Neler yeni
İslami Forum, Dini Forum, islami site, islami sohbet, radyo, islami bilgiler

İslam-tr.org'a hoş geldiniz! Hemen üye olun ve kendi konularınızı, düşüncelerinizi paylaşarak bu platforma katılın. Oturum açtıktan sonra, İslam dini, tarih ve güncel konularla ilgili paylaşımlarda bulunabilirsiniz.

Soru Müslümanlar Olarak Nasıl Birlik Olabiliriz?

Molla_Omer_Faruk Çevrimdışı

Molla_Omer_Faruk

لا اله الا الله محمد رسول الله
İslam-TR Üyesi
Selamun aleyküm rahmetullahi ve beraketü abilerim kardeşlerim. Bugün sizlere çok mühim bir konu hakkında bahsetmek ve fikrinizi almak isterim. Müslümanın gayesi nedir? Kur’an-ı Kerim’in hükümlerini kendisi ve yeryüzü üzerinde hakim kılmak değil midir? İşte bu gaye için mücadele etmemiz gerektiğini hepimiz biliyoruz.

Şu anda müslümanların en büyük sorunu bir birlik halinde olamamalarıdır. İslam devletinin kurulması için müslümanlar birlik ve beraberlik içinde hareket etmelidir. Bu birlik ve beraberlik için bizlerin atması gereken ilk adım kendi topraklarımızda bulunan ve bu uğurda mücadele veren tevhidi cemaatleri tek bir çatı altına toplamalıyız. Türkiye’de de bilinen bilinmeyen irili ufaklı birçok cemaat, örgüt, dernek, kurum ve kuruluş var. Bir düşünün kardeşlerim Türkiye’de bulunan tevhidi cemaatlerin hepsinin tek bir çatı altında, tek bir cemaat oluşturduğunu düşünün. Sadece Türkiye değil elbet. Tüm islam aleminin islami uyanış cemaatini düşünün.

Bu sizlere bir hayal bir fikir gibi gelebilir . Diyebilirsiniz cemaatler arası fikir ayrılıkları bir hayli fazla. Fakat ben size şu hadisi söylemek istiyorum;

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)

Bu hadisi çoğumuz biliyoruzdur. Bir vücud gibi birlik olmanın şartı nedir kardeşlerim? Mümin olmaktır elbet. Mümin olmanın şartıda Tevhiddir. Tevhid ehli olan müminlerin birlik olmasında hiçbir sakınca yoktur aksine hayır vardır Yüce Allah’ın (c.c.) izniyle. Ve birlik olan müslümanlar İnşallah birbirlerinin de hem dini hem de çeşitli alanarda eksikliklerini gidereceklerdir.

Bu fikir sadece teoride kalmayıp pratiğe geçecek inşallah. Allah’ın (c.c.) izniyle ilk adım olarak bunun için çalışacağım. İnanın hepinizin ilmi benden yüksek. Hepiniz benden daha ilim sahibi müminlersiniz. Benim daha çok eksiğim var fakat İslam Devletinin kurulması için illaki bir adım atılması gerekiyor. Ve ben ilk adımın bu olması gerektiğini düşünüyorum. Hepimiz bu adım için uğraş verirsek inşallah İslam Devleti için bir adım olur. Sizlerin de fikirlerini öğrenmek isterim.
 
Son düzenleme:
Alketa Çevrimdışı

Alketa

2024 Resmi Kitap Sponsoru
İslam-TR Üyesi
Sanirim bu soru son 100 yildir soruluyor. Icraatler ise genelde bolgesel ve yetersiz kaliyor.
Zira ahlaki cokus ve dibe vurus duzelmedigi surece bir 100 yil daha devam eder.
Tek uzuldugum soru soran kisilerin şevkle bir sey yapmak, katilmak, aktif olmak isterken zamanla herkesleşip bir sey yapilamamasina seyirci kalma duygusu icinde kalmasi.
 
Muqarrab Çevrimdışı

Muqarrab

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Ne zaman Allahu Teala nın Kitabına ve Rasulunun sallallahu aleyhi ve sellem in sünnetine uyarsak o zaman Allahu alem.

