Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Gaybı Bilen Birisi Olabilir Mi?

U Çevrimdışı

uksimu

İyi Bilinen Üye
Frm. Yöneticisi
Gayb; duyularla algılanamayan, insanın deney ve gözlemlerine konu olmayan şeylerdir. Cahiliyye dönemi Arapları, tanrı olarak taptıkları putlarının gaybı bildiğine inanırlardı. Yalnız, onların bu bilgisine direkt yollarla değil, endirekt yolla ulaşmaya çalışırlardı. Mesela Mekke’liler, Hübel putunun yanındaki okları çekerek, başvurdukları iş hakkında tanrılarının ne düşündüğünü anlamaya çalışırlardı.

Kur’an, gaybı bildiği iddia edilen sahte tanrıların gaybı bilemeyeceklerini şöyle ifade eder: “Onlar, diriler değil; ölülerdir. Ne zaman diriltileceklerini de bilmezler.” (Nahl, 21) Gaybı bilmek, ülûhiyetin özelliklerindendir. Psikolojik bir gerçektir ki, insanoğlu taptığı varlığın gaybı bilmesini istemektedir. Çünkü gaybı bilmek, tek başına bir üstünlüktür. Aynı zamanda başkalarına üstünlük kurmanın yollarından birisidir. Tabii ki insanın bu merakı, birçok bâtıl ve hurâfenin de kaynağını oluşturmaktadır. İnsanoğlunun bu zaafı, gaybı bildiğini iddia eden birçok insanın da ortaya çıkıp diğer insanları kandırarak sömürmesine sebep olmuştur.
 
Ibelongtoyou Çevrimdışı

Ibelongtoyou

Üyeliği İptal Edildi
Banned
Selamlar;

Gaybı bilen birisi OLABİLİR DEĞİL OLUR:

*** "O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer." (Cin Suresi, 26-27)

*** Yüce Allah, Hz. İsa (a.s.)'nın şöyle dediğini Kuran-ı Kerim'de bize bildirmektedir:

“İsrailoğullarına elçi kılacak”. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek: ) 'Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah'ın izniyle doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır.'" (Ali İmran Suresi, 49)

*** “Hz. Huzeyfe anlatıyor: "Resulullah (s.a.s) bir gün kalktı; bize Kıyamete kadar olacak şeyleri anlattı. Bunları belleyen belledi, unutan unuttu. Bu arkadaşlarım bunu bilirler. Resulullah (s.a.v.)'ın haber verip de benim zamanla unuttuğum şeyleri, o şey olduğunda hatırlıyorum. Tıpkı, kişi birisini yokluğunda hatırlamayıp onu gördüğünde tanıması gibi."” (Tirmizi)

“Yine o şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.v.) bana Kıyamete kadar olacakları anlattı. Ben O'na olacak her şeyden sordum, sadece Medine halkını neyin çıkaracağını sormadım."” (Müslim)
Hülasa; Gaybı Allah'tan ve O'nun bildirdiklerinden başkası bilemez. Bilen, yalnız Yüce Allah'ın dilediği ve izin verdiği kadarını bilebilir...
 
Y Çevrimdışı

Yavuz_Selim

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Selamlar;

Gaybı bilen birisi OLABİLİR DEĞİL OLUR:

*** "O, gaybı bilendir. Kendi gaybını (görülmez bilgi hazinesini) kimseye açık tutmaz (ona muttali kılmaz.) Ancak elçileri (peygamberleri) içinde razı olduğu (seçtikleri kimseler) başka. Çünkü O, bunun önüne ve arkasına izleyici (gözetleyici)ler dizer." (Cin Suresi, 26-27)

