Soru İsa (a.s.), Teslise İnanan Hristiyanlara Şefaat Edecek mi?

K Çevrimdışı

kâmrudî

حافظ
İslam-TR Üyesi
Selamun Aleyküm. Maide suresinin son 4 ayetinin mealini okurken aklıma bu soru takıldı.

Soru 1: Maide 118. Ayetteki Hz. İsa(a.s.)'ın temennisi şefaat olarak değerlendirilir mi,
Soru 2: Maide 119. Ayetteki "onlar" ifadesinden kasıt kimlerdir?


Ayetleri aşşağı bırakıyorum

وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُون۪ى وَاُمِّىَ اِلٰهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ ل۪ٓى اَنْ اَقُولَ مَا لَيْسَ ل۪ى بِحَقٍّۜ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُۜ تَعْلَمُ مَا ف۪ى نَفْس۪ى وَلَٓا اَعْلَمُ مَا ف۪ى نَفْسِكَۜ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ‌ـ﴿١١٦‌ـ﴾
116- Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, "Beni ve anamı, Allah'tan başka iki ilâh bilin" diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, "Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.

مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَن۪ى بِه۪ٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ى وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَه۪يدًا مَا دُمْتُ ف۪يهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَن۪ى كُنْتَ اَنْتَ الرَّق۪يبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ شَه۪يدٌ‌ـ﴿١١٧‌ـ﴾
117- Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ‌ـ﴿١١٨‌ـ﴾
118- Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.

قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِق۪ينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ‌ـ﴿١١٩‌ـ﴾
119- (Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.
 
Y Çevrimdışı

yalandunya1990

Üye
İslam-TR Üyesi
Benim bildiğim şu Hz. İsa'nın ümmetinden ona uyanlar da cennetlik olarak öldü. Yani aralarında şirk koşmayanlar ve onun getirdiğine iman ederek ölenler cennet ehli oldu.
Onlar dediği Hz. İsa'nin getirdiği ile amel edip o şekilde ölenler diye düşünüyorum.
 
K Çevrimdışı

kâmrudî

حافظ
İslam-TR Üyesi
Onlar dediği Hz. İsa'nin getirdiği ile amel edip o şekilde ölenler diye düşünüyorum.
Abi, İsa (a.s.) döneminde yaşayıp ona tabi olup Allah'a şirk koşmayanlar zaten cennet ehli buradaki konu farklı.
Yanlış anlamadıysam 119. Ayetteki onlar ifadesinin bu zümre için kullanıldığını söylüyorsun fakat bu ayetten önceki ayetlerde bahsedilen kişiler Teslise inanan kesim Arapça bilmediğim için pek birşey söyleyemem lakin 119. Ayetteki onlar ifadesinin Hz. İsa döneminde yaşayan Hıristiyanları kastediyor olması pek mümkün değil zira o zümreden hiç söz edilmemiş adları falan hiç geçmiyor burada bahsedilen kesim teslise inananlar.

Ayrıca Hz. İsa 118. Ayette aynen şöyle diyor

"اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ‌ـ﴿١١٨‌ـ﴾
118- Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi."

Şimdi 118. Ayetteki onlar kelimesinden kasıt önceki iki ayettende anlaşılacağı gibi teslise inananlar. Hz. İsa Allah'tan bunları bağışlamasını istiyor.
118. Ayetteki onlardan kasıt teslise inananlar iken 119. Ayetteki onlardan kasıt nasıl Hz. İsa doneminde yaşayanlar oluyor?
 
Y Çevrimdışı

yalandunya1990

Üye
İslam-TR Üyesi
Abi, İsa (a.s.) döneminde yaşayıp ona tabi olup Allah'a şirk koşmayanlar zaten cennet ehli buradaki konu farklı.
Yanlış anlamadıysam 119. Ayetteki onlar ifadesinin bu zümre için kullanıldığını söylüyorsun fakat bu ayetten önceki ayetlerde bahsedilen kişiler Teslise inanan kesim Arapça bilmediğim için pek birşey söyleyemem lakin 119. Ayetteki onlar ifadesinin Hz. İsa döneminde yaşayan Hıristiyanları kastediyor olması pek mümkün değil zira o zümreden hiç söz edilmemiş adları falan hiç geçmiyor burada bahsedilen kesim teslise inananlar.

Ayrıca Hz. İsa 118. Ayette aynen şöyle diyor

"اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ‌ـ﴿١١٨‌ـ﴾
118- Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi."

Şimdi 118. Ayetteki onlar kelimesinden kasıt önceki iki ayettende anlaşılacağı gibi teslise inananlar. Hz. İsa Allah'tan bunları bağışlamasını istiyor.
118. Ayetteki onlardan kasıt teslise inananlar iken 119. Ayetteki onlardan kasıt nasıl Hz. İsa doneminde yaşayanlar oluyor?
Evet dediğiniz gibi bu kısma dikkat etmemişim. Bilenler vardır diye düşünüyorum. Umarım dönüş olur.
 
Bin Yusuf Çevrimdışı

Bin Yusuf

İslam-tr Sakini
İslam-TR Üyesi
İbn Teymiyye:
Bu ayetin, İsa’nın (a.s.) şefaat makamında olmadığını, bilakis Allah’ın mutlak hükmünü teslimiyetle kabul ettiğini gösterdiğini belirtir.

Yani Peygamber bile olsa, hiç kimse Allah adına hüküm vermez, veremez. O din gününün sahibidir.
Şefaat bile Allah’ın iznine tabidir, oysaki İsa (a.s) kendisini aradan çekiyor ve tevhidin ve kulluğun gereği hükmü Allah'a bırakıyor.
Ayrıca "... Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür..." ifadesi zaten onlar diye işaret edilenleri yani peygamberleri ve “es-Sâdikûn” (doğru olanları) yani tevhidde ve itikadda doğru olanları kastediyor.

En doğrusunu Allah bilir (وَاللّٰهُ أَعْلَمُ).
 
Voice of Ibn Taymiyyah Çevrimdışı

Voice of Ibn Taymiyyah

Voice of Ibn Taymiyyah
İslam-TR Üyesi
Selamun Aleyküm. Maide suresinin son 4 ayetinin mealini okurken aklıma bu soru takıldı.

Soru 1: Maide 118. Ayetteki Hz. İsa(a.s.)'ın temennisi şefaat olarak değerlendirilir mi,
Soru 2: Maide 119. Ayetteki "onlar" ifadesinden kasıt kimlerdir?


Ayetleri aşşağı bırakıyorum

وَاِذْ قَالَ اللّٰهُ يَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ ءَاَنْتَ قُلْتَ لِلنَّاسِ اتَّخِذُون۪ى وَاُمِّىَ اِلٰهَيْنِ مِنْ دُونِ اللّٰهِۜ قَالَ سُبْحَانَكَ مَا يَكُونُ ل۪ٓى اَنْ اَقُولَ مَا لَيْسَ ل۪ى بِحَقٍّۜ اِنْ كُنْتُ قُلْتُهُ فَقَدْ عَلِمْتَهُۜ تَعْلَمُ مَا ف۪ى نَفْس۪ى وَلَٓا اَعْلَمُ مَا ف۪ى نَفْسِكَۜ اِنَّكَ اَنْتَ عَلَّامُ الْغُيُوبِ‌ـ﴿١١٦‌ـ﴾
116- Allah: Ey Meryem oğlu İsa! İnsanlara, "Beni ve anamı, Allah'tan başka iki ilâh bilin" diye sen mi dedin, buyurduğu zaman o, "Hâşâ! Seni tenzih ederim; hakkım olmayan şeyi söylemek bana yakışmaz. Hem ben söyleseydim sen onu şüphesiz bilirdin. Sen benim içimdekini bilirsin, halbuki ben senin zâtında olanı bilmem. Gizlilikleri eksiksiz bilen yalnızca sensin.

مَا قُلْتُ لَهُمْ اِلَّا مَٓا اَمَرْتَن۪ى بِه۪ٓ اَنِ اعْبُدُوا اللّٰهَ رَبّ۪ى وَرَبَّكُمْۚ وَكُنْتُ عَلَيْهِمْ شَه۪يدًا مَا دُمْتُ ف۪يهِمْۚ فَلَمَّا تَوَفَّيْتَن۪ى كُنْتَ اَنْتَ الرَّق۪يبَ عَلَيْهِمْۜ وَاَنْتَ عَلٰى كُلِّ شَىْءٍ شَه۪يدٌ‌ـ﴿١١٧‌ـ﴾
117- Ben onlara, ancak bana emrettiğini söyledim: Benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin, dedim. İçlerinde bulunduğum müddetçe onlar üzerine kontrolcü idim. Beni vefat ettirince artık onlar üzerine gözetleyici yalnız sen oldun. Sen her şeyi hakkıyle görensin.

اِنْ تُعَذِّبْهُمْ فَاِنَّهُمْ عِبَادُكَۚ وَاِنْ تَغْفِرْ لَهُمْ فَاِنَّكَ اَنْتَ الْعَز۪يزُ الْحَك۪يمُ‌ـ﴿١١٨‌ـ﴾
118- Eğer kendilerine azap edersen şüphesiz onlar senin kullarındır (dilediğini yaparsın). Eğer onları bağışlarsan şüphesiz sen izzet ve hikmet sahibisin" dedi.

قَالَ اللّٰهُ هٰذَا يَوْمُ يَنْفَعُ الصَّادِق۪ينَ صِدْقُهُمْۜ لَهُمْ جَنَّاتٌ تَجْر۪ى مِنْ تَحْتِهَا الْاَنْهَارُ خَالِد۪ينَ ف۪يهَٓا اَبَدًاۜ رَضِىَ اللّٰهُ عَنْهُمْ وَرَضُوا عَنْهُۜ ذٰلِكَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُ‌ـ﴿١١٩‌ـ﴾
119- (Bu konuşmadan sonra) Allah şöyle buyuracaktır: Bu, doğrulara, doğruluklarının fayda vereceği gündür. Onlara, içinde ebedî kalacakları, zemininden ırmaklar akan cennetler vardır. Allah onlardan razı olmuştur, onlar da O'ndan razı olmuşlardır. İşte büyük kurtuluş ve kazanç budur.
Aleykum selam

Soru 1: Maide 118’de Hz. İsa’nın sözü klasik anlamda şefaat talebi değildir. O, belirli bir bağışlanma istememekte; hükmü tamamen Allah’ın iradesine bırakıp O’nun adalet ve hikmetini teslimiyetle dile getirmektedir. Bu, dua ve teslimiyettir; şefaat ise izinle ve belirli şartlarla olur.
Soru 2: 119. ayetteki “onlar”, kıyamet günü sözlerinde sadık çıkan müminlerdir; özellikle peygamberler ve onlara samimiyetle uyanlardır. Doğrulukları o gün kendilerine fayda verir.
 
K Çevrimdışı

kâmrudî

حافظ
İslam-TR Üyesi
Geri
Üst Ana Sayfa Alt