Rasulullah (s.a.v.)' ın bir hadisi var, şöyle ki:

“Yemek yiyenlerin sofralarına birbirlerini çağırdıkları gibi, çeşitli ümmetlerin sizin aleyhinize birleşmeleri yaklaşmaktadır. Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! O gün (sayıca) az olacağımızdan mı (aleyhimizde birleşecekler)? diye sordu. Resûlullah (s.a.v) “Hayır, bilakis o gün (sayıca) çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük ve çerçöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanınızın kalbinden size karşı duyduğu “mehâbeti” (korkuyu) çekip alacak ve kalbinize “vehn” (zafiyet) atacak (bu sebeple düşmanınız sizden çekinmeyecek ve korkmayacak) tır” buyurdu. Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! “vehn” nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” diye cevap verdi.” (Ebû Dâvûd, Sünen, Melâhim)

Şimdi bu hadisi şerifte mü’minlere “Vehn” uyarısı yapılıyor. Özetle Rasulullah “Kalbinize vehn düşerse mehabetiniz kaybolur, sayıca çok olsanız bile çer-çöpe dönüşürsünüz, düşmanlar başınıza üşüşür” buyuruyor. “Vehn”i ise “Dünya sevgisi ve ölüm korkusu” olarak ifade buyuruyor.

Çok iyi anlıyoruz ki “Vehn” bir “Kalb problemi”dir. Buradaki “Dünya sevgisi” de, bünyesinde bir dünya kalbî zaafı barındırır, ölüm korkusu da...

1 milyar 700 milyonluk nüfusuna rağmen çer-çöpe dönüşmüş bir İslam dünyasından söz ediliyorsa, ortada külliyyen yaşanan bir kalb sancısı var demektir.

1 milyar 700 milyonluk kütle.

Bu kütle dışardan bakıldığında “Müslüman” olarak görülüyor, bu açık. Ama çer – çöplük de var, öyleyse kalbe bakmak lazım, beyne bakmak lazım. Kişilik dokularımızı, bu işin manyetik rezonansı her ne ise, onunla taramak, kendi kendimizi görmek ve kistleşmiş noktalara neşter atmak lazım.

Nedir bir Müslüman için kişiliğini tarayabileceği sistem?

Nefis muhasebesidir belki. Kendisi ile hesaplaşmaktır.

Tevbeye soyunmaktır.

İstiğfara yönelmektir.

Eline, koluna, gözüne, kulağına, ayaklarına, beynine, kalbine bakmaktır.

Amel defterine dünlerde nelerin yazıldığına bakmaktır. Yazıcı meleklerin kalem cızırtılarının farkında olmaktır.
 
Ummu Aişe Çevrimdışı

Ummu Aişe

حسبنا الله ونعم الوكيل
Site Emektarı
Nedir bir Müslüman için kişiliğini tarayabileceği sistem?

Nefis muhasebesidir belki. Kendisi ile hesaplaşmaktır.

Tevbeye soyunmaktır.

İstiğfara yönelmektir.

Eline, koluna, gözüne, kulağına, ayaklarına, beynine, kalbine bakmaktır.

Amel defterine dünlerde nelerin yazıldığına bakmaktır. Yazıcı meleklerin kalem cızırtılarının farkında olmaktır.
Ek olarak;

Sahabede olup, bizde pek kuvvetli olmayan bir şey:

Onlar gaybe; gözleriyle görüyor, kulaklarıyla duyuyormuşcasına inanıyordu.

Bunun için cennet ve cehennemle ilgili ayetlerin üzerinde daha çok durulmasını tavsiye ederim. Hatta genel olarak tüm ayetleri daha derin tefekkür etmek gerek. Bilgi zihinden gelip geçmemeli, kalbe inmeli ve orda yer etmeli. Hani neydi o ayet? "Henüz iman kalplerinize inmedi" diyordu Rabbimiz... İşte çoğumuzun iman durumu tam olarak bu şekilde diye düşünüyorum. Ve Kur'an'da Allah'ın yardımının kimlere vaad edildiğini hatırlayın? İman edenlere...

Ama bizler müslümanız, sadece müslüman... İmanımızı ispatlarsak o zaman Allah'ın yardımı da gelir ve ama dikkat: o ispat sınanma ile oluyor. Sınanmaya hazır mıyız? (Bunun cevabı herkes için kendi nefsinde verilmeli)
 
Muqarrab Çevrimdışı

Muqarrab

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Ek olarak;

Sahabede olup, bizde pek kuvvetli olmayan bir şey:

Onlar gaybe; gözleriyle görüyor, kulaklarıyla duyuyormuşcasına inanıyordu.

