Mekke Müşriklerinin Allah Inancı Ve Şirk

mehmed cihad

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Acaba Mekke müşriklerinin nasıl bir Allah inancı vardı ? Onlar elbetteki bazılarının zannettiği gibi Allah’ı inkar etmiyor, hatta bu zann içinde bulunanlardan daha iyi Allah’ı tavsif ediyorlardı.

“Andolsun, onlara: "Gökleri ve yeri kim yarattı?" diye soracak olsan, tartışmasız: "Onları üstün ve güçlü (aziz) olan, bilen (Allah) yarattı" diyecekler.” (43/Zuhruf, 9)

“Andolsun, onlara: "Kendilerini kim yarattı?" diye soracak olsan, elbette: "Allah" diyecekler. Öyleyse nasıl olur da çevriliyorlar?” (43/Zuhruf, 87)

“Andolsun onlara: "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?" diye soracak olursan, şüphesiz: "Allah" diyecekler. De ki: "Hamd Allah'ındır." Hayır, onların çoğu akletmiyorlar.” (29/Ankebut, 63)



“De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin: ) Yeryüzü ve onun içinde olanlar kimindir?"
"Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Yine de öğüt alıp düşünmeyecek misiniz?"
De ki: "Yedi göğün Rabbi ve büyük Arş'ın Rabbi kimdir?"
"Allah'dır" diyecekler. De ki: "Yine de sakınmayacak mısınız?"
De ki: "Eğer biliyorsanız (söyleyin: ) Her şeyin melekutu (mülk ve yönetimi) kimin elindedir? Ki O, koruyup kolluyorken kendisi korunmuyor." "Allah'ındır" diyecekler. De ki: "Öyleyse nasıl oluyor da böyle büyüleniyorsunuz?"” (23/Mu'minun, 84-89)

Müşrikler kendilerinin yaratanın Allah olduğunu biliyorlardı...

Onların Şirki Neydi Öyleyse ?

Onların şirki Amr bin Luhayy'ın şu cümlesiyle özetleniyor: “Allah çok yüce bir varlık... Biz çok günahkarız, O'na aracısız ibadet edemeyiz. Onun için heykellerini dikmiş olduğumuz bu evliyalar ve melekleri Allah ile aramızda aracı kılmalıyız.”
(Ayrıca bkz: Zumer, 3)

Ve şu sözleriyle: “Allah'ı bırakıp kendilerine zarar vermeyecek ve yararları dokunmayacak şeylere kulluk ederler ve: "Bunlar Allah katında bizim şefaatçilerimizdir" derler. De ki: "Siz, Allah'a, göklerde ve yerde bilmediği bir şey mi haber veriyorsunuz? O, sizin şirk koştuklarınızdan uzak ve yücedir."” (10/Yunus, 18)

Mekkeli müşriklerin, Kabe’yi tavaf ederken söyledikleri şu sözler de onların ahmaklıklarını ele veriyor: “Emret Allah’ım, Senin hiçbir ortağın yoktur. Yalnız bir ortağın* vardır ki, onun da bütün yetkilerinin de sahibi sensin.” ( Müslim, Hacc, 3, 22-1185)
* Kabe’nin etrafındaki her put bir kabileye aitti. Her biri kendi putu aracılığı ile Allah’a ulaşmaya çalıştığından her müşriğin bir putu vardı.

Tıpkı günümüz tarikatçılarının dediği gibi: “Biz evliyadan yardım istiyoruz, ancak O’na bu yetkiyi veren ve bu yetkinin sahibi Allah’tır. ”

İşte Mekke müşrikleri de böyle düşünmüştü.. Putları tanıyalım..

“Put” deyince insanların aklına (!) hepsinin birer kafir, müşrik ve sapık insanın heykellerinin dikilmesiyle oluşan taş yığınları geliyor..

Acaba bu adına put dikilen insanlar gerçekten kafir, sapık insanlar mıydı ?

Adına Put dikilen “LAT”ı tanıyalım :

“Siz de gördünüz değil mi Lât ve Uzzâ'yı ve üçüncü olarak da Menâtı Uhrâ'yı?" (Necm 19-20)


Bize Ebû'l-Cevzâ tahdîs etti ki, îbn Abbâs (ra) Yüce Allah'ın "el-Lât vel-Uzzâ" kavli hakkında:
"el-Lât hacılara su ile sevîk bulamacı karan bir adam idi" demiştir.
(Sahih-i Buhari, Tefsir Bölümü, 287, Necm Suresi)



"Ve dediler ki: Kendi ilahlarınızı bırakmayın; bırakmayın ne Vedd'i, ne Suva'ı, ne Yeğus'u, ne Ye'uk'u ve ne de Nesr'i." (71/Nuh, 23)


İbnu Cureyc şöyle demiştir: Ve Atâ el-Hurâsânî, İbn Abbâs(ra)'tan olmak üzere şöyle dedi: "Nûh kavmindeki vesenler, son*radan Arab kavminde oldu. Vedd putuna gelince; o, Devmetu'l-Cendel'de Kelb kabilesinin idi. Suvâ' putu, Huzeyl kabilesinin idi. Yeûs, Murad kabilesinin, sonra da Yemen'in Sebe' şehrinin yanında el-Cevf mevkiinde Gutayf oğulları'nın idi. Yeûk, Yemenli bir kabîle olan Hemdân'ın idi. Nesr de Hımyer'in Zu'l-Kelâ' hanedanının idi. Bu isimler esasen Nûh kavminden bâzı sâlih adamların isimleridir. Bu iyi kimseler vefat ettikleri zaman şeytân onların mensûb oldukla*rı kavimlerine, bunların adlarına, hayâtlarında oturageldikleri mevkilere birtakım putlar dikin ve onlara bu adamların isimlerini verin diye vahyetmiştir. Onlar da putları dikmişler ve bunlara o iyi kimse*lerin adlarını vermişlerdir. Bu heykellere ilk zamanlarda ibâdet edil*memiştir. Nihayet bunları dikmiş olan nesiller vefat ettikleri ve bunlarla ilgili bilgiler neshedilip unutulduğu zaman, cehaletle bunla*ra tapılmıştır."
(Buhari, Tefsir, 440)

(M. Özen, İslamın Yolu ve Tarikatların Yolu, s. 11-14)
 

Şu an bu konuyu görüntüleyenler (Kullanıcı: 0, Ziyaretçi: 1)

Üst Alt