Esselamu aleykum
Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram olan bir adamın duâsı kabul edilmiyordu bir hadiste. Bu durumun herhangi bir tafsilatı var mıdır? Mesela sürekli 7/24 haram yiyen biri ile zârureten (veyahut zaruratları karıştırmış olarak) haram yiyen birisi arasında fark var mıdır?
Mesela Ömer radıyallahu anh zamanında kıtlık olduğu zaman deve çalanlara ceza uygulanmadı. Çünkü ortada bir kıtlık vardı. Misâl bugün bir şahıs sosyal adaletsizlik duygusuyla zâruratlar mahsuru mubah kılar diyerek bir harama düşse -Allah muhafaza- daha sonra tevbe edip bıraksa bu durumdaki birisinin de duâsının kabul olmayacağı gibi bir manâ çıkarabilir miyiz?
Gafletle işlenen haram ile bilerek ve isteyerek hiçbir ihtiyaç, kıtlık, sosyal adaletsizlik olmadan işlenen haram aynı şekilde değerlendirilebilir mi?
Yediği haram, içtiği haram, giydiği haram olan bir adamın duâsı kabul edilmiyordu bir hadiste. Bu durumun herhangi bir tafsilatı var mıdır? Mesela sürekli 7/24 haram yiyen biri ile zârureten (veyahut zaruratları karıştırmış olarak) haram yiyen birisi arasında fark var mıdır?
Mesela Ömer radıyallahu anh zamanında kıtlık olduğu zaman deve çalanlara ceza uygulanmadı. Çünkü ortada bir kıtlık vardı. Misâl bugün bir şahıs sosyal adaletsizlik duygusuyla zâruratlar mahsuru mubah kılar diyerek bir harama düşse -Allah muhafaza- daha sonra tevbe edip bıraksa bu durumdaki birisinin de duâsının kabul olmayacağı gibi bir manâ çıkarabilir miyiz?
Gafletle işlenen haram ile bilerek ve isteyerek hiçbir ihtiyaç, kıtlık, sosyal adaletsizlik olmadan işlenen haram aynı şekilde değerlendirilebilir mi?