Bunun için cennet ve cehennemle ilgili ayetlerin üzerinde daha çok durulmasını tavsiye ederim. Hatta genel olarak tüm ayetleri daha derin tefekkür etmek gerek. Bilgi zihinden gelip geçmemeli, kalbe inmeli ve orda yer etmeli. Hani neydi o ayet? "Henüz iman kalplerinize inmedi" diyordu Rabbimiz... İşte çoğumuzun iman durumu tam olarak bu şekilde diye düşünüyorum. Ve Kur'an'da Allah'ın yardımının kimlere vaad edildiğini hatırlayın? İman edenlere...

Ama bizler müslümanız, sadece müslüman... İmanımızı ispatlarsak o zaman Allah'ın yardımı da gelir ve ama dikkat: o ispat sınanma ile oluyor. Sınanmaya hazır mıyız? (Bunun cevabı herkes için kendi nefsinde verilmeli)
Forumda eğitici, ibret verici... tüm yazıların için bu da dahil parmaklarına sağlık ablam )
 
Molla_Omer_Faruk Çevrimdışı

Molla_Omer_Faruk

لا اله الا الله محمد رسول الله
İslam-TR Üyesi
Sanirim bu soru son 100 yildir soruluyor. Icraatler ise genelde bolgesel ve yetersiz kaliyor.
Zira ahlaki cokus ve dibe vurus duzelmedigi surece bir 100 yil daha devam eder.
Tek uzuldugum soru soran kisilerin şevkle bir sey yapmak, katilmak, aktif olmak isterken zamanla herkesleşip bir sey yapilamamasina seyirci kalma duygusu icinde kalmasi.
Çok doğru demişsiniz. Müslümanlar olarak sadece belli bir kesime değil tüm müslümanlara hitap etmeliyiz. Allah şevkimizi daim kılsın. Biz birlikte hareket edersek Allah (c.c.) müslümanlara güç kuvvet verir
 
Molla_Omer_Faruk Çevrimdışı

Molla_Omer_Faruk

لا اله الا الله محمد رسول الله
İslam-TR Üyesi
Ne zaman Allahu Teala nın Kitabına ve Rasulunun sallallahu aleyhi ve sellem in sünnetine uyarsak o zaman Allahu alem.

Rasulullah (s.a.v.)' ın bir hadisi var, şöyle ki:

“Yemek yiyenlerin sofralarına birbirlerini çağırdıkları gibi, çeşitli ümmetlerin sizin aleyhinize birleşmeleri yaklaşmaktadır. Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! O gün (sayıca) az olacağımızdan mı (aleyhimizde birleşecekler)? diye sordu. Resûlullah (s.a.v) “Hayır, bilakis o gün (sayıca) çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük ve çerçöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanınızın kalbinden size karşı duyduğu “mehâbeti” (korkuyu) çekip alacak ve kalbinize “vehn” (zafiyet) atacak (bu sebeple düşmanınız sizden çekinmeyecek ve korkmayacak) tır” buyurdu. Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! “vehn” nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” diye cevap verdi.” (Ebû Dâvûd, Sünen, Melâhim)

Şimdi bu hadisi şerifte mü’minlere “Vehn” uyarısı yapılıyor. Özetle Rasulullah “Kalbinize vehn düşerse mehabetiniz kaybolur, sayıca çok olsanız bile çer-çöpe dönüşürsünüz, düşmanlar başınıza üşüşür” buyuruyor. “Vehn”i ise “Dünya sevgisi ve ölüm korkusu” olarak ifade buyuruyor.

Çok iyi anlıyoruz ki “Vehn” bir “Kalb problemi”dir. Buradaki “Dünya sevgisi” de, bünyesinde bir dünya kalbî zaafı barındırır, ölüm korkusu da...

1 milyar 700 milyonluk nüfusuna rağmen çer-çöpe dönüşmüş bir İslam dünyasından söz ediliyorsa, ortada külliyyen yaşanan bir kalb sancısı var demektir.

1 milyar 700 milyonluk kütle.

Bu kütle dışardan bakıldığında “Müslüman” olarak görülüyor, bu açık. Ama çer – çöplük de var, öyleyse kalbe bakmak lazım, beyne bakmak lazım. Kişilik dokularımızı, bu işin manyetik rezonansı her ne ise, onunla taramak, kendi kendimizi görmek ve kistleşmiş noktalara neşter atmak lazım.

Nedir bir Müslüman için kişiliğini tarayabileceği sistem?

Nefis muhasebesidir belki. Kendisi ile hesaplaşmaktır.

Tevbeye soyunmaktır.

İstiğfara yönelmektir.

Eline, koluna, gözüne, kulağına, ayaklarına, beynine, kalbine bakmaktır.

Amel defterine dünlerde nelerin yazıldığına bakmaktır. Yazıcı meleklerin kalem cızırtılarının farkında olmaktır.
Aynen öyle kardeşim. Kur'an-ı Kerim ve sünneti dünya üzerinde hakim kılmak için kendimiz üzerinde hakim kılmalıyız
 
AbdussametTuna1 Çevrimdışı

AbdussametTuna1

Şirke rızam yoktur
İslam-TR Üyesi
Ne zaman Allahu Teala nın Kitabına ve Rasulunun sallallahu aleyhi ve sellem in sünnetine uyarsak o zaman Allahu alem.

Rasulullah (s.a.v.)' ın bir hadisi var, şöyle ki:

“Yemek yiyenlerin sofralarına birbirlerini çağırdıkları gibi, çeşitli ümmetlerin sizin aleyhinize birleşmeleri yaklaşmaktadır. Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! O gün (sayıca) az olacağımızdan mı (aleyhimizde birleşecekler)? diye sordu. Resûlullah (s.a.v) “Hayır, bilakis o gün (sayıca) çok olacaksınız. Fakat selin üzerindeki köpük ve çerçöp gibi olacaksınız. Allah, düşmanınızın kalbinden size karşı duyduğu “mehâbeti” (korkuyu) çekip alacak ve kalbinize “vehn” (zafiyet) atacak (bu sebeple düşmanınız sizden çekinmeyecek ve korkmayacak) tır” buyurdu. Ashaptan biri “Ey Allah’ın Resûlü! “vehn” nedir?” diye sordu. Bunun üzerine Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem “dünya sevgisi ve ölüm korkusu” diye cevap verdi.” (Ebû Dâvûd, Sünen, Melâhim)

Şimdi bu hadisi şerifte mü’minlere “Vehn” uyarısı yapılıyor. Özetle Rasulullah “Kalbinize vehn düşerse mehabetiniz kaybolur, sayıca çok olsanız bile çer-çöpe dönüşürsünüz, düşmanlar başınıza üşüşür” buyuruyor. “Vehn”i ise “Dünya sevgisi ve ölüm korkusu” olarak ifade buyuruyor.

Çok iyi anlıyoruz ki “Vehn” bir “Kalb problemi”dir. Buradaki “Dünya sevgisi” de, bünyesinde bir dünya kalbî zaafı barındırır, ölüm korkusu da...

1 milyar 700 milyonluk nüfusuna rağmen çer-çöpe dönüşmüş bir İslam dünyasından söz ediliyorsa, ortada külliyyen yaşanan bir kalb sancısı var demektir.

1 milyar 700 milyonluk kütle.

Bu kütle dışardan bakıldığında “Müslüman” olarak görülüyor, bu açık. Ama çer – çöplük de var, öyleyse kalbe bakmak lazım, beyne bakmak lazım. Kişilik dokularımızı, bu işin manyetik rezonansı her ne ise, onunla taramak, kendi kendimizi görmek ve kistleşmiş noktalara neşter atmak lazım.

Nedir bir Müslüman için kişiliğini tarayabileceği sistem?

Nefis muhasebesidir belki. Kendisi ile hesaplaşmaktır.

Tevbeye soyunmaktır.

İstiğfara yönelmektir.

Eline, koluna, gözüne, kulağına, ayaklarına, beynine, kalbine bakmaktır.

Amel defterine dünlerde nelerin yazıldığına bakmaktır. Yazıcı meleklerin kalem cızırtılarının farkında olmaktır.
Eyvallah eyvallah ahim.. Allah razı olsun
 
Molla_Omer_Faruk Çevrimdışı

Molla_Omer_Faruk

لا اله الا الله محمد رسول الله
İslam-TR Üyesi
Ek olarak;

Sahabede olup, bizde pek kuvvetli olmayan bir şey:

Onlar gaybe; gözleriyle görüyor, kulaklarıyla duyuyormuşcasına inanıyordu.

Bunun için cennet ve cehennemle ilgili ayetlerin üzerinde daha çok durulmasını tavsiye ederim. Hatta genel olarak tüm ayetleri daha derin tefekkür etmek gerek. Bilgi zihinden gelip geçmemeli, kalbe inmeli ve orda yer etmeli. Hani neydi o ayet? "Henüz iman kalplerinize inmedi" diyordu Rabbimiz... İşte çoğumuzun iman durumu tam olarak bu şekilde diye düşünüyorum. Ve Kur'an'da Allah'ın yardımının kimlere vaad edildiğini hatırlayın? İman edenlere...

Ama bizler müslümanız, sadece müslüman... İmanımızı ispatlarsak o zaman Allah'ın yardımı da gelir ve ama dikkat: o ispat sınanma ile oluyor. Sınanmaya hazır mıyız? (Bunun cevabı herkes için kendi nefsinde verilmeli)
Tabiki . Sahabedeki bu güçlü iman birbirlerini sevmelerini de sağladı . İnşallah biz de imanımızı arttıracak şeyler yapalım
Ek olarak;

Sahabede olup, bizde pek kuvvetli olmayan bir şey:

Onlar gaybe; gözleriyle görüyor, kulaklarıyla duyuyormuşcasına inanıyordu.

Bunun için cennet ve cehennemle ilgili ayetlerin üzerinde daha çok durulmasını tavsiye ederim. Hatta genel olarak tüm ayetleri daha derin tefekkür etmek gerek. Bilgi zihinden gelip geçmemeli, kalbe inmeli ve orda yer etmeli. Hani neydi o ayet? "Henüz iman kalplerinize inmedi" diyordu Rabbimiz... İşte çoğumuzun iman durumu tam olarak bu şekilde diye düşünüyorum. Ve Kur'an'da Allah'ın yardımının kimlere vaad edildiğini hatırlayın? İman edenlere...

Ama bizler müslümanız, sadece müslüman... İmanımızı ispatlarsak o zaman Allah'ın yardımı da gelir ve ama dikkat: o ispat sınanma ile oluyor. Sınanmaya hazır mıyız? (Bunun cevabı herkes için kendi nefsinde verilmeli)
Allah razı olsun ablacığım. Doğru diyorsunuz. Sahabede bulunan bu bilinci kendimize edinmeye çalışmalıyız. Her davranışımızda dünyaya gelişimizin asıl amacını hatırlayarak hareket edersek doğru yoldan sapmayız inşallah.
 
Öğrenen Müslüman Çevrimdışı

Öğrenen Müslüman

İyi Bilinen Üye
İslam-TR Üyesi
Benim fikrim tüm hocalar birlikte münazara. Karşılıklı oturup konuşulacak şekilde. Aradaki ihtilaf böyle çözülebilir diye tahmin ediyorum. Çünkü Kur'an ve Sünnet'e uymak evet önemli ama sufi ye de sorsanız, Tevhid ehli'ne de sorsanız, harici'ye de sorsanız Ehli Sünnet diyecektir kendine. Nasıl ki hadis inkarcılarıyla, hadis savunucuları karşı karşıya gelince hadis inkarcıları yeniliyor; doğru olanın karşısında batıl yenilecektir. Selefi de Halefi de Harici de Sofi de hocalarıyla gelsin ve delilleriyle konuşsun. Eğer ki ayet ve hadisler hakkında kendi yorumunu katıyorsa zaten karşılıklı konuşmada bu açığa çıkacaktır. Aradaki ihtilaf bittiği zaman düşmanlık da biter. Düşmanlık biterse birleşme başlar. Müslümanlar birleşince inşeAllah kafir bize bir şey yapamaz.

وَقُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُۜ اِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا
De ki: “Hak geldi. Batıl zail oldu. Şüphesiz ki batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
(17/İsrâ, 81)
 
Molla_Omer_Faruk Çevrimdışı

Molla_Omer_Faruk

لا اله الا الله محمد رسول الله
İslam-TR Üyesi
Benim fikrim tüm hocalar birlikte münazara. Karşılıklı oturup konuşulacak şekilde. Aradaki ihtilaf böyle çözülebilir diye tahmin ediyorum. Çünkü Kur'an ve Sünnet'e uymak evet önemli ama sufi ye de sorsanız, Tevhid ehli'ne de sorsanız, harici'ye de sorsanız Ehli Sünnet diyecektir kendine. Nasıl ki hadis inkarcılarıyla, hadis savunucuları karşı karşıya gelince hadis inkarcıları yeniliyor; doğru olanın karşısında batıl yenilecektir. Selefi de Halefi de Harici de Sofi de hocalarıyla gelsin ve delilleriyle konuşsun. Eğer ki ayet ve hadisler hakkında kendi yorumunu katıyorsa zaten karşılıklı konuşmada bu açığa çıkacaktır. Aradaki ihtilaf bittiği zaman düşmanlık da biter. Düşmanlık biterse birleşme başlar. Müslümanlar birleşince inşeAllah kafir bize bir şey yapamaz.

وَقُلْ جَٓاءَ الْحَقُّ وَزَهَقَ الْبَاطِلُۜ اِنَّ الْبَاطِلَ كَانَ زَهُوقًا
De ki: “Hak geldi. Batıl zail oldu. Şüphesiz ki batıl, yok olmaya mahkûmdur.”
(17/İsrâ, 81)
Bence de öyle yapılmalı. Ve bu birlik sağlanırsa devamında bu şekilde yapılarak müslümanların dini anlamda bilgi eksiklikleri ve doğru bilinen yanlışlar düzeltilebilir. İnşaAllah eninde sonunda bu birlik sağlanacak ve müminler kafirlere büyük bir darbe indirecek. Allah senden razı olsun kardeşim benim
 
ALLAH'a kul Çevrimdışı

ALLAH'a kul

Yeni Üye
İslam-TR Üyesi
Selamun aleyküm rahmetullahi ve beraketü abilerim kardeşlerim. Bugün sizlere çok mühim bir konu hakkında bahsetmek ve fikrinizi almak isterim. Müslümanın gayesi nedir? Kur’an-ı Kerim’in hükümlerini kendisi ve yeryüzü üzerinde hakim kılmak değil midir? İşte bu gaye için mücadele etmemiz gerektiğini hepimiz biliyoruz.

Şu anda müslümanların en büyük sorunu bir birlik halinde olamamalarıdır. İslam devletinin kurulması için müslümanlar birlik ve beraberlik içinde hareket etmelidir. Bu birlik ve beraberlik için bizlerin atması gereken ilk adım kendi topraklarımızda bulunan ve bu uğurda mücadele veren tevhidi cemaatleri tek bir çatı altına toplamalıyız. Türkiye’de de bilinen bilinmeyen irili ufaklı birçok cemaat, örgüt, dernek, kurum ve kuruluş var. Bir düşünün kardeşlerim Türkiye’de bulunan tevhidi cemaatlerin hepsinin tek bir çatı altında, tek bir cemaat oluşturduğunu düşünün. Sadece Türkiye değil elbet. Tüm islam aleminin islami uyanış cemaatini düşünün.

Bu sizlere bir hayal bir fikir gibi gelebilir . Diyebilirsiniz cemaatler arası fikir ayrılıkları bir hayli fazla. Fakat ben size şu hadisi söylemek istiyorum;

“Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” (Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Birr, 66)

Bu hadisi çoğumuz biliyoruzdur. Bir vücud gibi birlik olmanın şartı nedir kardeşlerim? Mümin olmaktır elbet. Mümin olmanın şartıda Tevhiddir. Tevhid ehli olan müminlerin birlik olmasında hiçbir sakınca yoktur aksine hayır vardır Yüce Allah’ın (c.c.) izniyle. Ve birlik olan müslümanlar İnşallah birbirlerinin de hem dini hem de çeşitli alanarda eksikliklerini gidereceklerdir.

Bu fikir sadece teoride kalmayıp pratiğe geçecek inşallah. Allah’ın (c.c.) izniyle ilk adım olarak bunun için çalışacağım. İnanın hepinizin ilmi benden yüksek. Hepiniz benden daha ilim sahibi müminlersiniz. Benim daha çok eksiğim var fakat İslam Devletinin kurulması için illaki bir adım atılması gerekiyor. Ve ben ilk adımın bu olması gerektiğini düşünüyorum. Hepimiz bu adım için uğraş verirsek inşallah İslam Devleti için bir adım olur. Sizlerin de fikirlerini öğrenmek isterim.
 
Üst Ana Sayfa Alt