*** Yüce Allah, Hz. İsa (a.s.)'nın şöyle dediğini Kuran-ı Kerim'de bize bildirmektedir:

“İsrailoğullarına elçi kılacak”. (O, İsrailoğullarına şöyle diyecek: ) 'Gerçek şu, ben size Rabbinizden bir ayetle geldim. Ben size çamurdan kuş biçiminde bir şey oluşturur, içine üfürürüm, o da hemencecik Allah'ın izniyle kuş oluverir. Ve Allah'ın izniyle doğuştan kör olanı, alaca hastalığına tutulanı iyileştirir ve ölüyü diriltirim. Yediklerinizi ve biriktirdiklerinizi size haber veririm. Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır.'" (Ali İmran Suresi, 49)

*** “Hz. Huzeyfe anlatıyor: "Resulullah (s.a.s) bir gün kalktı; bize Kıyamete kadar olacak şeyleri anlattı. Bunları belleyen belledi, unutan unuttu. Bu arkadaşlarım bunu bilirler. Resulullah (s.a.v.)'ın haber verip de benim zamanla unuttuğum şeyleri, o şey olduğunda hatırlıyorum. Tıpkı, kişi birisini yokluğunda hatırlamayıp onu gördüğünde tanıması gibi."” (Tirmizi)

“Yine o şöyle demiştir: "Resulullah (s.a.v.) bana Kıyamete kadar olacakları anlattı. Ben O'na olacak her şeyden sordum, sadece Medine halkını neyin çıkaracağını sormadım."” (Müslim)
Hülasa; Gaybı Allah'tan ve O'nun bildirdiklerinden başkası bilemez. Bilen, yalnız Yüce Allah'ın dilediği ve izin verdiği kadarını bilebilir...


neml suresi 65.ayet: De ki: "gerek göklerde gerek yerde olanlardan hiç kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir."Dolayısıyla, onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.


Gaybı yalnız ALLAH swt bilir.

ALLAH ın dışında ben de gaybı biliyorum diyen sahtekardır.

rasulullah bile gaybı bilemezken herhangi bir insan nasıl bilecek.

ALLAH yalnız peygamberlerine gaybından bildirmek istediği kadar bilgiyi melekleri aracılığıyla bildirir ama peygamberler yine gaybı bilemezler ancak ALLAH ın bildirdiği kadar bilgiyi bilebilirler. Aksini iddia etmek kuranı kerimi reddetmek manasına gelir.


cin suresi 25.ayet: Ey Resulüm! De ki: "O sizin tehdit edildiğiniz azap yakın mıdır, yoksa Rabbim onun için bir süre mi belirler, kesin bilmiyorum."

cin suresi 26 27 28.ayet: O bütün gaybı bilir. Fakat gayplarını kimseye açmaz. Ancak, bildirmeyi dilediği bir elçiye bildirir. Bu durumda (mesajı korumak için) o elçisinin önüne ve arkasına gözetleyiciler yerleştirir. Böylece (Allah) elçilerinin, Rab'lerinin mesajlarını gereğince tebliğ ettiklerini bilmek (yani fiilen görmek) ister. Doğrusu Allah, kullarının nezdinde ne var, ne yoksa her şeyi ilmiyle ihata etmiş, her şeyi bir bir kaydetmiştir.


enam suresi 50.ayet: De ki: "Ben, size Allah'ın hazîneleri benim yanımdadır" demiyorum. Yok, "Ben gaybı bilirim." Yok, "Ben meleğim." de demiyorum.Bana ne vahyediliyorsa, ben ancak ona tabi olurum" De ki: "Kör, görenle bir olur mu? Hiç düşünmüyor musunuz?


araf suresi 187.ayet: Sana kıyametin ne zaman geleceğini sorarlar.De ki: "Onun ne zaman geleceğine dair bilgi yalnız Rabbimin nezdindedir. Vaktini O'ndan başkası açıklayamaz.O kıyamet öyle bir meseledir ki, ne göklerde ve ne de yerde ona tahammül edecek hiç kimse yoktur!"O size ansızın gelecektir. Sen sanki onu biliyormuşsun gibi onu sana soruyorlar.De ki: "Ona dair gerçek bilgi yalnız Allah'ın nezdindedir; ama insanların çoğu bunu bilmezler."

araf suresi 188. ayet: De ki: "Ben kendim için bile Allah dilemedikçe hiçbir şeye kadir değilim:Ne fayda sağlayabilirim, ne de gelecek bir zararı uzaklaştırabilirim.Şayet gaybı bilseydim elbette çok mal mülk elde ederdim, bana hiç fenalık da dokunmazdı.Ama ben iman edecek kimseler için sadece bir uyarıcı ve bir müjdeleyiciyim."

neml suresi 65.ayet: De ki: "gerek göklerde gerek yerde olanlardan hiç kimse gaybı bilemez, gaybı yalnız Allah bilir."Dolayısıyla, onlar ne zaman diriltileceklerini de bilemezler.

ayetlerde görüldüğü gibi rasulullah sav bile gaybı bilemez.

peygamber efendimiz bile gaybı bilemezken gaybı biliyorum diyen kahin veya medyumlar sahtekardır.


şirk dallarını kesen ayet : http://www.youtube.com/watch?v=kNC9bmvp_wU
 
Y Çevrimdışı

yitik

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Gaybı yanlızca RAHMAN ve RAHİM olan ALLAH TAN başkası bilemez buna hiç şüphe yokki ondan geldik ona döneceğiz
 
Tevhid_ehli Çevrimdışı

Tevhid_ehli

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
1 - Sadece Allah-u Teâlâ'nın bildiği ve bu konuda melek, cin ve rasuller dahil hiç kimseye bilgi vermediği gayb.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Gaybın anahtarları O’nun katındadır. O’ndan başkası onu bilemez. Karada ve denizde olanları yalnız O bilir." (En’am: 59)

Bu ayete göre; gaybın ilmi sadece Allah-u Teâlâ'ya aittir. Sadece Allah-u Teâlâ'nın bildiği bu konularda hiç kimse melek, cin, rasul dahi olsa söz sahibi değildir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"(Ey Muhammed! Onlara) De ki: "Gaybı bilmek, sadece Allah’a mahsustur." (Yunus: 20)

Bir başka ayette Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Yine de ki: "Göklerde ve yerde Allah’tan başka hiç kimse gaybı bilemez." (Neml: 65)

Kur’an’da, Allah-u Teâlâ'nın mahiyetini açıklamadığı, sadece varlığını ve ismini bildirdiği bazı gaybi gerçekler vardır.

Buhari’de geçen meşhur Cibril aleyhisselam hadisinde, Cibril aleyhisselam kıyametin ne zaman kopacağını sorunca Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

"Bu, Allah-u Teâlâ'dan başka hiç kimse tarafından bilinmeyen beş gaybi meseleden biridir" buyurdu ve şu ayeti okudu:

"Kıyametin saatini bilmek ancak Allah’a mahsustur. Yağmuru o indirir. Rahimlerde olanı O bilir. Kimse yarın ne kazanacağını bilemez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır." (Lokman: 34)

Bu ayete göre; kıyametin ne zaman kopacağını, yağmurun ne zaman yağacağını, doğacak olan çocuğun en ince ayrıntısına kadar nasıl ve ne şekilde olacağını, kişinin nerede ve ne zaman öleceğini ve bir kimsenin yarın ne kazanacağını yalnız Allah-u Teâlâ bilir. Bu konularda fikir beyan etmek, yorum yapmak tahminden başka bir şey değildir ve bunlar imana yakışmayan davranışlardır. Bunların kesin olarak bilinebileceğini iddia etmek küfürdür.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Sana: "Ruh nedir?" diye soruyorlar. De ki: "Ruh Rabbimin emrindedir. Size çok az ilim verilmiştir." (İsra: 85)

Bu ayete göre; ruh da sadece Allah-u Teâlâ'nın bildiği gaybi bilgilerdendir. O halde ruhu, Kur’an ve sünnetin beyan ettiği sınırlar dışında tanımlamaya çalışmak ya da mahiyetini araştırmak boş ve yasak bir davranıştır.

Müminlere düşen; böyle konularda yorum yapmayıp onları Allah-u Teâlâ'nın bildirdiği şekilde tasdik etmektir.

İnsanların kalblerinden geçirdiği düşünce ve niyetler ancak Allah-u Teâlâ'nın bilebildiği gaybi bilgilerdir. Hiçbir kulun bu gibi şeyleri bilme veya bu gibi konularda fikir beyan etme kudreti ve izni yoktur.

Buna göre her kim kalbten geçenleri bildiğini iddia ederse:

a - Yalnız Allah-u Teâlâ'ya ait olan "gaybı bilme" sıfatını kendisinde gördüğünden dolayı,

b - Kendisine vahiy geldiğini iddia ederek Allah-u Teâlâ'nın vahyin kesildiğine dair haberini yalanladığından dolayı kafir olmuştur.


2 - Allah-u Teâlâ'nın vahiy yoluyla sadece rasullerden dilediğine bildirdiği gayb.

"Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyeni kimseye göstermez. Ancak rasullerinden razı olduğu, seçtiği kimseler müstesna... Çünkü onun önüne ve arkasına izleyiciler (koruyucu melekler) dizer." (Cin: 26-27)

Bu ayette açıkca görülüyor ki; Allah-u Teâlâ bazı gaybi bilgileri seçmiş olduğu rasullerine bildirmiştir. Bu bilgilerden bazıları; geçmiş ümmetlere ait haberler ve gelecekte zuhur edecek bir takım olaylardır. Hatta bazı zamanlarda insanların kablerinden geçenleri Rasullerine bildirmiştir. Onlar da vahiy sayesinde bu gibi konularda insanlara haberler vermişler veya zahirde gösterdikleri alametlere rağmen insanlara kalblerinden geçenlerle hükmetmişlerdir. Fakat bu hal, ancak Rasullere mahsus bir özelliktir.

Görülüyor ki rasuller dahi Allah-u Teâlâ bildirmedikçe gaybi bilme yetkisine sahip değildirler.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"(Ey Muhammed) De ki: "Ben kendime Allah’ın dilediğinden başka ne bir fayda ve ne de bir zarar vermeye sahibim. Şayet gaybi bilseydim, elbette daha çok hayır elde etmek isterdim ve bana hiçbir kötülük dokunmazdı." (A’raf: 188)


3 - Allah-u Teâlâ'nın rüya veya ilham yoluyla salih kimselere bildirdiği gayb.

Tıpkı Ömer radiyallahu anh’in hadisesinde geçtiği gibi...

Ömer radiyallahu anh, hilafeti zamanında Sariye radiyallahu anh’i İslam ordusunun başında bir savaşa göndermişti. Kafirlerle savaş yapılan yer bir dağın eteği idi. Savaş esnasında müslümanlar biraz güçsüz kalmışlardı. Kafirler dağın arkasından gelip müslümanları haberleri olmadan kuşatmak ve ani bir baskın yapmak istediler. Bu sırada Ömer radiyallahu anh, Medine’de cuma günü minberde hutbe okuyordu. Allah-u Teâlâ Ömer radiyallahu anh’e savaş meydanını gösterdi. Ömer radiyallahu anh müslümanların arkadan baskına uğrayacaklarını görünce:

"Ey Sariye! Dağa, dağa!" diye seslendi. Allah-u Teâlâ, Ömer radiyallahu anh’in sesini Sariye’ye işittirdi. Bunun üzerine Sariye hemen tedbir alıp düşmanın baskınını önledi. Taarruza geçerek düşmanı bozguna uğrattı. (İbni Esir - El-Kamil Fi’t-Tarih, İbn Hacer - El-İsabe)

Bu hadiseden; Allah-u Teâlâ'nın, Ömer radiyallahu anh’e ilham ederek gayb olan birşeyi bildirdiği anlaşılmaktadır.

Salih kimselerin rüya veya ilham yoluyla bildikleri "bilgi" uyulması gereken mutlak bilgi değildir. Çünkü bu kimselere bildirilen şeyler, rasullere gelen vahyin korunduğu gibi şeytanlardan korunmamıştır. Bu sebeple insanlara, kendilerine gelen bilginin Allah-u Teâlâ'dan olduğunu söyleyemezler. Bu kimseler kendilerine ilham veya rüya yoluyla bildirilen şeyleri sadece kendi şahıslarında yaşarlar. Rüya ve ilhamlar şer’i kaynak değildirler. Böyle bir kimsenin, kendisine ilham edilen şey vasıtasıyla gaybı kesin bir şekilde bildiğini iddia etmesi küfürdür. Çünkü kendisine gelen rüya veya ilhamın Allah-u Teâlâ'dan olduğu kesin değildir, şeytandan da olabilir.


4 - Cinlerin semadan çalarak kahin ve sihirbaz dostlarına bildirdikleri gayb.

Allah-u Teâlâ ileride olacak bir takım olayları Levhi Mahfuzda görevli meleklere yazdırır, melekler de bu haberleri birbirlerine aktarırlar. Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem gelmeden önce cinlerin bu haberleri almalarına müsade edilmişti. Fakat Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem rasul olarak gönderildikten sonra cinlerin semadan haber almaları kıyamete kadar yasaklandı ve sema haberlerini dinlemek isteyen cinler şihab adlı gök taşlarıyla kovalanmaya başlandı.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Şimdi kim dinleyecek olursa kendisini gözleyen bir ateş (göktaşı) buluyor." (Cin: 9)

Kendisine şihab (göktaşı) isabet etmeyip de kurtulan cinler semadan çaldıkları haberlere yüzlerce yalan katarak hemen sihirbaz ve kahin dostlarına ulaştırırlar. Bu kahin ve sihirbazlar da bunları insanlara anlatırlar. Bu söylediklerinden bazıları doğru çıkınca insanlar onların gaybı bildiklerini zannederler. Oysa bu haberler, Allah-u Teâlâ'nın meleklere bildirmesiyle zaten gayb olmaktan çıkmıştır.

Aişe radiyallahu anh’den, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Melekler, (bir bulut olan) Anane’ye (bir bulut ismi) inerler de gökte kaza ve hükmolunan bazı şeyleri görüşürler. Bu sırada şeytanlar kulak hırsızlığı yaparlar. İşittiklerini de kahinlere gizlice ulaştırırlar. (Cinler) bu haberlere yüz yalan da kendilerinden katarlar." (Buhari)

Kahin; gaybı ve ileride olacak olayları bildiğini iddia eden kimsedir. Bu özellik ise sadece Allah-u Teâlâ'ya ait bir özelliktir.

Fincana, avuca, kuma bakarak ileride olacak bir takım şeyleri haber veren kimseler veya gazete ve televizyonlarda yaygın olan burç ilimleri, müneccimlik ilmi (yıldız falı) de kahin kelimesinin manasına girer. Bunların hepsi, sadece Allah-u Teâlâ'nın bildiği gaybı bildiklerini iddia etmektedirler.

Bu sebepledir ki her kim kahin ve sihirbazlara gidip onların söylediklerini tasdik ederek inanırsa, insanı İslam milletinden çıkaran büyük küfür işlemiş olur.

Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Her kim falcıya, gaipten haber verene veya sihirbaza giderek onlardan birşey sorar ve onların söylediklerine inanarak tasdik ederse kafir olur." (Ebu Davud, Ahmed)

"Uğura ve uğursuzluğa inanan bizden değildir. Kahinlik yapan ve kahine giden bizden değildir. Kendisi için sihir yapılan bizden değildir." (Taberani sahih senedle)

"Arraf veya kahine giderek söylediğini tasdik eden Muhammed’e ineni inkar etmiş olur." (Ahmed sahih senetle)

"Bir kimse bir kahine giderek söylediğine inanırsa Muhammed’e inenden beri olmuştur." (Ahmed sahih senedle)


5 - Göremediğimiz veya duyu organlarımızla algılayamadığımız ya da bizden uzak olduğu için bilemediğimiz fakat cinler tarafından bilinebilen gayb...

Cinler Allah-u Teâlâ'nın kendilerine vermiş olduğu özellik sebebiyle çok çabuk hareket edebilme vasfına sahiptirler. Bu sebeple bir yerde bir şey olursa hemen ondan haberdar olabilirler. Bizler ise ancak duyu organlarımızla şahit olduğumuz şeyleri biliriz. Başka bir yerde olan ve duyu organlarımızla algılayamadığımız şeyler bizim için gaybtır.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Süleyman şöyle dedi: "Ey cemaat! Teslim olmuş olarak bana gelmelerinden önce hanginiz o kraliçenin tahtını yanıma getirebilir?" Cinlerden bir ifrit: "Sen yerinden kalkmadan önce sana onu getiririm, buna karşı güvenilir bir güce sahibim" dedi. Kitabın bilgisine sahip olan biri: "Gözünü açıp kapamadan ben onu sana getiririm" dedi. Süleyman, tahtı yanına yerleşmiş görünce: "Bu, şükür mü edeceğim yoksa nankörlük mü edeceğim diye beni sınayan Rabbimin lütfundandır. Şükreden ancak kendisi için şükretmiş olur, fakat nankörlük eden bilsin ki Rabbim müstağnidir, kerem sahibidir" dedi." (Neml: 38-40)

Ayette de bildirildiği üzere cinler Allah-u Teâlâ'nın kendilerine vermiş olduğu özellik sebebiyle bir takım gaybi şeylerden haberdar olabilirler. Bizim için gayb olan böyle şeyleri cinler vasıtasıyla öğrenmeye çalışmak küfürdür. Çünkü bu gibi gaybi gerçekleri öğretecek olan cinler kafir olan cinlerdir ve kafir cinler müslümanı küfre sokmadan veya onu saptırmadan ona bir şey vermezler. Müslüman cinleri bu konularda kullanmak mümkün değildir. Çünkü onlar bunu yapmanın küfür olduğunu bilirler.

Cinlere hükmetme yetkisi sadece Süleyman aleyhisselam’a verilmiştir, ondan başkasına bu yetki verilmemiştir.

Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Doğrusu insanlardan bazı kimseler cinlerden bazı kimselere sığınırlardı da, (bu cinler) onları daha çok yorar (saptırır)lardı." (Cin: 6)


Bütün bu ayet, hadis ve açıklamalardan sonra her kim sadece Allah-u Teâlâ'nın bilebildiği gaybı bildiğini iddia ederse tagut olmuştur ve üstelik tugyanda baş olmuştur.

Her kim de bu kimsenin iddiasını kabul ederse sadece Allah-u Teâlâ ait olan bir özelliği ona vermiş ve onu Allah-u Teâlâ'dan başka ilah edinerek kafir olmuştur.

Burada gayb çeşitlerini anlatmamızın sebebi, bu konuda tagutlaşan kimselerin iyice tanınması ve tevhidi korumak isteyen kimselerin ondan uzak durması içindir.

Bu gibi kimselere şaka veya oyun yoluyla olsa bile yaklaşmamak gerekir. Zira Allah-u Teâlâ'nın dini ciddiyetle korunması gereken bir dindir.
 
Ibelongtoyou Çevrimdışı

Ibelongtoyou

Üyeliği İptal Edildi
Banned
HÜLASA; Gaybı Allah'tan ve O'nun bildirdiklerinden başkası bilemez. Gaybı bilen (elçi), yalnız Yüce Allah'ın dilediği ve izin verdiği kadarını bilebilir...
 
L Çevrimdışı

lafons7275

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
2 - Allah-u Teâlâ'nın vahiy yoluyla sadece rasullerden dilediğine bildirdiği gayb.

"Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyeni kimseye göstermez. Ancak rasullerinden razı olduğu, seçtiği kimseler müstesna... Çünkü onun önüne ve arkasına izleyiciler (koruyucu melekler) dizer." (Cin: 26-27)

Bu ayette açıkca görülüyor ki; Allah-u Teâlâ bazı gaybi bilgileri seçmiş olduğu rasullerine bildirmiştir. Bu bilgilerden bazıları; geçmiş ümmetlere ait haberler ve gelecekte zuhur edecek bir takım olaylardır. Hatta bazı zamanlarda insanların kablerinden geçenleri Rasullerine bildirmiştir. Onlar da vahiy sayesinde bu gibi konularda insanlara haberler vermişler veya zahirde gösterdikleri alametlere rağmen insanlara kalblerinden geçenlerle hükmetmişlerdir. Fakat bu hal, ancak Rasullere mahsus bir özelliktir.


.

Abdulmuizz Fida hocam Tevhid_ehli adlı üyenin yukardaki sözüne katılıyor musunuz?
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Akşama inşeAllah musait olursam bakayım
 
hebbit kerrih Çevrimdışı

hebbit kerrih

İyi Bilinen Üye
Site Emektarı
Ebu Hanifenin “kalplerden geçeni Allah tan başka kimsenin bilemeyeceği” fetvası..

Kalplerde gizli olan şeyleri ancak Allah bilir. Keza kiramen katibin melekleri bile insanların açığa vurdukları amelleri yazmakla vazifelidirler. Çünkü kalplerde bulunan şeyleri bilmeye imkan yoktur. Kalplerde olanı ancak Allah ve Allahın kendisine vahyettiği peygamberlerinden başkası kimse bilemez. Vahiy olmadan kalplerde bulunanı bildiğini iddia eden alemlerin Rabbinin ilmine sahip olduğunu iddia etmiş olur. Kalplerde ve Hariç de Allahın bildiğini kendisinin de bildiği iddiasında bulunan insan büyük bir Günah işlemiş Cehennem ve küfrü hak etmiş olur.

(İmam-ı Azamın Beş eseri-Çeviri.Doç.Dr.Mustafa Öz. İlahiyat Fakültesi vakfı yayınları.1992-sayfa 22- (İmam-ı Ebu Hanife’nin Beş Eseri Arapça metin s:24)
 
Faxrud-Din Azәri Çevrimdışı

Faxrud-Din Azәri

« صديقك من صَدَقَك لا من صدَّقك »
İslam-TR Üyesi
ehlitevid.com Әqidә bölümündә bu haqda ulәmanın görüşlәri zikr edilib. Әrәb, Azәri dilindә bilәnlәr üçün.
 
hamza01 Çevrimdışı

hamza01

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Allah-u teala şöyle buyurmuştur.

"De ki: "Göklerde ve yerdeki gaybı Allah'tan başkası bilmez. Onlar ne zaman dirileceklerini hissetmiyorlar." (Neml: 65)

"Kıyamet gününün vakti hakkındaki bilgi, şüphesiz Allah katındadır. Yağmuru O yağdırır; rahimlerde olanı O bilir. Hiç kimse, yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse, hangi yerde öleceğini bilmez. Allah, şüphesiz, her şeyi hakkıyle bilendir; her şeyden haberdardır." (Lokman: 34)

"Gaybın anahtarları O’nun katındadır. O’ndan başkası onu bilemez. Karada ve denizde olanı yalnız O bilir."(En'am: 59)

Yine bu konuyla ilgili bir başka ayette Allah-u Teâlâ şöyle buyuruyor:

"Görülmeyeni bilen Allah görülmeyeni kimseye muttali kılmaz (göstermez). Ancak elçileri (nebi ve rasulleri) içinde razı olduğu, seçtiği kimseler müstesna. Çünkü O, bunların önüne ve arkasına izleyiciler (gözetleyiciler) dizer."(Cin: 26-27)
 
Abdulmuizz Fida Çevrimdışı

Abdulmuizz Fida

فَاسْتَقِمْ كَمَا أُمِرْتَ
Admin
Abdulmuizz Fida hocam Tevhid_ehli adlı üyenin yukardaki sözüne katılıyor musunuz?
Bahsettiğin alıntı söz zaten ayetle sabit:
"O, bütün gaybı bilir. Fakat gaybını hiç kimseye açmaz. Ancak seçtiği elçiye açar. Çünkü onun önünden ve ardından gözetleyiciler salar. Bilsin diye ki, onlar Rablerinin elçiliklerini yerine getirmişlerdir. Allah onlarda bulunan her şeyi kuşatmış ve her şeyi bir bir saymıştır." (Cin, 26-28)

Gaybını kimseye muttâli kılmıyor, illâ Rasul !

(sofiler rasul değildir!)


إِلَّا مَنِ ارْتَضَى مِن رَّسُولٍ
Ancak elçileri içinde seçib dilediği bir elçi hariç.
Allah, gaybı meselelerden bazısını, bazı rasullerine, kısıtlı oranda bildirebileceği sabit. Yâni rasullerine bile sınırlı şekilde gaybı bildirebilir. Rasul'un kendisi bizzat gaybı bilici olamaz. Fakat Allah onları risalet göreviyle seçtiği için gayb ilminin bazı hakikatlerini istediği zaman onlara verebilir. Nitekim İstanbul, Roma fethi vs gibi gaybi bildirimleri misal verilebilir. Bunda da kendi irade ihtiyarında değildir. Çünkü ;
"De ki: "Allah'ın dilediğinin dışında ben, kendim için bir menfaat elde etmeye ve bir zarar vermeye kâdir değilim. Eğer ben, gaybı bilseydim daha çok hayır elde ederdim. Ve bana bir kötülük dokunmazdı. Ben iman eden bir kavim için ancak bir uyarıcı ve bir müjdeciyim." (Â'raf 188)

"Evlerinizde yediğiniz ve biriktirdiğiniz şeyleri size haber veririm." (Âl-i İmran, 49)
Burada şuna da dikkat etmek gerekir ki, burada söz konusu edilen şey, bütünüyle gaybı bilmektir. Bütün gaybı bilmek, vâcib ve mümkün olan kısımlarıyla gaybın hepsini bilmek demektir ki, bunun içinde mümkün olan her şeyi yapabilmek de dahildir. Yani kendisi için, kendi kendine ve kendi illiyetiyle bütün gaybı bilmek, vâcibu'l vucûd ve mutlak kudret sahibi olmayı da gerekli kılar.

"Gaybı o bilir. Kimseye gaybı göstermez." (Cin, 26)
"Gaybın anahtarları Allah'ın kalındadır. Onları ancak o bilir... " (En'am 59)
"... De ki "Gaybi bilmek Allah'a aittir..." (Yunus 20)



Allah (c.c.) kendi gaybını, -yani bütün varlıklara göre mutlak gayb olan ve Bâtın -yani gizlilikleri bilen- isminin ortaya çıktığı yer olan kendi ilmini- kimseye açmaz. Açık ve kesin şekilde gaybını kimseye açmaz. Onun için ne insan, ne cin, ne melek ne de bir başka varlık mutlak gaybı yakînen bilmez. Böyle olması izafi gayb (göreli gayb)'a dair bazı bilgiler edinilebilmesine aykırı olamayacağı gibi, ruya, ilham, keramet gibi sebeblerle mutlak gayba dair bazı şeyler sezilebilmesine de aykırı değildir. Bununla beraber bunların hiçbiri zan ve kuruntudan arınmış tam bir keşf ve ortaya çıkarma mânâsına kesin bir ilim olamaz. Bundan dolayıdır ki olaylar üzerinde cereyan eden bilimsel araştırma ve buluşların, delile dayanarak mantıkî neticeler çıkarmanın bile yarın için hükmü bir kıyastan öte geçemez. Matematiksel bir kesinlik ifade etmez. Dış görünüşe göre düşünüb fikir yürütmek başka; meydanda, açık olmak yine başkadır. Yüce Allah henüz vucûda çıkarmamış olduğu gaybını kimseye açmaz, açığa çıkarmaz.
 
Üst Ana Sayfa Alt