Çözüldü Faturalardaki Gecikme Faizi de Allah ve Rasulune Savaş Açanlar Sınıfına Girer mi?

M Çevrimdışı

Mucahid.

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Evde internet faturasinda ki odenmediginde ki faizden vebal var mi bu elektirik su gibimidir?

Faiz iyimi demiyorum. Simdi ben su elektirik faturasinda ki gecikmeden dolayi gelen faizden dolayi yada buna benzer internet gibi hepsini kapatimmi onu diyorum. Bunu kullananlar Allah a savas acmis hukmune mi giriyor
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Faiz iyimi demiyorum. Simdi ben su elektirik faturasinda ki gecikmeden dolayi gelen faizden dolayi yada buna benzer internet gibi hepsini kapatimmi onu diyorum. Bunu kullananlar Allah a savas acmis hukmune mi giriyor
Gecikmeden dolayı olan faizde kusur sizden dolayı ise bu da haramdır.
Faizden dolayı Allah'a ve Rasulune savaş açma durumu kasten faiz yemeye devam edenler içindir.

فَإِن لَّمْ تَفْعَلُوا فَأْذَنُوا بِحَرْبٍ مِّنَ اللَّهِ وَرَسُولِهِ​
"Eğer bunu yapmazsanız, Allah ve Rasulü tarafından açılmış bir savaştan haberdar olun." (Bakara 279)

"Bunu yapmazsanız", hemen önceki emir olan
وَذَرُوا مَا بَقِيَ مِنَ الرِّبَا "Faizden geri kalan kısmı bırakın." emrine dönüyor. Yani tehdit, faizi bırakmayıp faizli işlemi sürdürmeye ve faiz alacağını almaya devam eden kimseye yöneliktir.
İbn Kesîr de ayetin, faizle işlem yapmaya devam eden ve uyarıldıktan sonra bundan vazgeçmeyen kimse için ağır bir tehdit olduğunu açıkça belirtir.


Gecikme sebebiyle faiz ödeyen kişi de buna girer mi?
Burada iki durumu birbirinden ayırmak gerekiyor;

Kişi baştan faizli bir borçlanmaya giriyor​

Mesela 100.000 TL borç alıyor, sözleşmede 110.000 TL olarak geri ödeme şartı konuyor, 10.000 TL fazlalık zaman karşılığında belirleniyor. Bu, klasik anlamıyla riba / faizli akiddir.
Borç alan kişi de faizli sözleşmeye iradî olarak taraf olduğu için günah işlemektedir. Ancak burada çok önemli bir nokta var:
'Faizli işlem yapmak günah' demek başka, "Allah ve Rasulüne savaş açan kimse" hükmünü şahıs hakkında kesin olarak vermek başkadır.
Ayetin tehdidi özellikle faizde ısrar eden, onu bırakmayan ve faizcilik faaliyetini sürdürenlere yönelik ağır bir tehdittir.

Kişi normal bir borcunu zamanında ödeyemiyor ve alacaklı gecikme faizi istiyor ise​

Bu durum farklıdır. Misalen; '10.000 TL borcun var. Vadesinde ödeyemezsen her ay %3 faiz eklenir.' Burada borçlu, gecikme faizini kendisi almıyor; aksine faiz ondan alınıyor. Dolayısıyla ayetin "Faizden geri kalanı bırakın." emrinin doğrudan muhatabı olan faiz alacaklısı ile faiz ödemek zorunda kalan borçlu aynı konumda değildir. Hatta Kur'an'ın devamındaki ayet, borçluya karşı çok önemli bir ilke getiriyor
.... وَإِن كَانَ ذُو عُسْرَةٍ فَنَظِرَةٌ إِلَىٰ مَيْسَرَةٍ ​
“Eğer borçlu darlık içindeyse, eli genişleyinceye kadar Ona muhlet verilmelidir. ........” (Bakara 280)
İbn Kesîr de bunun, ödeyemeyecek durumdaki borçluya muhlet verilmesi anlamına geldiğini ve cahiliye dönemindeki "öde ya da faizini artır" uygulamasının reddedildiğini açıklıyor.

Zorunlu olarak faiz ödeyen kişi ile isteyerek faiz alan kişi aynı değildir!​

Fıkıh açısından burada niyet, irade ve fiilin niteliği önemlidir. Misalen; bir insan "Ben faiz almak istemiyorum; fakat kredi kartı borcumu zamanında ödeyemedim ve banka sözleşme gereği gecikme faizi tahakkuk ettirdi." diyorsa, bu kişinin durumu "Ben faizli borç veriyorum, faiz alıyorum ve bu işi sürdürüyorum." diyen kişiyle aynı değildir.
Birincisi faiz ödemek zorunda kalan borçlu, ikincisi ise faizden kazanç sağlayan taraftır. Bu nedenle sadece hesabına faiz yansıtılmış olması sebebiyle O kişi hakkında doğrudan "Allah ve Rasulüne savaş açmıştır." şeklinde kesin bir şahıs hükmü vermek doğru olmaz.

Başka bir hadis de var; Rasulullah
ﷺ faiz konusunda yalnızca faiz alanı değil, faiz işlemine iştirak eden tarafları da uyarmıştır
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، وَزُهَيْرُ بْنُ حَرْبٍ، وَعُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، قَالُوا: حَدَّثَنَا هُشَيْمٌ، أَخْبَرَنَا أَبُو الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ
قَالَ: لَعَنَ رَسُولُ اللَّهِ ﷺ آكِلَ الرِّبَا وَمُوكِلَهُ وَكَاتِبَهُ وَشَاهِدَيْهِ وَقَالَ هُمْ سَوَاءٌ ​
Muhammed b. es-Sabbâh, Zuheyr b. Harb ve Osman b. Ebî Şeybe, Huşeym'den; Huşeym, Ebu'z-Zubeyr'den; Ebu'z-Zubeyr de Câbir b. Abdullah رضي الله عنه'dan rivayet etmiştir. Câbir رضي الله عنه şöyle dedi:
“Rasulullah
ﷺ ribâyı/faizi alan kimseye, onu verene, onu yazana ve iki şahidine lânet etti ve: ‘Onlar aynıdır’ buyurdu.”

(Sahîh-i Muslim, Kitâbu'l-Musâkât, 19. bâb, 1598. Hadis sahihtir.)
Bu hadis, faizli akdin kurulmasına bilerek ve isteyerek iştirak etmenin de çok ağır bir günah olduğunu gösterir.
Fakat zorla faiz ödemek durumunda bırakılan kişi ile faizli sözleşmeyi isteyerek kuran kişi arasında fıkhî açıdan ayrım yapılması gerekir.

Hulasâtul kelam; "Gecikme faizi ödeyen herkes Bakara 279'daki ‘Allah ve Rasulune savaş açan" kimse kapsamındadır" demek doğru değildir. Ayetin asıl tehdidi, faizden vazgeçmeyip faizli muameleyi sürdüren ve özellikle faiz alacağını almaya devam eden kimselere yöneliktir. İbn Kesîr'in tefsirinde de tehdit, "faizle işlem yapmaya devam eden ve bundan vazgeçmeyen" kimse üzerinden açıklanır.
 
Geri
Üst Ana Sayfa Alt