilerini kontrol etmeleri, bu saldırının esas hedefinin iç savaŞ çıkartma peŞindeki Amerikan-Siyonist-Safavi planı olduğuna iŞaret edilmiŞtir.

Bugün birçok analizcinin ve gözlemcinin itiraf ettiği gibi o gün tıpkı İii merciiyyet makamlarının kahir ekseriyetinin dolaylı-dolaysız cevaz verdiği, “Kaide, Tekfirci, Saddamcı, Vehhabi, Baasçı, ve Nasibi” gibi sıfatlarla hedef gösterdiği ve aslında Sünni kesimlere yine en büyük darbeyi vuran bu kesimler üzerinden yine Ehli Sünnet kökenli insanlara yönelik demeçlerin benzerini eğer Iraklı Sünni alimler, hareket önderleri ve kuruluŞlar vermiŞ olsaydı bugün Irak’taki demografik yapı ve coğrafi dağılım çok farklı olurdu. Ancak basiret ve mutedil Sünni anlayıŞı çok büyük bir olgunluk ve siyaset ile bu fitne planlarına alet olmamıŞ, fitneyi engellemiŞtir.

Hiçbir zaman için herhangi bir devrimci, silahlı İii hareketinin masum ve moda tabirle “demokratik” hak talebinde bulunan bir hareket olduğu sanılmamalıdır. Tarihin gösterdiği

İran Analiz Grubu - Husiler Dosyası10


gibi Kermati hareketi, Ubeydiler Hareketi ve Safaviler Hareketi gibi devletleŞen hareketlerin tamamı hükmü ele geçirdiğinde vatandaŞı olan özellikle Sünni kökenli halka çok büyük zulüm ve ayrımcı politikalar gütmüŞlerdir. Mevcut İran devletinde sayıları 20 milyona yaklaŞan Sünni kökenli Müslümanlara nerdeyse ikinci sınıf vatandaŞ muamelesi görülmesi bunun en açık kanıtıdır. Ebubekir, Ömer, Osman gibi tek bir isme dahi nüfusu Türkiye’ye yaklaŞan İran’da rastlanmaması acaba baŞka hangi nedenle açıklanabilir?

SONSÖZ

Yemen’in kuzeyindeki Sa’da bölgesinde kurulan siyasal, kültürel, sosyal, ilmi ve askeri alanlarda faaliyet gösteren ve halk tabanı olan Husiler;

12 İmamcı İii anlayıŞına sahip olup bu çerçevede Sahabe’lere çirkin sözler ve ithamlarda bulunmaktadırlar.

Mehdiy-i Muntazır’a ve sözde Ğadr Bayramının kutlanmasına inanmaktadırlar.

Kur’an-ı Kerim’e iman ettiklerini iddia ederken, Sünneti tamamen inkar etmektedirler.

Ehli Sünnet vel Cemaat akidesine tamamen muhalif batıl bir düŞünceye sahiptirler.

İran bu hareketi mali, fikri ve askeri olarak desteklemekte Humeyni devriminin Yemen’de yayılmasına çalıŞmaktadır.

KAYNAKÇA:

El ReŞid AraŞtırmalar Merkezi

El Beyyine Sitesi

El Beyan Dergisi Raporları

Rafizi Nüfuzu (Enver Kasım)

Protokolat Kum ve Necef havle Yemen (Abdusselam el Hüsni)

Irak Müslüman Alimler Heyeti Sitesi
 

Muzzammil

Yeni Üye
Üye
ALLAHIM SANA SIGINIRIM
' Bu nedenle savaşcı, rafizi husilere mensup herkesin kanı helaldir.Nerde ve hangi tobraklarda olursa olsun' bu fetvadan anlamamız gereken savaşan mı yoksa bütün şiaların mı yoksa bu günahları işleyen bütün insanların mı öldürülmesi vaciptir.
Cevab zaten fetvada geciyor ;

Şii Husi Hareketi’nin Müslümanların kanlarına, mallarına ve namuslarına saldırısına ilişkin fetva yayınlamaktadır.
Husilerin durumlarına, akidelerine, eylemlerine, işledikleri çeşitli suçlara bakıldıktan sonra...
Ki burada Husi mel'unlerine karsi yapilan cihadin Savunma Cihadi oldugu belirtiliyor, Islam'da savunma cihadi Def etmek, geri puskurtmek icin yapilir, demek ki oradaki Muslumanlarin canini, malini ve kanini kendilerine helal gorup saldiran ve kiyim yapanlar Husiler'dir ki, oradaki kardeslerimiz de butun Muslumanlari Husilere karsi yapilacak olan cihada cagirmislardir.
 

Yavuz_Selim

Yeni Üye
Üye
Yemen'de 20 Sünni öldürüldü

Yemen'in Suudi Arabistan sınırındaki Şii Huti isyancıları ile Sünniler arasında alevlenen mezhep çatışmasında 20 Sünni hayatını kaybetti.

27 Kasım 2011

Başkent Sana'nın kuzeyindeki Damaj bölgesinde yaşayan Hutilerle Sünni yerleşimciler arasındaki gerginlik tırmanıyor. 2006 yılından beri Yemen hükümetini tanımayan ve güvenlik güçleriyle çatışma içerisinde olan Hutilerin bölgede faaliyet gösteren Selefi okullarına yönelik baskınları sonucu birçok Sünni hayatını kaybetti.

Hutiler bölgedeki Sünni gruplarla çatışmalara girerken, Suudi Arabistan sınırındaki Şii yapılanmaları giderek artıyor. 33 yıllık Ali Abdullah Salih rejiminin kronik problemlerinden olan Huti meselesi, Ocak ayından beri devam eden ve Salih'in istifasını isteyen halk ayaklanmalarının sebep olduğu siyasi krizle birlikte tırmanışa geçti.

Hutiler güvenlik güçleri ile sık sık silahlı çatışmalara girerken, zayıflayan Salih rejimi karşısında eylemlerini bölgede yaşayan Sünnilere çevirdi.

Yemen'de 20 Sünni öldürüldü | Asya | Press Medya

Yemen'de mehzep çat??mas?: 20 ölü - Afrika haberleri - Haber7 haber7.com - Güncel Haberler, Son dakika haberleri ---- Bu noktada haber var



Dammac hala Husilerin kuşatmasında

Yemen'in Güneyinde bulunan Sa'da Eyaletinin Dammac kentinin, 2 aydan beri Husiler tarafından işgal edildiği iddia edildi. Bu hareketin ardında İran'ın olduğu öne sürülüyor. Press medya'nın özel haberi

30 Aralık 2011 Cuma

Yemen'in Güneyinde bulunan Sa'da Eyaletinin Dammac kentinin 2 aydan beri Şii işgali altında olduğu belirtiliyor. Hamaney'in önderliğindeki Velayeti İmam merciyetine bağlı Husi'lerin şu ana kadar 50 Sünni'yi öldürdüğü öne sürüldü. [1] Damac kentinde Sünni'lere ait 10 öğrencisi bulunan Darul Hadis Mektebini top atışına tutan Husi'lerin şehre yiyecek gitmesini de engellediği iddialar arasında.[2] İlk kuşatma sırasında şehre rastgele düzenlenen top atışında Amerikan, Rus, Fransız ve Endonezyalıların da öldürüldüğü bildirildi.[3] Kızıl Haç'ın arabuluculuğuyla geçici ateşkes yapıldığı ve Dammac'a gıda yardımı sokulduğu ancak ateşkesin ardından Husi güçlerinin şehri yeniden roket ve havan ateşine tuttukları bildirildi.[4] Darul Hadis medresesi imamı İslam dünyasından yardım istedi ve savaşacaklarını açıkladı.[5] Husi saldırılarında kadın ve çocukların da öldüğü bildirildi. Kızıl Haç durumun oldukça kritik olduğunu duyurdu.[6]



Bombardımanda ölen bir bebek


El Kaide Bir Tabur Savaşçı Gönderdi

Yemen'in Abyan vilayetinin tümünü ve Sabva Eyaletinde de bazı kentleri elinde bulunduran El Kaide, Dammac'da Husilerin saldırısına uğrayan halkı kurtarmak amacıyla bir tümen savaşçı gönderdiklerini açıkladı.[7] Dammac halkının yardım talebi üzerine 1000 El Kaide savaşçısının kuşatmayı yararak Dammac şehrine girdikleri, bölgedeki gençleri de silahlandırarak Husi'leri püskürttükleri bildirildi. Zeydi'lere karşı bir düşmanlık beslemediklerini ilan eden El Kaide “İran güdümündeki Husi'ler, Ehli Sünneti kâfir olarak görüyor ve imamete bağlı olmayanların kanlarını helal sayıyor” açıklamasında bulunmuştu.

Husilerin Genel Komutanı Öldürüldü

El Kaide savaşçılarının Husi'lerin genel askeri komutanı Abu Ali El Hekim'i pusuya düşürdüğü iddia edildi. Çatışmalarda Ali El Hekim'in, 25 Husi savaşçısıyla beraber yaşamını yitirdiği öne sürüldü. El Hekim'in Sünni şehre, 50 gündür devam eden kuşatmayı denetlemek üzere giderken El Kaide tarafından pusuya düşürüldüğü bildirildi.




İran Şii-Sünni Savaşı Mı Çıkarmak İstiyor?

Suudi Arabistan'da Şii'lerin büyük bir isyan gerçekleştirmeleri, İran, Hizbullah ve Mehdi ordusunun Suriye'de Esad rejimine yardım için savaşçılar göndermesinin ardından İslam dünyasında büyük bir tepkiye maruz kalan İran'ın, İslam Âleminde bir Şii Sünni savaşı çıkarmayı amaçladığı iddia ediliyor. İran yanlısı Maliki yönetiminin Irak'ta Sünni Tarık El Haşimi'ye tutuklama kararı çıkarması da bölgeyi ateş topuna tutacak tehlikeli bir mezhep savaşının İran tarafından organize edildiği iddialarına neden oluyor.

Suudi Âlimler Sessiz

Suudi Arabistan sınırına yakın Sünni şehir Dammac'da 50 gündür devam eden kuşatmaya[8] Suudi Arabistan Âlimlerinden ve yönetiminden henüz herhangi bir tepki gelmedi. İran'ın, Yemen ve Suudi Arabistan'daki Şii'leri harekete geçirerek Suriye konusunda Suud yönetimine baskı yaptığı düşünülüyor. Yemen hükumetinin de şu ana kadar Dammac halkına herhangi bir yardım göndermediği bildirildi.

pressmedya.com

kaynak ve devamı için:

Dammac hala Husilerin ku?atmas?nda | Detay Haber | Press Medya
 

turgay06

Yeni Üye
Üye
bu fetva benim kafamı karıştırdı kadınları malları ganimettirderken ne kastediliyor. bide tövbe edeni öldürmek dinen uygun mu
 

Muzzammil

Yeni Üye
Üye
ankara06 ;

Sen konusuna cevab yazdigin fetvayi okumuyor musun ?
Orada tevbe edip teslim olanlar mustesnadir diyor.
Cihad sirasinda, Husiler'in kadin ve mallari mucahidlere helaldir, bu sirada mucahidlerin el koyduklari ( kazandiklari ) mallar ve esir aldiklari kadinlari kendilerine ganimet ve cariyedir.
 

Muzzammil

Yeni Üye
Üye
Anladim.
O vakitler şah İsmail Şii ajanlarını Anadolu topraklarına gondermiş ve huzursuzluk cıkarıp iç huzuru bozmayı gaye edinmişdi.Şii tehlikesini goren Yavuz Sultan Selim de alimleri toplamış ve Şii'lere savas acabilmek icin bir fetva istemisti, bildigim kadarı ile butun alimler istemeyerek de olsa '' Kıble ehline karşı kılıç kalkmaz '' demiş, sadece el-Müfti Hamza el-Fakir Eşşehir Bi-Sarı Gürbüz yukarıda Lihyani akhinin mesajında koydugu delilleri getirerek Şii'lerin başlarını koparmanın vacib oldugunu söylemişti.Yavuz Sultan Selim de bu fetvayı alarak Şah İsmail'in uzerine yurumuş savaşta onu bozguna uğratmış, Şah İsmail ise karılarını ve hazinesini bile bırakarak kaçmıştır.Yavuz Sultan Selim sinsi Şii'lere son darbeyi vurmak ve o zaman ki Safevi hanedanlığının başkentine girmek istemiş ama yeniçeri'lerin huzursuzluk çıkarması üzerine onlara güvenememiş ve bundan vazgeçmiştir.

Yani tıpkı o gün kim Safevi Şii'lerine yardım ediyorsa ( nasslar ile ) kafir addedildiği gibi bugün de o merdud Husi'lere yardım edip onlara gönül verenleri onlar ile aynı görüyor fetvayı yayınlayan kardeşlerimiz.
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi
ankara,
(Cennetle mujdelenmiş) sahabeye küfredenin, alay ve aşağılayıp hakaret edenin hükmü nedir?

Bir insana secde eden ve kendisine secde ettirenin hükmü nedir?
 

eL_Muhacir

İlimsiz mucahid katil,cihadsız alim belam olur.
Yönetici
Frm. Yöneticisi

kaynak

Üyeliği İptal Edildi
Banned
ya kusura bakmayında ben husileri biraz araştırmıştım bi kaç yıl önce bunları yazayım bizler şii dendimi tamamen hepsini tekfir ediyoruz oysa şi husi harete ki zeydi dir zeynilerde halifeye ve hz aişe ye hiç bir zaman dil uzatmayan bir fıkradır bir kaç şey paylaşayım karar sizin
 

kaynak

Üyeliği İptal Edildi
Banned
mezhepler tarihinden

4) Zeydiyye:


Şii mezhebinin ehl-i sünnet vel-cemaate en yakın olan ve en mutedil davranan gurubu bu fırkadır.
Bu fırka imamları peygamberlik derecesine yükseltmemiş, hatta peygambere yakın bir derecede de saymamış, onların da diğer insanlar gibi olduklarını, ancak Resulullah'm dışında bütün insanlardan üstün olduklarını kabul etmişlerdir.
Resululîah (S.A.V.)'in sahabîlerinden herhangi birini kâfirlikle itham etmemişler, özellikle Hz. Ali'nin kendilerine bey'at ettiği ve Halifeliklerini kabul ettiği sahabîleri ağır şekilde suçlamamışlardır. Bu fırkanın imamı, Zeyd b. Ali Zeynelâbidin'dir.


hatta hilafete bile laf atmıyorlar

husi liderlerinden
Husiler in Vahdet”e Bakışı

Şii mezhebinin Zeydi koluna mensup olan Husiler'in en belirgin özelliklerinden biri bölge ve dünya Müslümanları arasında güçlü bir vahdetin sağlanması yönündeki istek ve iradeleri ve amaçla ortaya koydukları çaba ve eylemselliklerdir. Husi direniş liderliği değişik vesilelerle yaptığı açıklamalarda Müslümanlardan mezhepçilik ve taassuba son vermeleri, ümmetin ortak düşmanlarına, özellikle de Filistin işgalcisi siyonist rejime karşı mücadelede yoğunlaşmaları istenmiştir.

Husi direniş lideri Abdulmelik el Husi, Al Gad gazetesine verdiği demecinde şöyle diyor:

“Yemen'deki Müslümanlar, özellikle de Zeydi ve Şafiiler tarih boyunca bir arada yaşamışlardır. Tarihte böyle olduğu gibi bu durum hala devam etmektedir. İçinde bulunduğumuz tehlikeli dönem, Müslümanların aynı ortamda beraberce yaşayabilmelerini zorunlu kılmaktadır. Bu dönem, vahdeti, kardeşliği, dayanışmayı, yardımlaşmayı ve mezhebi çizgileri aşarak tüm Müslümanları kapsayacak Allah'ın bizim için seçtiği çizgilere ulaşmayı gerektiriyor. Çünkü mezhepçilik ve taassup, ümmetin gerçek düşmanlarının elinde bir kart haline geldi. Onlar, bu kartı kullanarak ümmeti parçalamak istemekteler. Hatta parçalamanın da ötesinde, tekfir ve bunun gibi unsurları kullanarak ümmeti iç savaşlara, birbirlerini boğazlamaya, mezhepçilik adına birinin diğerini tasfiyesi için harekete geçirmeye sevk etmiştir. Biz sadece İslam dünyasındaki Şiilerden değil, Sünni kardeşlerimizden de Filistin'deki ve diğer bölgelerdeki Müslümanlardan da saygı görmekteyiz. Tabi tekfirciler hariç.. Herkesin mezhebçiliğin çizgilerini aşarak Allah'ın ipine sarılmalarını temenni ediyoruz”


Abdulmelik El Husi bir röportajında da, Husilerin mücadele ve hedeflerinin, her türlü mezhepçi taassuptan uzak, sadece Kur'an ve Nebevi sünnet temelinde salih bir İslam toplumu oluşturmak olduğunu ve Kur'an ilkelerinin toplumsal düzeyde hayata egemen kılınması olduğunu vurguluyor:

"Bizim projemiz Kuran kültürüne dönmeye, bu temelde ümmetin bulunduğu kötü hali düzeltmeye çağırmaktadır. Eksikliğin kaynağı kültüreldir ve kültürel değişim Kuran'ı bütün kültürlerin üzerine yerleştirmektedir. Ümmeti yeniden inşa edecek, var olan noksanları giderecek, ümmeti doğru bir şekilde terbiye edecek, karşılaştığı meydan okumalara karşılık verecek düzeye getirecek, genel durumunu düzeltecek ve saflarını birleştirecek bir kültür. Hayatın bütün işleri ancak Allah'ın talimatları takip edilerek onarılabilir


ben bunları biliyorum yanlışsada lütfen doğrusunu yazın ki bizde öğrenelim
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Yönetici
Admin
Frm. Yöneticisi
Yemen’ deki Husi Hareketi (Şii Ayaklanması) -1

Yemen’ deki Husi Hareketi (?ii Ayaklanmas?) -1 | SAPITANLAR.COM

Yemen’deki Şii Husi Hareketi (İranîn Gizli Desteği) -2

Yemen’deki ?ii Husi Hareketi (?ranîn Gizli Deste?i) -2 | SAPITANLAR.COM


Yemen’deki Şii Husi Hareketi (El Husi’nin itirafları) -3

Yemen’deki ?ii Husi Hareketi (El Husi’nin itiraflar?) -3 | SAPITANLAR.COM


Yemen’deki Şii Husi Hareketi (Eritre ve Somali) -4

Yemen’deki ?ii Husi Hareketi (Eritre ve Somali) -4 (Son) | SAPITANLAR.COM



IRAN TEÖRİST Şİİ HUSİ GRUPLARA DESTEK GEMISI GONDERDI !

IRAN TEÖR?ST ??? HUS? GRUPLARA DESTEK GEMISI GONDERDI ! | SAPITANLAR.COM


Yemen’de Tam bir Sünni Katliamı !!!

Yemen’de Tam bir Sünni Katliam? !!! | SAPITANLAR.COM


İRAN DESTEKLİ HUSİLER OKULU, CAMİYİ VE YURDU BASARAK YAĞMALADI !!

?RAN DESTEKL? HUS?LER OKULU, CAM?Y? VE YURDU BASARAK YA?MALADI !! | SAPITANLAR.COM
 

kaynak

Üyeliği İptal Edildi
Banned
beni bir sen anlıyorsun sende yanlış anlıyorsun ama yine olsun en azından zanda bulunuyorsun senin verdiğin linklerdeki sitede de ne yazıyor biliyormusun yemendeki husi hareketi ile el kaide arasındaki işbirliğini peki buna inanayımmı

http://www.sapitanlar.com/index.php/husi-hareketi/


------------------------

Abdulmuizz Fida :

Verilen link Husi'lerin anlaşılması içindir. Yoksa sitedeki başka pek çok konu sapık Tasavvufçuların hazırladıklarıdır.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt