Çözüldü Furkan 68-69 Ayetlere Göre, Zina Edenler Ebedi Olarak Cehennemde Kalacak mı?

Furkan el turki

Kötü Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Selamu aleyküm muhterem hocam,
geçenlerde bir cemaatte zina konusu işleniyordu ve bende kendimce şunu etraflıca araştırayım dedim lakin elimde kaynak niteliğinde bir kitabım olmadığından çokta araştıramadım, Kur'an da ise zina ayetlerini gezerken Furkan suresi 68-69'da zina edenlerin ebedi olarak cehennemde kalacaklarını okudum...

sizden isteğim bu ayeti delilleri (tefsir) ile açmanız, bu ebedi olarak cehennemde kalacak olan zinacı zümre kimlerdir, ebedi bir azabı gerektiren zinanın türü nedir ve zina eden kimselerin imanlarının olmadığı yönünde bulunan hadisler ne kadar kuvvetlidir değiller ise bu husustaki sahih hadisler nelerdir? bir de sizin zina husundaki şahsi teviliniz nedir? sizden istirhamımdır...

verdiğiniz vereceğiniz cevaplar adına Allah'tan size bağışlanma diliyorum...
Hayatınız hayrolsun.
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Aleykum selam we rahmetullahi we berakatuh kardeşim;

İlgili ayetleri ve kendisinden bir sonraki 70. ayeti birlikte incelersek mesele anlaşılacaktır.


وَالَّذِينَ لَا يَدْعُونَ مَعَ اللَّهِ إِلَهًا آخَرَ وَلَا يَقْتُلُونَ النَّفْسَ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إِلَّا بِالْحَقِّ وَلَا يَزْنُونَ وَمَن يَفْعَلْ ذَلِكَ يَلْقَ أَثَامًا
يُضَاعَفْ لَهُ الْعَذَابُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ وَيَخْلُدْ فِيهِ مُهَانًا -
إِلَّا مَن تَابَ وَآمَنَ وَعَمِلَ عَمَلًا صَالِحًا فَأُوْلَئِكَ يُبَدِّلُ اللَّهُ سَيِّئَاتِهِمْ حَسَنَاتٍ وَكَانَ اللَّهُ غَفُورًا رَّحِيمًا
﴿٦٨ - ٧٠ -
"Onlar ki Allah ile beraber bir başka ilâha tapmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim de bunları yaparsa cezaya çarpar. - Kıyamet günü de azabı katmerleşir ve o azâbın içinde hor ve hâkir olarak ebediyyen bırakılır. - Tevbe ve iman edib salih amel işleyenler bundan mustesnadır. İşte Allah bunların kötülüklerini iyiliklere çevirecektir. Allah Ğafûr'dur, Rahimdir." (Furkan 68 - 70)

Bu üç ayetin nuzul sebebi hakkında üç farklı rivâyet mevcuddur. Birincisi ;
İbn Abbâs (r.anhuma)'dan rivayete göre;
Şirk ehlinden olub da bir çok kişiyi öldürmüş, çok zina yapmış bazı kimseler Muhammed (s.a.v.)'e geldiler ve: "Senin söylediklerin ve kendisine çağırdığın şey güzel. Keşke bizim yapmış olduğumuz günahların bir keffareti olduğunu bize haber verebilsen (de biz de müslüman olsak)." dediler de "Onlar ki Allah ile beraber bir başka ilâha tapmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler..." ve "De ki: "Ey kendi nefislerine karşı ölçüyü aşan kullarım, Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin..." (Zumer, 53) âyet-i kerimeleri nazil oldu. (Buhârî, Tefsîru'l-Kur'ân, 39/1; Muslim, İman, 193)

İbn Abbâs'tan rivayette o şöyle anlatıyor:
Mekke'de "Onlar ki Allah ile beraber bir başka ilâha tapmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar ve zina etmezler. Kim de bunları yaparsa cezaya çarpar. Kıyamet günü de azâbı katmerleşir ve o azâbın içinde hor ve hakîr olarak ebediyyen bırakılır." (Furkan 68 - 69) âyetleri nazil olunca,
Mekke muşrikleri: "Müslüman olmamızın bize bir faydası yok; biz Allah'a başkalarını denk saydık, Allah'ın haram kıldığı cana kıydık ve ahlâksızlıklar yaptık." dediler de bunun üzerine Allah Tealâ: "Tevbe ve iman edip salih amel işleyenler bundan mustesnadır. İşte Allah, bunların kötülüklerini iyiliklere çevirecektir..." âyet-i kerimesini indirdi. (Buhârî, Tefsîru'l-Kur'ân, 25/3; Muslim, Tefsîr, 19)

İkincisi;
Abdullah ibn Mes'ûd (r.anh)'dan rivayette o şöyle anlatıyor:
Rasûlullah (s.a.v.)'a: "Allah katında hangi günah en büyüktür?" diye sordum (veya soruldu) da
O: "Allah seni yaratmışken ona başka birini denk ve eş koşmandır." buyurdular.
"Sonra hangisi?" dedim,
"Sonra seninle beraber yiyecek korkusuyla çocuğunu öldürmendir." buyurdular.
"Sonra hangisi?" diye sordum,
"Komşunun hanımıyla zina etmendir." buyurdular ve işte Rasûlullah (s.a.v.)'ın bu sözünü tasdik olarak "Onlar ki Allah ile beraber bir başka ilâha tapmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar..." âyet-i kerimesi nazil oldu. (Buhârî, Tefsîru'l-Kur'ân, 25/2; Edeb, 20; Diyât, 1; Muslim, İman, 142; Ahmed ibn Hanbel, Musned, 1,380, 431)

İbn Curayc kanalıyla İbn Abbâs'dan gelen başka bir rivayete göre "De ki: Ey kendi nefisleri aleyhine ileri giden kullarım, Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Hiç kuşkusuz Allah, bütün günahları mağfiret buyurur." (Zumer, 53) âyet-i kerimesi de bunun üzerine nazil olmuştur. (ibn Kesir, Tefsiri, VI, 135)

"Onlar ki Allah ile beraber bir başka ilâha tapmazlar, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymazlar..." âyet-i kerimesi İbn Abbâs'dan gelen bir rivayete göre Mekke'de nazil olmuş ve daha sonra Nisa Süresindeki bir âyetle (âyet: 93) nesholunmuştur. Ama yine ondan gelen başka bir rivayete göre son nazil olan âyetlerdendir ve hiçbir şekilde neshe konu olmamıştır. Zira Nisa Süresindeki âyet mu'minler, bu ise muşrikler hakkında nazil olmuştur. (Vahidî, Esbabbu'n Nuzûl, sf: 236-237) En doğrusunu Allah bilir.

"Zinada etmezler" yani nikâh ya da sağ ellerinin malik olduğu cariyelerin dışında namus ve iffetleri helal bilmezler.

Bu âyet-i kerime açıkça şunu göstermektedir ki; küfürden sonra haksız yere can öldürmekten daha büyük bir günah yoktur. Ondan sonra da zina gelir. İşte bundan dolayı muhsan olan kimse hakkında zina haddi olarak (recm edilerek) öldürülmek, yahutta muhsan olmayan kimse için de celde (sopa) cezasının en ileri derecesi (yüz celde) sabit olmuştur.

"Kim bunları işlerse ceza(ları) ile karşılaşır. Kıyamet gününde onun azabı kat kat verilir" buyruğunda yer alan; " kat kat verilir" ile "Ebediyyen... kalır" fiillerini Nâfi', İbn Âmir, Hamza ve el-Kisaî cezm ile okumuşlardır.
İbn Kesir "kat kat verilir" fiilini ayn harfini şeddeli ve elif siz okumuştur. Bu fiil ile birlikte; "Ebediyyen kalır" fiilini de cezm ile okumuştur. Talha b. Suleyman ise "nûn" harfini ötreli, "ayn" harfini şeddeli ve esreli olmak üzere; Kat kat veririz" diye okumuştur. Buna karşılık (azab) kelimesini de; nasb ile "Ebediyyen kalır" fiilini de cezm ile okumuştur. Bu aynı zamanda Ebu Cafer ve Şeyhe'nin de kıraatidir.

Ebubekr'in rivayetine göre Âsim; şeklinde her iki fiili de isti'naf ve diğeri atıf olmak üzere ref ile okumuştur. Tâlha b. Suleyman ise; kâfire hitab anlamını verecek şekilde; "Ebediyyen kalırsın" diye okumuştur. Ebu Amr'dan ise; "Ebediyyen bırakılır" anlamında "ya" harfini ötreli, "lam" harfini de üstün olarak okumuştur. Ebu Ali der ki: Bu, rivayet cihetinden bir yanlışlıktır.
"Kat kat verilir" fiilinin cezm ile gelmesi şartın cevabı olan "Karşılaşır" fiilinden bedel oluşundan dolayıdır. Sibeveyh dedi ki: Azabın kat kat verilmesi ceza ile karşı karşıya kalmakla aynı şeydir.
Bu fiilin ref ile okunması hususunda da iki görüş vardır; Birinci görüşe göre, kendisinden önceki ifadeler ile ilişkisini koparmaktır. Diğerine göre ise manaya hamlederek merfu okumaktır. Sanki bir kimse: Peki ceza ile karşılaşmak ne demektir? diye sormuş da, ona: O kimseye azab kat kat verilecektir, denilmiş gibi olur.
"Hor ve hakir bir halde" buyruğu da zelil, aşağılanmış, uzaklaştırılmış ve kovulmuş bir halde... demektir.

"Ancak tevbe eden, iman eden ve salih amel işleyenler mustesna."
Bu buyrukta sözü geçen istisnanın kâfir ve zinakâr hakkında söz konusu olduğu hususunda ilini adamları arasında görüş ayrılığı yoktur. Ancak daha önceden Nisâ Sûresi'nde (93. âyet) geçtiği üzere müslüman olup katil olan kimseler hakkında farklı kanaatlere sahibdirler. Mâide Sûresi'nde (84. âyet) yeminden istisna yapmak (inşeAllah demek) hususunda aradan zaman fasılası geçmesinin cevazı hususunda da açıklamalar geçmiş bulunmaktadır ki; bu da İbn Abbas'ın görüşüdür. İbn Abbas bu görüşüne de bu âyeti delil göstermiştir.
"İşte Allah bunların günahlarını, sevaba değiştirir" buyruğu ile ilgili olarak en-Nehhâs şöyle demektedir:
Bu hususta yapılmış en güzel açıklamalardan birisi şudur: Böyle bir durumda kâfir yerine mûmin, günahkâr yerine itaatkâr yazılır.
Mucahid ve ed-Dahhak dediler ki: Allah, onlara şirk yerine imanı verir. Buna yakın bir açıklama el-Hasen'den rivayet edilmiştir. el-Hasen dedi ki: Bazıları bu değiştirmenin âhiratte olacağını söylemiş iseler de durum böyle değildir. Değiştirme dünyada olacaktır. Yüce Allah onlara şirk yerine imanı, şubhe yerine ihlâsı, hayasızlık yerine namus ve iffetlerini korumayı ihsan eder.
ez-Zeccâc dedi ki; Bu kötülüğün yerine iyiliği yazmak suretiyle değil, bunun yerine kötülüğün yerine tevbeyi ve tevbe ile birlikte de iyiliği yazmak suretiyle olur.
Ebu Zerr, Peygamber (s.a.v.)'dan: "Kötülükler, iyiliklerle değiştirilir. " (İbn Receb, el-Hanbelîr Cûmiu't-Ulûmi ve'l-Hikem, I, 176'da bu manada rivayetin sahih olarak geldiğini kaydetmektedir) dediğini rivayet etmektedir. Bu anlamda bir rivayet Selman-ı Farisî, Said b. Cubayr ve başkalarından da gelmiştir.
Ebu Hurayra dedi ki: Bu âhtratte iyilikleri, kötülüklerinden daha fazla olan kimseler hakkındadır. Yüce Allah, onların kötülüklerini iyiliklere dönüştürecektir. Rivayet edilen haberde de Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bir takım kimseler keşke çokça (küçük) günah işlemiş olsalardı diye temenni edeceklerdir."
Bunlar kimlerdir? diye sorulunca: "Bunlar Allah'ın kötülüklerini, iyiliklere değiştireceği kimselerdir" diye buyurmuştur. (el-Hakîm, el-Mustedrak, IV, 281)

Pek azı dışında İslâm'ı kabul edenlerin hepsi "cahiliye" günlerinde, bu günahlardan uzak değildiler ve dolayısıyla ayet 68-69'daki tehditle dehşete kapılmışlardı. Fakat bu af kendilerini rahatlatmakla kalmadı, aynı zamanda ümitlendirdi.
İçten tevbe eden ve yollarını düzelten kişilerin durumları, hadis kitaplarında geçmektedir. Söz gelimi, İbn Cerir ve Taberani, Ebu Hurayra'den şunu rivayet ederler:
"Bir gün Mescid-i Nebevî'de yatsı namazını kılıp da eve döndüğümde kapıda duran bir kadın gördüm. Kendisine selam verip odama girdim ve kapıyı kapayarak nafile ibadetime koyuldum. Bir süre sonra, kadın kapıyı çaldı, açtım ve kendisine ne istediğini sordum.
Bir sorunu olduğunu söyledi. Zina etmiş, gebe kalmış, doğan çocuğunu da öldürmüştü. Günahının bağışlanma şansının olup olmadığını öğrenmek istiyordu.
Olumsuz cevab verdim.
Üzüntüyle geri döndü ve feryad ediyordu: "Ah! Bu güzel vücut ateş için yaratılmış!"
Ertesi sabah, namazdan sonra, geceki olayı Peygamber'in (s.a.v.) huzurunda naklettim.
Şöyle buyurdular: "Çok yanlış bir cevab vermişsin. Ebu Hurayra, "Allah'ın yanı sıra bir başka ilah çağırmayanlar... ancak tövbe eden ve iman eden ve salih amel işleyen hariç" ayetini okumadın mı?"
Peygamber'den (s.a.v.) bunu duyunca kadını aramaya çıktım ve yatsı vaktinde kendisine rastladım. Kendisine müjdeyi verdim ve sorusuna Peygamber'in (s.a.v.) vermiş olduğu cevabı anlattım. Hemen secdeye kapandı ve kendisine bağışlanma yolu açan Allah'a şükretti. Sonra tövbe etti ve bir cariyesini oğlu ile birlikte azad etti."

Kaynaklarda yaşlı bir adam için de benzer bir olay anlatılmaktadır.
Bu adam Peygamber'e (s.a.v.) gelerek şöyle der: "Ey Allah'ın Rasûlu! Hayatım hep günah içinde geçti, yapmadığım günah kalmadı; o kadar ki, günahlarım dünyadaki bütün insanlara bölüştürülecek olsa, hepsi helâk olur. Bağışlanmam için hiçbir yol yok mu?"
Peygamber (s.a.v.) "İslâm'a girdin mi?" diye sorar.
Adam "Şehadet ederim ki Allah'tan başka ilah yoktur ve Muhammed Allah'ın Rasûlüdür." cevabını verdi.
Bunun üzerine Peygamber (s.a.v.) "Var git, Allah çok bağışlayıcıdır ve senin kötülüklerini iyiliklere çevirme gücüne sahibdir." der.
Adam, "Bütün suç ve günahlarımı da mı?" diye sorar,
Peygamber (s.a.v.) "Evet, bütün suç ve günahlarını" karşılığını verir. ( Ebu’l-Fida İsmail İbn Kesir, Hadislerle Kur’an-ı Kerim Tefsiri, Çağrı Yayınları: c. 11, sf: 6040-6045)


İlgili Konu:


Kasten Müslümanı Öldüren veya Ölümüne Sebeb Olan Ebedi Cehennemde midir?
Çözüldü - Kasten Müslümanı Öldüren veya Ölümüne Sebep Olan Ebedi Cehennemde midir?
 
Son düzenleme:

Furkan el turki

Kötü Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Allah ömrünüzü bereketli kılsın aradığım cevapların çoğunu buldum cevabınızda...

Lakin siz kişinin tevbe etmesi üzerinden cevab vermişsiniz hep, ki doğrudur da
“Bir adam Rasûlullah’a gelip: Ya Rasulullah ben bir suç işledim, Allah’ın kitabında cezam nedir? Onu ikâme et dedi. Rasûlullah bir süre sükut buyurdu. Nihâyet namaz vakti geldi. Sahâbeyle birlikte namazı kıldılar. O adam Rasûlullah’a dönüp bir daha tekrarlayınca Rasûlullah şöyle buyurdu: “Söylesene! Sen bizimle birlikte namaz kılmadın mı? Allah senin haddini affetmiştir.”

Evet büyük günâhlardan (Kebair) sakınıldığı müddetçe iki namaz arasında işlenen ufak tefek günâhlara bu namazlar kefarettir. Ramazan da böyledir. İki Ramazan arasında işlenmiş günâhlara da Ramazan kefarettir.
lakin benim anlamak istediğim biraz da şu ki; kişi zina etti, elbette zina edenler bile kendi aralarında iğrençleşme açısından kademe kademedir, yani nasıl ki genç bekar bir müslüman ile evli olan, evli olupda komşusu ile, veya bekar olupda kendi akrabaları ile zina eden cihada giden mücahidlerin eşleri ile zina eden, bu böyle bi teviye uzar gider...
ve Allah swt azabı bunlar üzerinde çoğaltıp hafifletir...

Hal böyle iken her zina eden zani'nin, suçu ile alacağı ceza-i müeyyide "ebediyyen" ateş olmayacaktır...
farz-ı misal kişi evli olduğu hal ile zina etti, bu adam müslüman da, lakin tevbe edemeden ve İslam'ın had cezası bu kimseye tatbik edilmeden kendisine ölüm ulaştı...

işte bu kimselermidir: Kıyamet günü de azabı katmerleşir ve o azâbın içinde hor ve hâkir olarak ebediyyen bırakılır.
diyerek Allah swt'nın tehdid ettiği insanlar...
hasılı ben zina suçunu işleyenlerin ve Allah'ın swt huzuruna bu şekilde çıkanların ahiretteki durumlarını merak ediyorum...
 

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Kardeşim, bu durum İslam'a girmeden önce bu fiilleri yapanların bu hal (inanç ve amel) üzerine ölmeleri üzerine ve iman etmesine rağmen bu fiilleri helal görüp tevbe etmeden ölenlerin ahiratteki karşılaşacakları akıbetlerinin hükmüdür. Nitekim 70. ayette "Tevbe ve iman edip salih amel işleyenler bundan mustesnadır...." İman edip İslam'a girmesi ve yaptığı bu haramlardan nasuh tevbesiyle afv dileyenlerin salih ameller işlemesiyle bunlara muhatab olmayacakları gibi daha önce kazandığı günahların ecirlere çevrileceği bildirilmekte.
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt