Ilimsizce Fetva Vermek

hamza01

Yeni Üye
Üye
"Allah, rasulleri toplayıp onlara: “Size ne cevap verildi?” dediği gün (kıyamet günü) onlar: “Bizim hiçbir bilgimiz yok; muhakkak ki gaybleri en iyi bilen sensin” diyeceklerdir." (Maide: 109)


Bu ayet, Rasullerin Allah (c.c)’a karşı ne kadar edebli olduklarını apaçık gösteren bir ayettir. Çünkü onlar bilmedikleri bir konu hakkında, velev ki o konuda tahminleri olsa bile, Allah (c.c)’a kesinlikle bir cevab vermeyeceklerdir.

Rasullere bağlı olan alim ve müslümanların ahlakı da işte böyle olmalı ve hakkında bilgi sahibi olmadıkları hiçbir meselede cevab vermemelidirler. Hele bu bilgisizlikleri, Allah (c.c)’ın şeriatiyle ilgili herhangi bir konuda ise o zaman bu hususta daha titiz davranmalı, Allah (c.c)’ın şeriati hakkında bilmeden, aceleci davranarak, delilsizce veya delillere tam vakıf olmadan bir fetva vermemelidirler. Gerçek alimlerin takınacağı tavır işte böyle olmalıdır.

Maalesef zamanımızda öyle alim taslakları vardır ki bunlar, halk ne sorarsa, ister sorunun cevabını deliliyle bilsinler isterse bilmesinler muhakkak cevab verirler. Bu alim taslaklarının sözlüğünde, hakkında bilgi sahibi olmadıkları konularda, “bilmiyorum” demek yoktur. Çünkü cevabını bilmedikleri soruya karşılık “bilmiyorum” dediklerinde, halkın kendileri hakkında “bu alim değildir” diyeceğini sanırlar. Bu sapık düşünceleri sebebiyle Allah (c.c)’tan korkmadan ve Allah (c.c)’a karşı kıyamette nasıl hesab vereceklerini hiç düşünmeden, bilmedikleri konularda hiç tereddüt etmeden cevab verirler.

İnsanlar içerisinde, insanlar için en tehlikeli ve en zararlı olan kimseler, işte bunlardır. Zira insanların çoğu bunlar sebebiyle sapar. İşte böylelerinin azabı, elbette herkesten daha fazladır.

İslam şeriatinin yürürlükten kaldırıldığı ve tagutlara müslüman maskesi giydirildiği şu zamanımızda, böyle alim taslakları çoğalmıştır. Çünkü tagutların böyle alim taslaklarına çok ihtiyacı vardır. Zira bunlar, onların islam rengindeki maskeleridir. Bu sebeble tagut, bu şarlatanları muhafaza eder, onlara bolca mal ve mevki verir. Hatta tagutlar, kendilerinin müslüman olduğu konusunda halkı daha iyi ve güzel kandırabilmeleri, bu yöndeki rollerini daha gerçekçi oynamaları için bu şarlatanlara “alim”, “allame”, “doktor”, “profesör” vs gibi ünvanlar verirler.

O halde gerçek müslümanlara düşen ilk görev; bu gibi alim taslaklarının maskelerini düşürmek, onların layık oldukları seviyeyi halka en güzel şekilde göstermek ve böylece halkı saptıran en büyük etkenleri ortadan kaldırmaktır.

Bunu yapmak için gerekli olan en etkili silah ise ilimdir. Bu sebeble, İslam şeriatiyle alakalı gerçek ilmi yaymak gerekir. Ancak bu ilim yayılırsa, sahte alimlerin gerçek seviyeleri ortaya çıkar, neyin ve kimin yani, İslam’ın mı yoksa şeytanın mı profösörü oldukları daha iyi anlaşılır.

Tagutlar ve sahte alimler, bu silahı çok iyi bildikleri için elbette gerçek ilme karşı savaş açacaklar ve bu gerçek ilmin yayılmasını engellemek için ellerindeki bütün imkanları kullanacaklardır.

Fakat kafirler, istedikleri kadar bu konuda çabalasalar, ve bu konuda en süper güçlerini ortaya koysalar, yine de Allah (c.c)’ın nuru muhakkak tamamlanacaktır. Onların güçleri, Allah (c.c)’ın nurunu asla söndüremeyecek ve sonuç muhakkak muttakilerin lehine olacaktır. Bu, Allah (c.c)’ın mü’minlere bir vaadidir ve Allah (c.c) şüphesiz vaadini yerine getirecektir.
 
Üst Alt